Ahmet Ertuğrul Timur

aetimur@tiyatrom.com  


 

TİYATROCULARA MEKTUP

İBŞT'Lİ DOSTLARA Biraz sitem ederek İBŞT' ile ilgili duyumları artık haber yapmak istemiyoruz, sanatsal olayları haber yapmak istiyoruz yazmıştık. Bu yaklaşımımız sanıyorum bazı Şehir Tiyatrolu dostlarımız tarafından yanlış algılanmış. Söylemek istediğimiz İBŞT'de olması gereken sanatsal haberler, sanatsal atılımlar, denemeler, oyunlardır ve bizde İBŞT yi bu tür haberlerle anmak isteriz yaklaşımıydı ki herhalde buna kimse itiraz etmez ve ortak özlemimiz olsa gerek. Ama bu demek değildi ki İBŞT'de olup bitenlere seyirci kalacağız, artık yansıtmayıp kulak tıkayacağız. Asla böyle bir şey söz konusu olamaz. İlk günden bu yana İBŞT de olup bitenlerin sıkı takipçisi olan Genç Tiyatro bundan sonra da sanat ve sanatçının yanında olarak ve TARAFLI" bir yayıncılıkla İBŞT de olup bitenin takipçisi olmayı sürdürecektir.

Elbette bir sitemimiz vardı ve bunu da ısrarla savunuyoruz. İBŞT'de bir kopukluk yaşandığı bize gelen haberlerden, duyumlardan anlaşılıyordu. Şöyle ki aslında benzer duyguları hisseden, benzer düşünen, aynı safta olan yada olması gereken ve aynı çatıda yaşayan bazı dostlarımız bize ilettikleri duyumlarda, yorumlarda yeterince araştırma olanağı bulamadıklarından olsa gerek yanılgı denebilecek haberler, duyumlar verebiliyordu ve bize de burada keşke birbirleriyle paylaşabilseler duyumlarını, düşüncelerini demek düşüyordu.  İBŞT konusunda sitemimizin yanında bir de kendi düşüncemizi "dışardan biri olarak" zaman zaman dile getiriyoruz ve diyoruz ki "İBŞT'de yapılması gereken kişiler üzerinden, bir yönetim üzerinden, yada bir tek oyun üzerinden politikalar üretmek, kişi yada oyun üzerinden tepkimizi yansıtmak yerine daha kalıcı ve olması gereken çözümler ön plana çıkarılmalıdır. Zaten tartışıldığından haberdar olduğumuz ödenekli tiyatrolarda Özerk yapılanma gibi. Elbette oyunlar da eleştirilmeli, kişiler de. Gerekiyorsa hesap da  sorulmalı. Fakat zaman bize göstermiştir ki kişiler üzerinden yapılan eleştiriler ve gidilen sonuçlar kalıcı çözümler getirememiştir ve bazan en güvenilir sayacağımız kişiler dahi istemeden de olsa var olan sistemin içerisinde bize ters gelecek yapılanmaların parçası olabilmiştir. Bu nedenle şimdi artık daha örgütlü, daha geniş katılımlı ve açılımlı, kişilere değil biçime yönelik çözümler için adımlar atılmasını bekliyoruz İBŞT'de. Onlara buradan yayıncı ve okur desteği sözü veriyoruz. Hiç kuşkuları olmasın ki Tiyatro severler, tiyatro izleyicileri ve Genç Tiyatro okurları yanlarındadır. Fakat kendi sorununa çözüm üretme girişimi ve bu yolda atılacak adımlar elbette ki önce sanatçıların kendilerinden gelmelidir.

