|
Medya kalitesiz yapımlarla dizilerle yayıncılığını sürdürüyor Tiyatro
sanatçıları da zaman zaman bir şarkıcının, bir türkücünün arkasında
ikinci, üçüncü hatta onuncu değerde bir rol kapabiliyor. Olabilir
medya yapımlarında kalite aramıyor olabilir, Tiyatro sanatçıları da
sanatın yeterince kazandırmaması nedeniyle medya yapımlarına salt
gelir kaynağı olarak bakıp bu kötü yapımlarda oyuncu, sunucu
olabilirler buna da kabul. Bu medyanın ayıbıdır, bu ekonomik
şartlara neden olan hükümetlerin ayıbıdır!
Ama medya reyting uğruna, daha fazla kar uğruna kalitesiz yapımlara
taviz vermekle kalmıyor, sanatın reyting getirmediği gerekçesiyle
görmezden gelmekle kalmıyor ve sanata yön vermeye kalkıyor! Bununla da
yetinmiyor ve birbirinden iğrenç programlarla fabrikasyon sanatçı
üretmeye kalkıyor! BBG Evi, Orada Neler Oluyor, Biz Evleniyoruz,
Popstar, ve şimdide Türkiye Yıldızını Arıyor gibi programlarla
İnsanların kolay para kazanma, şöhret olma zayıflığını onlarla alay
ederek, dalga geçerek ama öte yandan da onları birer sanatçı adayı
olarak ortaya sürerek sanat ve sanatçı kavramının standartlarını
belirlemeye başlıyor! Üstelik de bunu yaparken sanatçıları da bu
suça ortak etmekten geri kalmıyor. Bazı sanatçılar bu programlara
sunucu oluyor, jüri oluyor sözde eğitici/öğretici oluyorlar. Bunu
yaparken sanatçıların tepkisiyle karşılaşmıyor, sanatçı derneklerinin
en ufak bir karşı tavrını görmüyorlar... Diğerleri olmasa bile işte
bu sanat çevrelerinin ayıbıdır!
Peki neden profesyonel sanatçıların, sanatçı derneklerinin sesi
çıkmıyor?
Onlara göre bu tür girişimler sanatçıya, sanatçı yetiştiren kurumlara,
yetişmekte olan gençliğe, bir ülkenin genel kültür ve sanat
anlayışına, sanat kavramının içini boşaltmaya ve daha pek çok şeye
neden değil midir? Bu derece sistemli bir yozlaştırma girişimi tüm
halka karşı işlenmekte olan bir suç değil midir? Zaman zaman
hükümetlere ve askeri rejimlere bile karşı çıkmış sanatçılar nerede?
acaba bu onlara göre yeterince ciddi bir konu değil midir, İnsana
kıyım ille de silahla, topla, baskıyla olmaz bu kültürsüzlük
bombardımanı ile yok edilen, kıyılan insanları neden görmemeyi
seçiyorlar?
"Karşı çıkmak muhatap almaktır, biz bu basitlikleri muhatap almıyoruz"
diyebilirler mi? Bu göz yummanın sonucunda belki de artık hiç bir
zaman muhatap alabilecekleri yada sanatlarıyla aydınlatacakları
kimsenin kalmayacağının farkında değiller mi? Toplumsal bir konuda bu
sadece kar amaçlı saldırıya karşı tavır almayacaklarsa ne zaman hangi
konuda kimi muhatap alacaklar?
Belki de bu tür çıkışları yeterince tehlikeli bulmuyor olabilirler ve
bizim gereksiz yere büyüttüğümüzü düşünüyor olabilirler. Dönem dönem
başka "salgınlar" da oldu ve geçti bu da bir dönem parlar ve söner diye
düşünüyorlardır. Oysa dönem dönem olan o akımların hiç biri geçmedi
her biri bir sonrakinin ön adımı oldu farkında değiller mi?
Televoleler bir avuç mutlu azınlığın aşırılıklarının, yozlaşmasının
yansıması derken bu yaşam tarzı neredeyse varoşlara dek koca bir
halkın lumpence ve duyarsız yaşam tarzları, özlemleri haline gelmedi
mi? Müzikteki kalitesizleşme giderek tırmanmadı mı? 900'lü hatlardan
parayla sahte aşklar dağıtanların yerini her evden chat odalarında
sahte kimliklerle gönüllü sahte aşklar arayanlara, sahte aşk
dağıtanlara dönüştürmedik mi? Bir modadır gelir geçer dediğimiz her
akım biraz daha yozlaşmamıza biraz daha kirlenmemize neden olmadı mı? Özgürlük kavramı yasalar ve otorite karşısında fikirsel, bedensel
ve yaşamsal özgürlükler yerine azgınlıklarımızın, saplantılarımızın,
zayıflıklarımızın, yozluklarımızın özgürlüğüne dönüştürülmedi mi?
