Ahmet Ertuğrul Timur

aetimur@tiyatrom.com  


 

TİYATROM.COM 4 YAŞINDA ŞAİR SUNAY AKIN İŞTE BUNU BİLMİYOR...

HER KONUDA ENGİN BİLGİSİ İLE BİZİ ŞAŞIRTAN HAYRETLE VE ZEVKLE KENDİSİNİ DİNLETEN SAYIN SUNAY AKIN'A İTHAFEN YAZILMIŞTIR

    Evet Tiyatrom.com 4 yaşını doldurup 5.yaşına giriyor. Yine bir Festivaller döneminde, bir gençlik Festivalinde 4-5 lisenin oyununun tanıtımıyla doğmuştu. Ama bunu uzun uzun anlatıp nostalji yapacak değilim çünkü nostaljiyi arada tatlı bir çeşni tadında bırakıp "nostaljinin tuzağına düşmeden" daha yapacak çok işimiz var,  hayatın akışı da görevlerimiz de tırmanarak artıyor. Tiyatrom.com'un doğuşundan bugününe gelişinin nostaljisini merak edenler  buraya "Dünden bugüne tiyatrom.com" tıklasın enteresan bir tırmanışın sahiplenilmenin hikayesini bulacaklar.

    Geçtiğimiz hafta Şair Sunay Akın'la kısa da olsa bir sohbet fırsatımız oldu. Daha doğrusu Sunay Akın yapacağı söyleşi öncesi bekleme salonunda bir sohbeti sürdürürken benim de lafa karışmamla oluşan bir sohbetti bu. Bu sohbetin yapılabilen ve yapılamayan kısmını buraya taşımak istedim ama aynı zamanda bu hafta sitemizin 4.yaşı konusunda da yazmak istiyordum. Şair Sunay Akın'a ithafen yazdığım bu yazı neden aynı zamanda tiyatrom.com yaş günü yazısı da olmasın diye düşündüm ve işte birleştirdim. Böylece Internet yayıncılığı ve tiyatrom.com nedir ne değildir bir kez daha gözden geçirmiş de oluruz.

   Sunay Akın şairliği kadar gerek nostaljik gerekse genel kültür anlamındaki engin bilgisi ile, ve daha da önemlisi anlatımı, tatlı sohbetleri ile pek çok insanı olduğu gibi beni de büyüler . (Hatta futbol üzerine bir dakika bile sohbete dayanamayan ben bu konuda bile dinledim kendisini) Ama doğrusu bu ya, Sunay Akın'ın İnternete bakışını oldukça yadırgadım. Zaman zaman "Sunay Akın her konu da ne çok bilgiye sahip diye hayretlere düşerken bu kez "acaba internetin ne olup olmadığı konusunda yeterince izlenimi olmamış mı?" diye tereddüde kapıldım. ve dayanamayıp kulak misafiri olduğum bu özel sohbette söze girdim. Benim o sırada görev başında olmam, Sunay Akın'ın da söyleşiye başlayacak olması bu sohbeti/tartışmayı böldü ve yarım kaldı. Ben bu sohbeti buradan mutlaka sürdürme gereği duyuyorum çünkü kesinlikle Sunay Akın'ın internete bakışında biraz olsun değişiklik olmalı Sunay Akın'a internet, internete ise Sunay Akın kazandırılmalı düşüncesindeyim.

 

Bu kısa sohbet sırasında Sunay Akın'ın internetle ilgili ayaküstü değerlendirmeleri şu başlıklarla özetlenebilir

İnternet kitabın yerini tutmaz

İnternete "yayın"  denemez ancak bir iletişim yolu denebilir

İnternette edebi değerde eserler veremezsiniz

İnternet kitap satışlarına katkı sağlamıyor

İnternet akvaryumdaki balıkları seyretmek gibidir oysa kitap ya da yazılı basın ise balık tutmanın kendisi gibidir

(Eğer cümleleri tam hatırlamayıp yanlış yansıtmışsam bağışlasın ve lütfen düzeltsin)

