1 LİRAYA TİYATRO
VE BAŞKANIN TİYATROCULARA YEMEĞİ

A.Ertuğrul Timur aetimur@gmail.com

 

(Bu yazı içimden gelen istek üzerine lakayıt bir dille yazılmıştır lütfen Türkçe yazım hatalarını kınamayınız.)

BÖLÜM BİR SAYIN BAŞKANIN TİYATROCULARLA YEMEK YİYESİ GELMİŞ

Önce tiyatroseverlerin abonesi olduğu e-mail gruplarından birine bir mail düştü...

"İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı vereceği yemek için İstanbul'da tiyatrocuların adreslerini rica etmiş.. Bu yemeğe davet edilmek için tiyatro sanatçıları adreslerini lütfen yazsınmış...."

Alllalaaa be!

Yuh bi yaşıma daha girdim 14 milyarlık megakentin başkanı İstanbul'daki tiyatrocuların adresini maillerle edinmeye çalışıyor yuh daha neler... Başkanın basın bürosu, halkla ilişkileri, sanat danışmanları, kültür daire başkanları yok mu? Onlar ne iş yaparlar? Sanat dünyasının iletişim numaralarına ulaşmaları bu kadar mı zor? En azından ruhsat falan almak için belediyeye gidip bir yere kayıt da mı yaptırmamışlar??Yuh yani!!!

diye içimden düşünüyordum ki bu ayıp ötesi e-maile cevaplar da dökülmeye başladı daha da hayret ettim ve iki yaşıma da öyle girdim etti üç yaş (!)

"Sayın başkan bizi de yemeğe davet etttt"

diye adresler postalayanların başında önce Özgür Tiyatro geldi.. Etti mi 1 yaş daha ?!! Niye mi Çünkü Özgür Tiyatro sol tandanslı bir tiyatro topluluğuydu ve sözünü kokteyllerde, resepsiyonlarda, yemeklerde değil meydanlarda söylerdi genelde..

Sonra bir kaç topluluk daha adresini bıraktı sayın başkan bizi yemeğe çağır diye.. Örneğin Tiyatro Kare, Örneğin Dostlar Tiyatrosu..

Hadi canım...İstanbul belediyesi Genco Erkal Dostlar tiyatrosunu da mail gruptan mı öğrenecek?  Vay be ben de tiyatro sanatçılarını ünlü falan sanırdım..

Her zaman yaptığım gibi yine dayanamadım ve provokasyon yaptım.. Yapmasam zaten çatlardım.. Yani baksanıza buraya dek olan bitenle 4 yaşıma daha girdim hızla yaşlanıyorum tiyatro dünyasının inanılmazları karşısında..

Dedim ki noluyoruz sayın baylar...bayanlar

Belediye başkanına lütfen başkan beni de davet et yemeğe mi diyoruz? Ben çok davetlere çağrılmam bu işler hep böylemi yürüyor? Yapmayın arkadaşlar etmeyin.. Tiyatroya Devlet yardımını kesen hükümetin özel tiyatrolara salon ücretini artıran belediyesinin başkanının vitrin malzemesi mi olacaksınız? Bakın sanat dünyasıyla ne kadar iyi ilişkiler içindeyiz görüntüsü vermek için dolgu malzemesi mi olacaksınız? AKP politikalarının aklayıcıları mı olacaksınız?

Bu provokasyon emailim üzerine Sayın Nedim Saban'la bir kaç karşılıklı yazışma yaptık (Teşekkür ediyorum) Onun dışında pek yanıt gelmese de şıp diye kesildi sayın başkan biz de varız yemeğe çağırın diye adres bırakanların sayısı.

BÖLÜM İKİ SAYIN BAŞKANIN  YEMEK DAVETİNİN ALTINDA NE VAR

Sayın başkan durduk yerde acaba neden tiyatrocularla yemek yemek istemişti? herkes bunu soruyor ve herkes de aklına gelenleri sıralıyordu.

Seçim yaklaştı ondan mı acep?

Hadi canım tiyatrocuların sayısı kaç? verecekleri oy sayısı kaç? tiyatrocuların demesiyle oyunun rengini değiştirecek vatandaş sayısı kaç?

Hükümet yardımı kesti, belediye gönül mü alıyor acep?

Ve buna benzer tahminler tahminler.. Son ana dek de bilemeyecektik başkanın yemek davetinin sırrını...

