|
Bazı
görüşteki kişileri eleştirirseniz karşılığında afaroz
edilebilirsiniz, bazıları ömür boyu kin besleyebilir,
bazıları küfür edebilir, hatta bazıları sizi
bacağınızdan vurdurabilir, hatta bazıları yaşamınıza
kastedebilir. Bunların hepsini yaşadık. Sırf belli
görüşleri eleştirdiği için vurulanlar az değil bu
toplumda. Bir cümle yüzünden onlarca tehdit alındığını
da biliriz. Bir kez öfkelendikten sonra sizi sürekli
diline dolayan ve her fırsatta açığınızı arayanlar da
vardır. Bütün bu karşı tepkileri görebileceğimiz türde
insanlar var bu ülkede.
Ama bunun
yanısıra bir grup insan kesimi daha var. Sayıca az ama
var. Bunları eleştirseniz de eleştiriden gerekiyorsa pay
çıkarır, gerekiyorsa savunmasını yada karşı eleştirisini
yapar. Asla bunu tüm yaşamına yaymaz bir konuda tezat
düşünmeye devam etse de diğer pek çok konuda uyum içinde
olabilir, işbirliği sürebilir. İşte bu aydın tavrı, bu
demokrat tavrı bu nedenle seviyorum ve sevmemek elde mi?
Örneğin
Sayın Orhan Kurtuldu. zaman zaman yüz yüze, zaman zaman
gıyabında bazen da yayın yoluyla eleştirdiğim oldu.
|
 |
Daha
yakın bir zamanda bir eleştirim üzerine "Az bile
yazmışsın, ben olsam fazlasını yazardım" diyebilme
tavrını gösterdi, gereken açıklama ve düzeltmeyi özenle
yaptı. Bununla da kalmayıp her ortamda benden övgüyle
söz ettiğini de biliyorum. Daha bir kaç gün önce Nazım
Hikmet Kültür Merkezi'nin organize ettiği 1.Gençlik
Tiyatroları Buluşmasında beni onurlandıran bir plaket
verilmesinde de öncülük ettiğini biliyorum (Bu vesileyle
ayrıca Sayın Orhan Aydın ve Nazım Hikmet Kültür Merkezi
çevresine de bir kez daha teşekkür ederim)
Demokrat,
aydın tavırda insan olabilmek tam da bu olsa gerek. Ayrı
düşülen konularda karşılıklı eleştiriler olsa da diğer
konularda uyum içinde olabilmek, işbirliği içinde
olabilmek, gerektiğinde karşıdakini onurlandırmak.
|
|
Ve tabi
gerektiğinde alınan plakete rağmen yine de
eleştirebilmek.. |
ÖZEL
TİYATROLARA YARDIM HAK MIDIR, RİSK MİDİR?
Sayın
Orhan Kurtuldu Özel Tiyatrolara Devlet yardımı konusunda yazdıklarıma ve
başlattığımız kampanyaya bir eleştiri yazısı yazmış. Bunu orjinal haliyle
yayınladım. Burada ise bende eleştiriye karşı eleştiriyle yanıtımı
yazıyorum. Mavi renkteki satırlar Sayın Orhan Kurtuldu'ya aittir.
.
 |
Tiyatrocular da asla iktidarların dilencisi olamazlar.
Devlet genelde sanatı, özelde tiyatroyu desteklemek zorundadır.Çünkü bu
devletin anayasal görevleri arasındadır.Anayasamızın 64.maddesi devlete bu görevi yüklemiştir. |
|
XII. Sanatın ve sanatçının korunması
MADDE 64. –
Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat
eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi,
desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken
tedbirleri alır. |
Şimdi
sayın Orhan Kurtuldu'ya soruyorum Burada şahıslara yada bir oyuna münhasır
yapılan yardımla bağdaşacak bir yan var mı?
Ferhan
Şensoy'a yardım ettiniz sanatı ve sanatçıyı (Ferhan Şensoy'u) korudunuz
diğer yardım almayan onlarcası ne oldu? Bu maddede sanatı ve sanatçıyı
korumaktan kasıt bireysel korumalar mıdır genel anlamda sanatı ve
sanatçıyı korumak mıdır?
Sanat sevgisinin
yayılmasından söz etmiş madde. Ferhan Şensoy bu yardımla
oyununu daha güzel bir şekilde sahneye koydu ve o yıl onun
oyununa giden diyelim toplamda 2 bin kişi tiyatroyu daha bir
sevdi.
