|
Gençlik Tiyatrosu konusunda düşüncelerimi ilk
kez ASSITEJ Türkiye üyelerinin oluşturduğu mail grubu
içerisinde dile getirmeye başlamıştım. ASSITEJ
Bildiğiniz gibi Uluslararası Çocuk ve Gençlik
Tiyatroları Birliğidir. Ortada bir gençlik tiyatroları
örgütü olduğu için, ve bende burada üye olduğuma göre bu
konunun öncelikli olarak ele alınması gereken adres
olarak ASSITEJ'i görmüştüm doğal olarak.
ASSITEJ
Türkiye her biri alanında çok verimli işlere imza atan
oldukça değerli üyelere sahip bir örgütlenmedir. Fakat
ülkemizde gençlik tiyatroları örneğinin pek olmaması
yada Çocuk tiyatromuzdaki gerçekten çok vahim
gerçeklerin varlığı nedeniyle Gençlik Tiyatrosu maalesef
ASSITEJ bünyesinde biraz göz ardı edilmiş bir alandı. Bu
nedenle ASSITEJ bünyesinde gerçekleştirdiğimiz
toplantılarımız sürekli çocuk tiyatrolarının gölgesinde
kaldı uzun süre. Hatta öyle ki Gençlik Tiyatroları için
yıllarca öncülük etmiş değerli yazarımız Ahmet Önel'in
kaleme aldığı en son 20 Mart Dünya Çocuk ve Gençlik
Tiyatroları bildirisinde Gençlik Tiyatrosunun başlıktan
sonra isim olarak dahi hiç anılmaması da ASSITEJ
Türkiye'nin adeta sadece Çocuk Tiyatrolarıyla
özdeşleşmiş bir durumda olduğunu gösteriyordu sanki.
Bu
nedenle Gençlik Tiyatrolarını tartışmaya başlamamızın
hemen ardından ASSITEJ-Türkiye bünyesinde hemen bir
Gençlik Komisyonu kuruldu. Böylece Çocuk Tiyatrosunu
elbette önemseyen ama Gençlik Tiyatrosu alanında
özellikle çalışma yapacak bir oluşum başlatılmış oldu.
Gençlik
Tiyatrosu kavramını Çocuk Tiyatrosu'nun gölgesinden
çıkararak gündeme sokmayı tam başardık diyorduk ki bu
kez yeni bir ikilem yaşanmaya başladı. "Gençlik
Toplulukları" , "Gençlik Oyunları"
Ortada
oluşmuş, şekillenmiş, hatları çizilmiş, ve örnekleri
olan bir Gençlik oyunu kavramı olmayınca bu kez bu
olmayan şeyin üzerine olan (Gençlik Toplulukları) çıkmaya başladı. Yani Gençlik
toplulukları baskın gelmeye başladı.
ASSITEJ'in gençlik Tiyatrosu kavramına yaklaşımı
"Gençlik için yapılan yada gençler tarafından yapılan
Tiyatro çalışmalarının tümü" şeklindedir. Ve elbette ki
gençlerin yaptığı tiyatro çalışmaları da Gençlik
Tiyatroları örgütü olan Assitej'in ilgi alanı içerisinde
olacaktır, olmalıdır.
Ama 4
ayda geldiğimiz noktada benim fark ettiğim şudur ki
Gençlik Toplulukları her ne kadar bizim ilgi
alanlarımızın en önemlilerinden biri olsa da Gençlik
Topluluğu ve Gençlik oyunlarının da kesinlikle ayrı ayrı
ele alınması gerekmektedir, ayrı platformlarda dile
getirilmesi gerekmektedir.
Bu
kanıya nereden vardım?
Öncelikle eğer bizler Gençlik topluluklarını ve gençlik
oyunlarını bir platforma tıkıştırmaya kalkışırsak
1-
Profesyonellere kaçamak alanı yaratıyoruz ve Gençler
gençlik oyunu yapsın tabi ki.. Onlar kendi sorunlarını
zevklerini tarzlarını sahneye taşısın. Devlet
Tiyatroları yada şehir tiyatrolarıyla yarışır gibi
klasikleri oynamalarının ne alemi var tarzı bir yaklaşım
görebiliyoruz.
