|
Ayrıca
tiyatrocuların medyatik işlerde yer alıyor olması, medyatik tiplerin
sahnelerde tiyatrocu olarak görülmeye başlaması ve diğer dile
getirilen konuların gündeme geleceği aşikardı. %5 lik yanılma payımı
ise İsmail Dümbüllü'nün medyatikleşen kavuğunun kime verilmesi
gerektiği kapsıyordu işte bunda yanıldım nedense gündeme gelmedi
Bunlar öngörülerimdi. sonuca
ilişkin değerlendirmeme gelirsek:
Elbette arada sıkışıp kalan
mantıklı, olgun ve bam teline teğet geçen açıklamalar da oldu ama
genel anlamda bir tekrarlar manzumesi, bir ağlama meydanı halini aldı
elbette. Gençler ise tam bir düş kırıklığı yarattı. 850 milyar liranın
kavgası sürerken salonu terk etmeye başladıklarında işte dedim tavır
budur eğer tiyatronun sorunu diye halkın gözü önünde sen 25 aldın ben
15 aldım hani bana hani bana kavgası yapılıyorsa burada söz bitmiştir
ve gençler de tavrını gösteriyor diye düşünüp heyecanlandım ki hayır
böyle değilmiş maalesef. Gençler kendilerine o ana dek hiç söz
verilmediği için kızmışlar ve Ali Kırca hemen gençlere söz verdi. Ama
maalesef söz hakkı tanınan bütün gençler Asuman Karause'ye çatmaktan
ibaret konuşmalar yaptılar.
ASUMAN KARAUSE
OLAYI
Ben burada herkesten farklı
düşünüyorum. Konservatuar eğitimliler kadar amatör oyuncuları da kabul
edip sevdiğimi herkes bilir ama Asuman Karause yada benzerleri
amatörmüdür? hayır, profesyonel midir? hayır. Tiyatro bir tek oyunun
provaları esnasında öğreniliverecek kadar basit midir? Hayır, Bugüne
dek sahneye adım attığı ilk oyunda profesyonel bir tiyatroda önemli
bir rol verilen konservaturalı ya da alaylı üstün yetenekli kaç örnek
vardır?
Yani neresinden bakarsanız bakınız
Asuman Karause'nin sahnede olması yanlıştır elbette. Süper bir yetenek
midir gerçekten? Ya da tiyatroya seyirci çekmek adına bu tip kişileri
bir malzeme olarak kullanmak mantığı tiyatroya hizmetmidir? Evet belki
bir anlamda hizmettir ama bunun devamında ne gelir? Tiyatroya seyirci
çekmek için medyatiklere rol vermek, ardından tiyatroya seyirci çekmek
için erotizme yer vermek, ardından tiyatroya hizmet için belki
promasyon yapmak, ardından tiyatroya hizmet için tiyatrolarda
sansasyonlar yaratmak... Ve tiyatroya hizmet için tiyatroyu medyanın
düştüğü bok çukuruna yuvarlamak! Seyirci artar mı ? artar.. Ama
tiyatro ne hale gelir? ya da adına tiyatro denilecek bir şey kalır mı?
Şimdi diyeceksiniz ki Asuman
Karouse'ye hesap sorulmasına kızarken şimdi sende ona çatıyorsun...
Hayır! aradaki farka dikkat çekmeliyim ben Asuman Karouse'yle muhatap
bile olmam tiyatro konusunda. O sadece bir sürü mankenden biridir
çıplak bir kadındır güzel bile değildir benim gözümde budur o kadar.
Bir ortalama mankene biri gel sana rol vereyim tiyatro yap demiş o da
çıkmış oynamış kim olsa oynardı o takımdan. Burada hesap sorulacak
kişi Asuman Karouse değildir burada hesap sorulacak kişi ona sahneyi
açan tiyatrocudur! Orada olması gereken kişi Asuman Karouse değildir
Kandemir Konduk'dur. Kandemir Konduk orada olsaydı da bize
anlatsaydı neden birçok pırıl pırıl eğitimli oyuncu varken bir
mankenle çalışmış, bu manken ne kadar süper bir yetenekmiş ki tiyatro
alanına girdiği ilk yıl profesyonel olarak direk oyunda rol
kapabilmiş, Kandemir Konduk'a sormalıydık ki bu öğrenciler 4 yıl
boyunca pek çok farklı farklı hocalardan bir çok ders alıp oyuncu
olurken, ya da senelerce amatör topluluklarda yavaş yavaş ve binbir
güçlüğü yaşayarak pişerken Hadi bey nasıl bir formül uygulayıp bu
hanımı bu kadar çabuk eğitip ortaya oyuncu diye salıvermiş? Kandemir
Konduk'un bilip uyguladığı
ama konservatuar öğretim üyelerinin bilemediği bu formül nedir?
Evet bu gibi soruların sorulacağı
kişiler mankenler değildir, bir tiyatro sanatçısı ya da bir
konservatuar bölümü öğrencisi kendisine muhatap olarak bir
mankeni aldığı zaman hayatının hatasını yapar ki işte bu hataya
düşülmüştür. Bir tiyatro sanatçısının ya da sanatçı adayının muhatap
olup hesap soracağı kişi bu mesleğin kirlenmesine ortam hazırlayan
diğer tiyatro sanatçılarıdır.
