TİYATRO'DA GENÇLİK RÜZGARI - 3


A.Ertuğrul Timur                  aetimur@gmail.com             aetimur@tiyatrodergisi.com.tr


           Gençlik Tiyatrosu konusunda düşüncelerimi ilk kez ASSITEJ Türkiye üyelerinin oluşturduğu mail grubu içerisinde dile getirmeye başlamıştım. ASSITEJ Bildiğiniz gibi Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliğidir. Ortada bir gençlik tiyatroları örgütü olduğu için, ve bende burada üye olduğuma göre bu konunun öncelikli olarak ele alınması gereken adres olarak ASSITEJ'i görmüştüm doğal olarak.

           ASSITEJ Türkiye her biri alanında çok verimli işlere imza atan oldukça değerli üyelere sahip bir örgütlenmedir. Fakat ülkemizde gençlik tiyatroları örneğinin pek olmaması yada Çocuk tiyatromuzdaki gerçekten çok vahim gerçeklerin varlığı nedeniyle Gençlik Tiyatrosu maalesef ASSITEJ bünyesinde biraz göz ardı edilmiş bir alandı. Bu nedenle ASSITEJ bünyesinde gerçekleştirdiğimiz toplantılarımız sürekli çocuk tiyatrolarının gölgesinde kaldı uzun süre. Hatta öyle ki Gençlik Tiyatroları için yıllarca öncülük etmiş değerli yazarımız Ahmet Önel'in kaleme aldığı en son 20 Mart Dünya Çocuk ve Gençlik Tiyatroları bildirisinde Gençlik Tiyatrosunun başlıktan sonra isim olarak dahi hiç anılmaması da ASSITEJ Türkiye'nin adeta sadece Çocuk Tiyatrolarıyla özdeşleşmiş bir durumda olduğunu gösteriyordu sanki.

Bu nedenle Gençlik Tiyatrolarını tartışmaya başlamamızın hemen ardından ASSITEJ-Türkiye bünyesinde hemen bir Gençlik Komisyonu kuruldu. Böylece Çocuk Tiyatrosunu elbette önemseyen ama Gençlik Tiyatrosu alanında özellikle çalışma yapacak bir oluşum başlatılmış oldu.

Gençlik Tiyatrosu kavramını Çocuk Tiyatrosu'nun gölgesinden çıkararak gündeme sokmayı tam başardık diyorduk ki bu kez yeni bir ikilem yaşanmaya başladı. "Gençlik Toplulukları" , "Gençlik Oyunları"

Ortada oluşmuş, şekillenmiş, hatları çizilmiş, ve örnekleri olan bir Gençlik oyunu kavramı olmayınca bu kez bu olmayan şeyin üzerine olan (Gençlik Toplulukları) çıkmaya başladı. Yani Gençlik toplulukları baskın gelmeye başladı.

ASSITEJ'in gençlik Tiyatrosu kavramına yaklaşımı "Gençlik için yapılan yada gençler tarafından yapılan Tiyatro çalışmalarının tümü" şeklindedir. Ve elbette ki gençlerin yaptığı tiyatro çalışmaları da Gençlik Tiyatroları örgütü olan Assitej'in ilgi alanı içerisinde olacaktır, olmalıdır.

Ama 4 ayda geldiğimiz noktada benim fark ettiğim şudur ki Gençlik Toplulukları her ne kadar bizim ilgi alanlarımızın en önemlilerinden biri olsa da Gençlik Topluluğu ve Gençlik oyunlarının da kesinlikle ayrı ayrı ele alınması gerekmektedir, ayrı platformlarda dile getirilmesi gerekmektedir.

Bu kanıya nereden vardım?

Öncelikle eğer bizler Gençlik topluluklarını ve gençlik oyunlarını bir platforma tıkıştırmaya kalkışırsak

1- Profesyonellere kaçamak alanı yaratıyoruz ve Gençler gençlik oyunu yapsın tabi ki.. Onlar kendi sorunlarını zevklerini tarzlarını sahneye taşısın. Devlet Tiyatroları yada şehir tiyatrolarıyla yarışır gibi klasikleri oynamalarının ne alemi var tarzı bir yaklaşım görebiliyoruz.