Ya diğer
güç koşullardaki ve yardım almayan topluluklar salon bulamadı oyun
koyamadı, yada yetersiz maddi koşullarla başarısız rejiler yaptı ne
olacak? yada henüz hala bir tek tiyatro salonu, topluluğu olmayan onlarca
ilimizdeki insanımız tiyatroyu nasıl sevecek? İstanbul'da ses pasajında
yada İşsanat kulelerinde Ferhan Şensoy yada Ali Poyrazoğlu'nun devlet
destekli oyunu ne kadar bir kitleye tiyatroyu sevdirecek yayacak? kişilere
yada birkaç oyuna yapılan yardım bu anayasa maddesine ne kadar
uygun? Bu madde kişilerin desteklenmesi demediği gibi birilerinin
(seçenler her kim olursa olsun) seçtiği eserlerin desteklenmesinden söz
etmiyor. Genel bir kavramdan söz ediyor.
Hayır.
asla bu maddeyle bu yardım şeklini örtüştürmezsiniz. 64 üncü madde
sanatın ve sanatçının korunmasına ilişkindir. Kişilerin , şahısların
değil. Sanatçının korunması onları güvenceye kavuşturacak yasal
düzenlemelerle, sağlık, emeklilik vb gibi haklarla olur, sanatın yayılıp
sevdirilmesi ise ülkeye daha fazla salon kazandırmakla, yada sanattan
vergi almamakla olur. Elbette ülke sanatının gelişiminde şahıs olarak da
desteklenmesi gerekenler olabilir ama bunlar yurt dışına gidip bu alanda
akademik girişimde bulunacaklar, orada etkileşime girip buraya
taşıyacaklar vb olabilir. Oysa biz daha geçen yıl sayın Emre Erdem'e
uluslararası davette bir kuruş harcırah vermeyen kültür bakanlığını da
haber yapmıştık. Aynı bakanlık Ali Poyrazoğlu'na her yıl en büyük meblağı
vererek şimdi anayasanın bu maddesindeki görevini yapmış mı olacak?
64,maddeyi bir
kez daha okuyalım
Devlet,
sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve
sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve
sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır
Şimdi beş-altı
tiyatrocuya verilen büyük meblağ , on-onbeş topluluğa verilen
daha sembolik rakamlar mı bu maddeye uygun yoksa tiyatrocuları
sosyal güvenceye alan, onların mesleklerini yapmaları için
biletlerde sıfır vergi uygulayan, salon açana faizsiz kredi
veren, tiyatro tutkusunun yayılması için okullara salon açan
mı?
64.maddeden dolayı bir kez daha diyorum ki asla bakanlığın işi Ali'ye,
Veliye harçlık dağıtmak değildir ! Bu yasaksavar kabilinden bir
iştir 64.maddeyi göstermelik şekilde savuşturmaktır.
 |
Herkes şunu bilinmelidir ki ;tiyatroculuk mesleği öncelikle bir aşk iştir.
Bu meslek varlığını sadakayla,harçlıkla ,ulufeyle sürdürebilecek bir
meslek değildir. |
Bu afaki
bir söylemdir. Aşkla yapan da olur Tanrısal bulan da olur, görev gibi
yapan da olur, bunu sahneden halka sunulan bir bildiri gibi işlevsel
görenlerde olur, eğlence sektörünün eğlendiricileri, animatörleri gibi
yapan da olabilir. Sizin söylem tarzınızı seçersek, Bu iş aşkla
yapılıyorsa önce aşkından taviz vermemeyi gerektirir. Aşkından taviz
vermemek de aşkını satmamakla olur. İktidardan şahıs olarak beslenmek
bağımsızlığa darbeyi de zamanla getirir. Bugün medyada Aydın Doğan'ın
düştüğü duruma sanatımız ve sanatçımız düşmesin diyorsak devletin ve
iktidarın kültür sanata daha fazla pay ayırmasının sonuna dek mücadelesine
devam ama şahıslara yada topluluklara özel ödeneklere sonuna kadar hayır
demeliyiz. Ferhan Şensoy değil midir ki ya kendi istediği gibi sanat
yapmamızı önümüze şart koyacak yada bizi engelleyecekler şeklinde
bildirinin altına imza atan? Şimdi engellemediklerine göre ne olmuştur?
Aşkını satışa mı sunmuş yoksa iktidarın onayladığı oyunlar yapan
tiyatrocumu olmuştur? Kısaca afaki söylemler bizi bir yere götürmez ancak
bir süre gaza getirir. Daha realist söylemlere ve adımlar atmaya
ihtiyacımız var.