Bu bölümü noktalamadan önce bir de anektod aktarayım.. Sayın başkanın elemanları Mail gruplarıyla yemeğe davet edilecek tiyatrocu avına çıkınca bir dostumun aklına bir cin fikir gelir ve bir gecede bir sayfalık bir tiyatro topluluğu sitesi yapar ve hayali bu tiyatro topluluğu da ertesi gün başvurusu yaparak tiyatro dünyasından bihaber belediye de yemek davetine hemen bu hayali tiyatro topluluğunun temsilcisini de ekler davetiyeyi postalar... Gülelim mi ağlayalım mı siz karar verin...

BÖLÜM ÜÇ : ŞEHİR TİYATROLARI BİLET FİYATLARI BİR LİRA... ÖĞRENCİ 50 KURUŞ ÖZÜRLÜ 25 KURUŞ

Henüz bu yemek daveti olayını sindirememiştik ki bu kez birden İstanbul köprüleri bir afişle donatıldı. Şehir Tiyatroları biletleri 1 lira.... Bu tabi tiyatro dünyasında bomba gibi patladı. Kar zarar hesapları, özel tiyatrolara karşı haksız rekabet kaygıları ve daha bir yok yönüyle tartışılmaya başlandı. (Bu konuyla ilgili görüşlerimi yemek konusundan sonraya bırakıyorum, şimdilik yemek daveti paralelinde gidiyorum.

Başkanın Yemek daveti ile 1 liraya bilet olayı baştan çok örtüştüremediğimiz iki ayrı konuydu ve biz hala başkan niye bütün tiyatrocuları yemeğe davet etti bilmiyorduk. Yemeğe davet edilenlere en son gitmeyin protesto edin, bizim sorunlarımızla ilgilenmemiş bir belediye başkanının basın önünde şovuna dolgu malzemesi olmayacağız! deyin provokasyonunda bulunmuştum en son mail grubuna yazdığım yazıda... Benim önerimin etkisi oldu mu olmadı mı bilemem önemi de yok ama bu sabah bazı Tiyatro derneklerinin bu davete katılmama , protesto etme kararı aldığını öğrendim. Ama gelin görün ki ben bu davete katılmamak da bir ifade şeklidir önermesini yaparken bana da davetiye gelivermiş sayın başkandan. (Tiyatrom.com yayıncısı olarak değil ama Tiyatro Dergisi yayın kurulu üyesi olmam sıfatıyla)

Sağolsun çağırmış sayın başkan. Peki ele verir talkımı kendi yutar salkımı hesabıyla ben gidecek miydim yemeğe? Önce hayır canım daha neler dedim.. Sonra iyi ama biz haberciyiz bu işin medyasıyız keyiften değil görevden orda olup gelişmeleri anlayıp dinleyip okurlarımıza aktarmalıyız mantığı ile gitmeye karar verdim.

BÖLÜM DÖRT : TICKETTURK HABERİMİZ VE YEMEK DAVETİ

Şehir Tiyatroları gişelerinin Tıckettürk gişesine çevrilmesi konusunda bazı kötü kokular algılamıştık. Ama doğru habercilik yapmanın gereği olarak önce bilgi almaya çalıştık, belirli kişilerle konuşmayı denedik kiminin bilgisi yoktu (!) kimi ise bir türlü ulaşılamıyordu. Artık yeter madem bilgi vermekten kaçınılıyor o halde biz sorularımızı yayınlayarak sorarız kararı vermiştik. Bu konuyu daha en baştan beri Tiyatro Dergisi editörü Mustafa Demirkanlı ile birlikte takip etmekteydik ve doğal olarak da haberi ortak yayınlayacaktık. Yemeğe bir gün kala (21 kasım) haberi girelim mi yoksa yemek olayını da görüp ne oluyor anlayıp öyle mi girelim diye kısa bir düşünmenin ardından daha fazla geciktirmeden haberi girelim kararı aldık.

Gece manşeti attık, sabah yemeğe teşrif ettik biz de çok mu yüzsüzüz ne?

Şehir Tiyatroları gişelerinin ve zaten full satılan biletlerinin Tickettürk'e adeta peşkeş çekilmesi gibi görünen olayı manşet yaptığımız günün akşamı.. Yemek davetine gitmek üzere Tiyatro Dergisi sahibi ve editörü Mustafa Demirkanlı ile Tröstleşmiş :) iki yayıncı olarak yemeğe teşrif ettik.

