Ahmet Ertuğrul Timur

aetimur@tiyatrom.com  


 

İMAM-HATİPLER BİZİM SORUNUMUZ DEĞİL

   En son yazımda devlet liselerinde öğrencilerin kaderinin bir okul müdürü yada bir tek öğretmenin kişisel ilgi alanlarına, hobilerine göre şekillendiğinden söz etmiş devamı niteliğinde bir yazıya daha yer vereceğimden söz etmiştim. Fakat aile içinde peş peşe yaşanan sağlık sorunları nedeniyle geciken bir devam yazısı olacak. Aslında yazmayı düşündüğüm devam yazısı "EĞİTİMDE DRAMA DEĞİL "DRAMA EĞİTİMİ" başlığıyla okullarda drama eğitiminin temel dersler arasına alınmasının gereği üzerine olacaktı ama.................. evet ama tüm ülkede YÖK yasası ve imam hatiplerin alternatif model olarak yeniden şekillendirilmesini konuşulurken bizim burada drama eğitiminden söz etmemiz ne kadar doğru olacaktı bu tartışılır. Bu nedenle söz ettiğim başlığa uygun yazı yazmak üzere oturdum ama bir ara yazı çıktı ortaya ve Drama Eğitimi" konusunu bir başka yazıma bırakıyorum.

 Bana sorarsanız klasik lise eğitiminin çıkmazları, yanlışları sorgulanmadan imam hatip liselerine tu kaka demek de çok anlamlı gelmiyor. Bunlar elbette uzun uzadıya ele alınacak konular ama şöyle bir araştırırsanız bugün Atatürkçü rejim aleyhinde çalışanlar arasında imam hatipliler olduğu gibi klasik cumhuriyet okullarının her sabah Atatürk anıtı karşısında Türküm, doğruyum diye bağıra bağıra ant içmiş ya da içirilmiş  çocuklarının, gençlerinin olduğunu da göreceksiniz. Galiba Atatürk aydınlığının kafalara yerleşmesi için heykel önü törenleri ve bir tekerleme misali ezberlenip okunan antlar çok da işe yaramıyormuş! O halde  süper, anadolu, vb şekil, yada adlandırma dışında arayış göremediğimiz eğitim sisteminin bir an önce içeriğinin sorgulanması gerekmektedir.

 Neden şekil, adlandırma dışında fark yok? Çünkü Anadolu Lisesi yada süper lise de farklı müfredat mı uygulanıyor? Hayır bu okulları farklı kılan önce öğrencileri seçip alması sonra diğer mahalle liseleri yarım günken bunların tam gün olması, birde Milli Eğitim Müdürlüklerinin bu okullara öğretmen ataması yaparken biraz daha seçici olması. Eh hem daha baştan seçip başarılı öğrencileri alacaksınız, hem diğer daha az başarılı öğrenciler yarım gün eğitim alırken bunlar tam gün eğitim alacak hem de öğretmen seçimi daha hassas yapılacak doğal olarak bu okullardan mezun olanların başarı yüzdesi de daha fazla olur. Ama içerik? Aynı.. Tıpatıp aynı.

 

Bugün imamhatiplere itiraz edenlerin en fazla dile getirdiği konuların başında "Bu okullar imam ve hatip yetiştiriyor bu ülkede bu kadar imam ve hatibe ihtiyaç var mı? Neden bu kadar imam hatip lisesi var?" şeklinde itirazlar. Ve yine bu  soruyu kendileri açıklayıp "imam hatipler alternatif okul olarak yerleştirilmek isteniyor, bunlar dinsel eğitimi önde tutanların tercih edeceği bir eğitim modeli olarak topluma sunuluyor" deniyor. Evet doğrudur büyük oranda gerçeklik payı vardır.