Şimdi gelelim benim yanıtlarıma. Önce internetin nimetini şu şekilde özetledim

İNTERNET BAĞIMSIZ YAYINCILIK ANLAMINDA BİR NİMETTİR Ben veya siz bugün bağımsız bir dergi çıkarmak isteseydik matbaalar kurmamız yada bir matbaa bulup anlaşmamız ve yüksek miktarda paralar ödeyip dergiyi bastırmamız gerekirdi. Bununla da bitmezdi ve bir dağıtım şirketine basılan dergiyi dağıttırmamız gerekirdi. Bu da dergi fiyatı üstünden %30-40 gibi koca bir dilimi dağıtım şirketine vermek demekti. Öte yandan dağıtımda medya tekelleşmesi olduğu için dağıtım şirketi adaletli dağıtım yapmayıp bir çok bayi ye dergiyi ulaştırmazken gereksiz yerlere çok sayıda yollayıp sonra da bunları geri iade olarak bize teslim ederdi. Bunlar da bize zarar olarak geri dönerdi. Yani bugün benim ya da sizin büyük medya şirketlerinden bağımsız bir yayın çıkarma şansımız ne maddi olarak ne de yayıncılık sektörü açısından pek mümkün değil. Hele TV ya da radyo kurmak ise hiç harcımız değil. Oysa internet bu şansı veriyor ve ben bugün neredeyse sıfır sermaye ile bir internet dergisi çıkarıp binlerce  okuyucuya ulaşabiliyorum. O halde internet bağımsız yayıncılık anlamında bulunmaz bir nimettir.

İNTERNET KİTABIN YERİNİ TUTAR MI? İnternet elbette kitabın yerini tutmaz. Tıpkı Televizyonun, tıpkı radyonun, tıpkı gazetelerin, tıpkı dergilerin kitabın yerini tutmadığı gibi. Hepsinin yeri ayrıdır ve yayıncılık da kitaptan ibaret değildir.

İNTERNET BİR YAYIN MIDIR? Öncelikle sanırım Sayın Sunay Akın'ın internet sitesi ile e-mail olayını karıştırıyor olmalı çünkü İnternet bir yayın değildir olsa olsa iletişim yoludur gibi bir açıklamada bulundu. Söylediği e-mail için doğrudur, e-mail sonuçta elektronik mektuptur. Ama ciddi anlamda yapılmış bir internet sitesi kesinlikle yayındır. Tabi ki kitap değildir ve yayın olması ille de edebi değerde eserler verme şartı da getirmez. Gazeteler de edebi değerde değildir, dergilerde radyo televizyonlar da. Ama tümü birer yayındır, yayıncılık örnekleridir. Gazete ve dergilerin görevi edebi olmaktan çok haber, yorum amaçlı yayınlar olmasıdır. Bugün İnternette de bu işlevi yerine getiren haber-yorum amaçlı çok ciddi ve düzenli aralıklarla hatta günlük internet dergiciliği yapılmaktadır.

İNTERNET DERGİSİ OLUR MU? Elbette olur. Bunun en güzel örneği halen benim yapmakta olduğum www.tiyatrom.com sitesidir. Tiyatrom.com her salı'nın ilk saniyeleri saat tam gece yarısı 00:00 da düzenli olarak yenilenen haftalık bir tiyatro dergisidir. Sadece iletişim yada haberleşme yolu değil "dergidir" Tiyatrom.com'un düzenli köşe yazarları vardır. PEN Yazarlar Derneği Türkiye Merkezi Başkanı Üstün Akmen yaklaşık bir buçuk yıldır, Devlet Tiyatroları eski Genel Müdürlerinden Rahmi Dilligil, Oyun yazarı Dr. M.Murat İldan ise bir süredir düzenli köşe yazarlığı yapmaktadır. Bunun yanı sıra bir çok üniversiteden öğretim üyesi, bir çok sanatçı ve genç kalemler aralıklarla sitemizde yazmaktadır. Tiyatro alanında kurulu hemen hemen tüm dernekler duyurularını, bildirilerini sitemiz üzerinden tiyatro kamuoyuna ulaştırmaktadır.