Yemek salonuna geçtiğimiz an bu durduk yerde gerçekleşen yemek davetinin sırrı anlaşıldı

BÖLÜM BEŞ : BU YEMEK DAVETİ SADECE VE SADECE TİYATRO BİR LİRA! ŞİMDİ TİYATRO ZAMANIDIR!... KAMPANYASININ KUTLAMA YEMEĞİYMİŞ....

Şimdi burada biraz kurgu biraz hayal gücü ile konuyu Başkan'ın gözünden anlatmaya çalışacağım izninizle

Sayın Başkan İstanbul'a 2 tane daha salon kazandırmıştı. Belediye Şehir Tiyatrolarına her ay dünya kadar para akıtıyodu ama bu kamuoyuna fazla yansımıyor açtığı kavşaklar kadar yankı yaratmıyordu. Bunun da kamuoyuna duyurulması ve bunun reklamından da yararlanılması için bir yol bulunmalıydı.

Şehir tiyatrosu bir sezonda 400bin bilet satıyordu. Bu sezondaki 8 aya bölünce ayda 50 bin 2 ayda 100 bin bilet demekti.  Öğrenci ve sivil ortalamasını alınca  100.000X3.000= 300 milyarlık bir girdi demektir. Bunu dörtte birine düşürsek ne olur 225 milyar lira eksik bir girdi.. Lafı bile olmaz. 225 milyar zarara karşın güzel bir şov yapılabilirdi. Bu fikir başkana cazip geldi. Böylece hem açılan yeni salonlar duyurulur, hem 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olacak İstanbul'un reklamı olur, hem kültür sanata ne kadar önem verdikleri gösterilir, AKP üzerindeki gerici, muhafazakar gibi yargılar biraz daha silinir, 1 liraya tiyatro reklamlarını gören İstanbul halkı bu ucuz eğlence(!) ye koşar belediye sayesinde tiyatro görürdü, daha da önemlisi sanatçılar ve sanat severler bu girişimi takdirle, şükranla karşılar bayram ederdi...

O halde şimdi bunun güzel bir duyurusu yapılmalıydı.. Önce bilboardlar..., üstgeçitler..., köprüler... dev afişlerle donatılmalıydı. Bunca yıllık AKP belediyesi iktidarındaki İstanbul tiyatro afişi görmezken bir anda "Şimdi Tiyatro zamanıdır" , "Biletler 1 lira, 50 kuruş" afişleri, pankartıyla donatıldı.

Afişler yetmezdi tabi. Güzel bir gece organize edilip bütün sanat ve tiyatro çevreleri bu yemekte buluşturulmalı sanat dünyasının belediyenin bu sanattan yana tavrı sanatçılarla, tiyatrocularla ilan edilmeliydi.. İyi ama sanatçılar? Onlara nasıl ulaşırız? Hadi Şehir Tiyatroları tamam elimizin altında ama ya diğerleri? İşte orda da acil mail duyuruları devreye girdi. "Sayın başkan tiyatrocuları yemeğe davet edecek, Lütfen adreslerinizi yazın, tiyatrocular parmak kaldırsın..."

BÖLÜM ALTI : YEMEK VE TİYATRODAN BİHABER BAŞKANIN GAFLARI

Başkan bu bir liraya tiyatro kampanyasının sanat çevrelerinde müthiş bir kabul göreceğini halkı tiyatroya çekecek bu girişimin tiyatrocuları çok heyecanlandıracağını düşünüp tüm bu organizasyonu yaparken aslında Tiyatro 1 Lira kampanyasının nelere mal olacağını ve bir anda bütün tiyatro dünyasını nasıl karşısına alacağını hesaplayamamıştı. Eğer bunu hesaplasaydı evet bu kampanyayı yine yapardı ama yemek davetinde tiyatrocuları çağırmazdı en azından.

Özel tiyatrocular da, Şehir Tiyatroluklarda ateş püskürüyordu.

Neden ateş püskürmesinler ki..

Şehir Tiyatrosu 4 milyona bilet satarken zaten bir haksız rekabetten söz ediyorlardı. Şimdi bu şartlarda adeta özel tiyatrolar 2 ayda batmaya sürükleniyordu. Salonlar kiralanmış 300-500-700 dolarlardan salonlar kiralanmış bir çok oyuncuyla sözleşme yapılmış, telif ücretleri ödenmiş, kostümler dekorlar vs ve şimdi karşılarında tiyatro bir lira diyen, 1 liraya 40-50 kişilik oyunlar sahneye koyan bir rakip vardı.

