|
|||||||||
YAZININ BUNDAN SONRASI ERTUĞRUL TİMUR TARAFINDAN EKLENMİŞTİRSevgili Levent Çağlayan bir çok genç tiyatrom okurundan biri. Ve bir süredir tiyatrom yazarlarından da..Levent Çağlayan'ı ilk bize yazdığı ve bir konservatuar sınavındaki sınava girenlerle sınavı yapanlara yönelik isimler de vererek yazdığı yazıyla tanımıştım. Ve elinde somut kanıt olmadıkça mutlaka hukuksal bir zemine yansıtılacak bu yazı hem bu sorunun çözülmesine vesile olamayacak, hem de ispatı mümkün olamayacağı için suçlular güçlü olarak davadan galip çıkacaktı. Olan gencecik bir arkadaşımızın tazminat ödemesi hatta belki daha ağır bir cezayla tanışmasından başka hiç bir şeye yaramayacaktı. Elbette bir yolsuzluk varsa mücadele edilmeliydi ama daha mantıklı davranarak olmalıydı anlık öfkeyle kaleme sarılarak değil. İşte bu nedenle sevgili Levent'in yazısındaki isimleri çıkararak ve bunu da yazının altına not düşerek yayınladım. Uzunca bir süredir "kendilerini ve kendileriyle ilgili yazıları" sansürlemem dışında benim sansürcülüğümün genel bir sansürcülük olduğunu ispatlama çabası içerisinde olan kişiler (Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel) önce Kemal Oruç'un adıyla sahte birisi tarafından tiyatrom mail grup sayfalarına yazılmış eşler anketi gibi saçma sapan bir yazıyı Kemal Oruç'u bilgilendirerek kaldırmamı sansür gibi sunmaya çalışmış, Kemal Oruç gereken tekzibi yapınca bundan vazgeçmişlerdi. Başkaca da kendileriyle ilgili yazılar dışında sansür iddialarını pekiştirecek sansür kırıntısına rastlayamayan bu ikili yukarıda anlattığım Levent Çağlayan'ın yazısına ilişkin isimlerin çıkarılması konusunu sansür saymış ve iddialarına delil olması için bunun üzerine gidip bir takım girişimlerde bulunmuşlar. Ben Levent Çağlayan'la bu konuda bir daha hiç bir şey konuşmamıştım ve arka planda olan bitenden de doğal olarak haberim yoktu. Ara sıra Levent Çağlayan yazı yada röportaj yolluyor bende bu genç arkadaşın yolladıklarıyla mutlu olup yayınlıyordum. Ta ki bir gün Levent samimiyetimiz artıp yazdığı maille bazı konuları açıklayınca haberim olacaktı. Ortada çok ciddi komplo girişimleri vardı. 2 gencecik insanı sırf kendi yararlarına kullanmak üzere bazı vaadlerde taa Trabzon'dan İstanbul'a getirecek kadar hırsa kapılmış 2 insanın komplosu vardı. Demek ki artık ortada kendi az sayıda okuru olan sitelerinde bir çok kişiyle birlikte benim adımı da anarak yaptıkları türlü türlü hakaretten de öte komploya varmıştı olayların boyutu ama benim haberim yoktu. Arkamda bana kurulmaya çalışılmış komplo girişiminden ancak 30 Aralık 2007 tarihinde sevgili Levent Çağlayan'ın aşağıdaki emaili ile haberdar olacaktım. Belki de bir başkasının küplere binip üstüne gideceği bu durumu öğrenmeme karşın konuyu hiç bir yerde açıklamayıp, Levent'e de boşver kardeşim onlar ne yapar yapsın biz işimize bakalım diyecek kadar sabırla davrandım. Onların komploya karıştırmak için taa Trabzon'dan vaadlerle getirtebildiği bu genç insanların daha fazla bu kirli tartışmaya bulaşmaması uğruna yuttum bu durumu ve sineye çektim. Şimdi bu 30 Aralık tarihli emailleri okuyalım (Orjinali postakutumda durmaktadır, sanıyorum Levent Çağlayan'da da saklıdır)
...Gecenin geç saati gelen bu emaili okur okumaz Levent'e yazdığım yanıt
Levent'le bu yazışmadan sonra hatırladığım kadar bir daha onlarla ilgili (Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel) konuşmadık, isimlerini anmadık, ben üstüne de gitmedim. Levent bu konuyu anlatmaya hazır olduğunu belli ettiği halde anlattırmadım. Meraktan dahi nasıl oldu diye sormadım. Yok saydım. Bu iki kişi ise (Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel) yine bir çok kişinin yanısıra hakkımda Abdulhamit gibi ifadelerle, alaycı üsluplarla, çok ağır hakaretlerle ve nihayetinde küfürlerle adımı sitelerinden doldurdukları videolardan anmayı