Dinsel eğilimi toplumun ortalamasına göre daha fazla olanların dinsel eğitim alması için çocuklarını imam hatiplere yönlendirmesi doğal görülebilir ama toplum içerisindeki ortalama (genele uygun) yaşam tarzı  içerisindeki insanların da bundan böyle kendiliğinden imam hatipleri tercih etmeye başlaması gündeme gelebilir ki işte o zaman toplumun içerisinde dengeler bozulmaya ve ortalama çizgi sağa doğru kaymaya başlayacaktır. Neden? Çünkü Toplum alternatif eğitim modeli arıyor, özel okullar olanakları olanlar için ilk tercih elbette. Olanakları elvermeyenlerin tercihleri ise Anadolu Liseleri, Süper Liseler.. Bunlar da olmadı bu defa gerçekten imam hatiplerin tercih edilmesi gündeme gelecektir. Bu okulları sırf diğer mahalle liseleri yarım gün imam hatipler tam gün, imam hatipler'de eğitim daha ciddi tutuluyor, disiplin daha fazla diye tercih edenler dahi olacaktır. Kaldı ki eğer ÖSS sınavında imam hatiplerle diğer liseler eşit koşula sahip olursa imam hatip tercihi tırmanacaktır.

Bana göre asıl sorun budur. Yani bugün muhalif olanlar cepheden imam hatiplere karşı taarruza geçeceklerine topyekün eğitim sisteminin sorgulanması ve eğitimde devrim için seferber olmak zorundadır. Bir şeye karşı çıkıyorsanız alternatifini de sunmak zorundasınız. "İmam hatiplere hayır bu köhnemiş, yararsız, gereksiz bilgilendirmelerle ve ezberci eğitim sistemine devam!" bu olmaz.

Aydın kesimin eğitim sistemi konusundaki suskunluğu hayret vericidir : Türkiye'de Aydın kesim eğitim konusunda iki konuda sesini duyurur. Biri Köy enstitüleri nostaljisi yapıp Köy Enstitülerinin kapatılmasını bir kez daha, bir kez daha lanetlemek, diğeri de işte bu imam hatipler konusu. Köy enstitülerine bende bir köy enstitülü çocuğu olarak sahip çıkar ve kapatılmasını büyük bir yanlış olarak onaylarım ama işte o kadar. Yani zaman geriye akmaz ve o dönem için gerçekten son derece doğru olan Köy enstitüleri bu dönem için artık çözüm değildir. Bugüne gelince Aydın kesim çocukların, gençlerin birer sınav atı gibi zorlanmasını bir yandan eleştirir ama öte yandan da kendi çocuğunun bile boynuna kemendi geçirip bu yarışta koşturur. Kendi öğrenciyken eğitim sisteminden, gereksiz ansiklopedik bilgilerle kafaların doldurulmasından, ezbercilikten şikayet edip durmuştur ama bugün kendi çocuğunu aynı eğitim sistemi içinde başarılı olmaya, ders çalışmaya zorlar hiç biri "sınıfı geçecek kadar not al yeter bu eğitim sisteminden koruyabildiğin kadar beynini koru aman fazla gömülme bu derslere demez.

Bu eğitim sistemi ezberci ve gereksiz bilgilendirmelerle doludur Ne hazindir ki ben henüz 14 yaşında bir ortaokul öğrencisiyken söylediğim sözleri bugün 40 yaşında tekrar edeceğim çünkü okullara bir kaç tepegöz ve şanslı okullara bir miktar bilgisayar ilave etmekten başka zihniyet olarak bu çeyrek asırda değişen hiç bir şey olmadı. Eğitim sistemimiz hala ezberci eğitim sistemidir ve bugün bilim ispatlamıştır ki ezberle zeka ters orantılıdır. Yani ezbercilik, beynin hafıza unsuru güçlendirilirken zeka yani düşünce üretme gücü zayıflamaktadır. Bu eğitim sistemi ezberci olmak zorundadır çünkü formüller, semboller ya da dağların derelerin ölçüleri ezbersiz akılda kalmaz.

