BİLİNMEYEN TİYATROLAR FESTİVALİNİN BİLİNEN KONUSU ÜZERİNE SON BİR YAZI


A.Ertuğrul Timur                  aetimur@gmail.com             aetimur@tiyatrodergisi.com.tr


     23.06.2006 Cuma günü Toplam 10 Farklı lise ya da üniversite tiyatrosundan toplam 17 kişinin katılımı ile gerçekleştirilen “Gençlik Toplulukları” toplantısı Shaman Kültür Merkezi’nde yapıldı.

     Sevgili dostum Murat Uygun bize bir kez daha salonlarını açtı. Esasen bir çalışma stüdyosu olan ortamda kimimiz sandalyelerde kimimiz yerde oturup toplantımızı yaptık. Son altı aydır yoğunlaştırdığımız Gençlik alanındaki çalışmalarımızda yeni bir aşamanın adımlarını atmıştık heyecanlıydık. Sevgili Eda abi ben çok heyecanlandım diyor hemen ikinci toplantıyı yapmalıyız diye beni sıkıştırmaya daha o gün başlıyordu. Toplantının ben dahil 3 yetişkin konuğundan biri olan Hale Üstün gençlerdeki bu pozitif enerji  müthiş bir heyecan yarattı diyordu. Katılan hemen herkeste büyük bir heyecan vardı. Daha haberi girer girmez Bursa'dan, Konya'dan, İzmit'den, Ankara'dan katılım istekleri gelmeye başlayacak ve biz yerelden mi başlasak derken ikinci gün ulusal çapta bir oluşuma doğru zorlanacaktık.

     Toplantı belirlediğimiz süreyi geçmiş ama heyecan ve daha ilk günden girilen bir çok konu nedeniyle uzamaya başlamıştı ki Üsküdar Anadolu Lisesi bünyesinde doğmuş olan 2K1H Tiyatro Topluluğunun yönetmeni sevgili kardeşim Vuslat Taş biz kalkmalıyız deyip izin istedi. Nedeni de yarın başlayacak "Bilinmeyen Tiyatrolar Festivali"ne katılacaklardı. Ayrıca orada bu festivali diğer katılımcılara duyurdu arkadaşlar festivale ve yarın (yani 24.06.2006) da bizim oyunumuza mutlaka bekliyorum sizleri diye noktaladı.

       Bende bu festivalin kokteyline davetliyim ama hemen biraz sonra bir başka toplantıya katılmak zorundayım sanırım gelmem olanaksız ama yarın mutlaka oyununuza geleceğim dedim. Zaten 2K1H nin son 4 yıldır tüm oyunlarını izlemiş ama bu yıl izleyememiştim ve gençler defalarca hatırlatmıştı "Abi son oyunumuz artık burada bekliyoruz mutlaka" diye

Gençlerle çok güzel çok verimli çok heyecan verici bu toplantıyı bir an önce haber yapmak bu oluşumu manşetten okurlarımızla paylaşmak beni epeydir hissedemediğim heyecanla mutlu ediyordu. Sitemizin güncellenmesine 2 gün vardı...

Yarın Bilinmeyen Tiyatrolar festivali başlayacak bizim gençler ve bir çok az bilinen ama tiyatroyu aşkla sevdayla yapan topluluk bu yaz aylarının başında sahne alacaktı. (Sitede güncellemeleri pazar gecesi yapmama karşın zaman zaman ufak eklemeler yapıyordum okurlar bilir) Bu festivalle ilgili basın bülteni ve oyun programı zaten çoktandır sitemizde yayındaydı. Hatta çok önceden yayına girdiğimiz bu festivalin duyurusu ve katılma çağrısı ile belki de katılan toplulukların bir kısmı bizim sitemizden okuyup başvurmuştu.. Şimdi başlamak üzereydi ve daha çok kişi fark etmeliydi. O akşam hemen Bilinmeyen Tiyatrolar Festivaline ilişkin haberi sitede en üste aldım ve İstanbul Tiyatro Festivalindeki gibi günlük programı da akan bir bant olarak girdim böylece hemen o gün izlenebilecek oyunları fark ettirmeye çalıştım okura.  (Festivale yeterince ilgi göstermediğimizi ama ortada bir sorun polemik olunca konuyu manşete taşıdığımızı iddia edenlere yanıtımdır)

     24.06.2006 Cumartesi... Yani hemen ertesi gün.. Artık yaz dönemi başlamış işler azalmış, haftasonu mesailerim bitmişti. Bugün Ortaköy'e 1-2 saat önce gidip hem nihayet bir deniz havası alabilir hemde Bilinmeyen Tiyatrolar Festivalinde ilk oyunu izleyebilirdim. Hem bizim 2K1H'li gençlere de söz vermiştim ve Vuslat'ın ilk kez yönetmenliğindeki oyunlarını da gerçekten izlemek de istiyordum.

