Ahmet Ertuğrul Timur

aetimur@tiyatrom.com  


 

BİR YANDA KÜRESEL SALDIRI BİR YANDA YÖRESEL

Bundan bir 20 yıl ve daha öncesinin değişmez muhabbet başlangıcı olan "Hemşerim memleket nere?" sözüne  çarşıda, pazarda, istasyonda, mal alırken, mal satarken, taksiye binince, otobüste çok sık rastlardınız. Bu sadece söze başlamaya bahane olsun diye edilmiş bir söz değil o dönemler için normal görülebilecek bir yakınlık kurma, bağ kurabilme arayışının adımıdır. O devirler için insanları birbirine bağlayacak çok fazla sosyal olgu yoktur ve bir insan bir diğer insanla ancak yöresel benzerliğiyle yakınlık kurmayı düşünebilirdi. Askerde hemşeri aranır, hemşeri yakınında ev aranır, İstanbul'a okumaya gelen öğrenciler üst sınıflardan hemşeri ağabeyler bulmaya çalışırdı. Öğrenci yurtları Kayseri yurdu, Antalya yurdu gibi adlandırılır ve aynı ilden gelen öğrenciler hep bir yurda tıkıştırılır, o yöreden çıkmış iş adamları bu yurtları desteklerdi. (Hoş gerçi hala bu yöreciliği aşamamış kişiler, semtler olsa da onlar da bir kuşak daha yaşatabilir bu tutkuyu)

    Ama şimdi öyle değil. İnsanlar artık Fenerli, Cimbomlu, rock sever, tiyatro sever, ve daha bir çok farklı farklı hobilerle, sosyal uğraşlarla donanımlı. Ve artık Çankırı'dan gelen bir başka Çankırılı'yı aramıyor, daha üniversiteye kaydını yaptırırken Tiyatro kulübüne yöneliyor ya da ilk iş rock konserinde  arkadaş edinmek oluyor, Futbol taraftarlarıyla kümeleşiyor, İki iş arkadaşı bazen 2-3 yıl bir odada çalışıp ancak bir gün söz açılınca "sahi ya sen nereliydin" diye soruyor.

    Peki ama "Hemşericilik" ayrımını insanlar gün be gün geride bırakırken artık sanatla, sporla, pek çok sosyal konuda kimliğini ifade ederken nasıl oluyor da İstanbul'da üstelik de Belediyeye bağlı, üstelik de bir kültür kurumunda öğrenci alınırken insanlara basılı formlarda menşei sorulabiliyor?.. Sayın Ulvi ALACAKAPTAN forum sayfalarımıza yazmasa belki de öğrenemeyecektik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.kurulusu GSM Öğrenci alımında neden "Ailenizin geldiği yer (menşei) nedir?" diye sorma gereği duymuş olabilir? En iyi niyetle bu kurumun yönetimi hala 20-30 yıl öncesinde kalmış bir geri kültürün temsilcileri diyebiliriz. Ama  bu sorunun sorulma nedeni ya bu kadar masum değilse ? Ya bir ayrımcılık söz konusuysa? Kimilerinin mozaik dediği birilerinin mozaiği beğenmeyip "Mermeriz mermer"(!) diye vurgu yaptığı toplum yapımızda eğer bir yöresel ayrımcılık yapılmıyor ise bu sorunun sorulma nedeni nedir bu açıklanmak zorundadır ve bana göre bu soruyu sormuş olmak dahi sanatın içine sızmış, bir sanat kurumunu kullanan ayrımcı, ya da gerici bir saldırı sayılmalıdır.

