Ahmet Ertuğrul Timur

aetimur@tiyatrom.com  


 

İBŞT'DE YAŞANANLAR YARIN KARŞILAŞACAĞIMIZ TÜRKİYE GERÇEĞİNİN AYNASIDIR
TÜRKİYE NEREYE?

Bir süredir AKP iktidarı yaşıyoruz ve acaba ne olacak? radikal kararlar alınıp Türkiye geri adımlar atacak mı endişeleri nasıl olduysa birden bire bir umut, bir pembe bulut fırtınasına dönüştürüldü. Bunu AKP'nin danışmanları mı başardı yoksa bu iktidar döneminde de ayakta kalma telaşı içine düşmüş medya mı yine yutturdu bilinmez ama aslında kısa vadede çizilen bu pembe bulutların, bu milli birlik-beraberlik ve hoşgörü tablolarının zamanı gelince nasıl bir hal alacağının en güzel görüntüsü ayna gibi ortada duruyor ve lütfen görün artık. Görmek istediğiniz pembe hayalleri değil hoş gelmese de gerçekleri görün artık! 

İBŞT AK PARTİ TÜRKİYE'SİNİN AYNASIDIR :
Tiyatro toplumun aynasıdır sözü ne kadar doğruysa İBŞT'de yarının geleceği Türkiye'nin o denli aynası olmuştur bugün. İBŞT'de neler oldu bitti kısaca hatırlamak yarının Türkiyesinin getirileceği noktayı gözlemlemek açısından son derece önemlidir. Bugün İBŞT'de yapılan atama artık sadece İstanbul belediyesinde değil Hükümet de de yönetimde olan AKJP anlayışının yarın Devlet Tiyatrolarında da aynı atamaları yapabileceğinin işaretidir. sadece Tiyatroda'mı? hayır Cumhurbaşkanlığından tutun da devletin hemen her kademesinde atama yetkisinin zamanı geldikçe benzer şekilde oluşturulacağının işaretcisidir. 
İBŞT'NİN SON 8 YILI 
Recep Tayyip Erdoğan İstanbul belediye Başkanı seçilmesinin ardından seçim konuşmalarında sözünü sıkça ettiği İstanbul'a 3.köprü yada tüp geçidi değil "Şehir Tiyatrolarında Necip Fazıl oyunlarının da oynatılacağını müjdeliyordu. Elbette Necip Fazıl oyunları da oynatılabilirdi fakat burada müjdelenen tabi ki tiyatroda oyun yelpazesindeki esnekliğin artırılacağı sözü değil kültürel alanda yetkilerin ne tarafa doğru kullanılacağının işaretinin verilmesiydi. Sol yada sağ yada İslam'cı şeklinde adlandırılan her tür radikal politik görüşün politizasyon amacıyla tutacağı ilk köprü başlarından biri kültürdür. İşte burada müjdelenen de kendi ideolojik kültürünün belediye tiyatroları olanaklarıyla topluma pompalanacağının işaretiydi ve Necip fazıl'da burada verilmek istenen mesajın simgesiydi.
Bu niyetle iş başına gelen Tayyip Erdoğan yönetimi ve devamını Getiren sadık mahdumu Gürtuna dönemi bu politize olma çabasının tipik bir göstergesidir. Göreve gelmenin ardından 8 yıl boyunca 5 ayrı yönetim gören İBŞT'de istenilen dönüşüm

 

 sağlanamadıkça değişimler süregitmiştir. Gencay Gürün'ün ardından Erol Keskin. Kenan Işık ve Şükrü Türen vekaleten atanmış  kendilerine dönüşüm yolunda bazı istekler iletilmişti. Fakat bu sanatçılarımızın bu dönüşüm sürecinde kendi arzuları doğrultusunda sadakatli kullar olup olamayacakları "test aşamasında" kalmış ve 8 yıl boyunca hiç birinin asaleti onaylanmayıp geçici vekaletlerle denenmeleri şeklinde kalmıştı.