Sanatın ve
sanatçının bağımsızlığı anayasa maddesinin bile üstüne gelir ki bu da
devletle yada iktidarla özel ilişkiye girmemekten geçer. Devletten
isteyeceğimiz ancak ve ancak genel anlamda sanata ve sanatçıya yatırım
istekleri olmalıdır. Örneğin Ali Poyrazoğlunun, Ferhan Şensoy'un şahsına
yada oyununa ödenecek meblağdan çok bizi onların ve onların yanında
çalışan sanatçıların sağlık, emeklilik güvenceleri ilgilendirmelidir.
 |
Devletten ödenek alan tiyatroları neden ödenek aldınız diye suçlamak
,onları dilenci gibi görmek , küçümsemek - kusura bakılmasın ama, bu -
koskocaman bir sevgisizliktir. |
Devletten
ödenek alan tiyatroları neden ödenek aldınız diye sonuna dek suçlarım.
Evet bu koskocaman sevgisizliktir. Ben meslek ve sanatçı onurlarını bir
kenara koyup harçlık alanları sevmek zorunda değilim. Özel ödenek kesildi
diye radyo radyo dolaşıp yakarışa geçen bir sanatçıyı sevmem. Bunları en
başta Tiyatroya olan sevgimden ve tiyatronun üzerine düşecek gölgeden
dolayı suçlarım.
Siz Ali
Poyrazoğlu'nun şahsı adına yada başında olduğu Yapımcılar derneği adına
iktidar Lemi Bilgin'i görevden aldığında bir kınamasını duydunuz mu?
AKM'nin yıkılması konusunda bir tepkisini duydunuz mu? Bir belediye bale
salonunu mescit yaptığında ? yada diğer pek çok konuda? Ne zaman itirazını
duydunuz? Her yıl aldığı ödenek kesildiğinde. O halde ben Ali Poyrazoğlunu
bir sanatçı olarak sevmek sorunda değilim. Bir sanatsever olarak da 70'li
yıllarda piyasaya (seks filmlerine) en kolay teslim olanlardan biri
olmasını da, daha geçen yıl sanatçılık kavramına ihanet sayılabilecek
Türkiye Yıldızını arıyor yarışmasında aldığı görevi de ülkede sanat adına
yaşananlara sessiz kalmasını sanatçı duyarlılığı göstermemesini de,
değişen iktidarlara rağmen hem yardımı belirleyen komisyonda yer alıp hem
de en büyük dilimi almasını da eleştiririm. bu kocaman sevgisizliğimi de
gösteririm. Atatürk her şey olabilirsiniz sanatçı olamazsınız demiş. Demek
ki sanatçı olmak bir sorumluluktur. Sanatçı sadece sahnede başarılı olmak
değildir, harika rol yapmak değildir, sanatçı tüm yaşamından ve topluma
olumlu/olumsuz kattığından sorumludur, sanatçı çağından sorumludur. Ben
kendi akçalı konuları dışında topluma ve sanatına duyarsız bu sanatçı
modelini sevmek zorunda değilim.
 |
“Her okula bir tiyatro salonu yapılsın.”kampanyası doğru ve olumlu bir
önermedir.Böyle bir önermeyi daha önce de dile getirmiş ve hayata geçmesi
için çabalayan kişilerden biriyim.
Nasıl ki laboratuarsız , kütüphanesiz okul olmazsa ,sahnesiz okul da
olmamalıdır.
Ancak bu önerme sanatın gelişmesi için devletin yapması gereken zorunlu
desteklerden sadece biridir. |
Her okula
bir tiyatro salonu yapılsın önermesini daha önce dile getirmiş kişisiniz
doğrudur. Fakat imza kampanyası için prosedür gerektiğinden dolayı ikinci
gün kampanyadan çekmiştiniz geçen yıl. Ben ve Tiyatro Dergisi.com.tr de
koyduğumuz haberi ertesi gün kaldırmıştık. Kısmet şimdiyeymiş. Okul
tiyatrolarını önemseyen ve bulunduğu her ortamda bunu festivallerle
destekleyen sizden aynen yazdığınız son derece doğru gerekçelerle başlayan
bu kampanyaya desteğinizin süreceğinden eminim.
 |
Hem özel tiyatrolara ödenek verilecek , hem de her okula bir sahne
yapılacaktır.
Devletin görevi her ikisini de yapmaktır. |
Kültür
Bakanlığına ayrılan bütçe bellidir. Bazen bu rakam artar bazen azalır.
