BENDEN BU KADAR, YA SİZDEN NE HABER?

A.Ertuğrul Timur aetimur@gmail.com

 

Malumunuz Devletin özel tiyatrolara yardımı konusunu bir aya yakın süreyle manşette tuttuk. Bu konuda kamuoyu oluşturmak üzere görüş defteri açtık, yine kamuoyunun tepkisini beklentilerini göstermek üzere anket yaptık.

Bu kampanyamız TV'lerin ender sayıdaki tiyatro ağırlıklı programında expo chanelda Sayın Bülent Öner tarafından dile getirildi anketimizdeki çarpıcı sonuçlara uzun uzun yer verildi benimle telefon bağlantısı yapıldı.

Yine halen Türkiye radyolarında süren tek tiyatro programında Naz FM'de Radyo Makinası programında sevgili İrfan Aslanhan'ın gayreti ile 3 hafta gündemde tutuldu ve sitemizin yayınlarına yer vermekle kalınmadı bizi de konuk ederek 2 saate yakın bir programın büyükçe bölümünde bu konuda konuşmamız sağlandı.

Yani tiyatro alanında çok az sayıda olan biz tiyatroya duyarlı yayıncılar bu konuda elimizden geleni olabildiğince, üstümüze düşeni ise fazlasıyla yaptık.

İstedik ki bunca yıldır yönetmelikle sürerken nihayet kanunlaşan bu tiyatroya devlet yardımı konusunda bir kamuoyu oluşturulsun ve bu kanun daha yapıcı, geliştirici ve adilane çıkarılsın. Evet bunun tam sırasıydı ne öncesi ne sonrası, bu kanun şu sıralar hazırlanmaktaydı ve tam sırasıydı biz elimizden geleni olabildiğince, üstümüze düşeni fazlasıyla yaptık.

Ama sustular. Tiyatro Dernekleri yine sustular. Sanki böyle hiç bir konu konuşulmuyor, mecliste onları ilgilendiren bir kanun hazırlanmıyor, sanki konuşulan şey devletin tiyatroya yardımı değil de boyacılara, kunduracılara yardımından söz ediliyor. Yine sustular. Üzerlerindeki ölü toprağını yada kendilerine olan güvensizliği atamadılar.

En son katıldığım radyo programında Madem artık bu yardım kanunlaşıyor bakanlık şahısları muhatap almamalı Ali, Ayşe gel komisyonda yer al kime ne kadar yardım verelim dememeli. Her ne kadar duayen, ünlü, medyatik de olsalar devlet denilen mekanizmanın muhatabı şahıslar olamaz, olmamalı. Bakanlık kişileri değil dernekleri baz almalı. Ali, veli sen sen gel bu yıl komisyona şeklinde olmamalı, Toder yolla bir temsilcini, Assıtej yolla bir temsilcini, TİYODER yolla bir temsilcini demeli. Eğer bu sağlanırsa tiyatroda her bir kol, her bir alan kendini orda ifade eder üyelerinin hakkını korur, dengeyi sağlamaya çalışır, eğer bu olursa her yıl aynı kişilere değil dengeli dağıtım olur. Eğer bu olursa Tiyatrocular daha fazla derneklerine sahip çıkar buralara üye olmaya ve varsa beğenmedikleri yanı düzeltmeye çalışır, bu sadece maddi yardım konusunda değil örgütlenmede de son derece yararlı olur dedim. Eğer bu olursa dernek temsilcileri arkalarındaki kitleyi, gücü de hissederek masada daha güçlü olurlar gereken ağırlıklarını koyarlar.

Evet bütün bunları köşemde, sitemde, katıldığım programlarda dile getirdim yetinmeyip bakanlıklara yazdım kampanyalar başlattım, belki yazarsınız diye defterler açtık, anketler başlattık..

Ben üzerime düşeni belkide gerektiğinden ve haddimden de fazla yaptım. Sayın Bülent Öner konuyu programına taşıdı. O pırıl pırıl gencecik ve henüz sadece tiyatro öğrencisi olan İrfan arkadaş da radyo programında defalarca konu edindi. Adnan Tönel hocamız da yanımızdaydı. Yani biz tiyatro yayıncıları yaptık bişeyler.

Peki siz sayın dernek yöneticileri bu konu tam da kanunlaşma aşamasındayken neler yaptınız? Bir görüş bildirdiniz mi bakanlığa?, üyelerinize çağrı yaptınız mı? Medyaya bir açıklama yaptınız mı? Siz ne için varsınız dernekler? Nerdesiniz TODER, ASSITEJ, ÇOGED, TİYODER, eskisi ve yenisi ile Oyun Yazarları Dernekleri? heey orda kimse var mı?

LÜTFEN TARİHE NOT DÜŞÜLSÜN.... DURUM BUNDAN İBARETTİR....

 

BU KONUDA SİZLER DE GÖRÜŞLERİNİZİ YAZABİLİRSİNİZ