Ahmet Ertuğrul Timur

aetimur@tiyatrom.com  


 

BU YAZIDAN SONRA BENDEN NEFRET DE EDEBİLİRSİNİZ

Terzi kendi söküğünü dikemezmiş sözü de ancak benim için bu kadar otururdu. Yüzlerce sayfalık bir site yap, herkesin yazılarını web'e aktar sayfaya yerleştir kendi kafanda birikenlere bir türlü sıra gelmesin... Yine herkesin önceki yazılarını düzenli arşivlerine ekle ama kendi yazılarını bazen haftalarca sonra arşive(yandaki kutucuk) ekle. Yine bir hayli konu birikti şöyle hızla bir göz atalım derim.

SİYASET MEYDANI

Siyaset Meydanında tiyatrocuların konuk olacağını ilk sayın Yücel Erten haber verdi sayfalarımızda haber olarak yer verebilmem için. Bende önce keşke beni de davet etmeyi akıl edebilselerdi demekten geri duramadım açıkçası. yani 5 yıla varan bir süre boyunca hemen tüm tiyatrocuların rağbet ettiği, bir merkez gibi toplandığı bir sitenin yapımcısı, bu süre boyunca tiyatro dünyasında yaşanmış tüm olayların yakın takipçisi, her birinin tek tek, yöre yöre yaşadıklarının genelini, tümünü panoromik olarak görmüş, yansıtmış biri olarak eğer "tiyatronun sorunları" tartışılacaksa açık konuşmalıyım ki benden alasını bulamazlardı (En azından sorunları alt alta sayıp dökmek için)

Ve çağırdılar da. Sağolsunlar davet ettiler ama gitmedim, gidemedim. Gidemedim çünkü o gece 00:30'a dek çalışmam gerekiyordu,belki şartları zorlayıp gidebilirdim ama gitmedim çünkü o gece siyaset meydanının nasıl geçeceğini tahmin ediyordum %95 tuttu ve çok anlamlı bulmadım katılmayı.

Nerden tahmin ediyordum? Çünkü şu sıralar medya tiyatrocuların kavgasını yani devlet yardımını mal bulmuş mağribi gibi sayfalarına taşıyordu. (Biz de taşıdık elbette ama biz tiyatro sitesiyiz ve biz sadece bunu değil daha onlarca konuyu da taşıdık ve eğer tiyatro dünyası bir iç hesaplaşma yaşayıp çözüme ulaşacaksa bunun yeri de günaydın gazetesi, bilmem ne gazetesi ya da magazin köşeleri değil bir tiyatro yayını olmalıydı elbette)

Geriye neler kalıyordu? Malum tiyatrocu geyiği "medya bize yeterince yer vermiyor..." Tiyatrocu geyiği diyorum sizi kızdırmak pahasına çünkü bence bu artık bir geyik sohbetine döndü. Medya resme de, edebiyata da, diğer pek çok "sanat" dalına da yer vermiyor  ama tümü kendi çıkış yollarını ve halka ulaşma yollarını bir şekilde yaratmaya çalışıyor ama tiyatro medya dışında ilk anda akla gelebilecek en basit halka ulaşma yollarını bile denemekten ısrarla kaçınıyor.

...
 

 Ayrıca tiyatrocuların medyatik işlerde yer alıyor olması, medyatik tiplerin sahnelerde tiyatrocu olarak görülmeye başlaması ve diğer dile getirilen konuların gündeme geleceği aşikardı. %5 lik yanılma payımı ise İsmail Dümbüllü'nün medyatikleşen kavuğunun kime verilmesi gerektiği kapsıyordu işte bunda yanıldım nedense gündeme gelmedi

Bunlar öngörülerimdi. sonuca ilişkin değerlendirmeme gelirsek:

Elbette arada sıkışıp kalan mantıklı, olgun ve bam teline teğet geçen açıklamalar da oldu ama genel anlamda bir tekrarlar manzumesi, bir ağlama meydanı halini aldı elbette. Gençler ise tam bir düş kırıklığı yarattı. 850 milyar liranın kavgası sürerken salonu terk etmeye başladıklarında işte dedim tavır budur eğer tiyatronun sorunu diye halkın gözü önünde sen 25 aldın ben 15 aldım hani bana hani bana kavgası yapılıyorsa burada söz bitmiştir ve gençler de tavrını gösteriyor diye düşünüp heyecanlandım ki hayır böyle değilmiş maalesef. Gençler kendilerine o ana dek hiç söz verilmediği için kızmışlar ve Ali Kırca hemen gençlere söz verdi. Ama maalesef söz hakkı tanınan bütün gençler Asuman Karause'ye çatmaktan ibaret konuşmalar yaptılar.

