|
 |
|
 |

|

|
|
 |
|
|
|
Sahaflar'dan Berlin'e
1970'li yıllarda aşık olduğum İstanbul'umun
"Sahaflar Çarşısı"ndaki kitap kokusuyla büyüdüm.
1980 yılında geldiğim Berlin'de beni bir süre
kitap kokularından ayıran Kimya öğrenimi yaptım.
İstanbul'a olan hasretim beni şiire yöneltti.
Derken kendimi gazeteciliğin içinde buluverdim.
Milliyet, Sabah, 8.Gün ve Cumhuriyet (Hafta)
gazetelerinde politika, eğitim, kültür ve sanat
haberleri yazdım ve söyleşiler yaptım. 5 yıldır
Haber müdürü olduğum
Merhaba
dergisinde sanat ve kültür haberleri yazıyor,
Türkiye'den gelen tiyatro sanatçılarımız ve
Almanya'da sesini duyuran tiyatro sanatçısı
gençlerimizle söyleşiler yapıyor, kültür
metropolü olan Berlin'deki sanat ve kültür
etkinliklerini duyurmaya çalışıyorum.
KULİS
adını verdiğim bu köşemde Türk Tiyatrosu'na
emeği geçmiş sanatçılarımızla yapmış olduğum ve
yapacağım sohbetlerimi sizlerle paylaşacağım
için sevinçliyim... sizlere Merhaba
ADEM DURSUN / BERLİN |
|
|
|
|
Alman
tiyatrosunda Türk ismini duyuracak bir
sanatçımız:
Dilruba Saatçi
2001 senesinde yazdığım bir
yazıda kendisinden "Berlin Türk
tiyatrosuna yeni bir ses ve soluk getiren
sanatçı" diye bahsetmiştim. Şimdiye
kadar dört oyunda izledim onu. Tartüf, Merhaba &
Tschüß,
Die Roten Schuhe ve |
 |
|
|
"Mustafa Kemal'i Sevdim". Die Roten Schuhe adlı
oyununu Türk Kültür Evi'nde izledikten sonra şunları
yazmışım: "Sahnede tek kişi olmasına rağmen,
sahnenin en |
 |
küçük karesini dolduran,
yaptığı dansları ve hareketleriyle sahnenin her
yerinde ayak izlerini bırakan, seyirciyi
sıkmayan oyun gücüyle kendisini soluksuz
izlettiren bir tiyatro sanatçısı Dilruba
Saatçi. Bir tiyatro sanatçısının sahip
olması gereken niteliklerin hepsini kendisinde
toplamış; |
|
|
dans, müzik, ses ve tiyatro eğitimi... Boşuna
dememişler "Armut dibine düşer" diye. Dilruba
Saatçi'nin babası yakından tanıdığınız bir
sanatçı: İsmet Nedim (Saatçi). Hani o
dilimizden düşürmediğimiz "Agora Meyhanesi", "Arım
Balım |
 |
Peteğim", "Ben Kimi
Seveceğim", "Han Duvarları" gibi filmlere de
konu olmuş şarkıların bestekarı İsmet Nedim."
Sayısız başarılara imza atmış olan "sanatçı
olunmaz sanatçı doğulur" sözünün güzel bir
örneği olan bu genç sanatçımızla son çalışmaları
üzerine sohbet ettim. Öyle şeyler anlattı ki,
geçen yazıma attığım başlık
|
|
olan "Berlin Türk tiyatrosuna
yeni bir ses ve soluk getiren sanatçı" cümlesini
geri alıyorum. Çünkü sadece Berlin'e değil, tüm
Alman tiyatrosuna ses getirecek ve iz bırakıp
kendisinden söz ettirecek bir sanatçımız
Dilruba Saatçi!.. İstanbul doğumlu
|
|
olan Dilruba,
üç yaşlarında babası İsmet Nedim
ile ses stüdyolarında Türk sanat
müziği ile tanışmış. Babasının
şarkılarını hem dinlemiş hem de
uyumuş. Daha sonra okul sıralarında
tiyatro ile tanışmış. Berlin'de ise
müzik ve dans eğitimi almış.
|
 |
Viyana'da Müzik ve
Görsel Sanatlar Yüksek Okulu'nu
bitirmiş. Sayısız oyunlarda başrol
oynamış. Ayrıca Alman televizyon ve
dizilerinde de roller almış. 1995
yılında sonra Avusturya ve
Almanya'da Lulu, Schneewittchen,
Gries, Evita, Tartüf, Merhaba & Tchüß
ve
Die Roten Schuhe |
|
gibi oyunlarda
başrollerde oynamış. Son olarak ta
Alman devlet tiyatrosu olan Theater
Carrousel'de
|
|
 |
|
(Almanya'nın en büyük
gençlik ve çocuk tiyatrosu) oyuncu,
koreografist ve eğitimci görevlerinde
bulunan Dilruba Saatçi, şimdi de
iki seneliğine Düsseldorf Devlet
Tiyatrosuyla anlaşma yapmış. Orada da
Thomas Mann'ın "Der Erwählte"
oyununda rol alacak. Daha çok müziği,
dansı ve oyunculuğu bir araya getirip
şovlar yapmak istediğini söylüyor ve son
projesi üzerine şunları söylüyor:
"Piyano
eşliğinde 60'lı 70'li yıllarda Türkiye'de
çok ünlenen Türkçe sözlü İtalyan-Fransız
şarkılarını yorumlamak istiyorum. "Kim Ne
Derse Desin Aşk İçin", "Saklambaç" ve
"Memleketim"... gibi parçaların
unutulmamasını sağlamak amacım."
Evet şimdi
Tiyatrom'un kuruluşunun 20. yılı nedeniyle
11 Mayıs 2004 yılında düzenlenen
etkinlikler çerçevesinde yine Dilruba
Saatçi'nin yazıp oynadığı "Mustafa
Kemal'i Sevdim" oyununa gelelim: |
|
|
|
|