Şehir Tiyatrolular da öfke ve birikmişlikle doluydu. 4 yıldır kendilerinin varlığından bihaber bir başkan, sık sık değişen genel sanat yönetmeni, mezarlıklar müdürlüğü gibi atamayla yönetilen bir tiyatro, katma bütçenin kesilmesi, ve daha bir çok nedenle doluyken üstüne de sakıncaları düşünülmeden ve hiç bir tiyatrocunun görüşü alınmadan yapılmış bir liralık kampanya...

Başkan bu öfkeden haberdar edildi. Bir çok tiyatro derneğinin ve tiyatrocunun bunu protesto ettiği yansıtıldı. Ve gecenin umulan şov gecesi olmayacağı anlaşıldı. zaten ortada pek basın da yoktu, belediye kamerası dışında kamera da yoktu. (Ohh neyse ki yoktu belki de.. Çünkü gecenin yön değiştireceği belli olmuştu)

Tiyatrodan bihaber Başkanın gafları

Başkan kürsüye geldiğinde tiyatroyu ihmal ettiğini tiyatro sanatçılarıyla yanyana gelmediğini bir kaç kez itiraf etti. Konuşmasına 2010 yılında kültür başkenti olacak İstanbul'dan söz etti.

GAF 1 :  Açılan 3 yeni salondan (İkisini biliyoruz da üçüncüyü ne ben ne ordakiler, ne de İBŞT'liler bilmiyordu herhalde sayın başkan bir de yeraltı tiyatrosu açtırmıştı da haberimiz yoktu) söz etti.

GAF 2 : Açılan yeni salonlarrrr.....örneğin Reşat Nuri... ve diğerleri...... Fatih Reşat Nuri sahnesi kaç yıllık sahne ben bilmiyorum ama ilkokula giderken orda oyun izlemiştim sanırım doğma büyüme İstanbul'lu olduğunu da araya sıkıştıran Başkan hiç oyun izlememiş ki orayı yeni açılan salonlardan biri zannediyordu.. Diğerlerini ise zaten hatırlamadı.

GAF 3 : Bir liralık biletle daha çok kişinin tiyatroya gideceğini vurguladı. Sayın başkana hiç kimse zaten şehir tiyatrolarının sezonu full oynadığından, bu kampanyadan önce de seyirci eksiği olmadığından söz etmedi mi acaba?

GAF 4 : Başkan özel tiyatrocuları da davet etmişti ama onların öfkesi yansıtılınca, ve şehir tiyatrolarının biletlerinin 1 lira olmasının onları da mutlu edecek bir olay olmadığı anlatılınca sanıyorum ki alelacele onlar içinde bir kaç laf etme gereği duydu ve orda herkesin de bunu bugün buracıkta eklemiş olmalı şeklinde değerlendirdiği bir kaç yuvarlak laf araya ekledi. Örneğin Onlar içinde önümüzdeki aylarda özel bir şeyler düşünüyoruz. 120 okula spor salonu açtırdık, buralarda tiyatroda yapılabilir, onlara oyun siparişi veririz gidip oralarda oynarlar falan gibi anlamakta güçlük çektiğimiz sözlerle geçiştirdi.

GAF 5 : Bilet fiyatlarının 1 liraya çekilivermesinin oynanan eserlerin telif bedellerinden dolayı, eksik telif ödenmesinden dolayı uluslararası bir skandala kadar varabileceği hatırlatıldı. (Yabancı eserler de olduğu için uluslararası) Başkan ise yaptığı ek konuşmada neden telifleri eksik ödeyelim ne alakası var? Onlara ne telif ödenecekse aynen yine ödenecek açıklamasında bulundu. Sanıyoruz ki Başkan'ın Şehir Tiyatroları telif yönetmeliğinden de haberi yok, hiç kimse bilgilendirmemiş, o belli bir miktar paranın verilip eserin alındığını zannediyor olmalı. Oysa Şehir Tiyatroları satılan her bilet üzerinden yazarına telif ücreti öder. Yüzde kaç bilmiyorum ama örnek olarak bir biletten %10 ise beş liralık biletin yüzde 10'u ile 1 liralık bir biletin yüzde 10!unun aynı olmayacağı açıktır. Aradaki farkı belediye cebinden karşılayacaksa hangi bütçeden? karşılamayacaksa bu eseri alınan yazara sonradan verilen bir zarar değil midir?