Halkımızın büyük
bir kesiminin kültürel ve sanatsal faaliyetlerden uzak olduğu bir
gerçek. Fakat sanat çevreleri yeterli özeni göstermezse halihazırdaki
duyarlı seyirci kitlesini de hızla kaybedebilir. Çünkü belirli bir
bilinçteki kitle "Bana yaşamdaki duruşuyla bir şey ifade etmeyen
sanatçı tipinin sahnedeki duruşlarıyla da çok fazla şey
katamayacağını düşünüyorum, sahneye baktığımda rolünü oynayan
sanatçıyı değil "sanatçıyı oynayan" kişileri görüyorum" diye düşünmeye
başladığı gün artık sanat dünyasının az sayıdaki bu duyarlı,
sanatsever kitleyi de kaybetmeye başlaması işten bile değildir...
Yeni
bir 27 Mart yaklaşıyor ve dernekler birbiri ardına bildiri yayınladı
yayınlayacak. Hemen hiç biri bir tek gazetede, bir tek televizyonda
yer almayacak, sadece zaten tiyatroyla ilgili olan, zaten hala
inatla temiz kalmış bir avuç insana tiyatro sahnelerinden ulaşacak. Sanatçılar, sanatçı dernekleri de görevini yerine getirmiş olmanın
huzuru içinde bir yıl daha sus pus olup oturacaklar. Kutluyoruz...
Kendilerine bir önerimiz var: medyadan yeterince para kazanırlarsa
gelecek yıl bildirilerini reklam şirketlerine hazırlatsınlar zira
onlar bu işi iyi biliyor ve gerektiğinde kirlenmeyi bile bir nimet
olarak sunmayı başarıyorlar. "İYİ Kİ DE KİRLENİYORUZ HAYATI
ÖĞRENEMEDİKTEN SONRA TEMİZ KALMANIN NE ÖNEMİ VAR" şu sıralar
ekranlardan sunulan bir reklamcı felsefesi... Ne kadar da etkileyici
görünüyor değil mi? İnsanın çamuru öğrenmek için çamura batası,
mafyayı tanımak için mafya olası geliyor (!)
Her şeye inat temiz kalmayı tercih eden ve bu konuda sesini yükselten
dostlarımıza, okurlarımıza, Bu konuda tavrını sergileyen ADT (Adana
Tiyatro Derneği) ve ATÜK'e (Amatör Tiyatrocular Üretim ve Yayın
Kooperatifi) , Tiyatro Topluluklarına ve bireysel katılımcılara
teşekkür ediyoruz ve bizi hayata bağlayan sizsiniz diyoruz çünkü biz
de diyoruz ki "İYİ Kİ DE TEMİZ KALIYORUZ ÇÜNKÜ TEMİZ KALAMADIKTAN
SONRA HAYATTA OLMANIN NE ÖNEMİ VAR?!"
|
BİR OKURUMUZDAN BU PROGRAMDA GÖREV ALANLARA ÖNEMLİ BİR İKAZ!
"Bu
tür bir toplumsal çıldırmanın içinde olan Tiyatro SANATÇIlarına
da bir çift sözüm var! Yine bir başka dönemin toplumsal çıldırma
dönemlerinde sex filmleri furyası içinde de bazı tiyatro
sanatçılarını görmüştü bu ülke. Furya ve çıldırma dönemi bitti
tiyatro ise sürdü. Ve bu çıldırma dönemine yenik düşen bu
SANATÇIlar yıllarca o dönemin utancını yaşadı yaşamayı
sürdürüyor. Hatta biz toplum olarak unutmuş olsak bile onlar bu
utancı unutmadı. Şimdi şapkanızı önünüze koyun ve bir kez daha
düşünün olmanız gereken yer neresi? Olduğunuz yerden mutlu
musunuz? İçinize sindirebildiniz mi? Halkın yığınlar halinde bu
programlara kapılmış olmasını kendinize kalkan yapmayınız,
yığınlar çabuk yön değiştirir ve toplumsal çıldırmalar biter ama
sizlerin sanatçı olarak utancı hep sürer ve her zaman yeniden
yeniden yargılanırsınız!"
|
|