Bizler sanat kamuoyu olarak kültür-sanatın bir ihtiyaç olduğunu benimsetip
Kültür Bakanlığı bütçesini olabildiğince en yükseğe çekmeye
zorlayabiliriz. Ama Kültür Bakanlığının bütçesi böyle kalsa da, iki
misline çıksa da ,hatta on katına çıksa da bunun bir tek kuruşunun
şahıslara verilmesine hayır.
Bunun tümü genel olarak sanatçıların ve sanatın yararına kullanılmalıdır.
Genelin yararı nedir? Her beldeye salon açmak, metropollerde salon
sayısını artırmak, sanat faaliyetlerinde sıfır vergi uygulaması yapmak,
salon açanlara sıfır faizle kredi sağlamak, daha fazla okulu salona
kavuşturmak.
Yani Onu
da yapsın, onu da yapsın yaklaşımı bu yanlış harcamayı hafifletmez. Evet
bütçe artsın ama artmışsa bile bunun tümü genel anlamda sanatın yararına
harcansın Ali Poyrazoğlu'na yada şuna buna değil.
 |
Meseleye; siyasi iktidarın sanata bakış açısının tiyatroculuk mesleğinin
gerçeklerine,
ihtiyaçlarına uygun olup olmadığı , tiyatro sanatının desteklenmesini
benimseyip benimsemediği ve bu sanatın gelişmesine gerçekten katkı sunup
sunamadığı açısından yaklaşmak daha doğru değil midir? |
Siyasi
iktidarı elbette sorguladık sorgulayacağız. Ama devlet yapısını
sorgulamayı da ihmal etmeden. Bu ülke kültür-sanat anlamında AKP den önce
de güllük gülistanlık değildi, AKP den kurtulursa da her şey çözümlenmiş
olacak değil. İktidarı sorgulamanın da üstünde devleti ve sistemi
sorguluyoruz biz. Sanatçıya sosyal güvence sağlamayan, yeterli salon
açmayan, sanat eğitimini yaygınlaştırmayan kültür sanata daha fazla pay
ayırmayan sistemi. Kaldı ki bu yanlış uygulama AKP iktidarının mimarı
olduğu bir uygulama değildir. Sanata değil şahıslara yada topluluklara
yardımın mimarı CHP hükümetidir. Sonraki iktidarlar da bu kolaycı ve
yasaksavar kabilinden sanata destek olma durumu devam ettirmişlerdir.
Bırakın
iktidarı sizin sorularınızı devlete ve sisteme soralım. Bu sistemin sanata
bakış açısı tiyatroculuk mesleğinin gerçeklerine, ihtiyaçlarına uygun
mudur? Bu sistem tiyatro sanatının desteklenmesini benimsemiş midir?
bu sanatın gelişmesine gerçekten katkı sunmakta mıdır?
 |
Sorun;devlet ödeneğini alan veya almayı talep eden tiyatrolarda mı, yoksa
; ödeneği istediğime veririm istediğime vermem , kimine az kimine çok,
keyfime göre veririm diyende mi ? |
Eğer bizim
önerdiğimiz gibi topyekün tüm tiyatro ve sahne sanatları yapanların
yararına olacak onların yararlanacağı salonlar açmadıkça, tümünden sıfır
vergili bilet uygulamasına geçmedikçe, özel tiyatrolara yardım şahıslardan
topluluklardan ibaret kaldıkça sorun tümünde. Ferhan Şensoy yada Ali
Poyrazoğlu'nun eğer devlet nezdinde bir gücü varsa kültür bakanının
karşısına geçip "Tiyatro bir eğlence değil temel ihtiyaçtır, biletler
vergiden muaf olmalıdır, biz sadece tatil yörelerinde değil Anadolu'da her
beldede sahneye çıkmak istiyoruz beldelere salon açılsın" demelidir. Bize
para verin demek için değil!
