Ahmet Ertuğrul Timur

aetimur@tiyatrom.com  


 

YİNE GEÇ KALDIK!

Sayın Kerim Afşar'ın Ankara'da Başkent Hastanesi'nde  yoğun bakımda olduğunu Bir süre önce İzmir Dokuz Eylül üniversitesi Tiyatro Bölümü hocalarımızdan Doç.Dr. Semih Çelenk'in bildirimiyle öğrenmiştik . Aynı gün bilgi almak üzere Ankara'da bulunan arkadaşımız Ceren Gergeroğlu'nu seferber etmiştik . Ankara'dan İzmir'e, İzmir'den İstanbul'a ve buradan Ankara'ya aksetmişti bir endişenin sızısı. (Dünya ne kadar küçüktü ya da duygular ne kadar yakın) Sağlık durumuyla birlikte öğrendiğimiz bir başka şey ise eski dostlarının, Tiyatro dünyasının arayıp sormadığıydı ya da haberlerinin bile olmadığıydı (Dünya ne kadar büyüktü ya da dostluklar nice ırak)

    Düşündük : İyi tamam haber aldık, haberdar ettik sayfalarımızdan ama ya sonuç? Bu ustaya karşı görevimizi yaptık mı? Tiyatro kamuoyunu az çok haberdar ettik ama neyi başardık? Zaten artık sadece tıbbi müdahalelere ihtiyaç duyan bir beden için biz ne yapabilirdik ki?

    Düşündük, artık onun ancak ve ancak iki şeye ihtiyacı olabilirdi biri uzman doktorların yapacağı müdahaleler, ikincisi moral verecek bir sevgi çemberi. Ve en azından bu ikincisini yapmak zorundaydık. Bu fikir bile o an bizi  heyecanlandırmaya yetti . Bu toplu ziyaret Kerim Afşar'a hiç bir şey vermezse bile bize "insan kimliklerimizi" kazandırabilirdi yeniden.

     Hele bir yoğun bakımdan servise geçsin, hele biraz şuuru yerine gelsin bir Kerim Afşar vefa seferi düzenleyelim diye düşündük. Siteden çağrımızı yapardık. Bu kadar tiyatrocunun okuduğu bu siteden elbette az çok katılımı başarırız herhalde dedik. Eski dostları, sevenleri... Hiç biri olmazsa İstanbul'dan ben ve bir kaç dost, İzmir'den Semih hocamız en önemlisi de Ankara'dan Ceren ve genç arkadaşları gideriz, özellikle bu genç arkadaşlar iyi olurdu ve Sayın Kerim Afşar kendisini ziyaret için bu kadar gencin gelmiş olmasıyla kim bilir ne kadar mutlu olurdu.. Belki kırk yıllık dostlarını yanı başında görmekten bile mutluluk vericidir ilk sahne tozu yuttuğundan kaç kuşak sonra doğmuş gençler tarafından sahiplenilmiş olmak. 

   Vefa borcu denilince şu hababam sınıfı filmlerinin birindeki son sahne gelir hep gözümün önüne Hani hababam sınıfının öğrencileri hastanede yatan hocaları Kel Mahmut'u pencerenin önüne getirirler ve Kel Mahmut (Münir Özkul) camdan bakar   bahçede kendisini ziyarete gelen yüzlerce genç görür ya.. Ve canlanır Kel

 

Mahmut, toparlanır, daha beş, altı hababam sınıfı filminde dimdik ayakta kalır. Hoş canlanmasa bile o tüm filmlerin, tüm oyunların son sahnesi bile olsa, yani ille de bir son sahne olacaksa işte öyle olsa diye geçiririm içimden. 

    Olmadı hiç birini yapamadık, şairin dediği gibi her ölüm erkendir ve bu ölüm de erken di, ya da vefa borcu ödemekte biz çok geç kalmıştık . Peki şimdi ne yapabilirdik? Çok çok bir sanatçıya yakışır bir şekilde toprağa uğurlamak sahipsiz olmadığını, unutulmadığını son görevde de olsa göstermek.. Ve belki daha da önemlisi anısını, sanatını sürdürmek, genç kuşaklara aktarmak.

   Düne kadar ilgiye ihtiyacı olan ama hep olduğu gibi yeterli ilgiyi görmeyen bir sanatçı bugün ölüm haberiyle geçti gazete sayfalarına. Ve insanlar Kerim Afşar'ı hatırladı . Her akşam kontrol ettiğim nereden ne yoldan sitemize ziyaretçi gelmiş raporlarını incelerken bugün onlarca kişinin arama motorlarından "Kerim Afşar" ı aratıp sitemize ulaştığını görüyorum. Demek ki ölüm haberinin ardından insanlar Kerim Afşar'ı tanımak, bilgi almak ihtiyacı duymuştu. O halde bu arayış sırasında sitemize ulaşanlara onunla ilgili yeterince bilgi sunabiliyor muyuz diye düşündüm ama yanıtım "hayır" oldu.

    En önce bir biyografisini vermek gerek  diye düşünüp bu kez ben arama motorlarında arama yaptırdım ama nafile. İnternet denilen bu kaynak okyanusunda arama motorlarına daha bir ay önce ilk albümünü çıkarmış birisini yazıp aratsanız onlarca site bulursunuz ama bir tiyatro üstadının adını yazıyorsunuz ve bir biyografi dahi bulamıyorsunuz. Bulabildiğiniz filmlerde geçen adı, bir iki ödül töreni, seslendirmesini yaptığı şiir albümlerinin satış sayfaları . Galiba bu da bizlerin eksikliği. Bir mankenin hayranı üşenmeden o manken için onlarca sayfalık özel flash animasyonlarla süslü siteler inşa ediyor ama biz koskoca bir tiyatro dünyası için hala yeterli bir site yapmayı başaramıyoruz.

   Galiba daha fazla çalışmamız gerekiyor. Geç kalmışız dememek için daha fazla çalışmak. Bugünün tiyatrocularına, tiyatrocu adaylarına omuz vermeye çalışırken geçmişin mirası sanatçıları da sahiplenmek için daha fazla çaba gerekiyor.

Başta eşi sayın Leyla Afşar olmak üzere, ailesi, yakınları, AST ve tüm tiyatro dünyasına başsağlığı diliyorum.

Ertuğrul Timur  27 Eylül 2003