Hiç içimden gelmedi...

A.Ertuğrul Timur

   

Sanat ve Ödül...Birileri medyada sanatçı (!) yetiştirip yarışmalardan sözde sanatçılar imal ededursun artık tiyatro dünyası ciddi bir şekilde ödülleri tartışmaya, reddetmeye başladı. İlk olarak kim reddetmişti ödül kavramını şu an emin değilim ama benim hatırladığım oyun atölyesi ödül almayacağını, ödüllere dahil edilmemelerini bir kaç yıl önce bir bildiri ile duyurmuştu. Bu yıl benzer bir çıkışı çok haklı gerekçelerle Semaver Kumpanya yaptı. Bireysel ödül reddedenlerse her zaman çıkmıştır

Baştan bu yana sanatta  ödül kavramını reddetmekte ama zaman zaman onaylamamakla birlikte haber olarak yer vermekteydim. Ama bu günden itibaren Tiyatro ödüllerini asla haber yapmama, duyurularına yer vermeme kararımı açıklıyorum. (Köşe yazarlarının yazılarına müdahale hakkımız olmadığı düşüncesiyle sitemizde köşe yazısı yazanlar bu sınırlamadan muaftır, bu konuya yer vermeleri kendi insiyatifleriyle olabilir.

Bu konudaki düşüncelerimi defalarca köşe yazılarımda da sohbetlerimde de dile getirmiştim bunlardan ikisini aşağıda alıntılarla yineliyorum. Ve bu yıl baştan bu yana Afife ödüllerini hiç haber yapmadım. Çünkü (Afife Jale ismini aradan çıkararak) en kokuşmuş en elitist ve her yıl en fazla tartışmalı biten ödül töreni buydu ve bu ödül törenini hiç haber yapmadım.

Elbetteki Sayın Lions Tiyatro ödüllerini düzenleyen Ömer Şahin'in daha kapsamlı ve Anadolu topluluklaırnı da içine alan, tiyatro çabalarını teşvik etme gayretli bir ödül dağıtımı yapabilme çabasının yakın tanığıyım. Art niyetsiz "tiyatro dünyasına ben de bu şekilde bir katkı yapmış olayım" çabasını biliyorum. Kişilere endeksli sonuçlar çıkmaması için halk jürisi gerçekleştirebilme gayreti debir anlamda takdir edilebilir.

Yine elbette Sayın Mustafa Demirkanlı'nın her yıl kokusu çıkan Afife ödüllerine karşılık şaibesiz, objektif olabilme gayretine, jüri üyesi eleştirmenlerin birbirinden habersiz tek tek değerlendirme sistemine ve yokluklar içinde iyi bir organizasyon kotarma çabasına şahidim.

Fakat yöntemi nasıl olursa olsun, niyeti ne kadar iyi olursa olsun ben sanatta ödül kavramını benimseyemedim ve bunu da işte aşağıdaki alıntıladığım türde yazılarımda dile getirdim.

Giderek Sanatı birilerine göre ve belirli anlayışlara göre şekillendirmeye sebep olabilecek sanat ödülcülüğüne hayır diyorum ve her tür tiyatro yarışması haberini reddediyorum.

Sanat özgürdür ve yarışmalar sanatı şekillendirme aracı olmaktadır. Ceza ve ödül kardeş kavramlardır. Bazen cezayla bazı şeylerin önünü kesersiniz bazen ödülle bunun karşıtının önünü açarak karşıtını yok edersiniz.

 Bu konuda gerekirse bir kez daha ve uzunca yazma ve hatalarımı düzeltme hakkımı sonraya saklayarak sabaha karşı 04.55 da bu kadarla kesiyorum zira sabah 08.00 da işbaşında olmalıyım ve haftalık site güncellemesi yine tüm gecemi aldı...

 

 

LİSELER ARASI TİYATRO FESTİVALLERİ ENFLASYONU VE FESTİVALLERİN DEĞERLENDİRMESİ başlıklı haziran 2004 tarihli yazımdan bir bölüm

Bana sorarsanız değil liseler arası.., hiç ama hiç bir sanatsal alanda yarışmayı uygun bulmuyorum. Çünkü sanat da spor gibi kesin kıstaslar yoktur. Sanat da müsabaka olmaz! Spor da kesin kurallar vardır ve ipi ilk göğüsleyen birinci dersiniz, sırtını yere değdiren kazanır dersiniz, şu iki direğin arasında şu kurallara göre en çok topu geçiren (adına gol deniyor) kazanır dersiniz, şu kadar metreyi şu kadar sürede koşan kazanır dersiniz.

Peki sanat da kıstasınız nedir? İpi göğüslemeyecekler, final çizgisine koşmayacaklar, birbirlerini yere yıkmayacaklar, gol atmayacaklarsa Jüri neye göre değerlendirmektedir? Birinciler kime göre birincidir? Bir sanatçı diğer bir sanatçıyı değerlendirme hakkını nereden alır? Bugün konservatuarlarda verilen sanat eğitimi  ve buranın mezunlarının yaptığı sanat dahi sorgulanırken, konservatuarlara öğrenci seçim şekli bile sorgulanıp eleştirilirken sizin Jüri oluşturma kıstasınız ne olacaktır? 

    Sanatçının, yönetmenin hatta oyuncunun sanat yorumunda özgürlüğü söz konusuyken onu bir başkasının değerlendirmesi nasıl bir özgürlüktür? Bir jüriye göre iyi olan başka bir jüriye göre kötü olamaz mı? ...........................................................

yazının orjinali ve tamamı http://www.tiyatrom.com/aetimur_lise_festivalleri.htm

 

 
     
 

ÖDÜL ALMAK NASIL Bİ ŞEYMİŞ? başlıklı mayıs 2005 tarihli yazımdan

ödül almaya çok alışık birisi değilim. Çalışmalarımın karşılığında eğer "maaş" almadımsa övgü aldım, teşekkür aldım ama somut elle tutulan bir nesne almamıştım.

Peki nasıl bir duygu ödül almak? Bilenler bilir sitemizin ben sanatta ödüle karşı olduğumu buradan bangır bangır ilan etmiştim. Sanatta ödül olmaz çünkü spor gibi kesin kıstasları yok, ölçülebilir değerleri yok, sanat özgürdür, sanat özgündür bu durumda bir sanatçının (ya da başkalarının) bir başka sanatçıyı iyi yada kötü ilan etmeye ne hakkı vardır? Hem bir jüriye göre en iyi olan başka bir jüride listeye bile giremiyorsa hangi jüri bu işi biliyor doğru seçim yapmıştır hangisi bu işi bilmiyor diyeceğiz? Bu ve benzer görüşlerle sanatta ödül kavramını reddetmiştim hala da reddediyorum.

 orjinali http://www.tiyatrom.com/aetimur_odul_almak.htm