Bu şekilde
yapılan yardımda bu genel talepleri değil, kendi toplulukları için taleple
ortaya çıkanlar da suçludur, bu parayı ülke geneline kullanmayıp az sayıda
şahıslara dağıtan bakanlıkta suçludur. Tüm biletlere uygulanacak vergi
indiriminde kimse bakanlığı adaletsizlikle suçlayamaz ama şahıslara para
dağıtımı söz konusu oldukça her zaman ille de suçlama olacaktır ve her yıl
olmuştur da.
 |
Ödenek kriterlerini kendi keyfine göre belirleyen bu siyasi iktidarın
yarattığı ilkesizlik değil midir asıl eleştirilmesi gereken? |
Acaba
önceki iktidarlar neye göre belirliyordu? ve önceki iktidarlarda kimler
karar veren komisyondaydı yada şimdi kimler bu komisyonda? Değişen çok bir
şey yok. Bu göstermelik yasaksavar kabilinden bir para dağıtımıdır. CHP
iktidarında da, ANAP iktidarında da AKP iktidarında da aynı kişilerin
komisyonda olması da aynı kişilerin aslan payını alıyor olması da son
derece düşündürücüdür.
 |
Tiyatroların soluğunu kesmek isteyen ,sanat kurumlarımızı yıkmak isteyen ,
tiyatrocuları birbirine düşürmek için çifte standartlar uygulayarak
tuzaklar kuran
bu bukalemunlar değil midir asıl tartışılması gereken ? |
Hem çifte
standarttan söz edip hem de topluluklara , şahıslara yada oyunlara (adı
her ne şekilde anılır anılsın) yapılan yardımı savunmak asıl çifte
standart değil midir? Hangi oyunun , topluluğun yada tiyatrocunun teşvik
edilmesi gerektiğine karar verecek yetkinlikte olan kimdir? Bu kültür
bakanlığının yada toplama yöntemle kuruverdiği komisyonun haddi midir? O
halde böyle bir komisyonun birilerine yardım edip diğerlerine etmemesi
çifte standart değil midir? Her yıl yardımlar açıklandığında (CHP
dönemleri de dahil) tiyatrocuları karşı karşıya getiren bu yardım şekli
değil midir? (Geçen yılki Siyaset meydanını hatırlayınız) O halde
tiyatrocuları birbirine düşürmekten, çifte standarttan söz edip de bu
yardımı savunmak nasıl bir tezattır? Özel tiyatrolara yardım adı altında
destek adı altında yapılan bu uygulamanın kendisi temelden yanlıştır,
çifte standarttır.
 |
Devletten ödenek aldılar diye ,hak ettikleri ödenekleri istiyorlar diye
özel tiyatrolarımıza karşı bu ne şiddet , bu celal? |
Ortada bir
şiddet yok gidip ödenek alan tiyatroların camını çerçevesini kıran olmadı,
ama bir celal (öfke, kızgınlık) olduğu doğrudur. Ve bana göre az biledir.
Dördüncü bağımsız kuvvet olan basını bugünkü haline düşüren şey
iktidarların, kanunların, yasaların onlara sağladığı ayrıcalıklar olmamış
mıdır? Bugün verilen 90 binler, 10 binler ve başkaca ayrıcalıklar
yarın neler getirebilir hiç düşündünüz mü? Bu meblağlar her yıl katlanarak
büyürken gelecek yıllarda vazgeçilmez rakamlardan vazgeçememe uğruna
iktidarın borazanı olabilme ihtimalinin önünü neden bugünden kesmeyelim?
Siz 10 yıl önce Aydın Doğan'ın AKP borazanı olacağına inanır mıydınız?
Bazı tiyatrocuların yardımın dışında kalmama uğruna 5 yıl sonra
iktidarların maşası olmayacağının garantisini verebilir misiniz? Yada bazı
iktidarların bir dönem sonra bu yardımları (yani vergilerimizi) sadece
kendi yandaşı topluluklara vermeyeceğinin garantisi nedir? Bırakınız
iktidarları, siyasi partileri bir aile içinde dahi ekonomik bağımsızlığını
kazanmamış bir bireye diğerinin karışma müdahale etme hakkını kendinde
görmesi doğal karşılanmıyor mu? Şahıslara yada kişilere yapılacak özel
yardımlar her zaman için tiyatronun onurunu da özgürlüğünü de baltalayacak
son derece riskli bir etkendir.
 |
Ülkemizde her şeye rağmen tiyatro yapmanın nasıl
özverilerle,ne güçlüklerle yapıldığını bilmiyor
musunuz.? Ancak işin içine girince yapılan işin ne
mücadeleler sonunda yapılabildiğini,ne acılar
çekildiğini ve ne kadar kutsal olduğunu o zaman
anlıyorsunuz.