Ortaköy'e vardığımda oyunun başlamasına 1-2 saat vardı ama Ortaköy Kültür Merkezinin bulunduğu caddede bir kalabalık göze hemen çarpıyordu. Acaba festival caddeye taşan bir kutlamayla bir kortejle mi başlayacak diye heyecanlandım. Yanlarına vardığımda aa bunlar bizim çocuklar dedim. Sonrası ise bildiğiniz gelişmeler. Ama yine de kısaca özetliyeyim.

Vuslat'a ne haber dedim aldığım yanıt "Belli olmuyor mu abi? Kızgınım öfkeliyim, kuduruyorum" gibi bir cümle oldu. Neden ne oldu diye sorduğumda verdiği yanıt "oyunumuz 1,5 saat sonra ve biz burada bekliyoruz içeri almıyorlar" oldu. Buna çok şaşırmadım. Ya hoş değil tabi , dekor yapacaksınız, gençler amatördür farklı bir sahnede çıkacaklar adapte olmak için belki bir hızlı prova almaları iyi olur ama öte yandan burası TOBAV'ın sahnesi ve burada çok fazla aktivite oluyor, program yoğundur, üstelik bu festivalin ilk günü ve ilk oyun aksamalar olması da mümkün" falan dedim.. Bunun üzerine Vuslat ikinci konuyu açıkladı.

- Abi sen neyle karşılaştığımızı biliyor musun?

- Nedir?

- Biz buraya 2 grup halinde geldik ve ben biraz gecikmeli gelen gruplaydım. Bu Kaan Erkam denen kişi bizim kızlardan ikisini şu masaya oturtmuş burada broşürlerinizi dağıtın ayrıca şu kitapları da satın demiş.

Masaya bakıyorum masada o esnada broşür falan yok. Sanırım dağıtmışlar bitmiş. Ama masanın üstü neredeyse tamamı bir kitapla kaplı. Kaan Erkam'ın kitabı ile. Ve uzaktan dikkatimi çekmiyor ama Vuslat açıklayınca öğreniyorum sonrada yakından bakıyorum ki bunlar üzerinde 18+ ibaresi olan kitaplar. Ve kocaman kırmızı bir daire içinde de bu ibare yer alıyor.

- Peki sizin gençler satamayacaklarını söylememiş mi?

- Abi kendilerinden en az 3 kat büyük bir adam.. Üstelik de festival organizatörü. Gelip söyleyince bişey diyememiş kalakalmışlar. Ama ben geldim gördüm konuştum. Bu kitaplar 18+ bu kızlar 16 yaşında böyle bir kitabı nasıl sattırabilirsiniz ki bunlara diye sordum. Adam önce sen kaç yaşındasın diye sordu, 20 dedim. Sonra bizim kızların yaşını sordu 16 deyince ikisinin toplamı 32 yapar tamam işte sorun yok dedi sırıtıp gitti.

Biraz daha konuştuk sonra. Ben şimdi topluluğu alıp gidebilirim ama abi biliyosun bu sene biz çok az festivale girebildik çocuklar bu oyunu bir yıl çalıştı, bir kere daha sahneye çıkacaklar diye heyecanla bekliyorlar, hem bir sürü kişiye söyledik davet ettik.. Tamam Vuslat siz çıkın oyununuzu oynayın umarım başka bir sorun yaşanmaz deyip bende oyuna geleceğim diye ayrıldım.