ASUMAN KARAUSE OLAYI

Ben burada herkesten farklı düşünüyorum. Konservatuar eğitimliler kadar amatör oyuncuları da kabul edip sevdiğimi herkes bilir ama Asuman Karause yada benzerleri amatörmüdür? hayır, profesyonel midir? hayır. Tiyatro bir tek oyunun provaları esnasında öğreniliverecek kadar basit midir? Hayır, Bugüne dek sahneye adım attığı ilk oyunda profesyonel bir tiyatroda önemli bir rol verilen konservaturalı ya da alaylı üstün yetenekli kaç örnek vardır?

Yani neresinden bakarsanız bakınız Asuman Karause'nin sahnede olması yanlıştır elbette. Süper bir yetenek midir gerçekten? Ya da tiyatroya seyirci çekmek adına bu tip kişileri bir malzeme olarak kullanmak mantığı tiyatroya hizmetmidir? Evet belki bir anlamda hizmettir ama bunun devamında ne gelir? Tiyatroya seyirci çekmek için medyatiklere rol vermek, ardından tiyatroya seyirci çekmek için erotizme yer vermek, ardından tiyatroya hizmet için belki promasyon yapmak, ardından tiyatroya hizmet için tiyatrolarda sansasyonlar yaratmak... Ve tiyatroya hizmet için tiyatroyu medyanın düştüğü bok çukuruna yuvarlamak! Seyirci artar mı ? artar.. Ama tiyatro ne hale gelir? ya da adına tiyatro denilecek bir şey kalır mı?

Şimdi diyeceksiniz ki Asuman Karouse'ye hesap sorulmasına kızarken şimdi sende ona çatıyorsun... Hayır! aradaki farka dikkat çekmeliyim ben Asuman Karouse'yle muhatap bile olmam tiyatro konusunda. O sadece bir sürü mankenden biridir çıplak bir kadındır güzel bile değildir benim gözümde budur o kadar. Bir ortalama mankene biri gel sana rol vereyim tiyatro yap demiş o da çıkmış oynamış kim olsa oynardı o takımdan. Burada hesap sorulacak kişi Asuman Karouse değildir burada hesap sorulacak kişi ona sahneyi açan tiyatrocudur! Orada olması gereken kişi Asuman Karouse değildir Kandemir Konduk'dur. Kandemir Konduk orada olsaydı da bize anlatsaydı neden birçok pırıl pırıl eğitimli oyuncu varken bir mankenle çalışmış, bu manken ne kadar süper bir yetenekmiş ki tiyatro alanına girdiği ilk  yıl profesyonel olarak direk oyunda rol kapabilmiş, Kandemir Konduk'a sormalıydık ki bu öğrenciler 4 yıl boyunca pek çok farklı farklı hocalardan bir çok ders alıp oyuncu olurken, ya da senelerce amatör topluluklarda yavaş yavaş ve binbir güçlüğü yaşayarak pişerken Hadi bey nasıl bir formül uygulayıp bu hanımı bu kadar çabuk eğitip ortaya oyuncu diye salıvermiş? Kandemir Konduk'un bilip uyguladığı ama konservatuar öğretim üyelerinin bilemediği bu formül nedir?

Evet bu gibi soruların sorulacağı kişiler mankenler değildir, bir tiyatro sanatçısı ya da bir konservatuar bölümü  öğrencisi kendisine muhatap olarak bir mankeni aldığı zaman hayatının hatasını yapar ki işte bu hataya düşülmüştür. Bir tiyatro sanatçısının ya da sanatçı adayının muhatap olup hesap soracağı kişi bu mesleğin kirlenmesine ortam hazırlayan diğer tiyatro sanatçılarıdır.

PARA PARA PARA

Devletin özel tiyatrolara yardım konusu tam bir fiyaskodur. bu konu sitemizde uzunca dönemdir tartışılıyor peşini de bırakmayacağız ama kısaca kişisel görüşümü söylemem gerekirse tiyatrocularımızın bu konuya yaklaşımı da hoş değildir. Pek çok topluluk konuya, yardımın veriliş sistemine değil kendilerine verilmemiş olmasına ya da az verilmiş olmasına içerlemiş durumda. Yani bana da verilseydi iyi idi verilmedi tu kaka gibi bir durum söz konusu. Tabi ki bu ayıp bir yaklaşımdır, bu ortada bir suç var sus payından bize de koklatın görmezden gelelim gibi bir durumdur. Eğer bir sistem yanlışlığı var ise bu sisteme bu modele karşı çıkmak gerekir elbette.