sürdürdüler. Doz giderek artı. Uzunca bir süre tiyatrom altında yer alan 0,5cmX1 cm ebatındaki webservis.gen.tr bannerindan dolayı porno ürün pazarlamacısı ilan ettiler. Bu binlerce sitenin üye olduğu bir toplist bannerıdır ve bu bannera tıklanınca binlerce sitenin listelendiği topliste ulaşılmaktadır. orada onların aldığı paralı reklamlar da vardır. Benden tıklanıp oraya, oradan tıklanıp bir cinsel ürün mağazası sitesine geçiliyormuş diye erotik ürün satıcısı ilan ettiler. Oysa oradaki onlarca reklamın sorumluluğu tabi ki bana ait değildi bir sonraki hafta belki bir cinsel ürün reklamı değil bir dini kitap reklamı da alabilirlerdi orada bir çok reklam vardı. Ama bunu onlar da gayet iyi bildiği halde sözde dürüst adam Coşkun Büktel'in buluşu olarak günlerce yaptıkları yayınla İsmim google da artık böyle de (erotik ürünle de) bulunmaya başlamasına karşın bunu da sineye çektim. ne bir açıklama girdim ne de savunma gereği duydum. Bu arada ezeli düşmana dönüştükleri Burak Caney adlı kişi bunlara karşı 25 e varan çeşitli iddialarda bulunurken bu iddialarından birisi de bana yönelttikleri bu dolaylı cinsel ürün reklamlarının hatta yasal cinsel ürünlerle de sınırlı kalmayan düpedüz porno yayınların aynen onların kendi sitelerinde yer aldığını hatta daha fazla şekillerden bu geçişlerin barındığını keşfetti ve bunu da onlara karşı kullandı. Bizim sessiz kaldığımız yerde bize yönelik suçlamaları da Burak Caney adlı kişi kullandıkça bu kez benim inatla vermediğim yanıtlar, görmezden gelmelerime karşı Burak Caney isimli kişi benimle, Tiyatro Dergisi editörü Mustafa Demirkanlı ile zaman zaman Tiyatronline editörü Yaşam Kaya ve Gölge Tiyatro editörü Yaşam Kaya ile özdeşleştirildi. Bizim vermediğimiz yanıtları, muhatap almadığımız bu iki kişi Burak Caney adlı hayali kişi üzerinden bize saldırmaya vesile yaptı. Burak Caney Ertuğrul Timur'ddur, Burak Caney Mustafa Demirkanlı'dır, Burak Caney Yaşam Kaya'dır ve Burak Caney O.... Ç... dur denecek kadar ileri gidildi. Burak Caney kimdir bu benim sorunum değil. Üzerinde çok spekülasyon yapıldı hatta artık bilenler arasında sen misin gibi şaka unsuru oldu. Bir ara Tiyatronline editörü Yaşam Kaya Burak Caney'in de aslında bize saldırmak ve polemik oluşturabilmek için bu iki kişi yani Hilmi Bulunmaz-Coşkun Büktel'in ta kendileri olduklarını iddia edip kanıtlayacağını söylese de sanırım zamanla bu kuşkusundan vazgeçti bilinmez olarak kaldı. Fakat ilk ortaya çıkışı yaptığım taramalara göre şubat 2007 de mail grup sayfalarında başlamış. Oysa Hilmi Bulunmaz'ın biz tiyatro yayıncılarına ve tiyatro dünyasına karşı öfke ve hakaret dolu satırları, tiyatro dünyasından değerli insanlara karşı hakaretlere varan yazıları çok daha önce başlamış. Yani Burak Caney diye birisi olduğu için değil kendi ahlak yapısından gelen bir sorun olduğu ortada. Burak Caney önce kendini Hilmi Bulunmaz'ın geçmişten ona öfke duyan bir eski arkadaşı gibi ortaya çıktı. Şimdilerde ise onun devamında bu ikilinin tiyatroya zarar verdiğini ve onlara ancak onların dilinden cevap verilebileceğini iddia eden bir grup olduğu iddia edilmekte. Fakat Burak Caney'le biz tiyatro yayıncılarının özdeşleştirilmesi de tesadüf değildir. Burak Caney adına yapılan yayınlarda bu özellikle yaratılmaya çalışılmıştır. Bizimle zaten kozunu paylaşmaya can atan Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel ise bu özdeşletirme çabasına fazla kafa yormadan böyle olduğu fikrini kabul etmiştir. Burak Caney zaman zaman bizden destek istemiş çok okunan sitelerden de bu kavgasını duyurabilmenin yolunu aramış ama her defasında reddedilmiştir. Ancak Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel tarafından webservis bannerından dolayı erotik ürün satışı ile suçlandığımdan kısa bir süre sonra sanat sitelerinden erotik ve porno sitelere geçiş olmasın yönünde bir kampanyasına