Yemek gecesinde başkanın tek takdir ettiğim sözü mikrrofon salonda dolaşacak, sizi dinlemek istiyoruz sözü oldu. Doğrusu ya iyi cesaretti.

Salondaki Mikrofondan ve gecenin diğer anekdotlarından

Mikrofonu önce Şehir Tiyatroları Yönetim Kurulu seçilmiş üyesi Orhan Alkaya aldı. Tanıştığımızdan bugüne fikirlerimin çok büyük ölçüde uyuştuğu, zaten geçmişten gelen saygımın da sürdüğü sayın Alkaya elbette yapması gerekeni yaptı ve çok kısa da olsa özerklik kelimesi de geçen konuşmasında, duyulan rahatsızlıkları başlık olarak vurguladı ve başkana 10 dakikasını alacak bir mektup sundu. Orhan Alkaya ve diğer sayın İBŞT'li sanatçılar beni bağışlasın ama bu mektup bana ortaokulda ilk flört yapma teşebbüslerimdeki çekingen halimi hatırlattı. Konuşmaya cesaret bulamayıp yazarak kaçamak bir şekilde uzatıverdiğimiz, bazan bunu bile yapacak ortam bulamayıp bir süre cepte gezdirip atmak zorunda kaldığımız mektupları hatırlattı. (Her zamanki provokatif tavrıma bürünerek) Bence daha atak bir şeyler gerekiyordu. 10 dakikalık mektup yerine 5 dakikalık bir canlı konuşma ile salonunda alkışla inletmesiyle daha vurucu etki fırsatı kaçırıldı. Sanatçılar Biz bu şartlarda bir gün boyunca oyuna çıkmıyoruz deseler bu çok mu sivri bir eylem olur? seyirciye saygısızlık mı olur? O zaman bir gün boyunca şehir tiyatrolu tüm sanatçılar Harbiye şehir tiyatrosu önünde bağdaş kurup oturuyoruz dese nasıl olur? Söz seyirci desteği için bende tüm manşet gücümle desteklerim.. Yani demem o ki yemek ve kokteyl arasına sıkıştırılmış serzenişlerden sanki biraz fazlası gerekiyor.

Mikrofon dolaşmaya devam etti ve TOBAV İstanbul Başkanı, Detis Başkanı da rahatsızlıklarını dile getirdi, protestolardan söz etti. Araya giren Seden Kızıltunç biraz şiir okumaya çıkan 23 nisan çocuğu coşkusuyla haykırdı. Bir avuç kişiye yapılan Devlet yardımı konusunda söylediklerine katılmamak, 1 liraya inen biletlere ilişkin söylediklerine ise katılmak mümkün değildi. Sözlerini konuşması boyunca takdir ettiği sayın başkana söylediği "Ben arada sizinle görüşmek, düşüncelerimi aktarmak isterim" yaklaşımı ise bakın sizi destekleyici konuşma yaptım sizde arada beni görün der gibiydi.

Gecenin en anlamlı konuşmasını Tiyatro Dergisi sahibi-editörü ve o geceki yol arkadaşım Sayın Mustafa Demirkanlı yaptı. (Ama konuşurken başkanın yanına gittiği ve mikrofonu da bana devretmek yerine sayın Başkana kaptırdığı ve başkanın da muhalif rüzgar yükselişe geçtiğinden olsa gerek özgür mikrofon uygulamasını noktalamasını ve benim o gece söyleyeceklerimin içimde kalmasına neden olmasını da asla afetmiyorum)

Mustafa Demirkanlı katılmadığım yanları da olan ama büyük ölçüde katıldığım konuşmasında oradaki tiyatrocuların dile getirmesi gereken sorunları pat pat diye vurdu başkanın yüzüne. Kendisi tiyatrodergisi.com.tr de aktaracaktır ayrıntılı şekilde.

