Ahmet Ertuğrul Timur

aetimur@tiyatrom.com  


 

AF EDERSİNİZ SİZİ BİRAZ KIŞKIRTABİLİRİYİM

Tiyatrom sayfalarından tam 2 ay boyunca bir kampanyayı dillendirdik ve dedik ki  "Medya müzikten sonra şimdi de diğer sanat dallarını yozlaştıracak, basite indirgeyecek girişimler başlatıyor, sanat çevreleri olarak, aydın olarak bunun hangi noktalara varacağına, gerek toplumsal yozlaşma açısından, gerekse gerçek anlamda sanatın gölgelenmemesi adına dur demeliyiz"

Peki "Medyanın Sanat Üzerindeki Kirli Gölgesine Son!" isimli bu kampanya sonucunda başarılı olduk mu? Eğer konuya Deniz Baykal gibi bakacak olsak tabi canım müthiş başarılı olduk! 

Ama bana yapmamız gerekenin, ulaşmamız gerekenin çok gerisindeyiz hala. 

Şimdi burada siz sanatsever tiyatro yapan ve tiyatro seven insanlara biraz çıkışmam ve sonra da biraz da kışkırtmam gerekiyor sıkı durun.

Beyler ve bayanlar siz sanatçılar, sanata yakın olanlar! Siz hep televolelerde 2 gün önce bir albüm çıkarana "sanatçı" deniyor diye köpürmüyor muydunuz? Sanatçı olmak bu kadar basit değil diyen sizler değil miydiniz? O halde topyekun toplumsal bir çürümenin ve de mesleğinizi hafife alan, oyunculuk sanatını basite indirgeyen, kendi çürümüşlüğünü sanat üzerinden toplum geneline yayan medyanın bu tavrına karşı bir sanatçı duruşu, bir aydın duruşu sergilemezseniz o zaman pardon ama sizin o 2 günde ortaya çıkarılan sözde sanatçılardan farkınızı insanlar nasıl anlayacak?

 Eğer gerektiğinde toplumsal duruşunuzla öncülüğü üstlenmeyecekseniz ne zaman sanatçı olmanın farkını ve öncülüğünü halka göstereceksiniz? Sanatçı olmak sadece sahnede başlayıp sahnede bitiyorsa sahnede sizi izlemeye gelmeyen, bu sahnelerde sergilenenleri henüz ihtiyaç olarak algılayamamış insanlara ulaşıp bakın bir de sanat diye bir alternatif var demeyi nasıl başaracaksınız?

Çıkarılmaya hazırlanan Yasa tasarısı ile ödenekli sanat kurumlarının sonu getirilirken, ekonomik nedenlerle gerektiği ölçüde özel sanat kurumları açılamazken ve daha da vahimi insanlar giderek nitelikli eserlerden medya yoluyla koparılıp sadece eğlencelik, basit seyirlik anlayışına yönelirken siz hangi seyirciye oynayıp da sonra çıkıp "sanatçı tavrını sahnede gösterir"  gibi beylik sözlerin ardına gizlenebileceksiniz?

Ülkemizde kişi başına düşen koltuk sayısı ortada, sanatsal yapımlara ilgisizlik ortada ve bu sayı günden güne de azalıyor yeni nesil umut değil bu anlamda edebiyatdan, sanattan daha da kaçış yansıtıyor o halde sahnede oyuncu yaşamda seyirci olma lüksünüz yok sahnede de, yaşamda da sanatçı olmak, sanatçı gibi durmak, sanatçı gibi tavır göstermek boynunuzun borcudur!

Bir kez daha yineliyorum ki eğer yaşamdaki duruşunuzla, öncülüğünüzle televole sanatçı(!)larından farkınızı sergileyemiyorsanız karşıdan bakınca çok da fark kalmıyor arada. Peki gerçekten fark yok mu? Elbette var sizler belki Akademi'de Sheakespeare'in hayatını yada bazı eserlerini ezberlercesine öğrendiniz onlar adını bile bilmiyor olabilir ama bu yaşamları ve bu oyunları özümseyip yaşama geçiremedikten sonra onları öğrenmiş olmanın ezbere bilmenin ne kıymeti ola ki?... Hem oynayan, ders gereği ezberleyen sizler bile o oyunların ve yaşamların verdiğini özümseyip yaşama geçirememişse seyircinin bir defada izleyip değişmesini beklemek abes olmaz mı?

- Kampanyamızı Tüm ülkeye yayamadık çünkü medya karşıtı kampanyanın medyada yer alması beklenemezdi ve Tüm medyaya, yazarlara ve belirli yerlere gönderilen tanıtım e-maillerine rağmen Evrensel Gazetesi ve bir kaç yerel basın ve internet sitesi  dışında kampanyamızı duyuran olmadı

- Bazı tiyatro toplulukları bireysel anlamda açtığımız deftere kampanyamızı desteklediklerini yazsa da kampanyayı sahiplenip oyunlarına gelen gerçek sanatsever kitleyi de saracak şekilde oyunlarında, tiyatrolarında imza kampanyası başlatmadı, kampanyamızı duyurmadı. Sadece Adana Tiyatro Derneği Adana çapında tiyatro salonlarında ve dernek binasında fiili imza kampanyası başlattı, Yedibölge oyuncuları düzenledikleri müzik dinletisi davetinde kampanyamızla dayanışma açıklamasında bulundu.