 

TİYATRO SANATÇILARINA VE TİYATRO ÖRGÜTLERİNE Geçtiğimiz hafta Genelge Yoluyla Tiyatro'ya sansür başlıklı bir haberimiz yer almıştı. Bu habere göre Salonlarda metal arama dedektörü, X-Ray cihazı, CCD Kamera (Digital), bariyerler, 8 bayan ve 12 erkek güvenlik görevlisi olmasını sağlamak zorunda. Bu zorunluluklardan sadece X-Ray cihazı 6-10 bin dolar arasında tutuyor. Bariyerlerin maliyeti bile 30 milyar lirayı aşıyor. Bunların temin edilememesi halinde ise, etkinliğe izin verilmeyebileceğini  öğrenmiştik. Bu olanakları acaba bugün zaten zorlukla ayakta duran kaç özel tiyatro sağlayabilir? Oyuncu zor bulan sizler sadece 18 güvenlik görevlisini çalıştırabilecek ticari yapılanmaya sahip misiniz? Belki de hiç biri. Şimdi belki şunu düşüneceksiniz Efendim böyle bir yasa var ama kimse de bunu katı bir şekilde uygulayıp hemen tiyatrolarımızı kapamıyor, bu kadar anlayışsız değiller... İşte zaten sır da burada yatıyor bu tür yasalar zaten gerektiğinde kullanılmak üzere çıkarılır. Yani bu yasaları çıkarırken amaç Tiyatroyu ve tiyatro izleyicisini korumak olsaydı size bunu kesinlikle uygulatmaları gerekmez miydi? hem yasayı çıkarıp hem de katı bir yaptırıma gidilmiyor ise yasanın ardında yatan amaç biraz kuşku kazanıyor. Bu yasa hiç bir kanuni gerekçe bulunup oyununuza yasak getirilemediği zamanlarda gerekirse teknik yolla oyununuzu sansürlemek için çıkarılmış bir yasadır. Nitekim Örnek görülmüş ve Bizim Tiyatro ilk uygulamadan nasibini almıştır. Bu bir gün gelip de sırf bu yasa kullanılarak sizin de siyasal yada sözde ahlaksal kaygılar duyularak ve bu güvenlik önlemleri bahane gösterilerek kapatılabileceğinizin işaretidir.

RTÜK kurulu ilk kurulduğu günlerde RTÜK'den en fazla zarar görecek olan medyamız büyük bir gaflet içinde "Bu yasalar çıkıyor ama kimse hemen gelip kanalımızı kapatmaya kalkmıyor, RTÜK üyelerinin iyi niyetine güveniyoruz" şeklinde açıklamalar yapabilmişti. Gün geldi gördük ki Bu yasalar çatır çatır işletildi ve kanallar karartılabildi.

HUKUK TOPLUMUNDA HİÇ BİR KONU KİŞİLERİN İYİ NİYETİNE BIRAKILAMAZ Bir hukuk devletinde hiç bir yasa kişilerin iyi niyetine bırakılamaz, kanunen güvence altına alınır. Ve bu kanunlar ya sizin beklentilerinize uygun şekillenir ya da sizin aleyhinize. Bu arada şunu da hatırlatmakta yarar var. Kişiler ve iktidarlar değişkendir. Bugün için sizin oyununuz ne politiktir ne ahlak sınırını zorlamaktadır ama ya yarın gelecek (ki kuvvetle muhtemel) daha muhafazakar bir iktidar ve onun atayacağı kurullar için sizin oyununuz dahi politik yada ahlak dışı bulunur ise? Bugün İBŞT'de yaptırım hakkına sahip oldukları için İBŞT'de son 5 aydır yaşananları emirlerle sağlayanlar yarın tüm tiyatrolar ve tüm toplum üzerinde yaptırım hakkı elde eder ise??? Sanırım durup düşünmenin zamanı geldi de geçiyor. Burada tiyatro ve sanat örgütlerini, sanatçıları ve duyarlı sanat severleri göreve çağırmak istiyoruz. Bu konu gündeme alınmalı ve derhal çözüme gidilmelidir. Sizler Bugün bize dokunmayan yasa bin yaşasın deme lüksüne sahip değilsiniz. Sanatçı önce kendi sorununu, kendi özgürlüğünü sağlayamazsa topluma ne verecektir, toplum adına neyi kazandırmanın öncüsü olacaktır???