2-
Tiyatro yapan gençler yani başta okul grupları olmak
üzere genç topluluklar biz gençlik oyunundan söz
ettiğimizde sanki bunun onları gençlik oyunları oynamaya
zorlama, onları sadece bir alana sıkıştırmak gibi
algılayıp reaksiyon gösterebiliyorlar. (Düzenlediğimiz
son panelde de bunu açık gördük)
Bu
anlamda birinci maddede geçen profesyonellerin "gençler
gençlik oyunu oynasın" yaklaşımı elbette yanlıştır. Eğer
bu mantık doğru olsaydı çocuk tiyatrosunu da çocuklara
oynatmak gerekirdi.
İkinci
maddeye gelirsek, Tiyatro yapan gençlerin gençlik
tiyatrosu tartışılırken gösterdiği
reaksiyonu çok haklı buluyorum. Her gençlik topluluğu
aynı zamanda birer amatör topluluktur. Ve amatör
toplulukları da bir alana sıkıştırmak, siz ille de şu
tarzı oynamalısınız diye zorlamak yanlış olacaktır.
Öte
yandan tiyatro yapan gencin "hizmet vermek" gibi bir
yükümlülüğü yoktur. Yani seyircisine, yada diğer
gençlere hizmet vermek üzere orada değillerdir, bu
onların mesleği, kazanç kaynağı değildir. Onlar tiyatro
yapmak istedikleri için, önce bireysel isteklerinden
dolayı yani "kendileri için" oradadırlar. Ve muhtemelen
3-4 yıl tiyatro yapıp belki de okulun bitimiyle birlikte
bir daha tiyatro yapma olanağı da bulamayabileceklerdir.
Onlar sadece istedikleri için, sosyal bir hobi yada
kendini geliştirme yolu olarak bulundukları
topluluklarında elbette klasik de oynamak isteyebilir,
karşıt tiyatro, deneysel tiyatro örneklerini de yapmak
isteyebilir. Bu tamamen kendi tercihleri ve kendi
seçimleri olacaktır, olmalıdır da.
O halde
"Gençlik Topluluklarını" ülkemizde ihtiyaç olarak
gördüğümüz gençlik edebiyatı, gençlik oyunları gibi
olgular içinde anmak çok doğru olmayacaktır. Bu onların
sorunu değildir, Gençlik toplulukları gençlik oyunu
oynamakla ne yükümlüdürler, ne de olması gereken bu
değildir. Onların sorunları farklıdır ve bu
sorunları kendi platformu içinde "Gençlik Toplulukları"
başlığı altında araştırıp tartışmak
daha doğru olacaktır.
Elbette
ki tiyatro yapan gençlerin kendi sorunlarından, kendi
fikirlerinden ve kendi çağından beslenip kendisinden
yola çıkarak gençlik oyunlarını sahneye taşıması tercih edilecek bir durumdur. Ama ortada çok fazla oyun
örneği yokken ve ortada sadece "Ah şu Gençler" , "Çürük
Elma" gibi bir kaç örnek varken onların buna yönelmesini
ve gençlik oyunlarıyla sınırlı kalmalarını
istemek haksızlıktır. Önce bu hizmeti profesyoneller
vermelidir, önce yazarlar bu hizmeti vermelidir, önce
kurumlar bu hizmeti vermelidir. Ortada tiyatral değeri
de yüksek deneysel, karşıt, epik yada her ne tür
aklınıza gelirse çok sayıda gençlik oyunu örnekleri
oluşursa gençlik toplulukları da elbette bu yöne
kendiliklerinden daha fazla eğilecektir.