- Kampanyamızla ilgili yok denecek kadar az dışarıdaki yankıları yada dışımızdaki girişimleri bir yana bırakıp sitenin kendi ulaştığı okur kitlesi içinde değerlendirirsek

Sitemiz günlük  tekil (Yani aynı kişiyi bir defa sayarak) 500'e yakın bir okur kitlesine sahiptir. Webservis ve İyisiteler.net raporlarına göre en fazla okunan tiyatro yayınıdır. Yani küçümsenmeyecek bir sanatçı ya da sanatsever kitleye sahibiz.

 

Peki bu kampanya bu site okur kitlesi içinde yeterli sahiplenmeyi buldu mu? Asla! Günde 500 duyarlı, sanatsever okura ulaşan bir sitede 2 ayda yani 60 günde sadece 330 kişi bu kampanyaya katılmışsa bu bana göre başarı değil başarısızlığın göstergesi olsa gerek..

Peki neden? Neden hiç tanımadığım, yazışmadığım, kim olduklarını bile bilmediğim ama bu sitede gezindiklerine göre tiyatroyla bir şekilde ilgili insanlar duyarlı olacaklarını düşündüğümüz bu konuyu umursamıyor? Tanımadığımız bilmediğimiz okurlar bir yana düzenli görüştüğüm neredeyse her gün haberleştiğim kendimle ve tiyatrom.com la özdeşleştirdiğim genç arkadaşlar, amatör tiyatrocular, profesyonellerin ismini bile göremedik defterimizde?

Neden tiyatroyu meslek edinmiş insanları, binbir güçlükle kazandıkları konservatuarlarda yıllarca öğrenim gören, görmeye hazırlanan öğrencileri, tiyatro kursiyerlerini göremedik? Bizi okuyup izlediklerini biliyoruz çünkü bir çoğu aylarca çalışıp ortaya çıkardıkları haberlerini, etkinliklerini özenle yazıp yolluyor sitemizde yayınlanması için..

Şimdi bu nedenler üzerinde duralım isterseniz..

Belki de medyanın sözde oyuncular hatta yıldızlar çıkarıp 3 haftalık sözde kurslarla TV başındaki koca bir ülke halkına bunları oyuncu diye sunmalarını oyunculuk sanatının içi boşaltarak basite indirgemesini yeterince sorun olarak, bir yozlaşma tehlikesi olarak görmüyordu sanatçı ve sanata  duyarlı okur kitlemiz. Bu durumda bu kampanyayı başlatan ben ve kampanyaya destek veren okurlar gereksiz hezeyana kapılmıştık.

Eylemlilikten korkan ve geçmişteki yaşananlardan dolayı ürkek davranan bir halkımız olduğu bir gerçek ama devlete yada devlet güçlerine karşı bir protesto değil medyadaki bir takım programları eleştirmek için yapılan ve bir internet sitesinin ziyaretçi defterine yazmak kadar kolay bir eylemden dahi kaçınacak kadar ürkek bir sanatçı ve sanata duyarlı kitle varsa ortada bu da ayrı bir sorgulama konusu değil mi? Bu kadar direk kendisiyle ilgili bir konuda bu kadar kolay bir tepkiyi bile sergileyemeyecekse o halde niçin varım ve ne için sanat yapıyorum diye sorgulaması gerekmez mi kendilerini? Bu durumda sanatçı olmak ego tatmininden öte.., sahnede olmak "fark edilen öndeki kişi"  olmaktan öte bir anlam içerecek midir?

Kısaca iki şık var ortada. Ya medyanın bu şekildeki tutumu sakıncalı bulunmuyor, ya da sakıncalı, olumsuz bulunsa dahi tepki göstermekten bir karşı tavır sergilemekten kaçınılıyor.

Eğer neden birincisi ise yani tiyatro severler, sanatçı ve sanatseverler bu tür programları sakıncalı bulmuyorsa o halde bu kampanyayı başlatmak bizlerin kişisel feveranı, kişisel abartmamızdı o halde devam hadi seyredelim  "Yaşasın Türkiye'nin yıldızları"

Eğer neden ikincisi ise yani artık öğrenci, amatör, profesyonel, sanatçı, sanatsever tavır göstermekten, tepki vermekten korkuyor yada buna gerek duymuyor ise o halde Sanatçı duruşunun da bu tür popüler sunumlarla ortaya çıkarılıveren yıldızlardan çok da farkı kalmıyor ki o halde varsın olsun Türkiye'nin Yıldızları..

Hani televolelerde yada magazin programlarında ortaya çıkışının daha ikinci gününde "sanatçı" diye sunulanlara tepki gösteriyor ve sanatçı olmak bu kadar kolay mı diyoruz ya... Belki de artık gerçekten bu kadar kolay. Gerektiği zaman gerektiği yerde gerektiği ölçüde aydın tavrı, aydın bir sanatçı çıkışını göremedikçe geriye ne fark kalıyor size göre?  Akademi'de Sheakespeare'in hayatını yada bazı eserlerini ezberlercesine öğrenmiş olmak mı? Hadi canım sizde.., bu yaşamları ve bu oyunları özümseyip yaşama geçiremedikten sonra ezbere bilmenin ne kıymeti ola ki?... Hem oynayan, ders gereği ezberleyen bile o oyunların ve yaşamların verdiğini özümseyip yaşama geçirememişse seyircinin neden izlemesini bekleyelim yada izlese ne değişecek ne alacak ki?

KAMPANYAMIZA KATILAN VE KOCA BİR ÜLKEDE SAYISI 350 Yİ BİLE BULMASA DA DUYARLI CÜMLELERİYLE BİZLERE YİNE DE  DAHA FAZLA  BİR ŞEYLER YAPMA ARZUSU VE AZMİ VEREN DUYARLI KATILIMCILARA TEŞEKKÜR EDİYORUZ...

BU KONUDA DUYARLI OKURLARIMIZIN YAZDIKLARI