|
yazarından çizerine, müzisyenine hatta ressamına dek tüm sanatçıların
hapis yatması, sürgün yaşaması adeta zorunluydu ve o da bundan
nasibini aldı yurt dışında kaçak geçti ömrünün en verimli
dönemlerinden bir demeti. Döndüğünde ise bambaşka bir dünya ve
bambaşka bir atmosfer onu bekliyordu liberal bir dünyanın kollarında
buldu kendini yada bulmak zorunda kaldı.
Benim kendisini ancak o zaman bir canlı konserde görme şansım olmuştu.
"Döndü, döndüyse döneklik yaptı demek ki" diyenlere inat Gülhane
parkını inletiyordu yeni bir şarkısıyla : "Ben bir ceviz ağacıyım
Gülhane Parkında, ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında!" Ama
direk cepheden ve slogansal söylemler yerine bir sanatçı diliyle ve
sanatı üzerinden söylenmiş bu sözler, bu şarkılar yetmiyordu onun
birilerine hoş görünmesine ve dönek suçlamasıyla reddediliyordu. Oysa
o bir ceviz ağacıydı liberaller parkında ne devrimciler bunun
farkındaydı ne de liberaller. Toplamasını bilenler için daha çok
cevizler verdi yaşadığı sürece.
Bir söyleşide ben en solcu tanındığım zamanda bile Marxizm nedir
bilmiyordum demişti. Ne kadar bilniçli bir Marxist olmuştu, ne kadar
popilist bir sol şarkıcıydı, bir dönekmiydi yoksa besteleriyle,
şarkılarıyla ömrü boyunca hep sadece kendisi mi olmuştu ?.. Kimileri
annesinin bile cenazesine gelmedi diye suçladı kimileri ise geri geldi
diye suçladı. Döneminde gerçekleşen her şeyden olumlu olumsuz pay
çıkarmayı iyi beceren Özal'dan şüphelenilmedi de Onun döneminde
döndüğü için Cem Karaca'nın Özal'ın gözüne girmiş olmasından
kuşkulanıldı nedense. Bunlar yıllarca konuşuldu ve yine konuşulacak
ama en azından şu bir gerçekti ki o müzikte vardı ve damgesını
vurmakla kalmamış onlarca eser bırakmıştı sürekli laf üretip, bir anda
yüceltmeye ya da bir anda yere çarpmaya hazır üretim kabızlarına
inat..
Cem Karaca ile ikinci karşılaşmamız daha yakından bir tanışmaydı. Yaklaşık 6 yıl
kadar önce Fenerbahçe FM'de program müdürlüğü yaptığım dönemdi ve
konuğumuzdu. Tanıştık konuştuk. Benim araba kullanmayı yeni yeni
öğrenmeye çalıştığımı duyunca o gür sesi kulağımın
dibinde patladı "Ohooo sen biraz geç kalmamış mısın araba kullanmayı
öğrenmekte? Ben daha ortaokul öğrencisiyken annemin arabasını alıp
kaçardım" Ve ben iki kuşaktır emekçi çocuğu olmanın avantajıyla fena
laf geçirmiştim hızlı sol'cu Cem Karaca'ya ve "İşte aramızdaki fark da bu,
benim annemin de babamın da kaçırıp kullanabileceğim arabası hiç
olmadı ve ben de 34 yaşında bir araba sahibi olacağım ve işte o
nedenle şimdi öğreniyorum" deyivermiştim.
Galiba ondan sonra öğrenmeye başladık ne aile, ne soy sop ne
toplumdaki konumun değil kendi varlığınla, düşüncelerinle ve en
önemlisi eserlerinle varsın ortada. Sonradan öğrendik emekten
emekçiden yana olmak için işçi gibi olmak gerekmediğini.. Ve bir dönem
filtresiz sigara içenler marlboro içmeye başladığında yeni bir söylem
buldu kendine "Elbette ennnn iyisini içeceğim ne yani benim ciğerim
Amerika'lı Joni'nin ciğerinden daha mı az değerli?"
Ve biz ne emekçiler gördük ki kendi hakları için kılını kımıldatmadan
ömür tüketmeye koşullanmış hatta kendi kuyusunu kazanları yıllarca
oylarıyla beslemişti.. Ya da ne küçük burjuvalar gördük ki
bugünün playboy gençliği gibi Etiler barlarında sabahlamak yerine
ölümün kucağına koşmuş, sürgünler zindanlar yaşamıştı. Ve ne
şarkıcılar gördük görmeye de devam ediyoruz bir kaç günde şöhret
edilip ölene dek yetecek paralara kavuşturulan. Bu dinlediklerimiz
birer sanatçı(!) olarak neler yapmış ki diye sorgulama gereği bile
duymadık da bir önceki nesilden kulaktan dolma Cem Karaca dönekliğini
dilimize doladık ara ara.
Ve ne sanatçı çocukları gördük sürünün içinde zibile dönmüş yazık
olmuş... Ve kendi çocuğunu bile ışıtamamış bu aydınlar mı tüm toplumu
değiştirmekten söz edip duruyordu diye sormadan edemedik kendimize.
Cem Karaca'yı üçüncü ve son görüşüm ise yaklaşık 6-7 ay önce Bakırköy
Belediye Tiyatrolarında "Bir Yaz gecesi rüyası" oyununun galasındaydı.
Kısaca o sanatın tam da içinde doğmuş ve ölene dek de sanatın içinde
yanı başında olmuştu. Bu geçen ve adına ömür denilen süreçte ise
senelerce unutulmayacak, bir döneme öncülük etmiş ve almasını bilene
hala öncülük etmeye devam edecek onlarca eser bırakmıştı. İşte yapması
gereken de tam buydu ve yapmıştı. Gerisi hikaye.
|