Ahmet Ertuğrul Timur

aetimur@tiyatrom.com  


 

MİLLİ EĞİTİM BAKANINA AÇIK MEKTUP :

GENÇLERİN KADERİ BAZI OKUL*  MÜDÜRLERİNİN, BAZI ÖĞRETMENLERİN HOBİSİNE VE BİREYSEL ÇABALARINA MI  BAĞLI KALACAK? 

   * Yazımıza konu olan okullar elbette Devlet okullarıdır. Özel okulları burada ele almaya gerek duymuyoruz çünkü bunların zaten hemen tümü öğrencilerine sporda, sanatta ve daha bir çok alanda gereken ortamları sunmaktadırlar. Ama özel okullar ya da Özel statüdeki bazı okulların (tüm Ülke göz önünde tutulduğunda) sayılarının çok az olduğu düşünülürse devlet okulları yada halk arasındaki adlandırmayla mahalle okulları hala Türkiye'nin yarınını belirleyen okullardır

       Yolunuz Çapa ile Fındıkzade arasından geçen Millet caddesine hiç düşer mi? Eğer geçiyorsanız kafanızı şöyle bir kaldırıp baktığınızda Şehremini Lisesi'nin caddeye bakan cephesine asılmış çok sayıdaki pankart göreceksiniz. Okul Müdürlüğü her yıl Okulun sporda elde ettiği başarıları "haklı bir gururla" pankartlara döküp ilan eder. Yine bu okul müdürünün Eski bir futbolcu olması ve dolaysıyla spora olan düşkünlüğünü, bu lisenin O müdür göreve gelene kadar sıradan bir mahalle lisesi iken artık parayla dışarıya da hizmet veren spor sahaları olduğunu, bu sayede okulu da kalkındırdığını duyuyoruz. Elbetteki bu girişimler takdire değer.. Bu okuldan artık Türkiye çapında başarılara imza atan genç sporcular çıktığı da bir gerçek. Ama şimdi olaya iki ayrı cepheden daha bakalım mı?

    Bu okulun okul müdürünün spora olan düşkünlüğü sayesinde bu ortamı hazır bulup bu ortamdan doğarak başarılı bir sporcu olan bu gençler ya o mahalle lisesine değil de bir başka mahalle lisesine gitseydi? Ya da bu okul müdürü okul müdürü olmasaydı?..  Şu an Şampiyon olan bu gençler bu ortamı bulamayacaktı belki fark bile edilme şansı yakalayamadan başka alanlarda körelip gidecekti. Mahalle liselerine oturduğu sokağa göre öğrenci kayıt edildiği hatırlanınca ya diğer sokak ve mahallelerde oturan sporda belkide son derece başarılı olacak gençlerin suçu ne?

    Şimdi birde alternatif geliştirelim. Ya bu lisede yani Şehremini Lisesinde okuyan bir başka genç sporda değil de tiyatro'da yada bir sanat dalında müthiş bir yeteneğe sahipse? Bildiğim kadarıyla bu lisede tiyatro salonu yok, tiyatro çalışması yok, spora meraklı olanın yanında tiyatroya son derece meraklı bir ikinci

...
 

   okul müdürü de yok. Eh bu durumda okulunun müdürü spora düşkün biri olduğu için sporda yeteneği olan gençler son derece şanslı ama bir sanat dalında yeteneği olanlar ise (herhangi yüzlerce mahalle lisesinde okuyan gençler gibi)   şanssız. 

    Yine bazı okullarda da tiyatroya meraklı kendisi de az çok tiyatro yapmış bir tek öğretmen sayesinde o okulda tiyatro topluluğu kurup çok iyi çalışmalar yapılabiliyor ve bu sayede erken yaşta fark edilen sanatçılar daha liseden yol almaya başlayabiliyor. Bu durumda bu öğrencilere bakıp iyiki de okulunda şu öğretmen varmış diyebiliyor, bazan da ya bu tür bir öğretmene denk gelmeyip yeteneği hiç ortaya çıkmayan yüzlerce diğer mahalle liseli gencin suçu ne diye sorabiliyoruz.

