Ahmet Ertuğrul Timur

aetimur@tiyatrom.com  


 

Şimdi Ne Olacak?

Geçen yıl İzmit'e eyleme benimle birlikte gelen genç arkadaşlarım çok sevdikleri tiyatro mesleğinin ustalarıyla dayanışmanın tadına varıp bir görevi yapmış olmanın derin hazzını bir an için üstlerinden attıklarında birdenbire kendilerine gelmiş ve "E peki şimdi ne olacak?" diye sormuşlardı.  İzmit Belediyesi yaptığı hatadan dönüp sanatçılara kırdığı onurunu geri verecek, müdahaleci tavrından dönecek miydi?

Bu genç arkadaşlar 80'den sonra dünyaya gelmiş ve eylemliliğin tadını ilk kez tadan ve hızlı akan yaşamlarında hemen netice bekleyen arkadaşlardı.

Bugün Taksim AKM önündeydik. Beklediğimizden de güzel bir sahiplenme ile sanat dünyası eylemdeydi. Bugüne dek söyleyeceklerini sanatlarıyla söylemiş insanlar bugün meydandaydı ve bağıra bağıra sözlerini dile getiriyordu. Eylem bittiğinde aralarda dolaştım, tanıdıklarla vedalaştım biraz fotoğraflar çektim. Bir kenarda dikilip etrafı izlemeye başladım ki yanımda tanımadığım (Ben hala tiyatro dünyasının tamamını ilk bakışta tanıyamıyorum bağışlasınlar) bir bayan tiyatro sanatçısı ile kısa bir sohbetimiz oldu. Ve ilk sorusu şuydu "Şimdi ne olacak?, bakan vazgeçer mi dersiniz?" (veya benzer bir cümleydi)

Hayır yadırgamadım. Bu soruyu geçen yıl İzmit'ten dönerken soran henüz hiç eyleme katılmamış genç arkadaşlarım sorduğunda da yadırgamamıştım şimdi de yadırgamadım. Çünkü sanat dünyası meydanlarda gösteri yapmaya alışık değildi bu durumda da "şimdi ne olacak"ın yanıtını verememekte de haklıydılar.

Özellikle Sayın Yıldız Kenter'e bakarken hep şunu düşündüm... Bunca yılın sanatçısı ama belki de yaşamında ilk kez o da bir sokak eylemine katılıyor işte. (AKM önü de olsa bu bir meydan, bir sokak eylemidir neticede) Yani düşünün ki bıçak kemiğe ne derece dayanmış, ve tüm bir ömür elbet türlü çeşitli güçlüklere göğüs germiş ama hiç biri sokağa eyleme çıkaracak boyuta gelmemişken ona hayat bu yaşta eylemci olmayı da tattırmış.. Üstelik de rol olarak değil, sahnede değil işte burada, Taksim'de.

Üstelik de Sayın Kenter kendisi için de değil biraz Devlet Tiyatrosundaki dostları için ama daha çok Türkiye'nin götürülmeye çalışıldığı noktayı görüp çok sevdiği insanları için çıkmış meydana. Çok duygulandım. Bu yıl Terakki Vakfı'nda bir heykeli açıldı ve

 

bildiğim kadarıyla mazereti nedeniyle gelememişti heykelinin açılışına. Lions Kulüp Tiyatro ödüllerinde alacağı ödülü almaya da gelememişti. Ama işte bugün burada ne heykelini açıyorlardı ne de bir plaket sunacaklardı ama işte buradaydı... Düşünün ki bir insan heykelinin açılışına, ödül almaya gelemeyebiliyor ama işte böylesi bir eyleme geliyordu. İşte sırf bu dahi birilerine bir şeyler anlatmaya yetmiyorsa daha ne diyebiliriz ki?

PEKİ GELELİM "ŞİMDİ NE OLACAK" KONUSUNA

Evet sevgili/sayın sanatçı dostlarımız eylemlerden her zaman kesin, hızlı ve net sonuçlar alınamaz. Yani bizim sayın  bakan AKM önünde 700-800 sanatçı toplandı bildiri okudu diye ne özür diler, ne istifa eder ne Lemi Bilgin'i yeniden göreve getirir. Bu tür eylemler kolay kolay hiç bir devlet yetkilisine geri adım attırmaz, en çok da bu geri adımı atarlarsa bunun bir örnek teşkil etmesinden ve her abuk kararlarından sonra bir kesimin eyleme çıkma ihtimalinden korkarlar.

Peki karşı taraf geri adım atmayacaksa neye yarayacak? Boşa mı toplandık, boşa mı bağırdık çağırdık? Sırf rahatlamak ve egomuzu tatmin etmek miydi bu? Hayır sevgili dostlar bu da değil, bu boşuna gereksiz deşarj ancak futbol maçlarında olur bu asla boşa deşarj da değil.