 

    Sanat elbette evrenseldir.  Fakat bazı sanat dalları bazı felsefelerle, bazı dünya görüşleriyle çok da güzel örtüşür. Eğer bir moda gibi rock dinleyen "tiki" değilseniz, rock müziği dinlerken rock felsefesini de az çok özümsemişseniz rock'ın doğuşundan bugüne "bir karşı duruş müziği" olduğunu da hissetmemeniz mümkün değil. Evet rock bir karşı duruştur bir başkaldırıdır. peki neye karşı çıkış? Elbetteki var olana, hakim olana. Eh bu durumda ortalama bir rock sever bilir ki karşı duruşun müziği olan rock'la yıllar boyu kapitalizmin bayraktarlığını yapmış markaların en önde geleni coca-cola yan yana gelemez birlikte duramaz. Bu ikisini yan yana koymak bu müzik adına hainliktir ihanettir. Elbetteki rock felsefesinin derinliğini bu konuya yıllarını vermiş kişilere bırakıyoruz onlar adına ahkam kesmeye niyetimiz yok ama sanat'a ve sanat çevrelerine yakın bir yayın olarak da bu uluslararası sermayenin bir sanat dalını kullanması konusunu sorgulamaya hakkımız olduğunu düşünüyoruz!

    Dönem dönem işçi katliamına dek kalkışmış, fabrikalarında çocuk işçi kullanmakla kalmayıp çocuk işçi kullanmayı açıkça desteklemiş, savaş esirlerini fabrikalarında köle gibi çalıştırmış, Hitler'i saygıyla selamlamış Cola firması nasıl oluyor da bugün rock festivali düzenleyebiliyor? Bu küresel saldırının bir başka boyutu değilse nedir?  Rock evcilleştirilmeye, içselleştirilmeye mi çalışılıyor? Sanat evrenseldir dedik ama sanatın evrenselliğini olsa olsa bu ayın başlarında gençlerin organize ettiği KAYAFEST türü organizasyonlar simgeleyebilir bir çokuluslu firmanın parayı bastırıp sahneye yerli yabancı üç beş grup çıkarması değil!

      Bir yanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.kuruluşu GSM Öğrenci alımında Ailenizin geldiği yer? sorusuyla yöre ayrımcılığının işaretlerini veriyor öte yanda Çok Uluslu Sermayenin önde gelen bayraktarı Coca-Cola Başkaldırının müziği Rock'u evcilleştirmeye çabalıyor. Biri yöreselci saldırı diğeri globalci. üstelik de ikisinin de maşa niyetine kullanmaya çalıştığı şey birer sanat dalı. Bu konular birbirinden çok ayrı gibi görünse de ikisini birden ele alınca tam da Türkiye'nin şu anda içinde olduğu genel durumu o kadar iyi belgeliyor ki... Bir yanda muhafazakar, gerici alt yapısını, kadrolaşmasını hızla sağlamaya çalışan ama bu uzun dönemli çabası sırasında hoş görülü, geniş tabanlı, ılıman görünme çabası içindeki iktidar öte yanda dünya üzerinde karşı kültürleri sahiplenip yok ederek yayılmaya çalışan uluslararası sermaye. İşte iki farklı kutup iki farklı güç odağı ve Türkiye'nin çekilmek istendiği birbirinden aslında dağlar kadar uzak iki ayrı uç nokta, iki ayrı kıskaç. Kısaca İki farklı sinsi güç ve ikisinin elinde de sanat maşa. Siz hangi seçeneği tercih ediyorsunuz sevgili sanatçı ya da sanat sever okurlar? A mı B'mi? Bana sorarsanız C seçeneği ama o da ortada yok ve oluşturmak da bize kalıyor. En az onlar kadar faal, onlar kadar kararlı ve onlar kadar kitlelere yakın olmak zorundayız sanatımızla, insan için, barış için insandan yana tavrımızla.

Not : Kola'ya karşı Millici ruhu kullanarak pirim yapmaya çalışan Cola-Turka ile bu Kola karşıtlığının aynı dönemlere denk gelmiş olmasını sadece bir şanssızlık olarak görüyor ve bu bilinçteki Cocacola karşıtı duruşun ColaTurka lehinde bir pirim yapmayacağının altını çizmek istiyorum.