    Öte yandan bu site ciddi anlamda habercilik yapmaktadır. Türkiye'nin en büyük illerinde muhabir ağı oluşmuş birinci elden kendi haber akışını sağlamaktadır ve tiyatro dünyasında profesyonelden okul topluluklarına tüm haberler, olaylar ve etkinlikler neredeyse eksiksiz yer alır. Öyle ki bir çok ulusal TV ve gazete bu sitede yayınlanan tiyatro haberlerini referans göstererek defalarca haber yapmıştır.

   Böyle düzenli köşe yazıları ve geniş haber-yorum içeriği ile her hafta yayınlanan bir siteye bu ancak bir iletişim, bir mektuplaşma yoludur bu diyebilir misiniz?

İNTERNETİN KİTAP SATIŞINA KATKISI OLUR MU? Sayın Sunay Akın interneti sanırım (maalesef) ekran karşısında geyik sitelerinde saatlerce gezinip, chat odalarında saatlerce vakit öldürenlerle özdeşleştirmiş olmalı ki internetin karşısında 4-5 saat oturup kalkan adam kitap da okumaz kitap satışına da faydası olmaz gibi görüyor. İnternetin kitap satışına faydası olur mu bunu kitap yada edebiyat sitesi yapan kişiler daha iyi açıklayacaktır ama bir tiyatro sitesi olarak bizim tiyatro bileti satışına katkımız olduğu bir çok tiyatro tarafından bize geri dönüş olarak bildirilmiştir. Henüz hiç bir yerde reklamı duyurusu başlamamış oyunların sadece bizde tanıtımı yapıldığı an dahi belirli bir ilgi artışı profesyonel ve amatörlerden geri bildirim olarak alınmıştır ve zaten bu nedenle bize profesyonel ve amatör tiyatrolardan, şirketlerin düzenledikleri festival türü organizasyonlardan düzenli bilgi ve tanıtım dosyaları akmaktadır. Yine açılan tiyatro kurslarından bazılarının tüm öğrencilerinin bizim sitemiz üzerinden kursu keşfedip kayıt yaptırdığı bildirilmiş, özel tanışma davetleri yapılmıştır. O halde bir tiyatro sitesinin tiyatro bileti satışına katkısı oluyorsa ciddi bir edebiyat yada kitap tanıtım sitesinin kitap satışına neden katkısı olmasın. Kaldı ki internet üzerinden satışı en fazla yapılan nesne kitaptır. Bugün çok ciddi sayıda kitabın ya direk yayınevleri tarafından ya da kitap satış siteleri tarafından internetten siparişle yapıldığı bilinmektedir. Yani Sunay Akın'ın sandığının aksine internetin en çok sattırdığı nesne kitaptır.