DEVLETİN TİYATROCULARA HARÇLIK VERMESİ ONUR KIRICIDIR

Bana Devletin tiyatrolara para vermesi onur kırıcı geliyor. Nedir bu harçlık mı dağıtılıyor? Eğer Devlet sanata deste verecekse bunun başka yolları vardır, salonlar açıp uygun şartlarda kiralamak, mevcut salonlardan yararlanmalarını sağlamak, biletlerde vergileri indirmek, mümkünse hiç vergi almamak, kendi salonunu yapmayı seçenlere olabildiğince destek vermek, tiyatro eğitimi veren kuruluşlara adam gibi ortam sunmak! Türk tiyatrosunu kalkındırmanın yolu budur. Ancak bu şekilde yeni salonlar kazanılır, daha çok topluluk seyirciyle buluşur, daha fazla insan tiyatroya gider, daha iyi tiyatro eğitimi verilir.. Ve bu tür destekle de sadece belli kişiler değil tüm tiyatro dünyası desteklenmiş olur. İster Ali Poyrazoğlu'na verilsin, ister Almula Merter'in bir oyununa verilsin bu yanlıştır bir oyun, beş oyun 25 oyun desteklenmekle tiyatro kalkınmaz, tiyatronun gelişmesine katkıda bulunulmaz şahsa ya da topluluğa münhasır yardım olmaz, tiyatroların harçlık alır gibi yardım alması onur kırıcıdır ve derhal bu uygulamadan vazgeçilmelidir "SANATÇI"ların  850 milyar lira için birbirini yemesinin önüne geçilmelidir. Devlet Ali Poyrazoğlu'na Hadi Çaman'a yada şuna şuna para dağıtmaktan vazgeçip her liseye bir bir tiyatro çalışma salonu kazandırmalıdır, yeni salonlar açıp tiyatrolara sunmalıdır, vergi indirimi yapmalıdır. Devletin görevi budur. Ben ki tiyatro için bu kadar emek harcıyorum "para verilen kişi kim olursa olsun, hangi topluluk olursa olsun" kişilere yapılan yardımlardan, hibelerden dolayı vergilerimden doğan hakkımı helal etmem!

Belki bazıları şu ülkede, bu ülkede de var böyle uygulamalar diyebilir. Hiç önemi yok. Eğer bu ülkede de bir gün yeterince tiyatro salonu olursa, yeterince sanat eğitimi verilen kurum olursa, bilet fiyatları bir işçi maaşına göre oldukça ucuz hale getirilirse, her okul tiyatro salonuna kavuşursa, ve diğer her koşulumuz o ülkelerle eşdeğer olursa o zaman devletin de çok parası varsa versin bana ne, ama bunların olmadığı yerde devletin onun bunun oyununa para dağıtması ve sadece belli kişileri kurtarmaya çalışması en az bataktaki şirketleri kurtarma çabaları kadar büyük bir yanlıştır.

VE TİYATRONUN ASIL SORUNLARI

Tiyatrocuların örgütsüzlüğü,
Yerel yönetimlerin sanata müdahaleleri,
Okulları gezen Sömürü amaçlı kontrolsüz çocuk tiyatroları,
Kapanmayla yüz yüze kalan tiyatrolar,
Ödenekli Tiyatrolarda özerklik,
Kapatılma kıskacındaki Devlet Tiyatroları,
Tiyatro Derneklerinin, örgütlerinin işlevsizliği, maddi sıkıntılar içersinde olmaları,
Tiyatro Dernek temsilcilerinin bazen davet edildikleri uluslararası bir organizasyona gidecek bilet paralarını bile temin edememeleri,
Tiyatro Derneklerinin İşlevsizlik nedeniyle birer tabela derneği haline gelmeleri,
Yeni oyun yazarları çıkmaması, çıkanların ne kadar yeterli olduğu ya da repertuar kurullarında ne kadar şans tanındığı
Repertuar seçimi konusunda sorunlar,
Okullarda drama dersinin zorunlu ders olması,
Konservatuarlara giriş şartları, mezun olan genç tiyatrocuları bekleyen sorunlar,
Anadolu topluluklarının görmezden gelinmesi
ve daha pek çok konuya ya hiç girilemedi ya da sadece anılıp geçildi

 
DÜZELTME VE ÖZÜR : Yanlış bilgilendirme sonucu Asuman Karouse'nin yer aldığı "İyi aile Çocuğu" isimli oyun tarafımdan Hadi Çaman'a mal edilmiştir. Oysa bu oyun sadece salon olarak bir dönem Hadi Çaman Tiyatrosunda (ve değişik bazı salonlarda) oynamakta olup Kandemir Konduk Tiyatrosu tarafından Kandemir Konduk yönetmenliğinde sahnelenmektedir. Düzeltir özür dilerim.. A.E.T.