Derin düşüncelerle biraz yürüdüm, dün akşamki toplantılarımızı, aynı gençlerin oradaki heyecanını, sonra yaşanan bu tatsızlığı düşündüm 20 metre sonra geri döndüm. "Vuslat bu konu son derece rahatsız edici bunu görmezden gelemeyiz, gündeme getirmemiz gerekiyor bu festival önemli ama festival  böyle yapılacaksa varsın yapılmasın yada yapanlar kendilerine çeki düzen versin" dedim, böyle aymazlık olmaz dedim ve cep telefonumla fotoğrafladım.  Ayrıca onlarında yanında digital makina varmış çektiler.

BU KONUYU GÜNDEME GETİRMEK ZORUNDAYDIM

Bir gün önce hatta henüz 24 saat bile olmamış bir süre önce bu gençlerle ve bunlar gibi 9 ayrı okulun gençleriyle birlikte toplantı yapmışız, ortak bir heyecanı paylaşmışız ve gençlik tiyatroları için deyip birlikte yola çıkmışız. Artık birbirimize sahip çıkma birbirimize omuz verme birbirimizle paylaşma, çoğalma sözü vermişiz. Ortak bir heyecanı iliğimizde kemiğimizde hissetmişiz. Ertesi gün bunlardan bazıları bir sorun yaşamış. Tiyatro aşkıyla gittikleri bir organizasyonda böyle bir muameleyle karşılaşmış. Kendilerine stand hostesi muamelesi yapılmış. (geliri her neye harcanacak olursa olsun) Yaşlarına uygun olmayan,  bir kitabı satmaları istenmiş. Biz bu gençlerle birlikte bir oluşuma karar verirken sadece workshoplar yapalım, birbirimizi davet edelim, oyunlar sahneleyelim diye yola çıkmadık elbette. Gerekiyorsa her durumda destek vermek gerekiyorsa da savaş da vermek adına bir aradaydık. Akşam bu toplantıyı yapıp sabah bu olay yaşanmışsa buna taraf olmaz isek toplantımız da , oluşumumuz da, yayıncılığımız da yerin dibine batsın o zaman kim için ne için varız , kim için ne için uğraşıyoruz ki?

Cumartesi yaşandı bu ve o akşam Vuslat'dan daha detaylı bilgi aldım. Emin olmak yanlışlık yapmak istemedim. Kitap satmaları istenen öğrencilerin ismi, olayın nasıl hangi cümlelerle söylendiği.., kitabın sattırılmasının nasıl vurgulandığı, örneğin bir fiyat söylenmiş miydi.. (Ki söylenmiş 5 YTL ye satmaları) buna benzer detayları yeniden yeniden sordum.

Daha sonra düşüncelerine değer verdiğim bir kaç dostumdan fikir almak istedim hata yapmak istemiyordum. Ortada yeni başlayan bir festival vardı buna kara çalmak lekelemek gibi algılanmamalıydı. O gece yayına girmedik ve zaten genelde pazar günleri güncelleme yaptığımız için beklemesi kafamızın biraz daha netleşmesi iyi olacaktı. Pazar günü boyunca da bilinmeyen tiyatrolar festivali duyurusu ve programı ana sayfada en üstte yer almaya devam etti.

Ertesi gün de düşünmelerimiz, değerlendirmelerimiz devam etti. Ben yeni Gençlik Oluşumumuzu heyecanla manşet yapmayı beklerken birde bu çıkmıştı. Bir yanda yeni bir heyecan gençler adına gençlerle çıktığımız yolun coşkusu diğer yanda gençlere yapılan bu muamele. Kafamda biri olumlu diğeri olumsuz bu iki manşet konusu çarpıştı. Ve pazar gecesi her zaman olduğu gibi geç saat sitemiz yenilenmiş ana sayfası ile yayına girdi.

Bizim ardımızdan da Tiyatro Dergisi internet portalı habere yer verdi, Mustafa Demirkanlı kendi editör yazısında Kaan Erkam'la ilgili diğer bir konuyu gündeme taşıdı. Ayrıca bu konunun tiyatro kamuoyuna mal olması, toplumsal duyarlılığın artırılması için konuyu forum sayfalarında tartışmaya açtı.

KAAN ERKAM KİMDİR ?

