|
okul müdürü de yok. Eh bu
durumda okulunun müdürü spora düşkün biri olduğu için sporda yeteneği
olan gençler son derece şanslı ama bir sanat dalında yeteneği olanlar
ise (herhangi yüzlerce mahalle lisesinde okuyan gençler gibi)
şanssız.
Yine bazı
okullarda da tiyatroya meraklı kendisi de az çok tiyatro yapmış bir
tek öğretmen sayesinde o okulda tiyatro topluluğu kurup çok iyi
çalışmalar yapılabiliyor ve bu sayede erken yaşta fark edilen
sanatçılar daha liseden yol almaya başlayabiliyor. Bu durumda bu
öğrencilere bakıp iyiki de okulunda şu öğretmen varmış diyebiliyor,
bazan da ya bu tür bir öğretmene denk gelmeyip yeteneği hiç ortaya
çıkmayan yüzlerce diğer mahalle liseli gencin suçu ne diye
sorabiliyoruz.
Belki burada hemen şu
yanıt gelecektir "Evet bir gencin daha liseden eğilimi olduğu konuda
gelişeceği ortam bulması çok iyi bir şans ama bu ortamı bulamamışsa
bile her şey için çok geç değil o genç asıl seçimini zaten
üniversitede yapacaktır" Evet bir noktaya kadar doğrudur da. Ama
üniversite artık seçimin yapılmış olduğu yıllardır seçimi etkileyecek,
varsa yeteneklerin çıkartılacağı, alanların kafalarda ve yeteneklerde
ayrışmaya başlayacağı yıllar lise ve öncesi yıllardır. Okul herkese
aynı ölçüde öğretilen savaşlar, barışlar, formüller, denklemlerden
oluşan "kalıp bilgilerden" ibaret olmamalıdır ve biz biliyoruz ki pek
çok insanın varsa sanatta yada spordaki eğilimleri daha çocuk yaşta
ortaya çıkar ve bizlere düşen onların bu yeteneklerini geciktirmeden
geliştirecekleri ortamları hazırlamaktır aksi halde bir çok değer daha
ortaya çıkamadan kaybolup gidecektir, zaten bu sistem içinde de
kaybolup gitmektedir.
Kısaca
öğrenciler mahalle okullarına, devlet okullarına tamamen tesadüflerle
gidip tamamen tesadüflerle müdür, yönetici yada öğretmenlerin ellerine
teslim olmaktadır. Ve bazen spor sever bir müdür onlar için şans
olabilmekte, bazen tiyatroya meraklı bir öğretmenin zor şartlarda da
olsa kuracağı bir toplulukla yaşamının akışında bambaşka bir ivme
kazanabilmektedir. Bazı liselerde böyle özverilerle ve tamamen
bireysel girişimlerle çok başarılı tiyatro çalışması yapan daha
şimdiden bu lisedeki sosyal faaliyetleri sayesinde profesyonelliğe
doğru yol almaya başlamış öğrencileri yakından biliyoruz. Örneklemek
gerekirse bir Anadolu Lisesi okul öğretmeninin bireysel
çabasıyla ülkemizde düzenlenen pek çok festivalde ödüller almakla
kalmayıp Türkiye'yi Yurtdışında da temsil etti. Yine bir başka Anadolu
Lisemiz bir velinin katkısıyla güzel bir tiyatro salonuna kavuştu ve
zaten başarıyla dolu tiyatro çalışmalarına ivme kazandırdı.
Bugün
halen sahnelerde, Sinemada ve TV'de severek izlediğimiz bir çok ünlü
sanatçının (Müjdat Gezen, Kemal Sunal gibi) Vefa Lisesi'nden olduğunu
düşünürsek bir lisede sağlanan ortamın insanların hatta bir ülkenin
kazanımları açısından ne kadar önemli olduğunu sanırım daha net fark
edebiliriz.
Peki ama
öğrencilerin dolaysıyla Türkiye'nin kaderi bu tür bireysel çabalara,
bir müdürün, bir öğretmenin, bir velinin bireysel çabasına, yada kendi hobyleri doğrultusunda yapacakları çalışmalara mı bağlı kalacak?
|
MİLLİ EĞİTİM BİR BİREYİ 7
YAŞINDA ALIP SENELERCE TÜM YAŞAMINI DOLDURUYORSA FORMÜLLER,
DENKLEMLER, TARİH BİLGİLERİ ÖĞRETMESİ YETMEZ ONA YETENEKLERİNİ DE KEŞFETME VE
GELİŞTİRME ORTAMI SUNMAK ZORUNDADIR AKSİ HALDE EĞİTİM YAŞAMINDA
BU OLANAĞI BULAMAMIŞ GENÇLER DÜN GAZİNOCULARIN,
PLAKÇILARIN, SÖZDE ARTİST YAPICILARININ VE YİNE BUGÜN
ÖRNEKLERİ GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ "TÜRKİYE ŞÖHRETİNİ ARIYOR" TARZI MEDYA
PROGRAMLARINDA SÖMÜRÜ MALZEMESİ YILDIZCIKLAR OLARAK KULLANILMAYA
DEVAM EDECEKTİR... |
Ya bu
tür bir müdürü, bu tür bir öğretmeni olmayan onlarca lisemizde bu
yetenekleri hiç ortaya çıkmadan belki de Uluslararası çapta sporcu,
sanatçı, araştırmacı olacakken tamamen şanssızlıktan kayboluveren
yüzlerce gencimiz ne olacak?