Özel Tiyatrolarımızı devlet ödeneği aldılar diye eleştirenlere
kendilerinin bir tiyatro kurup işletmelerini öneririm. |
Ülkemizde
tiyatro yapmak özveri ister ve güçtür. Peki bu Ali Poyrazoğlu için ,
Ferhan Şensoy için güçtür de diğerleri için kolay mıdır? O halde şahıslara
yada topluluklara değil tiyatronun genelinin yararına bütçe ayrılmalı
önerilerimiz gene haklılık payı kazanmaktadır. Ve sürekli belli sayıda ve
aynı kişilere yapılan yardım bir süre sonra tiyatro yapmayı ayrıcalıklı
kılacak, diğerleri salon bulamadığı yada destek bulamadığı için tiyatro
yapma şansı bile giderek azalacaktır. O halde yine diyorum ki devlet
Ali'ye, Veli'ye para vermesin salon açsın, biletlerden vergiyi kaldırsın.
Bu tiyatro yapan herkesin hayrınadır. Daha çok kişinin tiyatro
yapabilmesinin kapısını açacak yoldur.
 |
Açtığın imza kampanyasına neden katılım yok, şimdi anladın mı sevgili
Ertuğrul? |
Kampanyaya katılım genel ülke şartlarımız ve toplumsal
sindirilmişliğimizden yada duyarlılığımızı dile getirme gereği
hissetmeyişimizden çok da ayrı düşünülemez. Bugün AKM yıkılmasın
kampanyasına imza atmayan tiyatrocu sayısı atanlardan fazladır o halde
kültür bakanı çıkıp tiyatrocuların çoğunluğu AKM'nin yıkılmasından yanadır
diyebilir mi? Çağlayan meydanına laik cumhuriyet mitingine giden
insan sayısı 2 milyondur oysa İstanbul'un nüfusu 7 milyondur, İstanbul'da
ezici bir çoğunluk şeriat istiyor diyebilir misiniz? Katılım sayısının
kampanyanın yanlışlılığını gösterdiğini düşünmüyorum hiddetim
duyarsızlığadır ki bu toplumsal hastalığımızdır maalesef.
 |
Doğru bir kampanya başka bir doğruyu dışlayarak yapılmaz ,yapılırsa da
başarılı olamaz.
Diyorsun ki;”Yardımlar durdurulsun ,halkın parası halkın çocuklarına
,gençlerine aktarılsın?”
Ben de sana soruyorum ; Özel Tiyatro yapanlar ne çocuğu?Onlar da bu halkın
çocukları değil mi? |
Özel
tiyatro yapanlar, hele ki çok daha kolayca para kazanmanın onlarca yolu
varken sadece tiyatro yapanlar başımızın tacıdır. O halde (Ferhan Şensoy,
Ali Poyrazoğlu da dahil) tüm tiyatro sanatçılarının geleceğini güvenceye
alacak bazı teklifleri gündeme getirin de arkasında duralım. Darülaceze de
değil evlerinde ömürlerini tamamlasınlar, ticari kaygı duymadan
sanatlarını yapsınlar, gidip Anadolu'nun her köşesinde tiyatro
yapabilsinler diye bir girişim başlatın da arkasında duralım. Ülkemizdeki
toplam tiyatrocu sayısını ve kendi çabalarıyla tiyatro yapmaya
çalışanların sayısını bilemiyorum. Ama bu halk çocuklarının bir avucuna
yardım edilip diğer yüzlercesinin güvenceye alınmaması yanlıştır. Hele ki
her yıl aynı halk çocuklarının pastayı yemesi de onların halk çocukluğuna
gölge düşürmektedir.
Yarın seçim
sandıkları açıldığında AKP yada MHP oylarındaki oran sizleri
şaşırtmasın, aydınlanmanın aracı olan tiyatro ve diğer sanat
dalları her beldeye girmedikçe bu çok da şaşılacak bir
karanlık değil. O halde Beyoğlu'nun göbeğinde, yada İş-Sanatın
kulelerinde tiyatro yapanlara verilen göstermelik yardımlara
dur deyip, artık sanat elitizmi yaratmaktan vazgeçip toplumsal
sanata yatırımın bayraktarlığını yapalım.
 |
Yazına katılmadığım ve şiddetle kınadığım kısmı ise ;Türk Tiyatrosunun
onuru ve bayraklaşmış ismi Ferhan Şensoy’a yapılmış haksızca ve insafsızca
ithamlardır. |
Ferhan Şensoy'un
oyunlarını alkışladım yine de alkışlarım. Ama Türk
Tiyatrosunun onuru ve bayraklaşmış ismi Ferhan Şensoy elinin
tersiyle yardımı itip Türk tiyatrosunun öder isimlerinden
olarak, sanatçıların sosyal güvencesi için, daha fazla tiyatro
salonu için, kültür sanatta genelin yararına olacak kararların
çıkması için önderlik ettiği gün benim için de Tiyatronun
onuru ve bayraktarı olacaktır. Şu ana dek oyunları ve kendi
var olma mücadelesi dışında kayda değer bir bayraklaşma
izlenimi edinemedim. Benim için hiç kimse put yada ilah
değildir herkes eleştirebilir.