İNTERNET AKVARYUMDA BALIK SEYRETMEK MİDİR? İşte kesinlikle katılmayacağım görüşlerden birisi de budur. Aslında bir anlamda bütün yayınlar akvaryumda balık seyretmek gibidir. Eğer Sunay Akın bu örneği bir spor olayı için verse ve "Spor yapılarak olur kardeşim, seyrederek yada okuyarak spor olmaz. Seyredilerek spor balık tutmak değil ancak akvaryumda balık seyretmektir"  dese katılırdım (Zaten okurlarımız bilir profesyonel spora karşı birisi olarak bunu defalarca ben söyledim, spor bir gösteri sanatı ya da seyirlik bir olay değil bir aktivasyon dur spor ancak fiili olarak yapılarak olur, TV karşısında göbeğini yayıp maç seyrederek sporsever olunmaz gibi yazılarım halen sayfalarımızda durmaktadır) Spor için doğru olabilecek bu tespit yayıncılık konusuna gelince yanlış seçimdir. Çünkü bütün yayınlar akvaryumda balık seyrettirir, hiç biri sizi fiili olarak ortama götürmez, fiili olarak o anı yaşatıp eylemi yaşatmaz. Çok iyi bir roman size o anı, o ortamı yaşıyormuşsunuz hissi verebilir ama bu sadece bir histir. Çok iyi aktarılmış ve fotoğraflanmış bir haber size dünyanın bir ucundaki olayı yaşamış hissi verebilir ama sadece bu hissi verir. Siz Irak'ta esir askerlere yapılan işkenceyi iliğinize kemiğinize dek hissedersiniz, görürsünüz ama ne TV ekranından ne gazeteden, ne şiirden ne de romandan birileri çıkıp sizin etinize zarar vermez. Kısaca aslında Sunay Akın'ın yargısı tüm ama tüm yayın çeşitleri için geçerlidir. Siz kitaptan balık tutmayı hissedersiniz ama olta elinize değmez. ama yine de Sunay Akın'ın iddiasının aksine en interaktif yayın şekli internettir. İNTERNET YAYINCILIĞI İNTERAKTİFTİR OKURLA EN FAZLA ETKİLEŞİM İÇİNDE OLAN YAYIN ŞEKLİDİR. Bir gazete ya da dergi yayıncısı, yazarı en fazla yayının ne kadar sattığını bilir. Hangi sayfaya okurları girmiş bu sayfada ne kadar süreyle durmuş sadece göz atıp geçmiş mi yoksa şu kadar süre durup okumuş mu bunu bilemez. İnternet sitesinde bu mümkündür istenirse her bir haberin, sayfanın okunulurluğu ölçümlenmektedir. Yine anında katılımla anketler, görüşler alınmaktadır, her bir yazının altına istenirse görüşler anında eklenebilir. Hangi yayın şeklinde birebir okurla böyle anında karşılıklı iletişim kurulabilir? TV'ler, radyolar telefon bağlantısı olmadıkça sadece tek yönlü işleyen bir yayındır, gazete,dergi ya da kitap ise ancak mektupla, faksla, yada söyleşiden söyleşiye okurla karşı karşıya gelinebilen yayın türleridir ama internet karşılıklı veri akışının birebir yaşandığı tek yayın yoludur.

İNTERNET YAYINCILIĞININ ARTILARI

HIZLI YAYINCILIK İnternet Yayıncılığının artıları bu kadarla da bitmez. İnternet Televizyon ve radyolardan sonra hatta onlarla eşit koşulda en hızlı haber akışını sağlayan yayın şeklidir. Örneğin biz bugün bir tiyatro sitesi değil de basılı tiyatro dergisi çıkarsaydık Türkiye şartlarında bu konuda ancak aylık bir dergi çıkarırdık ve dergi sizin elinize geçtiğinde pek çok tiyatro haberinin üzerinden günler geçmiş olurdu. Bir çok haber de elimize ulaştığında dergi basıma hazır hale gelmiş dizgiden çıkmış ya da basılıp gitmiş olurdu ve bu haberlere yer vermek ancak bir ay sonraki sayıya kalmış olurdu. Değil aylık dergi Günlük gazeteler dahi haber hızı bakımından internetin gerisindedir Gazeteler saat 24:00 gibi baskıya girer ve basıldıkça kamyonlarla dağıtıma gider. Artık o aradaki kocaman bir 24 saat boyunca olabilecek olayları siz ancak bir gün sonraki gazetede okuma şansına sahipsinizdir. Ama internette her an her saniye yeni bir haber, yazı girme şansı vardır. Örneğin ben şu an şu satırı yazdığım saniye ara verip ana sayfaya Prof. Dr. İskender Pala'nın Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanı olduğunu ana sayfaya ekledim ve şu andan itibaren okurlar bundan haberdar oldu. Bu haber günlük gazete ve TV'lerde yer verilmeyen bir haberdir ve öte yandan ben bir aylık tiyatro dergisi çıkarıyor olsaydım bugün itibarıyla haziran sayısı dizgiden çıkmış baskı aşamasında olduğu için bu haber ancak temmuz ayında çıkacak dergiye kalırdı. Bu nedenle haber bakımından asla aylık hatta haftalık bir tiyatro dergisinin tiyatrom.com ile yarışma şansı yoktur.