Bir
diğer hata ise Gençlik oyunlarının gereğinden söz
ederken en azından tiyatro kültürü almış oldukları için
öncelikle Gençlik topluluklarını yanımızda görelim
düşüncesi de sanırım bizi yanılgılara götürecektir. Zira
ister üniversiteli, ister liseli olsun tiyatro yapan
gençler artık belli bir tiyatro dilini yakalamış belli
bir tiyatro kültürü oluşmuş bir gençliktir ki bunlar
artık tiyatro dünyası olarak hizmet götüreceğimiz
sokaktaki milyonlarca diğer gençlere ölçüt
olamayacaklardır. Bu çoktan Gorki okumaya başlamış
birisinin önüne senin yaşın 17, bak bunları okumalısın
deyip bir düzine İpek Ongun kitabı koymak gibi
olacaktır. Edebiyat da kendini hızla geliştirip belli
bir yol almış birisi için belki artık bunlar fazla
gerekli görülmeyecektir, "Neden gençlik edebiyatı ayrımı
yapılsın ki?" karşı çıkışı bu belli düzeye
ulaşmış genç için haklı bir karşı çıkış olacaktır. Oysa dışarıda
binlerce bu yaştaki genç için onların psikolojisi,
onların dilini, onların zevklerini ve heyecanlarını
dikkate alarak yazılmış bu kitaplar bir başlangıç olarak
ilgi çeken eser olarak gelebilecektir. (Ki satışlarına
bakarsak geliyor)
Aynen
yukarıdaki Gorki/İpek Ongun örneklerinden yola çıkarsak, Aristophanes'in "Lysistrata"sını,
Cehov'un "Martı"sını, George Orwell'in Hayvan Çiftliğini
özümsemiş, bununla kalmayıp çıkıp oynamış birileri için
Gençlik oyunu ihtiyaç olarak görülmeyebilir. Ama öte
yandan dışarıda tiyatroya sadece seyirci olarak giden
hele ki gitmeyen, tiyatro dünyasının ulaşmadığı,
yakalayamadığı milyonlarca genç vardır. Bunların belli bir
tiyatro kültürüne erişebilmeleri için önce tiyatro
onları çekebilmelidir. Onları tiyatro seyircisi
yapabilmelidir. Popülizme kaymadan bu gençlerin dilini,
heyecanını ve psikolojisini yakalayabilmelidir. Kapıdaki
afişinden başlayarak, afişin altında yazan müziğe,
sahnede kullanılan ışıkların renginden oyunun metnine
dek bu gençliği yakalamaktan söz ediyoruz. Eğer bugün
gençlik oyunları ile bu gençleri "seyirci" yapmayı
başarırsak bu sadece gençlerin ve gençlik tiyatrolarının
değil Türk tiyatrosunun da hayrına olacaktır.
Eğer ki
çocuk oyunlarının gereğinden söz ediyorsak, çocuklar
için oyunlar yazılmasından, sahnelenmesinden söz
ediyorsak gençlik içinde bu şarttır. Eğer 6-7-10-11
yaşları için onların dili ve psikolojisine uygun oyun
diye bir şeyler söylüyorsak 12-13 yada 16-17 yaşında bir
psikolojisi var, bir dili var onu nasıl görmezden
gelebiliriz?
Muhsin
Ertuğrul Çocuk tiyatrolarını yarının seyircilerini
yetiştirme alanı gibi görmüş. Onun bu görüşüne tam
olarak katılmam mümkün değil. Çocuk tiyatrosu sırf
çocukların ayağı tiyatroya alışsın diye olamaz tabi ki.
Tiyatro birey için varsa çocuk tiyatrosu da o alanda o
yaştaki birey için var. Ama Muhsin Ertuğrul'un sözü de
hepten yanlış değil elbette. Eğer bir birey henüz
çocukken tiyatro alışkanlığı edinirse büyükken de bunu
ihtiyaç olarak görmesi doğal. Peki ama biz bu yetişen
bireye 5-6 yada 10-11 yaşına dek tiyatroya gitme
alışkanlığı verelim, sonra 11 yaşından itibaren
görmezden gelelim en az 8-9 yıl süren ilk gençlik
döneminde onlar için onların dilinde hiç bir şey
vermeyelim beklemeye alalım. Bu nasıl bir tiyatro
alışkanlığı vermektir? Siz bir çocuğu 12 yaşından
başlayarak 10 yıl anasından ayırırsanız artık anasızlığa
bile alışacaktır değil
ki tiyatro...
|