Belki burada hemen şu yanıt gelecektir "Evet bir gencin daha liseden eğilimi olduğu konuda gelişeceği ortam bulması çok iyi bir şans ama bu ortamı bulamamışsa bile her şey için çok geç değil o genç asıl seçimini zaten üniversitede yapacaktır" Evet bir noktaya kadar doğrudur da. Ama üniversite artık seçimin yapılmış olduğu yıllardır seçimi etkileyecek, varsa yeteneklerin çıkartılacağı, alanların kafalarda ve yeteneklerde ayrışmaya başlayacağı yıllar lise ve öncesi yıllardır. Okul herkese aynı ölçüde öğretilen savaşlar, barışlar, formüller, denklemlerden oluşan "kalıp bilgilerden" ibaret olmamalıdır ve biz biliyoruz ki pek çok insanın varsa sanatta yada spordaki eğilimleri daha çocuk yaşta ortaya çıkar ve bizlere düşen onların bu yeteneklerini geciktirmeden geliştirecekleri ortamları hazırlamaktır aksi halde bir çok değer daha ortaya çıkamadan kaybolup gidecektir, zaten bu sistem içinde de kaybolup gitmektedir.

     Kısaca öğrenciler mahalle okullarına, devlet okullarına tamamen tesadüflerle gidip tamamen tesadüflerle müdür, yönetici yada öğretmenlerin ellerine teslim olmaktadır. Ve bazen spor sever bir müdür onlar için şans olabilmekte, bazen tiyatroya meraklı bir öğretmenin zor şartlarda da olsa kuracağı bir toplulukla yaşamının akışında bambaşka bir ivme kazanabilmektedir. Bazı liselerde böyle özverilerle ve tamamen bireysel girişimlerle çok başarılı tiyatro çalışması yapan daha şimdiden bu lisedeki sosyal faaliyetleri sayesinde profesyonelliğe doğru yol almaya başlamış öğrencileri yakından biliyoruz. Örneklemek gerekirse bir Anadolu Lisesi   okul öğretmeninin bireysel çabasıyla ülkemizde düzenlenen pek çok festivalde ödüller almakla kalmayıp Türkiye'yi Yurtdışında da temsil etti. Yine bir başka Anadolu Lisemiz bir velinin katkısıyla güzel bir tiyatro salonuna kavuştu ve zaten başarıyla dolu tiyatro çalışmalarına ivme kazandırdı.

     Bugün halen sahnelerde, Sinemada ve TV'de severek izlediğimiz bir çok ünlü sanatçının (Müjdat Gezen, Kemal Sunal gibi) Vefa Lisesi'nden olduğunu düşünürsek bir lisede sağlanan ortamın insanların hatta bir ülkenin kazanımları açısından ne kadar önemli olduğunu sanırım daha net fark edebiliriz.

    Peki ama öğrencilerin dolaysıyla Türkiye'nin kaderi bu tür bireysel çabalara, bir müdürün, bir öğretmenin, bir velinin bireysel çabasına, yada kendi hobyleri doğrultusunda yapacakları çalışmalara mı bağlı kalacak?

MİLLİ EĞİTİM BİR BİREYİ 7 YAŞINDA ALIP SENELERCE TÜM YAŞAMINI DOLDURUYORSA FORMÜLLER, DENKLEMLER, TARİH BİLGİLERİ ÖĞRETMESİ YETMEZ ONA YETENEKLERİNİ DE KEŞFETME VE GELİŞTİRME ORTAMI SUNMAK ZORUNDADIR AKSİ HALDE EĞİTİM YAŞAMINDA BU OLANAĞI BULAMAMIŞ GENÇLER  DÜN GAZİNOCULARIN, PLAKÇILARIN,  SÖZDE ARTİST YAPICILARININ VE YİNE BUGÜN ÖRNEKLERİ GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ "TÜRKİYE ŞÖHRETİNİ ARIYOR" TARZI MEDYA PROGRAMLARINDA SÖMÜRÜ MALZEMESİ YILDIZCIKLAR OLARAK KULLANILMAYA DEVAM EDECEKTİR...

   Ya bu tür bir müdürü, bu tür bir öğretmeni olmayan onlarca lisemizde bu yetenekleri hiç ortaya çıkmadan belki de Uluslararası çapta sporcu, sanatçı, araştırmacı olacakken tamamen şanssızlıktan kayboluveren yüzlerce gencimiz ne olacak?

    Ya da spora meraklı bir müdürü, bir hocası olan ama kendi sanata meraklı veya tersi durumdaki öğrenciler ne olacak? Bu soruları yöneltirken elbette buna verecek yanıtlarda var fakat ben önce sizlerin yanıtlarını duymak istiyorum ve kendi düşüncelerimi bir sonraki yazıya bırakıyorum.

    Yazıma kendi semtimden bir liseyi örnek olarak anlatarak başlamıştım yine kendi semtimden bir başka lise örneğiyle bitirmek istiyorum. Böylece gençlerin coğrafya, matematik vb den ibaret olmayan eğitimlerinin, gelişimlerinin nasıl da okul yöneticilerinin keyfiyeti ve hobylerine terk edilmiş olduğu daha net ortaya çıkacaktır.