KALICI YAYINCILIK İnternet yayıncılığının basılı yayınlara göre bir başka önemli artısı ise kalıcılıktır. Örneğin biz bir basılı dergi olsaydık ve Sayın Üstün Akmen bize yine haftalık yazılar yazıyor olsaydı siz ancak dergimizi aldığınızda onun son yazısı ile karşılaşabilirdiniz. Bir önceki haftanın dergisi, yazısı artık sizin için ulaşılması zor bir dergi zor bir yazıdır. Geçen hafta ne yazmış, 5 hafta önce ne yazmış göremezdiniz. Oysa tiyatro sezonu devam ediyor ve belki de siz 5 hafta önce ele aldığı oyun hakkında izlenim edinip o oyuna gitmek istiyorsunuz. Bunu bulup okuyabilmeniz için ya düzenli bu dergiyi alıp bir köşede saklamanız ya da kütüphaneleri dolaşmanız gerekirdi. Oysa internet sitesinde siteye her hafta girdiğinizde yepyeni bir yazıyı daha okumanın hazzının yanı sıra isterseniz geçmişe yönelik tüm yazıları da okuyabilirsiniz her zaman elinizin altındadır.

İÇERİK GENİŞLİĞİ Basılı dergilerde en büyük sorun yer konusudur. Sayfa sayısı bellidir ve bir bakarsınız sizin yolladığınız haber yada ilginizi çeken konu kuşa döndürülmüş ya da hiç yer bile verilememiştir. Yine bir tiyatro dergisi ile kıyaslarsak biz bir basılı tiyatro dergisi çıkarıyor olsaydık her bir sayıda en fazla 10-15 oyunun tanıtımına yer verebilirdik. Siz yine bir oyunla ilgili bilgi edinmek istediniz (Bir tiyatro dergisi satın aldığınıza göre bu sizin hakkınız) ama aradığınız oyunların tanıtımı yok. Sonraki hafta olur mu garanti değil. Daha önceden yer verilmişse bulup okuma şansınız çok zor. Oysa bir internet tiyatro dergisi olduğumuz için her zaman bir tek tıklama ile sahnelenen bütün oyunların tanıtımına da, oyunlarla ilgili eleştirilere de, geçtiğimiz haftalarda tiyatro dünyasında olmuş bitmiş haberlere de ulaşır ve rahatlıkla okursunuz. Yine görsel zenginlik de basılı bir yayına göre çok daha fazladır.

KAYNAK OLUŞTURMA Yine geçmişe yönelik yayın içeriğini saklanması dışında bir dergide bulamayacağınız kaynak sayfaları da bir internet dergisi bünyesinde sürekli kullanıma açık olarak barındırabilir. Yüzlerce tiyatrocunun yaşamı, çok sayıda oyun teksti, fotoğraflar, teknik bilgiler, ansiklopedik bilgiler hatta ihtiyaç duyacağınız sesler.. hangi basılı dergi kaç sayısında bunları sunabilir ki? Radyo ya da TV'ler ise bunu zaten yapamaz. Radyo ya da TV'de haber de yorum da bilgi de akar gider siz o an denk gelip izlerseniz yakalarsınız ama geçip gittikten sonra geri dönüp yeniden yararlanma şansınız yoktur.

İNTERNET DERGİCİLİĞİNİN TEK EKSİSİ İnternet Yayıncılığının daha pek çok artısı sıralanabilir. Tek eksisi ise bu yayına ulaşabilmek için ille de bir bilgisayar ve internet bağlantısı gerektiğidir. Yani otobüste, vapurda yolculuk yaparken okuyamazsınız. (Aslında bir gprs'li telefon ve bir notebookla mümkün ama henüz yaygınlaşmadı yok sayalım) İnternet yayıncılığı herkese ulaşamaz internet kullanıcılarına ulaşır. Evet internetin tek eksisi budur. Ama söyler misiniz basılı dergiler herkese ulaşabiliyor mu? Kitaplar herkese ulaşabiliyor mu? Türkiye şartlarında 80 milyonluk bir ülkede bir dergi 5.000 tane satmışsa iyi sattı denilirken, çok az yazarın kitabı bir baskıdan fazla yapabilirken ve baskı başına sayı iki üç binlere dek düşmüşken bir internet sitesi olarak Tiyatrom.com bunu fazlasıyla katlıyorsa, bunun kat kat fazlası okura ulaşıyorsa siz hala sizin internet derginiz herkese ulaşamıyor diyebilir misiniz? Kaldı ki internetin yayılma hızı çok fazladır. Bugün sadece evlerden değil okullardan, iş yerlerinden  yüzlerce binlerce giriş yapılmaktadır.