Ya da spora meraklı bir müdürü, bir
hocası olan ama kendi sanata meraklı veya tersi durumdaki öğrenciler
ne olacak? Bu soruları yöneltirken elbette buna verecek yanıtlarda var
fakat ben önce sizlerin yanıtlarını duymak istiyorum ve kendi
düşüncelerimi bir sonraki yazıya bırakıyorum.
Yazıma kendi
semtimden bir liseyi örnek olarak anlatarak başlamıştım yine kendi
semtimden bir başka lise örneğiyle bitirmek istiyorum. Böylece
gençlerin coğrafya, matematik vb den ibaret olmayan eğitimlerinin,
gelişimlerinin nasıl da okul yöneticilerinin keyfiyeti ve hobylerine
terk edilmiş olduğu daha net ortaya çıkacaktır.
Bu siteyi
ilk yayınlamaya başladığım yıllarda bir liseli gençten e-mail
almıştım. Okulda tiyatro çalışması yapmak istediklerini ve yardımcı
olup olamayacağımı soruyordu. Okulu ise Çapa Öğretmen Lisesi Bu lise
Şehremini Lisesinin tam karşısında onlarca önemli isim yetiştirmiş
tarihi bir okuldur ve uzun süredir sadece adı öğretmen lisesidir
öğretmen yetiştirmez. Yazdığım yanıtta bu liseyi iyi bildiğimi kocaman
bir de salonu olduğunu, İstanbul'da bu şansa sahip çok az sayıdaki
okullardan biriyken bugüne dek burada tiyatroya başlamamış olmalarını
bile hayretle karşıladığımı yazdım ve yapabileceğim her türlü yardıma
hazır olduğumu belirttim. Bu öğrenci tiyatro yapma isteğiyle dolu bazı
arkadaşlarıyla ilgili müdür yardımcısı ile görüştü önce ve okulun
tiyatro çalışması için bütçe ayıramayacağını isterlerse kendi
kendilerine çalışabileceklerini söyledi. Fakat hiç deneyimi yokken
böyle bir çalışma yapmaları mümkün değildi. Bu kez ben bir kaç
görüşmeden sonra onlara ücetsiz eğitim vermeye hazır gönüllü
çalıştırıcılar buldum ve bu kez öğrenciler okul yönetimine bu öneriyle
gittiler. Yönetimin yanıtı ise burası okul ve öyle herkesi alamayız
biz buraya şeklinde oldu. Gelecek kişiler ne idüğü belirsiz değildir
kimi Belediye'nin Şehir Tiyatrosu kadrosunda sanatçıdır kimi zaten bir
başka lisede tiyatro çalıştıran aynen sizler gibi Milli Eğitimin
öğretmenidir dedik ama yine sonuç çıkmadı. Öğrencilerin ısrarlı
talepleri bu defa salon tadilata girecek, teknik donanımı yok gibi
yanıtlarla çevrildi. Bu defa bir başka öneri sunduk bazı okulların
(Örneğin Nişantaşı Rüşdü Uzel Meslek Lisesi) yaptığı gibi bu salon bir
tiyatro topluluğuna salonu düzenlemeleri karşılığı kiraya verilebilir
ve böylece hem boş saklanan koca bir salon İstanbul'un sanat dünyasına
kazandırılır, hem okul bu düzenlenmiş salondan yararlanır, hem de okul
gelir elde eder önerisi yaptım ama sonuç çıkmadı. O öğrenci elbette
çoktan mezun oldu ve muhtemelen okul yönetimi de değişti. Ama bu salon
bildiğim kadarıyla hala kullanılmayan boş bir salon olarak
durmaktadır.
İşte size iki örnek.. Çapa dan bir
millet caddesi geçer caddenin bir tarafında Şehremini Lisesi, diğer
tarafında onun tam karşısında Çapa Öğretmen Lisesi. Aralarındaki
mesafe 6 şeritlik bir cadde. Birinin müdürü eski sporcu yada spora
meraklı birisi ve okula spor salonları kazandırdı hem dışarı kiralayıp
okula para kazandırıyor hem de şampiyon öğrenciler yetiştiriyor,
diğerinde ise kocaman bir salon boş saklanıyor ve öğrencilere biraz
fizik, biraz matematik, biraz coğrafya..., öğretilip gönderiliyor. Ya
bu arada diğer öğrenciler? Belki de aralarından sanatçılar,
sporcular, araştırmacılar çıkacak binlerce mahalle liseli? Şimdi size
sormak istiyorum GENÇLERİN KADERİ OKUL MÜDÜRLERİNİN, YA DA
ÖĞRETMENLERİN HOBİSİNE VE İŞ BİTİRİCİLİKLERİNE YADA PASİFLİKLERİNE Mİ
TERK EDİLECEK? İstanbul'da son yıllarda bir çok Liselerarası Tiyatro
Festivali düzenleniyor ve bunlara başvuran liselerin sayısı maalesef
35'i zor buluyor ve yarısından çoğu özel okul. İşte 21.Yüzyılda Avrupa
Birliği Adayı Türkiye'nin en gelişmiş ili İstanbul'da bir sanat
dalında gençlere sunulan olanaklar... Ve bu da özel okulları saymazsak
sadece bir düzine kendiliğinden bu işi görev edinmiş "meraklı"
öğretmenin başarısı Milli Eğitimin değil... Şimdi Milli Eğitim
Bakanlığından bu konuda bir yanıt, bir açıklama ve en azından vaatler
duymak istiyoruz...
|