PARA PARA PARA
Devletin özel tiyatrolara yardım
konusu tam bir fiyaskodur. bu konu sitemizde uzunca dönemdir
tartışılıyor peşini de bırakmayacağız ama kısaca kişisel görüşümü
söylemem gerekirse tiyatrocularımızın bu konuya yaklaşımı da hoş
değildir. Pek çok topluluk konuya, yardımın veriliş sistemine değil
kendilerine verilmemiş olmasına ya da az verilmiş olmasına içerlemiş
durumda. Yani bana da verilseydi iyi idi verilmedi tu kaka gibi bir
durum söz konusu. Tabi ki bu ayıp bir yaklaşımdır, bu ortada bir suç
var sus payından bize de koklatın görmezden gelelim gibi bir durumdur.
Eğer bir sistem yanlışlığı var ise bu sisteme bu modele karşı çıkmak
gerekir elbette.
DEVLETİN
TİYATROCULARA HARÇLIK VERMESİ ONUR KIRICIDIR
Bana Devletin tiyatrolara para
vermesi onur kırıcı geliyor. Nedir bu harçlık mı dağıtılıyor? Eğer
Devlet sanata deste verecekse bunun başka yolları vardır, salonlar
açıp uygun şartlarda kiralamak, mevcut salonlardan yararlanmalarını
sağlamak, biletlerde vergileri indirmek, mümkünse hiç vergi
almamak, kendi salonunu yapmayı seçenlere olabildiğince destek vermek,
tiyatro eğitimi veren kuruluşlara adam gibi ortam sunmak! Türk
tiyatrosunu kalkındırmanın yolu budur. Ancak bu şekilde yeni salonlar
kazanılır, daha çok topluluk seyirciyle buluşur, daha fazla insan
tiyatroya gider, daha iyi tiyatro eğitimi verilir.. Ve bu tür destekle
de sadece belli kişiler değil tüm tiyatro dünyası desteklenmiş olur.
İster Ali Poyrazoğlu'na verilsin, ister Almula Merter'in bir oyununa
verilsin bu yanlıştır bir oyun, beş oyun 25 oyun desteklenmekle
tiyatro kalkınmaz, tiyatronun gelişmesine katkıda bulunulmaz şahsa ya
da topluluğa münhasır yardım olmaz, tiyatroların harçlık alır gibi
yardım alması onur kırıcıdır ve derhal bu uygulamadan vazgeçilmelidir
"SANATÇI"ların 850 milyar lira için birbirini yemesinin önüne
geçilmelidir. Devlet Ali Poyrazoğlu'na Hadi Çaman'a yada şuna şuna
para dağıtmaktan vazgeçip her liseye bir bir tiyatro çalışma salonu
kazandırmalıdır, yeni salonlar açıp tiyatrolara sunmalıdır, vergi
indirimi yapmalıdır. Devletin görevi budur. Ben ki tiyatro için bu kadar
emek harcıyorum "para verilen kişi kim olursa olsun, hangi topluluk
olursa olsun" kişilere
yapılan yardımlardan, hibelerden dolayı vergilerimden doğan hakkımı
helal etmem!
Belki bazıları şu ülkede, bu ülkede
de var böyle uygulamalar diyebilir. Hiç önemi yok. Eğer bu ülkede de
bir gün yeterince tiyatro salonu olursa, yeterince sanat eğitimi
verilen kurum olursa, bilet fiyatları bir işçi maaşına göre oldukça
ucuz hale getirilirse, her okul tiyatro salonuna kavuşursa, ve diğer
her koşulumuz o ülkelerle eşdeğer olursa o zaman devletin de çok
parası varsa versin bana ne, ama bunların olmadığı yerde devletin onun
bunun oyununa para dağıtması ve sadece belli kişileri kurtarmaya
çalışması en az bataktaki şirketleri kurtarma çabaları kadar büyük bir
yanlıştır.
VE TİYATRONUN
ASIL SORUNLARI
Tiyatrocuların örgütsüzlüğü,
Yerel yönetimlerin sanata müdahaleleri,
Okulları gezen Sömürü amaçlı kontrolsüz çocuk tiyatroları,
Kapanmayla yüz yüze kalan tiyatrolar,
Ödenekli Tiyatrolarda özerklik,
Kapatılma kıskacındaki Devlet Tiyatroları,
Tiyatro Derneklerinin, örgütlerinin işlevsizliği, maddi sıkıntılar
içersinde olmaları,
Tiyatro Dernek temsilcilerinin bazen davet edildikleri uluslararası
bir organizasyona gidecek bilet paralarını bile temin edememeleri,
Tiyatro Derneklerinin İşlevsizlik nedeniyle birer tabela derneği
haline gelmeleri,
Yeni oyun yazarları çıkmaması, çıkanların ne kadar yeterli olduğu ya
da repertuar kurullarında ne kadar şans tanındığı
Repertuar seçimi konusunda sorunlar,
Okullarda drama dersinin zorunlu ders olması,
Konservatuarlara giriş şartları, mezun olan genç tiyatrocuları
bekleyen sorunlar,
Anadolu topluluklarının görmezden gelinmesi
ve daha pek çok konuya ya hiç girilemedi ya da sadece anılıp geçildi
|