Elbette ki bir çok işe yarayacak bugünkü eylem.

Bu eylemin sonucu konu daha fazla kamuoyu yaratacak, kamuoyu konudan daha fazla haberdar olacak

Bu eylem alınmış kararlarda geri adım attırmasa dahi bundan sonra atılacak adımlarda hükümet meydanın o kadar da boş olmadığını, o kadar da kafasına estiği gibi davranamayacağını görüp iki kere daha fazla düşünecek, bazı hayallerinden vazgeçmesi gerekecek

Bu eylemin karşı tarafta yaratacağı etkiden de önemlisi bizim tarafımızda yaratacağı etki olup bundan sonra tiyatro dünyası daha fazla dayanışmacılık, daha kararlılık ve sorunlarına karşı daha fazla duyarlılık gösterecek eylemin pratiğinden gerekli öğretiyi çıkartacak.

Bu çıkarsamalar çoğaltılabilir.

PEKİ BUNDAN SONRA NE YAPACAĞIZ?

Şimdi üzerimize düşeni yaptık ve bitirdik mi?

Hayır asla. Artık başlattık ve devamı gelmek zorunda, çünkü bu yaşananlar ve bu tepki seli önümüzde çok güzel bir fırsat çıkardı bunu değerlendirmek artık tarihin bize yüklediği bir misyon olarak karşımızda duruyor.

Tiyatronun duayenleri belki de yaşamlarında ilk kez eylemde yer aldı ve sanatın, sanatçının ülkenin götürülmek istediği karanlık noktalara karşı mücadelesinin yolunu açtı, iznini verdi. Şimdi gençlere düşen, Sanatçı derneklerine düşen açılan bu mücadele ve dayanışma ruhunu ileri taşımaktır.

Tiyatro derneklerine artık çok daha fazla iş düşüyor. Dernekler artık bir an önce daha ileri talepleri gündeme getirip, uygulamaya geçirmek zorundadır. Şimdi hızla ÖZRKLEŞME birinci öncelikli gündem maddesi olarak yerini almalıdır ve tam anlamıyla özerlik için sonuna dek mücadele hemen bugün başlatılmak zorundadır.

KİTLELERE DAYANMAK

Tiyatro bugün kendi eylemini yaptı. Elbette gençler, seyirciler, tiyatroseverler de destek verdi ama görüğümüz daha çok "tiyatrocuların mesleki dayanışma" eylemiydi. Oysa hükümetin icraatı sadece tiyatrocuları etkilemiyor, tüm bir ülkeyi geriye götürmeye yönelik bir sinsi politikanın bir halkası. İşte bu nedenle tiyatroda olup bitenler birinci dereceden halkın da sorunudur. O halde hemen bu mücadeleye geniş halk kesimleri de dahil edilecek şekilde yeni eylemler gerçekleştirilmelidir. Aydınlar, diğer sanat kesimleri, kitle örgütleri, eğitimciler, memurlar, demokrat kesimler başta olmak üzere geniş kitlelerin desteği alınacak türde eylemler organize edip gerçekleştirilmelidir.

Sadece imza kampanyası ile yetinmeyip özellikle sezon açılır açılmaz oyun izlemeye gelen seyirciler de bu örgütlülüğe dahil edilmeli gerekiyorsa diğer sanat kollarından ve kitle örgütlerinden de destek alınarak "Özgür düşünen, özgür yaşayan bir Türkiye için Özgür sanat" beklentisi dile getirilip büyük çaplı bir miting düzenlenmelidir. 

Sanatçılarımız bilmelidirler ki şu an başlamış oldukları eylem onların salt mesleki kaygıları ve kazanımları için değil, geleceği giderek meçhulleşen bir Türkiye'yi uçurumun kıyısından çevirmek içindir. Ve bu tarihi fırsat bu bilinçle değerlendirilip daha fazla geç olmadan gereken adımlar atılmalıdır.

 - SANATSIZ KALMIŞ BİR MİLLETİN HAYAT DAMARLARINDAN BİRİ KOPMUŞ DEMEKTİR.. BU DAMARA SAHİP ÇIKMASI GEREKENLER ÖNCE SİZ SANATÇILARSINIZ SONRA DA BÜTÜN BİR HALK.

 - BUGÜN SANATÇILAR SAHNEDEN SOKAĞA ÇIKMAYI BAŞARDI.., YARINKİ ADIM İSE SOKAKTAKİ İNSANLA KUCAKLAŞIP ORTAK YARINIMIZI KURTARMAK VE YENİDEN KURMAK İÇİN BİRLİKTE YÜRÜMEK OLMALIDIR.