|
İSMET NEDİM
"Özgür olmayan
sanatçı yaratamaz!.."
Sanatçılar,
düşünürler ve bilim adamları soluk
alamadıkları yerlerde duramazlar. Onlar için
soluk almak sadece nefes alıp vermek değildir.
Yaratıcılık onların oksijenidir. Sanatlarını
özgürce icra edemiyorlarsa, yapacakları
yenilikler köstekleniyorsa, oldukları yerde
daralırlar; nefes alamaz olurlar.. Bu, sanatın
bütün dallarında böyledir. Yazar olsun,
düşünür olsun, müzikten tiyatroya, resimden
filme; her sanatçı uğraş verdiği alanda
özgürce çalışmak, özgürce yaratmak ister.
Nasıl ki, 30'lu yıllarda Hitler'in
baskısından, Atatürk'ün Türkiye'de bağımsız
"fikri hür vicdanı hür kuşaklar" yetiştirmek
için kurdurmuş olduğu üniversitelere sığınan
öğretim üyeleri olmuşsa; 80'li yıllarda da
|
 |
|
aradıkları
yaratıcı ortamı Türkiye'de bulamayıp, başka
ülkelere sığınan Türk sanatçıları, yazarları,
bilim adamları ve düşünürleri olmuştur. 80'li
yıllarda birçok sanatçı, yaratıcılığını |
yurtdışında
sürdürmüştür. Bugün bunların bir kısmı geri dönmüş,
bir kısmı ise hala yurtdışındadır. İşte bunlardan
birisi de 80'li yılların başlarında Berlin'e gelmiş
olan Hafif Türk Sanat Müziği'nin öncüsü ve çok sazlı
Türk müziği dönemine öncülük etmiş, "Han Duvarları",
"Agora Meyhanesi", "Karadut", "Arım Balım Peteğim",
"Ben Kimi Seveceğim" gibi besteleriyle, 60'lı ve
70'li yıllarda sanatının doruğuna çıkmış üstad
İsmet Nedim (Saatçi')dir. 12 Eylül'den o da
nasibini almış, alışılmışın dışına çıkmak istediği,
Türk Sanat Müziği'ne yenilik getirmek istediği için
devamlı engellenmiş. Kendisiyle, Türkiye'den ayrılış
sebebi, Türk müziğinin bugünü-yarını, nostalji,
çoksesli müzik, bir zamanlar ülke çapında meyhane
kültürünün bir simgesi haline gelen, Türkiye'nin
dört bir yanında açılan meyhanelere aynı ad verilmiş
olan "Agora Meyhanesi" adlı şarkı üzerine ve 20
yıllık bir çalışmanın ürünü olan şair Mehmet Akif
Ersoy'un şiirinden bestelediği "Ezilenler" bestesi
üzerine söyleştik.
|
Türkiye'den
ayrılış sebebiniz?
Ben,
Türkiye'de Türk Sanat Müziği'ne yenilikler
getirmek istedim. Ancak alışılmışlığın dışına
çıkmak istemeyen, yeniliğe karşı olan bazı
yobaz kişilerce engellendim, bir şey yapamaz,
konuşamaz olmuştum. Özgür olmayan bir toplum,
sanatçı yaratamaz! |
 |
|
Yaratamayan bir
sanatçı da sanatçı sayılmaz!.. Hiç elleri
bağlı bir ressam düşünebilir miyiz? İşte, tam
o sıralarda, bir konser turnesinde, Berlin
Belediyesi tarafından müzik doçentliği
teklifini kabul ettim. |
 |
Berlin öncesi,
Türkiye'deki sanat yaşamınızı kısaca özetler
misiniz?
1936'da
Samsun'da doğdum. Türk Sanat Müziği'ne Samsun
Müzik Kulübü'nde başladım. Daha sonra İstanbul
Belediye Konservatuvarı'na girdim. Şerif
Gümeriç, Fahri Kopuz, Muammer Sun, Ruşen F.
Kar, Muzaffer İlkar gibi değerli üstadların
öğrencisi oldum. Konservatuvarı bitirdikten
sonra 1958'de Ankara Radyosu'na girdim. Aynı
yıl beste denemelerine başladım.
|
Sizin
olay yaratan bir besteniz var: Agora Meyhanesi. 2000
yılında son 50 yılın en güzel şarkılarından biri
seçildi...
|
"Agora
Meyhanesi"ni 60'lı yılların ortalarında
sevgili eşim için besteledim. Eşimin şiir
defterinde yer alan bir şiirdi. Şiiri
beğendiğini, kendisi için bestelememi söyledi.
Yani bu güzel şarkıyı bestelememe sebep
eşimdir. Sözleri Dr. Onur Şenli'ye aittir.
Hatta bu şarkıyı günlerce karanlıkta, mum
ışığında besteledim. Çünkü o günlerde karartma
geceleri vardı. İlk yaptığım besteyi eşime
beğendiremedim. |
 |
|
İkinci
kez bestelediğimde beğendi. Odeon Plak
Şirketi'ne okudum. Çok beğenildi. O kadar çok
tuttu ki, Türkiye meyheneleri isim değiştirip
Agora Meyhanesi ismini almaya başladılar. Bu
şarkı yüzünden bir de mahkemelik oldum. Sebebi
de; plakların üstüne Onur Şenli isminin
yazılmadığını iddia ettiler. Oysa yazılmıştı.
Sanıyorum sansasyon yaratmak istemişlerdi.
Benden sonra Zeki Müren, Müzeyyen Senar,
Hamiyet Yüceses ve Gönül Yazar gibi sanatçılar
okudular. Şimdi ise Muazzez Ersoy yorumluyor. |
|
Şimdi aynı
olayı Yeni Asır gazetesinden alıntılayalım:
"
Bizim yaşlarımızda olup da, kadın olsun erkek
olsun, "Agora Meyhanesi" denilince, belleğinin
kıvrımlarında melodisi yankılanmayan hemen
hemen yok gibidir. İşte bu ünlü şarkının
bestelendiği şiirin sahibi, İzmirli doktor
Onur Şenli... Agora Meyhanesi'nin öyküsü şöyle
anlatıyor: " Ben demiryolcu bir ailenin
çocuğuydum. Bu şiiri 1959 yılında 19
yaşındayken yazdım. Bir başka demiryolcu
ailenin kızına aşıktım. Tabii platonik bir
aşk. Aslında o dönemde Agora Meyhanesi diye
bir yer yoktu. Aslında şiirin ismi böyle
değildi... Fakat yayınlandığı dergide (Ege
Ekspres) bu isim verilmiş." |
 |
|