2- Tiyatro yapan gençler yani başta okul grupları olmak üzere genç topluluklar biz gençlik oyunundan söz ettiğimizde sanki bunun onları gençlik oyunları oynamaya zorlama, onları sadece bir alana sıkıştırmak gibi algılayıp reaksiyon gösterebiliyorlar. (Düzenlediğimiz son panelde de bunu açık gördük)

Bu anlamda birinci maddede geçen profesyonellerin "gençler gençlik oyunu oynasın" yaklaşımı elbette yanlıştır. Eğer bu mantık doğru olsaydı çocuk tiyatrosunu da çocuklara oynatmak gerekirdi.

İkinci maddeye gelirsek, Tiyatro yapan gençlerin gençlik tiyatrosu tartışılırken gösterdiği reaksiyonu çok haklı buluyorum. Her gençlik topluluğu aynı zamanda birer amatör topluluktur. Ve amatör toplulukları da bir alana sıkıştırmak, siz ille de şu tarzı oynamalısınız diye zorlamak yanlış olacaktır.

    Öte yandan tiyatro yapan gencin "hizmet vermek" gibi bir yükümlülüğü yoktur. Yani seyircisine, yada diğer gençlere hizmet vermek üzere orada değillerdir, bu onların mesleği, kazanç kaynağı değildir. Onlar tiyatro yapmak istedikleri için, önce bireysel isteklerinden dolayı yani "kendileri için" oradadırlar. Ve muhtemelen 3-4 yıl tiyatro yapıp belki de okulun bitimiyle birlikte bir daha tiyatro yapma olanağı da bulamayabileceklerdir. Onlar sadece istedikleri için, sosyal bir hobi yada kendini geliştirme yolu olarak bulundukları topluluklarında elbette klasik de oynamak isteyebilir, karşıt tiyatro, deneysel tiyatro örneklerini de yapmak isteyebilir. Bu tamamen kendi tercihleri ve kendi seçimleri olacaktır, olmalıdır da.

O halde "Gençlik Topluluklarını" ülkemizde ihtiyaç olarak gördüğümüz gençlik edebiyatı, gençlik oyunları gibi olgular içinde anmak çok doğru olmayacaktır. Bu onların sorunu değildir, Gençlik toplulukları gençlik oyunu oynamakla ne yükümlüdürler, ne de olması gereken bu değildir.  Onların sorunları farklıdır ve bu sorunları kendi platformu içinde "Gençlik Toplulukları" başlığı altında araştırıp tartışmak daha doğru olacaktır.

Elbette ki tiyatro yapan gençlerin kendi sorunlarından, kendi fikirlerinden ve kendi çağından beslenip kendisinden yola çıkarak gençlik oyunlarını sahneye taşıması tercih edilecek bir durumdur. Ama ortada çok fazla oyun örneği yokken ve ortada sadece "Ah şu Gençler" , "Çürük Elma" gibi bir kaç örnek varken onların buna yönelmesini ve gençlik oyunlarıyla sınırlı kalmalarını istemek haksızlıktır. Önce bu hizmeti profesyoneller vermelidir, önce yazarlar bu hizmeti vermelidir, önce kurumlar bu hizmeti vermelidir. Ortada tiyatral değeri de yüksek deneysel, karşıt, epik yada her ne tür aklınıza gelirse çok sayıda gençlik oyunu örnekleri oluşursa gençlik toplulukları da elbette bu yöne kendiliklerinden daha fazla eğilecektir.