     Bu siteyi ilk yayınlamaya başladığım yıllarda bir liseli gençten e-mail almıştım. Okulda tiyatro çalışması yapmak istediklerini ve yardımcı olup olamayacağımı soruyordu. Okulu ise Çapa Öğretmen Lisesi Bu lise Şehremini Lisesinin tam karşısında onlarca önemli isim yetiştirmiş tarihi bir okuldur ve uzun süredir sadece adı öğretmen lisesidir öğretmen yetiştirmez. Yazdığım yanıtta bu liseyi iyi bildiğimi kocaman bir de salonu olduğunu, İstanbul'da bu şansa sahip çok az sayıdaki okullardan biriyken bugüne dek burada tiyatroya başlamamış olmalarını bile hayretle karşıladığımı yazdım ve yapabileceğim her türlü yardıma hazır olduğumu belirttim. Bu öğrenci tiyatro yapma isteğiyle dolu bazı arkadaşlarıyla ilgili müdür yardımcısı ile görüştü önce ve okulun tiyatro çalışması için bütçe ayıramayacağını isterlerse kendi kendilerine çalışabileceklerini söyledi. Fakat hiç deneyimi yokken böyle bir çalışma yapmaları mümkün değildi. Bu kez ben bir kaç görüşmeden sonra onlara ücetsiz eğitim vermeye hazır gönüllü çalıştırıcılar buldum ve bu kez öğrenciler okul yönetimine bu öneriyle gittiler. Yönetimin yanıtı ise burası okul ve öyle herkesi alamayız biz buraya şeklinde oldu. Gelecek kişiler ne idüğü belirsiz değildir kimi Belediye'nin Şehir Tiyatrosu kadrosunda sanatçıdır kimi zaten bir başka lisede tiyatro çalıştıran aynen sizler gibi Milli Eğitimin öğretmenidir dedik ama yine sonuç çıkmadı. Öğrencilerin ısrarlı talepleri bu defa salon tadilata girecek, teknik donanımı yok gibi yanıtlarla çevrildi. Bu defa bir başka öneri sunduk bazı okulların (Örneğin Nişantaşı Rüşdü Uzel Meslek Lisesi) yaptığı gibi bu salon bir tiyatro topluluğuna salonu düzenlemeleri karşılığı kiraya verilebilir ve böylece hem boş saklanan koca bir salon İstanbul'un sanat dünyasına kazandırılır, hem okul bu düzenlenmiş salondan yararlanır, hem de okul gelir elde eder önerisi yaptım ama sonuç çıkmadı. O öğrenci elbette çoktan mezun oldu ve muhtemelen okul yönetimi de değişti. Ama bu salon bildiğim kadarıyla hala kullanılmayan boş bir salon olarak durmaktadır.

İşte size iki örnek.. Çapa dan bir millet caddesi geçer caddenin bir tarafında Şehremini Lisesi, diğer tarafında onun tam karşısında Çapa Öğretmen Lisesi. Aralarındaki mesafe 6 şeritlik bir cadde. Birinin müdürü eski sporcu yada spora meraklı birisi ve okula spor salonları kazandırdı hem dışarı kiralayıp okula para kazandırıyor hem de şampiyon öğrenciler yetiştiriyor, diğerinde ise kocaman bir salon boş saklanıyor ve öğrencilere biraz fizik, biraz matematik, biraz coğrafya..., öğretilip gönderiliyor. Ya bu arada diğer öğrenciler?  Belki de aralarından sanatçılar, sporcular, araştırmacılar çıkacak binlerce mahalle liseli? Şimdi size sormak istiyorum GENÇLERİN KADERİ OKUL MÜDÜRLERİNİN, YA DA ÖĞRETMENLERİN HOBİSİNE VE İŞ BİTİRİCİLİKLERİNE YADA PASİFLİKLERİNE Mİ TERK EDİLECEK? İstanbul'da son yıllarda bir çok Liselerarası Tiyatro Festivali düzenleniyor ve bunlara başvuran liselerin sayısı maalesef 35'i zor buluyor ve yarısından çoğu özel okul. İşte 21.Yüzyılda Avrupa Birliği Adayı Türkiye'nin en gelişmiş ili İstanbul'da bir sanat dalında gençlere sunulan olanaklar... Ve bu da özel okulları saymazsak sadece bir düzine kendiliğinden bu işi görev edinmiş "meraklı" öğretmenin başarısı Milli Eğitimin değil... Şimdi Milli Eğitim Bakanlığından bu konuda bir yanıt, bir açıklama ve en azından vaatler duymak istiyoruz...