Ve gecenin sonuna doğru

Mustafa Demirkanlı'nın konuşması ve salondaki alkışlı destekle yükselen muhalif nefesin ardından başkan mikrofonu aldı ve ek açıkla(yama)malar yaparak geceyi gecenin solistine teslim etti gece toplantı modundan çıkıp anında partiye dönüştü, Dansın açılışını geçen yılın en muhalif Şehir Tiyatrosu mensubu Ersan Uysal yaptı.. Bana da mikrofonu ele geçirememenin ve söyleyeceklerimin içinde kalması ile geceyi sonlandırmak kaldı. Zira benim için gece bitmiş, eğlence başlamıştı. Artık yola çıkmak ve bu yazıyı kaleme almak zamanıydı...

İÇİMDE UKTE KALAN KONUŞMA

(Sanki mikrofon elimdeymiş ve sayın başkan karşımdaymış gibi)

Sayın Başkan

Bugün buraya yemek davetinize geleceğimi söylediğimde bazı yakın dostlarım "Aman he, yemeğe diye gidip orda dayak yemeyesin" uyarısında bulundu.

Elbette ki bunlar şakaydı, elbetteki bir belediye başkanı yemeğe davet ettiği basın mensubunu dövdürtecek değildi. Ama bu şakanın nedenini merak etmiş olmalısınız. Açıklayayım..

Sayın başkan,

Şu an yayıncısı olduğum tiyatrom.com internet sitesinde size yapılabilecek en büyük suçlamayı manşetten yapmış ve bir düzine soruyu sıralamış biri var karşınızda. Ve bu kişi tiyatro yayıncılığı yaptığı 7 yıl boyunca da sürekli sizin şehir tiyatroları politikanızı eleştirdi, yeri geldi yerden yere vurdu. Elbette ki siz yemeğe davet ettiniz diye de buna son verecek değil.

Sayın başkan neden manşetimizdesiniz biliyor musunuz? bilmiyorsunuz. Hayır başkan sanatçılara yemek daveti veriyor diye değil, tiyatro biletlerini 1 lira yaptı diye de değil. Neden muhalifiz ben başlıklarını sıralayayım siz de zahmet edip devamını okursunuz..

Sayın başkan,

Şehir Tiyatrolarımızın tüm biletleri zaten satılırken ve dolu oynarken tickettürk'le anlaşma yapmanın, ve artı bir satışa gerek olmadığı halde bu şirkete bizim paralarımızdan milyarlarca lirayı aktarmanın gerekçesini soruyoruz... Ve daha bir çok ek sorumuz var...

Sayın başkan,

Bir toplumun en aydın kesimlerinin başında yazarlar, sanatçılar gelmez mi? Peki siz bu en aydın kesimin kendilerini ve tiyatrolarını sizden yada elemanlarınızdan daha iyi yöneteceklerinden şüphe mi ediyorsunuz ki yönetim kurulunun beş üyesi atamayla geliyor? Neden şehir tiyatrolarına özerklik verilmiyor? Tepeden ve tiyatroyu bilmeyenler tarafından atamalarla yönetilen bir tiyatro mezarlıklar müdürlüğü ile aynı kefeye konmuş olmuyor mu?

Sayın başkan,

Çoğunluğu sizin atadığınız kişilerden oluşmasına rağmen siz Şehir Tiyatroları Yönetim kuruluna güvenmiyor, düşüncelerini önemsemiyor musunuz da tickettürk anlaşması, bilet fiyatlarının 1 liraya çekilmesi gibi konularda bu yönetim kurulunun fikrini bile alma gereği duymuyorsunuz? Neden Şehir Tiyatroları yönetim kurulu kendileri ile ilgili bu direkt uygulamaları aynen sokaktaki herhangi bir vatandaş gibi medyadan, bizim sitelerimizden okuyup öğrenmek zorunda kalıyor?

Sayın başkan,

Görevde olduğunuz süre boyunca bir tek galaya, bir tek ulusal yada uluslararası festivale katılmazken, şehir tiyatroluların tepkilerine düşüncelerine aldırmazlık içindeyken, bir kararla genel sanat yönetmeni atayıp, bir kararla alıverirken, yeni açılan salonların sayısı ve hangileri olduğuyla bile ilgisizken birden bire "ŞİMDİ TİYATRO ZAMANIDIR" deme gereği duydunuz?

Sayın başkan,

Tüm bu soruların yanıtını merak ediyorum ve cevabını da almak istiyorum... bundan sonraki davetinizin de şarkılı, sazlı yemek değil basın toplantısı olmasını diliyorum. Zira bizim bu gibi durumlara karnımız tok... Biz yeni söylemler duymak istiyoruz.