Bu eğitim sisteminde genel kültür değil gereksiz yada uzmanlık bilgileri öğretilir. Sözde ilköğretim ve liselerde genel kültür kazandırılmakta her konuda asgari bilgiler sunulmaktadır. Ama hayır kesinlikle bu öğretilenler genel kültür değil ya ansiklopedik bilgidir ya da uzmanlık bilgisidir. Örnek mi? Bilmem ne dağının uzunluğu ya da bilmem hangi ilin nüfusu, yüzölçümü genel kültür değildir bunlar ansiklopedik bilgidir ve akılda tutulması da gerekmez ancak ve ancak gerek duyulduğu zaman açılıp ansiklopediden bakılıp görülecek bilgilerdir. Yine bu eğitim kurumlarında öğretilen örneğin bir om kanunu ya da bir kimyasal maddenin simgesi de genel kültür değil uzmanlık bilgisidir. Sadece ve sadece o alanda çalışacak mühendis ya da teknik elemana gerekecek bilgidir. Şimdi diyelim ki 50 kişilik bir lise de sadece bir kişi elektrik mühendisi olacak ve bu om kanununu kullanacaktır Diğer kırkdokuz kişi ömrü boyunca asla bu formüle başvurmayacaktır ama hayır bu 50 kişi de bu kanunu ezberler bu kanunla hesaplamalar yapar sınavda. Yine bu 50 kişilik sınıfta belkide sadece bir teki kimyager olacaktır ama tümü sembolleri ezberlemiştir. Bunlar bu bilim dallarının genel kültürü değildir. Bunlar bu bilim dallarının profesyonellerinin kullanacağı uzmanlık bilgileridir ve zaten onlar üniversite eğitimi sırasında bunları baştan ele alıp uzun uzadıya öğrenecektir binlerce öğrenciye hiç bir zaman kullanmayacakları bu bilgileri öğretmenin anlamı yoktur. Peki genel kültür nedir? Genel kültür om kanununu bilmek değil nasıl olup da bir TV yayınıyla bir görüntünün bir yerden başka yere ulaştığını bilmektir mesela.., içme suyunun neden klorlandığını bilmektir mesela... Ama bunu bilmez halkımız çünkü ona bunlar değil om kanunu ya da kromun simgesi öğretilmiştir (pardon sadece ezberletilmiştir)

Bugün ülkemizin en büyük sorunu kültür yoksunluğudur. Hatta eğitimliliğe rağmen kültür yoksunluğudur. Bu kültürsüzlük ise insanlarımızı her tür alternatifin arkasından sürüklenmeye götürecektir. Alternetif olarak daha üstte daha ilerde yaşam tarzları arayışına değil daha geride yaşam tarzları sunanların peşinden gitmeyi getirecektir. Eğitimde daha ilerde alternatifler için zorlamaların değil daha geri modellerin savunucusu olma konumuna götürecektir.

Hayır bugün gerici dediğiniz partilere oy verenler, gerici eğitim modelinin savunucusu dediğiniz kişilerin çoğu imam hatip mezunları değildir. Eskiden bu kadar çok imam hatip mi vardı? Bugün bu taleplerle karşınıza gelenler yada bu talepleri gündeme getirenlerin peşinden gidenlerin bir çoğu aslında laik yönetimin, Atatürkçü cumhuriyetin "normal" okullarında tam da sizlerin belirlediği şekilde Atatürk heykelleri önünde her sabah "Türküm, doğruyum çalışkanım..... ey bugünümüzü sağlayan ulu Atatürk açtığın yolda, kurduğun ülküde hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim" diye ant içmiş çocuklardır.

Galiba siz bir yerde hata yapıyorsunuz ne dersiniz? Siz asıl kendi hatalarınızın farkına varıp düzeltmek için seferber olmadıkça daha çok hataların sonuçları üzerine yaygara koparırsınız.. Bugün bu rüzgara kapılmış kitleler yarın bakarsınız başka rüzgara kapılıp farklı radikal çıkışların peşinden gitmeye başlar. Bu halk artık alternatif arıyor ve merkezden kaçıyor bu alternatifi siz sunmazsanız onlar alternatif sunduklarını iddia edenlerin ardına takılır ama sağdan ama soldan...

Yazımın başlığını özellikle vurucu ve kışkırtıcı seçtim bir anlık da olsa dikkat çekmek okutmaktı belki amaç. Ama bir bakıma da doğruluk içeriyordu. Benim sorunum imam hatipler değil. Benim sorunum topyekun eğitim sistemi. Ve bu eğitimde devrim hedeflenmedikçe de imam hatipler hiç olmasa bile bu ülkenin daha çok başı ağrıyacaktır buna dikkat çekmekti.