Bu başlığın altında Kaan Erkam üstüne bir tanıtım yazmayacağım sadece benim için Kaan Erkam kimdiri yanıtlayacağım. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi sitemize yolladığı maille tanıdım. Dönem dönem hakkında olumsuz duyumlar yazılar da geldi bunu da belirtmiştim. Bunlar doğru mudur, yanlış mıdır bilemem araştırmadım, gelen iddiaların hiç bir belgesi olmadığı için de hiç biri "sitemiz sayfalarında" yer almadı. Forumlar bağımsız alanlardır ve kontrolsüz yazılan alanlardır ama site sayfalarını kastediyorum. Forumlarda çeşitli iddialar yazıldı kendisi de yanıtladı.

Kaan Erkam benim için herhangi bir tiyatro yönetmeni, sanatçısı kadar yakındır. Nasıl ki diğer pek çok kişinin sitemize yolladığı haber yada yazılara yer veriyorsak zaman zaman onun da haberleri yazıları sitemizde yer aldı. Ben hiç bir zaman ondan doğrudan yada dolaylı bir zarar görmedim. (Aksine yarar gördüğüm konular vardır yazacağım) Evet hiç bir zaman ben Kaan Erkam'dan doğrudan yada dolaylı bir zarar görmedim. Ama daha ilk tanıştığımız gün hayata bakışımızın, yaşamı kabulleniş şeklimizin, dünya görüşlerimizin, kişilik yapılarımızın ve sosyal konumlarımızın çok ayrı olduğunu hissettiğim için açık söylemek gerekirse mesafeli bir dostluğu tercih ettim. Zaten yaşam tarzlarımızdaki farklılıktan dolayı daha fazla dost olacak paylaşımda sanırım olamazdık. İzlediğim tarzıyla oyunları okuduğum kadarıyla kitapları da bana hitap etmiyordu ama profesyonel davranmamız gerekiyordu ve bunların bana hitap edip etmemesi önemsizdi. Dostluk derecemizle tiyatro kapsamı dahilindeki paylaşımlarımız farklı olabilirdi. Herhangi bir tiyatro sanatçısı, yönetmeni kadar haberleriyle, yazıları ile her zaman sayfalarımız açıktı, hep açık oldu. En son da düzenlediği Bilinmeyen Tiyatrolar Festivaline herkesten önce ve herkesten fazla yer verdik.

Evet ben Kaan Erkam'dan doğrudan yada dolaylı hiç bir zaman zarar görmedim ama yarar gördüğüm oldu. Belki mesafeli ilişkide olmanın da buna etkisi oldu ve belki de bir yayıncı hiç bir zaman yayın alanı dahilinde ahbap-çavuş samimiyetinde ilişkilerde olmasa daha iyi olacak (bilemiyorum tartışılabilir tabi). Zararını görmediğim gibi zaman zaman yararlarını gördüm. Örneğin sitemizi önemsedi yazdı, yazılar haberler yolladı, örneğin Kanal 6 da Sahne Işıkları programını yapmaya başladığında ilk aldığı konuklardan biri ben oldum, siteden övgüyle söz etti. Toplantılarımıza geldi katıldı. Lions Ödülü konusundaki katkısını ise yeni öğrendim buna yazının sonunda değineceğim.

Yani benim Kaan Erkam'ın festivalini sabote edeyim, yapılan olumlu bir iş var aman çullanıp bu olumlu işi karalayayım gibi bir yaklaşımım olmasını gerektiren hiç bir durum yoktur. Yine de böyle düşünenler varsa bunu ispatlamak zorundadırlar.Bizim yayıncılığımızı bilenler amatör tiyatrolarına hele ki gençlik topluluklarına ne kadar önem verdiğimizi bilirler. Bizim sayfalarımızda yer alan haberler Haluk Bilginer'den, Yıldız Kenter'den ve diğer tümünden çok amatör topluluklarla ilgili olanlardır. Gerek tüm yayıncılığımız boyunca gerekse Bilinmeyen Tiyatrolar Festivaline yer vermiş tanıtmış ve muhtemelen bazı topluluklarında sayfamızdan öğrenip katılmasına vesile olmuş bir yayıncı olarak bu festivali karalamak amacıyla yayın yaptığımız iddialarını şiddetle reddediyorum.

YAYINDAN SONRASI

Yayından sonrası tam bir kaos ve karmaşaydı.