İNTERNETİN VE TİYATROM.COM'UN YARINI İnternet kaçınılmaz bir teknolojik gelişmedir ve bir gün ulaşacağı nokta televizyon gibi her evin vazgeçilmez unsuru olacağıdır. Hatta internet gerekli hıza ulaştığında çift yönlü veri akışı ve seçimlilik hakkı vermesi nedeniyle klasik anlamda TV yayıncılığına son vererek internet-tv'ye dönüşecektir, dönüşmeye başlamıştır. Bugün internet teknolojisinde telefon bağlantısız havadan radyo dalgaları ile veri alış verişinin denemeleri hatta kullanımı başlamıştır. TV üreticileri internet erişimli TV'lerle kendilerini yaşatma çabasına girmişlerdir. Geçtiğimiz yıl istiklal caddesi boyunca dileyen kucağına notebookunu alıp ücretsiz bağlantısız havadan gelen sinyallerle internette gezinmiştir kısa bir süre sonra bu erişim TV yayınları kadar yaygınlaşabilecektir. Yine bugün bilgisayarının ve server sağlayıcısının hızına güvenen dileyen herkes bir kamera ve bir video oynatıcı ile  evinden sesli görüntülü yayın yapabilir. Tiyatrom.com çok yakında sizlere sesli roportajlar sunmaya hazırlanmaktadır, belki de bir süre sonra internet üzerinden yayın yapan bir "Tiyatro Televizyonu" olması bile artık düşlenmeyecek bir hayal değildir. Biz şimdiden pek çok çalışmanın, oyunun görsel materyallerini toplamaya başladık.

İNTERNETTE ZARARLI YAYINLAR İnternetin bir diğer eksisi ise denetlenme güçlüğüdür. Bu bir bakıma avantajken öte yandan zararlı da olmaktadır ve erotik, porno yüzlerce site de yayın yapmaktadır. Ama her buluş insanlar içindir onu yararlı yada zararlı kullanmak insanların internete ve kendi değerlerine sahip çıkmasına bağlıdır. Bugün basılı yayınlar içinde de zararlı denebilecek türler vardır ve bunu alıp almamak nasıl sizin kontrolünüzde ise interneti de seçici kullanmak hatta çocuklar için filtrelemek mümkündür. Bugün internet artık bir bilgi okyanusu gibidir ve pek çok öğrenci ödev kaynağı olarak da kullanmaktadır. Sağlıktan kültürel olaylara, haberlere dek aradığımız her tür kaynağı çok rahat bulabildiğimiz bir vazgeçilmez deryadır.

SONUÇ OLARAK : Bugün artık internet vardır, internet yayıncılığı vardır. interneti itelemeye çalışmak internete değil ama size bir kayıptır. İnternet büyük ölçüde hızla kabul edilirken arada teknoloji tembelliği olanlar, yeniliğe çok çabuk adapte olamayanlar da olacaktır elbette. Bugün hala bankamatik kartı kullanmayı bilmeyen banka müdürleri olduğunu da duyuyoruz. Onlar hala inatla kuyruğa girip bir defter uzatıp para çekmeye, elektirk, su, telefon faturası ödemeye devam ediyor. Etsinler, bu bizler için değil onlar için kayıptır. Ama Sunay Akın gibi aydın bir günümüz şairinin interneti dikkate almaması hem kendi için hem de bizim için bir kayıptır ve sayın Sunay Akın'ı bir an önce internetle tanıştırma, kaynaştırma kampanyası başlatıyor ve buyrun Sunay Akın o tadına doyulmaz sohbetlerinizden birini, internet için yazılmış belki de ilk yazınızı bizim için yazınız ricasında bulunuyoruz Ne dersiniz bir tiyatro nostaljisi ya da ilginç anekdotlar iyi gitmez miydi şimdi? Üstelik siz de artık bir oyun sahneliyorsunuz (Sivrisinek dedin de aklıma geldi) ve artık bir sahne adamısınız da...

Saygıyla...