destek olunmuştur. Zira az da okunsa Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel'in sitesinden böyle bir suçlamayla karşılaşmıştım bu kampanyaya destek vererek buna (erotik ürün bulunan sitelere istemeden de olsa link verilmesine) taraf olmadığımı da gösterebilirdim. Daha sonra ise aynı kişi yada kişiler tarafından yakın bir zamanda artık açık açık video kayıtlarla küfür edip bu video kayıtları internette yayınlayan, yazıyla da sitelerinde küfür eden Hilmi Bulunmaz'ı ve Coşkun Büktel'i kınayan bir facebook grubu açıldı ve bende destekledim, desteklemek üzere sitemde yer verdim arkadaş listeme de yolladım. Ne yani iki kişi aylarca bana iftira edecek, hakaret edecek, en sonunda da küfür edecek ve buna karşı açılmış kınama girişimine ben destek olmayacağım bu mantıklı mı? Özdemir Nutku'dan Tuncer Cücenoğlu'na tiyatroda önemli isimlerin yanı sıra çok sayıda bildiğim tanıdığım dostumun üye olduğu ve artık tiyatrooyundan çıkıp kitleselleşmiş bu protestoya en çok hakaret ve küfür yemişlerden biri olarak elbette destek oldum! Artık bıçağın kemiğe dayandığı bu noktada açık olarak bu protesto grubuna destek oldum, arkadaş listeme de katılmaları için yolladım. Bu arada aynı kişi yada kişilerin açtığı iddialı bir tiyatro portalı olarak yayına geçen tiyatrooyun.org'a da seviyeli bir yayıncılık yapmaları sözü verdikleri müddetçe sitelerine link verebileceğimi belirttim. Nihayetinde benim aylarca bana iftirayla, erotik ürün satıcılığıyla, sansürcülükle adımı özdeşleştirmek için özel çaba harcamış, en sonunda açık açık sövgüye başlamış kişilere karşı artık açık karşı duruşum öfkelerini iyiden iyiye artırdı ve daha da saldırılardan nasibimi almaya başladım. Yukarıda yazısını ve bana Aralık ayında yazdığı emailini okuduğunuz sevgili Levent Çağlayan ben sizi kullanarak bize karşı ne komplo yaptılar diye sormadığım , boşverelim işimize bakalım dediğim halde yaklaşık 3 ay sonra bu kez emaille değil facebook üzerinden yaptığımız mesajlaşmada bu yaşananları anlattı. Çünkü olan bitenin yakından tanığıydı ve artık varılan noktaya dayanamamıştı. Üstelik de kendisini dahi onların kendilerinden yanaymış gibi malzeme yaptığını görüyor çileden çıkıyordu. Şimdi de sevgili Levent'le yaptığımız facebook konuşmalarını buraya aktarıyorum. Bütün dostlarımın Boşverelim aldırmayalım, şu kişilere uymayalım diye bana telkin ettikleri kişilerin sadece küfürden ibaret olmayan artık bu işi nerelere vardırdıklarını görelim
..
..
Nihayet Levent Çağlayan bu hafta köşe yazısında tamamen kendi isteğiyle bu konuyu yazınca bende bu olan biteni aktarmayı uygun buldum. Üstelik tiyatro dünyasından tamamen (sadece tiyatromu kapatmak değil tiyatrodan tamamen) kopmadan önce bunları artık açıklamak da gerekiyordu. Bu ikilinin (Hilmi Bulunmaz , Coşkun Büktel) iftira, karalama, hakaret yada küfürlerine aldırmazdım yine de. İsterse videoyu açsın ve günlerce küfür edip yayınlasınlar. İsterse her ikisi de devasa boyutlarda küfürle manşet atsınlar sitelerinden. Onların yapacağı hiç bir şey bana koymadı. O küfürler benim ne olduğumu değil, onların ne olduğunu sergilemekteydi kuşkusuz. Ben kendim cevap vermediğim bulaşmadığım gibi bir çok kişiye aman sakın karşılık verme, aman sakın bulaşma, aman bize bulaştılar sana bulaşmasınlar diye telkinde bulunduğumun da şahitleri belki bir ara çıkar söyler benim bunlardan ne denli uzak durmayı telkin ettiğimi. O nedenle bunların yapabileceği hiç bir şey, söyleyebilecekleri hiç bir söz beni etkilemedi, bana koymaz. Ama artık iftira, kara çalma, internet sayfalarından küfür değil iş bu boyutlara dek ulaşmış ise tiyatro dünyası artık aman görmezden gelelim deme lüksüne sahip değildir bu konuda kafa yormalıdır diye düşünüyorum. Üstelik bu iki kişi en son aşamada artık sadece bizleri değil tiyatrom'da yazan herkesi onursuz, şerefsiz saymıştır.
..
|
|||||||||