 |
Bu yıl Dünya Tiyatro Gününde Karşı Bildiri yazdı diye ve o bildiride
mevcut siyasi anlayışı eleştirdi diye Sayın Şensoy’un devletin Özel
Tiyatrolara verdiği destekten yararlanmasında ne sakınca olabilir? |
Bunun ne
sakıncası olabilir? Bu AKM yıkılmasın diye imza toplayıp sonra da yıkım
için gelen dozeri kullanmaya benzer. Ayrıcalıklar, göstermelik yada
ayrıcalıklı yardımlar tiyatromuza son derece zarar verecek riskleri içinde
barındırabilmektedir. bir beş yıl sonra bunun nasıl kullanılacağını
bilemeyiz bunu yukarıda yazmıştım. Bugün bu modele ses çıkarmamak yarın bu
ayrıcalığın başkaları için yada başka kıstaslarla da kullanımının anahtarı
olup yolunu açabilecektir.
 |
Devletten ödenek alması onun sistemi eleştiren karşı bildiri yazmasına da
engel değil.
Ödenek almak nasıl bir hak ise, sistemi eleştirmek de bir hak ve bireysel
özgürlük meselesidir. . |
Tutarlılık, ilkeli olmak...
Ferhan
Şensoy imzalı bildiriden şu alıntıyı bir kez daha yapıyorum
özel
tiyatrolar bir bir kapanacak, kurum tiyatroları
çökertilecek ve son halka ilk halkayla birleşince,
birileri tespih çekecek.
Amaç açıktır; ya siyasi iktidarın yani emperyalizmin
dümen suyunda tiyatro yapılacak ya da gereği yapılacak. |
Şimdi,
bildirici Ferhan Şensoy'a göre bu iktidar özel tiyatroların bir bir
kapanmasını amaç edinmiş, Yardım alan Ferhan Şensoy'a göre ise en büyük
yardım miktarlarından birini bu iktidarın bakanından almış. Bildirici
Ferhan Şensoy bu iktidarın izlediği sinsi politikaların sonunda ya siyasi
iktidarın ve emperyalizmin dümen suyunda tiyatro yapabileceğiz yada
gereği yapılacak demiş. Diğer (iktidardan yardım alan Ferhan Şensoy) ise
bu iktidarın bakanının verdiği parayla bir süre daha oyununu sahneleme
şansı yakalamış.
Daha bunun
üzerine açıklama gerekir mi? Ortada iki tane Ferhan Şensoy
yoksa bu düpedüz tutarsızlık değil midir? Bir sanatçı sahnede
harikalar yaratsa da günlük yaşamında ve özellikle sanat
dalında tutarlılık görmeyi istemek yanlış mı? Sayın Ferhan
Şensoy iktidarın yada emperyalizmin dümen suyunda oyun
sahnelediğin içinmi bu iktidar sana destek oluyor deme hakkı
doğmuyor mu? Eğer Ferhan Şensoy iktidarın ve emperyalizmin
dümen suyunda oyun yapmadığı halde destekleniyorsa o halde
bildirideki öngörüleri yanlış, yok eğer bildirideki öngörüleri
doğru ise o halde Ferhan Şensoy iktidarın hışmına
uğrayacaklardan değil yani iktidar karşıtı yada
antiemperyalist değil.
Bana göre
de Ferhan Şensoy kalemini satacak değil, 90.000 YTL için iktidara göre
oyun sahneleyecek değil, emperyalist amaçlara hizmet etmek için tiyatro
yapacak değil. Olsa olsa suçlanacak yanı amatör, profesyonel
tiyatrocuların bayraktarlığına soyunmuş ve bildiri altına imza atmış
birinin sanata gerçek yatırımlar yapmak yerine göstermelik uygulamanın
maşalarından olarak iktidarı aklayacak bir tutum göstermesi, tutarsız
davranması, bildiride temsil ettiği amatör, profesyonel tüm tiyatrocuların
adına haklar talep edip açtığı bayrağı sahiplenmek yerine bireysel
kazanımın peşine düşmesidir.
 |
Tiyatromuzun bu değerlerini haksızca ve düşünmeden eleştirme gibi bir
lüksümüz yok sanıyorum. |
Tiyatromuzun bu değerinin artık bu değeri elde ettikten sonra düşünmeden
tek bir adım atma, ve tek bir kuruş alma hakkı yoktur sanıyorum.