Hatırlar mısınız Türkiye'de Susurluk kazası sonrası bir ışık açma kapama eylemi olmuştu. Bu eyleme dünyada eşi benzeri görülmedik bir katılım olmuştu. Şu anlamda görülmedik bir katılım : Eylemi başlatan ÖDP ye yakın çevrelerdi yani sosyalist bir kesim. Ama katılanlar arasında Sabancı'lar da vardı, Genelkurmay'da vardı, O dönem Demirel'in ikamet ettiği Cumhurbaşkanı köşkü de vardı. Bu nedenle dünyada örneği görülmemiş bir eylemdi. Sosyalist bir başlangıcı olan eyleme ülkenin en büyük kapitalisti, ülkenin en uzun yıllar iktidar olmuş sağcı lideri, ve ülkenin ordusundan dahi destek geliyordu. Oysa orda esas gerçek herkesin Susurluğu başkaydı herkes aslında başka bir şeyi protesto etmek için ışığını aç kapa yapıyordu. Büyük bir çoğunluk olan halk ise artık gizli saklı dolambaçlı şeyler olmasın, hayat pahalılığı olmasın, ülke çatışmalara yeniden dönmesin diye eyleme katılıyordu sanırım.

Nasıl ki aynı eylemin içinde farklı niyetlerle ışıklar yakılıp söndürülmüşse burada da bu haberimizden sonra benzerini yaşamaya başladık. Herkesin Kaan Erkam'ı farklıydı, herkesin çattığı başka şeydi, herkesin öne çıkarmaya çalıştığı ayrı şeylerdi. Fırsat verilmişti start verilmişti herkes yarışa hazırdı. Pist ise Tiyatro Dergisi forum sayfaları. Hatta başlamışken Kaan Erkam kesmezdi Ulvi Alacakaptan'a, Mustafa Demirkanlı'ya da giydirmek gerekirdi. Bir daha belki fırsat olmazdı.

İki gün sonra yakın bir tiyatrocu olayı okuyor ve 2 dakika sonra sıralamaya başlıyordu.. TOBAV bunun hesabını vermeli, Murat Karasu zaten yanlış adam abi..., Şimdi bunu örgütleyip TOBAV İstanbul'a hesap sormak gerek..  vb vb vb... "Adam bi dur.., bi sus.., bi soluk al.., ve bi de şu 18+ kitap sattırılan gençlerle ilgili bir şey söyle.., bir de bu festivale katılanların şimdi yaşayacağı ikilemleri kaygı et.., birde işin özüne gel..., hayır onun yarası başka niyeti başka.. İyi geceler bile demeden kapatıveriyorum MSN'nin penceresini ve konuşmak istemiyorum..

Elbette ki TOBAV da bu konudan üzerine düşen dersi çıkarmalı , elbetteki saygınlığına gölge düşürecek bir durum varsa bunu değerlendirmeli, elbette ki artık katkı verdiği organizasyonlarda daha hassas davranmalı ama bu başka şey, hazır bir rüzgar başlamışken bunu kasırgaya çevirelim de Murat Karasu'yu düşürelim çabası başka bir şeydir. Eğer yanlış kişiyse bu da değerlendirilir bunun yeri platformu başka yerlerdir gidip ne yapacaksan demokratik işleyiş içinde yaparsın. 16 yaşında gençlerin yaşadıkları üzerinden taktik çıkaramazsın!

Bir başkası başka yöne çekmeye çalışıyor, bir grup bizim nasılda bizim sinsi sinsi pusuda bekleyip bir festival bir organizasyon yapılsa da biri böyle bir şeye yeltense de üstüne çullanıp zarar versek diye yayıncılık yaptığımızı ispatlamaya çalışıyor.

Bu arada elbette olumlu yaklaşımlar da oluyordu.

HAK EDEN HABER MANŞETTE YERİNİ ALMALIYDI

Bir akşam online toplantı yapıyoruz. MSN toplantısı.. Katılanlar Gençlik Tiyatroları oluşumumuzdan bir kaç okul topluluğundan temsilci arkadaşlar. Toplantının konusu yaşanan bu olaya ve bir festival organizatörünün gençlere karşı bu davranışına nasıl tepki vermemiz gerektiği

Kimseden gizlimiz saklımız çekincemiz olmadığı için birebir konuşmaları aktarmasam da bunu kısmen aktarmak istiyorum oluşumdaki genç arkadaşlarımdan özür dileyerek. Zira o gün bu gençler o kadar olgun tavır sergilediler ki bunun görülmesini arzuluyorum.

