|
Malumunuz
Devletin özel tiyatrolara yardımı konusunu bir aya yakın
süreyle manşette tuttuk. Bu konuda kamuoyu oluşturmak üzere
görüş defteri açtık, yine kamuoyunun tepkisini beklentilerini
göstermek üzere anket yaptık.
Bu kampanyamız
TV'lerin ender sayıdaki tiyatro ağırlıklı programında expo
chanelda Sayın Bülent Öner tarafından dile getirildi
anketimizdeki çarpıcı sonuçlara uzun uzun yer verildi benimle
telefon bağlantısı yapıldı.
Yine halen
Türkiye radyolarında süren tek tiyatro programında Naz FM'de
Radyo Makinası programında sevgili İrfan Aslanhan'ın gayreti
ile 3 hafta gündemde tutuldu ve sitemizin yayınlarına yer
vermekle kalınmadı bizi de konuk ederek 2 saate yakın bir
programın büyükçe bölümünde bu konuda konuşmamız sağlandı.
Yani tiyatro
alanında çok az sayıda olan biz tiyatroya duyarlı yayıncılar
bu konuda elimizden geleni olabildiğince, üstümüze düşeni ise
fazlasıyla yaptık.
İstedik ki bunca
yıldır yönetmelikle sürerken nihayet kanunlaşan bu tiyatroya
devlet yardımı konusunda bir kamuoyu oluşturulsun ve bu kanun
daha yapıcı, geliştirici ve adilane çıkarılsın. Evet bunun tam
sırasıydı ne öncesi ne sonrası, bu kanun şu sıralar
hazırlanmaktaydı ve tam sırasıydı biz elimizden geleni
olabildiğince, üstümüze düşeni fazlasıyla yaptık.
Ama sustular.
Tiyatro Dernekleri yine sustular. Sanki böyle hiç bir konu
konuşulmuyor, mecliste onları ilgilendiren bir kanun
hazırlanmıyor, sanki konuşulan şey devletin tiyatroya yardımı
değil de boyacılara, kunduracılara yardımından söz ediliyor.
Yine sustular. Üzerlerindeki ölü toprağını yada kendilerine
olan güvensizliği atamadılar.
En son
katıldığım radyo programında Madem artık bu yardım
kanunlaşıyor bakanlık şahısları muhatap almamalı Ali, Ayşe gel
komisyonda yer al kime ne kadar yardım verelim dememeli. Her
ne kadar duayen, ünlü, medyatik de olsalar devlet denilen
mekanizmanın muhatabı şahıslar olamaz, olmamalı. Bakanlık
kişileri değil dernekleri baz almalı. Ali, veli sen sen gel bu
yıl komisyona şeklinde olmamalı, Toder yolla bir temsilcini,
Assıtej yolla bir temsilcini, TİYODER yolla bir temsilcini
demeli. Eğer bu sağlanırsa tiyatroda her bir kol, her bir alan
kendini orda ifade eder üyelerinin hakkını korur, dengeyi
sağlamaya çalışır, eğer bu olursa her yıl aynı kişilere değil
dengeli dağıtım olur. Eğer bu olursa Tiyatrocular daha fazla
derneklerine sahip çıkar buralara üye olmaya ve varsa
beğenmedikleri yanı düzeltmeye çalışır, bu sadece maddi yardım
konusunda değil örgütlenmede de son derece yararlı olur dedim.
Eğer bu olursa dernek temsilcileri arkalarındaki kitleyi, gücü
de hissederek masada daha güçlü olurlar gereken ağırlıklarını
koyarlar.
Evet bütün
bunları köşemde, sitemde, katıldığım programlarda dile
getirdim yetinmeyip bakanlıklara yazdım kampanyalar başlattım,
belki yazarsınız diye defterler açtık, anketler başlattık..
Ben üzerime
düşeni belkide gerektiğinden ve haddimden de fazla yaptım.
Sayın Bülent Öner konuyu programına taşıdı. O pırıl pırıl
gencecik ve henüz sadece tiyatro öğrencisi olan İrfan arkadaş
da radyo programında defalarca konu edindi. Adnan Tönel
hocamız da yanımızdaydı. Yani biz tiyatro yayıncıları yaptık
bişeyler.
Peki siz sayın
dernek yöneticileri bu konu tam da kanunlaşma aşamasındayken
neler yaptınız? Bir görüş bildirdiniz mi bakanlığa?,
üyelerinize çağrı yaptınız mı? Medyaya bir açıklama yaptınız
mı? Siz ne için varsınız dernekler? Nerdesiniz TODER, ASSITEJ,
ÇOGED, TİYODER, eskisi ve yenisi ile Oyun Yazarları
Dernekleri? heey orda kimse var mı?
LÜTFEN TARİHE NOT DÜŞÜLSÜN.... DURUM BUNDAN İBARETTİR.... |