Tiyatronun bu değerinin yaşamındaki her adımdan sorumlu olduğu ve tutarsız
olma lüksü yoktur sanırım.
 |
Devletten ödenek almak hükümetlerin tiyatrosu olmayı gerektirmiyor.
Tiyatroda düdüğü; parayı veren değil,parayı alan çalacaktır.Bunu herkes
böyle bilsin.
Gerektiğinde hem iktidara çatılır,hem de başı dik tiyatro yapılır,yine
gerektiğinde bakanlığa ödenek verilmesi için başvuru da yapılır. |
Elbette
devletten para alınacaktır. Attila Koç yada AKP babasının hayrına
dağıtmıyor ve dağıttığı da zaten kendi parası değil. Bizim paramız,
halkımızın parası. Ve bunu da halkımıza kültür sanat hizmeti sunan
tiyatroculara sunmak zorunda zaten. Bu para bu bakanlığa zaten bu nedenle
verilmiş. Harcamadığını biriktirip giderken yanında götürecek değil.
Ama....
Şahıslara,
topluluklara yapılan yardımlar her zaman bağımlılık riski
taşımaya adaydır, her zaman tartışma ve ikilik yaratmaya
adaydır (ki her yıl yaşanıyor bu) Her zaman farklı niyetlerle
kullanılmaya bir ödül yada baskı aracı gibi kullanılmaya
adaydır. Adaletsizlik mümkündür. Elbette Devlet tiyatroya para
harcayacak ve devlet tiyatroya para harcadı diye iktidarın
borazanı olmayacaktır. Bunda hemfikiriz. Ama paranın harcanma
şekli yanlıştır, bu yasaksavar kabilinden bir göz boyamadır,
adaletsizdir, gerçek yatırımların önünü kesen kamuflajdır.
Önerilerimi bir
kez daha sıralıyorum
|
XII. Sanatın ve sanatçının korunması
MADDE 64. –
Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat
eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi,
desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken
tedbirleri alır. |
1- Devlet her
ile ve ilçeye bir kültür merkezi yapmalı ve bu kültür
merkezlerini turneye gelecek tiyatrolara belli şartlar
dahilinde ücretsiz tahsis etmelidir. (Belki böylece özel
tiyatrolar yazın insan sayısının bir hayli arttığı yazlık
yörelerle sınırlı kalmayıp Geniş Anadolu topraklarını da bu
bedava salon hatırına turne programlarına katabilirler.)
2- Bütün
sanatçıların sosyal güvencelerini karşılamalıdır.
3- Devlet her
okula bir Tiyatro salonu kazandırmak üzere Milli Eğitim
Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve özel sektörü seferber etmeli
kampanya başlatmalıdır
4- Devlet Bilet
fiyatlarındaki vergiyi kaldırmalı kültür sanatta sıfır vergi
olmalıdır (böylece üç-beş-yirmi topluluk değil sanat yapan ve
sanat izleyen herkese yararı olur)
5- Devlet
tiyatro salonu açanlara faizsiz kredi sağlamalıdır salon
açılmasını teşvik etmelidir
6- Devlet
ihtiyaç duyan topluluklara (harçlık, iane, yardım değil)
uygun koşullarla kredi vermelidir.
7- Devlet TV
kanallarını kültür sanat programları yapmaya direkt
zorlamamalı (Çünkü zorlarsa gece 02:00 sonrasına iteleniyor)
ama Kültür Sanat programları arasındaki reklamlardan vergi
indirimi yaparak bu programların en güzel saatlerde ve
yeterince sürede yapılmasını teşvik etmelidir.
8- Devlet yeni
oyun kazandırılmasını teşvik etmek üzere oyun yazma
yarışmaları düzenlemeli bu oyunların DT'lerde sahnelenmesini
sağlamalıdır. Sanat eserlerinin yatarılması ve korunması için
tedbirler almalıdır.
9-
Tiyatronun bağımsızlığını zamanla riske düşürebilecek, ikilik yaratacak,
tiyatrocularımızın müteşebbis ruhunu köreltecek şahsa münhasır yardımlar
asla yap-ma-ma-lıdır |