Çok farklı görüşler ortaya çıkıyor, 10 okul varız tümümüzün toplulukları 150 kişi yapar, duyurularak dışardan katkılarla çok daha fazlası olur gidip siyah çelenk koyalım görüşü sert bulunuyor, İnsanlar bizi anlayamıyor o halde -18 yazılı tişörtlerle son gün festivale gidip derdimizi anlatalım düşüncesi öneriliyor, ama festivalin bir kapanış kokteyli yok herhangi bir gün gidersek ogünkü oyunları olan arkadaşları mağdur edebiliriz, hoş olmaz deniliyor, Kaan Erkam'ın topluluğunun oyununun olduğu gün fikrine hemen diğeri itiraz ediyor o zaman çok kişiselleştirilmiş olur ve gerçekten sanki bütün yaptıklarımız ona  ve topluluğuna karşı bir girişimmiş gibi algılanır diyor, öneriyi yapan dahi evet haklısın diye geri alıyor. Başka öneriler geliyor gidiyor ama tüm gençlerin hassasiyetle üzerinde durduğu konu aman festival zarar görmesin, festivali protesto ediyor gibi olmayalım. Bu noktada yeni bir fikir doğuyor, TOBAV'dan randevu alalım temsilciler seçip gönderelim, TOBAV bu festivali daha fazla sahiplensin daha sistematik yapsın, bir kişinin insiyatifine terk edilmeden bir kurul bu festivali organize etsin fikri ağırlık kazanıyor. Ardından bunun bir gençlik festivaline dönüştürülmesi fikri de birinden geliyor..

Tam burada Vuslat Taş'ın yazdıklarını sizlere birebir aktarmak istiyorum. Sevgili Vuslat'dan izin almadım ama beni anlayacağını ve sorun yapmayacağını çok iyi biliyorum

Vuslat bu öneri üzerine

- olmaz !,, zira bu gençlik festivali değil. Davet edilen tek lise grubu biziz. Ama asıl amacı bu değil bence bu yanlış "festivalin amacı güzel ve yolunda" bunu değiştirmek değil bizim işimiz.

O gece ben uyuyamadım....

Bu kız bu yaşanan olaydan en fazla zarar gören kız değil mi? Bu tutuma direkt o maruz kalmadı mı?  Belki de olay duyulunca bağlı oldukları okul idaresi neden yeterince araştırmadan bu festivale öğrencileri soktun diye hesap da sorabilir, öğrenciler kanunen reşit değil ve belki olay üzerine Vuslat tepki gösteren  bazı velilerin hışmına da uğrayabilir.. Ne Milli Eğitimin, ne Okul idaresinin ne velilerin bu olaya sebebiyet veren kişiyle ilgili bir yaptırımı olamaz ama sevgili Vuslat bu işten zarar gören kişi olabilir. O 16 yaşında öğrenci kızlar 18+ kitabı satarken bazı laflara maruz kalmışlar ama daha da felaketi olabilirdi abi, ülkede zaten bu konuda gerginlik yaşanan bu dönemde üstünde yarısı çarşaflı, türbanlı yarısı çıplak bir kadın resmi olan kitabın kapağı dahi oradan geçen radikal bir islamcının fiili saldırına dahi neden olabilirdi o zaman ben ne yapardım diyen bu kız değil miydi?

Bu ne büyük bir olgunluktu ki bu yaşanan olaydan en çok mağdur olan yada olabilecek 20 yaşındaki bu genç, amatör yönetmen, bu genç kızımız "olmaz !,, zira bu gençlik festivali değil. Davet edilen tek lise grubu biziz. Ama asıl amacı bu değil bence bu yanlış "festivalin amacı güzel ve yolunda" diyebiliyordu..

Bir yanda fırsat bulmuşken eteğimdeki taşları dökeyim diye herkesin bir yana çekiştirmeye çalıştığı forum sayfaları, yangına körükle koşan zevat-ı muhteremler, TOBAV'la, Murat Karasu ile, Kaan Erkam'la, Ertuğrul Timur'la Mustafa Demirkanlı ile, Ulvi Alacakaptan'la kozlarını paylaşmak için bayram yapanlar ve kirli çarşaf arayışına girenler....