Bir diğer hata ise Gençlik oyunlarının gereğinden söz ederken en azından tiyatro kültürü almış oldukları için öncelikle Gençlik topluluklarını yanımızda görelim düşüncesi de sanırım bizi yanılgılara götürecektir. Zira ister üniversiteli, ister liseli olsun tiyatro yapan gençler artık belli bir tiyatro dilini yakalamış belli bir tiyatro kültürü oluşmuş bir gençliktir ki bunlar artık tiyatro dünyası olarak hizmet götüreceğimiz sokaktaki milyonlarca diğer gençlere ölçüt olamayacaklardır. Bu çoktan Gorki okumaya başlamış birisinin önüne senin yaşın 17, bak bunları okumalısın deyip bir düzine İpek Ongun kitabı koymak gibi olacaktır. Edebiyat da kendini hızla geliştirip belli bir yol almış birisi için belki artık bunlar fazla gerekli görülmeyecektir, "Neden gençlik edebiyatı ayrımı yapılsın ki?" karşı çıkışı  bu belli düzeye ulaşmış genç için haklı bir karşı çıkış olacaktır. Oysa dışarıda binlerce bu yaştaki genç için onların psikolojisi, onların dilini, onların zevklerini ve heyecanlarını dikkate alarak yazılmış bu kitaplar bir başlangıç olarak ilgi çeken eser olarak gelebilecektir. (Ki satışlarına bakarsak geliyor)

Aynen yukarıdaki Gorki/İpek Ongun örneklerinden yola çıkarsak, Aristophanes'in "Lysistrata"sını, Cehov'un "Martı"sını, George Orwell'in Hayvan Çiftliğini özümsemiş, bununla kalmayıp çıkıp oynamış birileri için Gençlik oyunu ihtiyaç olarak görülmeyebilir. Ama öte yandan dışarıda tiyatroya sadece seyirci olarak giden hele ki gitmeyen, tiyatro dünyasının ulaşmadığı, yakalayamadığı milyonlarca genç vardır. Bunların belli bir tiyatro kültürüne erişebilmeleri için önce tiyatro onları çekebilmelidir. Onları tiyatro seyircisi yapabilmelidir. Popülizme kaymadan bu gençlerin dilini, heyecanını ve psikolojisini yakalayabilmelidir. Kapıdaki afişinden başlayarak,  afişin altında yazan müziğe, sahnede kullanılan ışıkların renginden oyunun metnine dek bu gençliği yakalamaktan söz ediyoruz. Eğer bugün gençlik oyunları ile bu gençleri "seyirci" yapmayı başarırsak bu sadece gençlerin ve gençlik tiyatrolarının değil Türk tiyatrosunun da hayrına olacaktır.

Eğer ki çocuk oyunlarının gereğinden söz ediyorsak, çocuklar için oyunlar yazılmasından, sahnelenmesinden söz ediyorsak gençlik içinde bu şarttır. Eğer 6-7-10-11 yaşları için onların dili ve psikolojisine uygun oyun diye bir şeyler söylüyorsak 12-13 yada 16-17 yaşında bir psikolojisi var, bir dili var onu nasıl görmezden gelebiliriz?

Muhsin Ertuğrul Çocuk tiyatrolarını yarının seyircilerini yetiştirme alanı gibi görmüş. Onun bu görüşüne tam olarak katılmam mümkün değil. Çocuk tiyatrosu sırf çocukların ayağı tiyatroya alışsın diye olamaz tabi ki. Tiyatro birey için varsa çocuk tiyatrosu da o alanda o yaştaki birey için var. Ama Muhsin Ertuğrul'un sözü de hepten yanlış değil elbette. Eğer bir birey henüz çocukken tiyatro alışkanlığı edinirse büyükken de bunu ihtiyaç olarak görmesi doğal. Peki ama biz bu yetişen bireye 5-6 yada 10-11 yaşına dek tiyatroya gitme alışkanlığı verelim, sonra 11 yaşından itibaren görmezden gelelim en az 8-9 yıl süren ilk gençlik döneminde onlar için onların dilinde hiç bir şey vermeyelim beklemeye alalım. Bu nasıl bir tiyatro alışkanlığı vermektir? Siz bir çocuğu 12 yaşından başlayarak 10 yıl anasından ayırırsanız artık anasızlığa bile alışacaktır değil ki tiyatro...