Mevcut Tiyatro sanatçılarıyla dilediği dönüşümü yerleştiremeyeceğini düşünen Belediye yönetimi alışılmadık bir görevlendirme yapıp bu defa bir oyuncu, rejisör yada yönetmen değil bir dekoratörü genel sanat yönetmenliğine vekaleten atıyordu. Elbette ki bir dekoratörü küçümsememiz asla söz konusu değildir fakat Yıllarca tiyatro eğitimi almış, sanat çevrelerinde ismini kabul ettirmiş yurt içinde ve dışında önemli çalışmalara imza atmış yüzlerce denilebilecek sanatçı kadrosunun bulunduğu bir kurumda Nurullah Tuncer'in seçilmiş olması elbette bazı soru işaretlerini de beraberinde getirmişti. Üstelik yönetim kuruluna da daha önce aday olup seçilmeyi başaramamış bazı isimler alınıyordu.
Bu soru işaretlerinde haksız olmadığımız kısa süre içinde anlaşıldı ve son 8 ay içinde İBŞT bol tartışmalı bir dönem yaşadı. Seçilen oyunlar tartışıldı, Apar topar sezona yetiştirilen Necip fazıl oyunu tartışıldı, İBŞT gibi bir kurumun önce sözleşme yapmadan oyunu sahneye koymak gibi son derece lakayıt, ciddi bir kurum kültürüne yakışmayan tutumu tartışıldı, telif hakkı ve oyunun sergilenişindeki başarısızlıklar nedeniyle yaşanılan, gazetelere yansıyan seviyesiz tartışmalar yaşandı ve en sonunda sanatçı kıyımı noktasına dek gelindi. Geçtiğimiz haftalarda sanatçı kıyımlarını haber yapmıştık ve görünen şuydu ki bunlar bir başlangıçtı ve şehir tiyatrolarının tamamen teslim alınmasına, kendi kadrolarının oluşmasına dek sürecekti bu kıyımlar. İşten çıkarılan sanatçılar ne kenarda oturtulup maaş alanlar, ne bankamatik sanatçısı şeklinde adlandırılanlar değil tam tersi faal, sevilen sanatçılardan seçilmiş oyunları süren, sahne alan sanatçılar kurban edilmişti.
HANGİ BAŞARI?
8 yıldır değişik görevlendirmelerin ardından Genel sanat Yönetmenlikleri onaylanmak yerine işlerine son verilen yönetimlere karşın bugün artık Nurullah Tuncer'in resmen bu göreve atandığını öğreniyoruz. Peki diğerlerinin başaramayıp onun başardığı neydi ki buna layık olabilmişti? tartışmalı oyunları mı?i telif yüzünden ağız dalaşına varan lakayıt tutumları mı?, Bu sezon görülen harika başarı grafiği mi? neydi diğerlerini başarısız gören belediye yönetiminin onu ödüllendirmesinin altında yatan gerçek? İşte bunu görmek yarın için bize pek çok ip ucu verecektir. Anlaşılan şuydu ki belediyenin başarıdan anladığı kendi felsefesini İBŞT'de yerleştirmek, Kendi anlayışına uymayan yada nötr kadroları kapı önüne acımadan koyup kendi düşünceleri doğrultusunda yapılanmaya zemin hazırlamak.
Elbetteki önce tartışılması gereken başka konular vardır. Ödenekli tiyatrolar sürmeli midir? Ödenekli tiyatroların yönetsel işleyişi nasıl olmalıdır? Bir belediye başkanı bir sanat kurumuna mezarlıklar müdürü atar gibi atama yapabilmeli midir? sanat kurumlarında özerk yapılanmanın zorunluluğu gibi pek çok konu vardır en temelde tartışılacak. Fakat bugün bu ileri tartışmalara sıra gelmesi bir yana İBŞT'nin mevcut durumu içerisinde düştüğü durum dahi süren modeli aratacak bir şekilde hızla geriye savrulmaktadır. daha da önemlisi İBŞT de yaşananlara seyirci kalmak yarın yukarda saydığımız tüm alanlarda birilerinin istediği gibi at oynatmasına izin vermek anlamı taşıyacaktır.
Tüm tiyatro severleri, Sanat çevrelerini, ve Yayın organlarımızı yaratılan pembe tablolardan ve hoşgörü düşlerinden uyanmaya davet ediyor ve İBŞT'de yaşanan bu somut olayın gündeme taşınarak uzun vadede yaşayabileceğimiz olası durumları kamuoyunun dikkatine sunmak görevinizdir diyoruz. Zira 8 yılın ardından İBŞT'de yaşananlar iktidarda olmanın avantajıyla çok daha çabuk bir şekilde diğer kurumlarda da yaşanacakların çok tipik bir göstergesidir. Bugün İBŞT'de yaşananlar yarın Devlet Tiyatrolarında sürecek mahallemizdeki okulların müdürlüklerinden Cumhurbaşkanının seçimine dek yaşanabilecek, her birinin başına birer Nurullah Tuncer bulunup oturtulabilecektir.