Diğer yanda bu olayın asıl mağduru iken bu olgunluğu gösteren ben dahil hepimize ders verecek nitelikteki be genç beyin., bu genç duygu, bu genç yaklaşım..

Doğru yoldayız Ertuğrul dedim kendime. Doğru yoldayız 6 yıldır vurguladığımız ve son 6 aydır daha da öne çıkardığımız Gençlik oluşumumuzla. Gençlik komisyonumuzda yaş ortalaması 50 idi ve bir an önce hemen aramıza gençleri almalıyız diyordum ama bunu başaramıyorduk görün işte neden aramızda gençlerin olmasının güzel bir kanıtı Vuslat Taş.

Doğru yoldayız dedim kendime.. Biz yeterince kirlilikten nasibimizi almışken ve muhtemelen biraz daha bizlerle oldukça yaşamın içine girdikçe kirleteceğimiz gençlerden hala temiz oldukları şu dönemde yararlanmak gerek. (Tabi bu yararlanma kitaplarımızı sattırmak şeklinde değil)

Doğru yoldayız gençler için karar vererek değil gençleri öne çıkararak oluşturmaya başladığımız oluşumda diye düşündüm.

Ve o gece yayın güncelleme gününü beklemeden olması gerektiği gibi asıl önemli olan "GENÇ TİYATROCULARDAN YENİ BİR OLUŞUMA DOĞRU İLK ADIM" haberini manşete taşıdım, Kaan Erkam konusunu ise aşağı.

Kaan Erkam özür diler, dilemez, mahkeme açar açmaz, yaptığı ispatlanır ispatlanamaz, yaptığını hata olarak kabul eder , etmez, benzer hatalar yada daha büyükleri de yaşanır yaşanmaz hiç önemli değil. Şimdi kişilerle yada olaylarla değil olgularla ve oluşumlarla ilgilenme zamanı..

Yaşasın Genç Tiyatrocularımızın temiz iyi niyetli ve yarına umut veren olgun düşünceleri ve çabaları, yaşasın genç tiyatrocuların oluşumu!

 


Niyetim gençlerin bu olgun tavrından olabildiğince nasiplenmek. Bu nedenle bu olayla daha fazla oyalanmayı daha fazla büyütmeyi düşünmüyorum. Umarım başarabilirim bunu.  Kişiler geçici kurumsal yapılar kalıcıdır. Umuyorum ki Kaan Erkam yada TOBAV festivali kalıcılaştırmayı başarır ve yazacak hiç bir olumsuzluğa yer bırakmayacak hassasiyeti göstererek yıllarca sürdürebilir.


Sayın Kaan Erkam Tiyatro Dergisi internet sayfalarında kaleme aldığı son yazısında "Ertuğrul Timur a zamanında destekler verip bir de ödül almasına vakıf olduğum için. (Hakkımdı demesin böyle bir ödül yoktu fikir benden çıkmıştı)  yazmış. Doğru olabilir, yanlış olabilir. Hakkımdı diye bir iddiada da bulunmayacağım ve zaten ödülün hemen ardından kaleme aldığım yazıyla da ödül kavramına da aldığım bu ödüle de olan yaklaşımımı daha o zaman ironik ama yeterince net aktarmıştım. (Okumak için tıklayınız) Burada Kaan Erkam'a söyleyecek bir sözüm yok. Fakat bu ödülü bana takdim eden ve Lions Tiyatro ödüllerini organize eden sayın Ömer Şahinbaş'a bir sorum olacak.

Sayın Ömer Şahinbaş bana verilen ödülün üzerinde Lions Halk Jürisi Özel Ödülü yazmaktaydı. Fakat bugün aslında böyle bir ödül olmadığı böyle bir ödül fikrinin Kaan Erkam tarafından ortaya çıktığı ve bana da verilmesine Kaan Erkam'ın vakıf olduğu açıklanmıştır. Bu durumda Lions Tiyatro ödülleri de, yada en azından bana ve diğer bazı yayıncılara verilmiş olan ama aslında olmadığı söylenen bu Halk Jürisi Özel ödülleriniz, dolaysıyla organizasyonunuz şaibeli bir görüntü almıştır. Gerekli açıklamanızı bekliyor ve ödülle ilgili tasarrufumu sizden gelecek bu açıklama sonrasına bıraktığımı belirtmek istiyorum. Saygıyla