Yaşam Kaya'ya ve Birleşen Topluluklara

A.Ertuğrul Timur

   

         

          Tiyatronline Editörü sevgili yaşam Kaya'da nihayet bir tiyatro yayınının başındaki kişilerden biri olarak Özel Tiyatrolara devlet yardımı konusuna değindi.
         

         Yaşam Kaya, başlığını "Özel Tiyatrolara Devlet Desteğine Aykırı Bir Bakış" şeklinde atmış, ama bu konuya zaten hep yinelenen tarzda yaklaşmış, buna neden "aykırı bir bakış" deme gereği duymuş doğrusu ya anlayamadım, zira gerçekten en alışıldık, en fazla rağbet gören bakışı, o da tekrarlamış.
 

           Nedir bu klasik yaklaşım? Yardım Özel tiyatroların hakkıdır, ama dağıtım şekli bir daha gözden geçirilmelidir, şu kişinin hem jüride olması hem yardım alması etik değildir, şunlar şunlar neden yardım almamıştır, şaşırtıcıdır.
 

             Bu artık o kadar klasik, o kadar klasik bir bakış olmuştur ki bırakın konuya genel hatlarıyla yaklaşım şeklini; Evrensel Gazetesi’nde de, Radikal'de de, Milliyet'te de , Tiyatronline'da da ne tuhaftır ki "vah vah bunlar yardım alamadı oysa hakkıydı" diye örnek verilen isimler bile bir eksik bir fazla ama hep aynı (Semaver Kumpanya, Nesrin Kazankaya, Mahir Günşiray). Yahu bir taneniz de Dot uluslararası projeler yapıyor onlar neden almadı, ya da Garaj İstanbul'u İstanbul'a kazandıranlar neden almadı, ya da bir başka topluluğu akıl edip örnek vermiyorsunuz??, örnekler bile aynı. E, bu durumda da “bu yayınlara birileri mi dikte ettiriyor bu haberleri?” yada "Bu arkadaşlar hep yinelenenlerin dışında hiç mi farklı bir şey yazamıyor?” diye düşünmeden yapamıyoruz. Öyle ya bakış açısı aynı, örnekler bile aynı olunca akla böyle bir şey geliyor doğal olarak.
 

             Neyse dememiz odur ki yanlış, yanlış, yanlış.... Şu neden aldı, bu neden almadı şeklindeki tartışmalar kökünden yanlış, artık bunu fark edin. İşte buraya yazıyorum "Gelecek sene Ali Poyrazoğlu bir tek kuruş almasın, Semaver Kumpanya, Mahir Günşiray, Nesrin Kazankaya en büyük payı alsın, yine bu konu tartışılacak, yine bu yazıların benzeri yazılacak"
 

            Hatta iddia ediyorum tüm Türkiye'deki tüm tiyatro yapanların listesini alt alta yazıp tümüne eşit yardım da yapsanız kavga bitmeyecek. O zaman "Ben 25 kişilik ekiple oyun çıkardım diğeri 5 kişiyle çıkardı neden aynı parayı aldık?" denecek, "Ben on bin seyirciye oyun götürdüm diğeri bin kişiye nasıl aynı parayı alır benimle" denilecek vs vs vs. Anlayın artık bu tarzda yapılan kişisel yardımlarda mahalle dedikodusu gibi vıdıvıdıların önünü asla kesemezsiniz sanatçı kimliğinizi çirkefe düşürmekten başka da bir işe yaramaz, sanatsever kitleye rezil olduğunuzla kalırsınız!

Zor mu bunu anlamak?
Zor mu üç kuruş paralardan vazgeçip doğru dürüst talepleri yükseltmek?

"Kültür sanat bir kamu hizmetidir biletlerden vergi alınmasın!" bunu tiyatrom okuru talep ediyor da neden Mahir Günşiray'dan duymuyoruz?

Neden Işıl Kasapoğlu semaverdeki genç oyuncuları da yanına alıp "Atam hala hayat damarları gitmeyen iller var bu Cumhuriyet’te, hala 80 vilayete turneye gidemiyoruz, biz her ile bir salon istiyoruz deyip, Taksim anıtına çelenk koymuyor?

Neden Nesrin Kazankaya yardım alıp da halka hizmet sunmayanlara inat biz bu yıl ücretsiz sokak tiyatrolarıyla halka tiyatro götürelim demiyor mesela?

21 topluluk bir araya gelmişler, niçin? Bakanlığa, "Bu kez de biz gelip para dağıtımını biz planlayalım" demek için! PES! Seneye bu 21 topluluğa eşit yardım verilmediğinde, seyreyleyin siz bu 21 topluluğun kendi içindeki tartışmaları.

           Haa, bütün dünyada benzerleri varmış mış, Bir çok ülkede devlet özel tiyatroları desteklermiş miş, Avrupa'da yardım varmış mış falanmış. Avrupa'da kaç kişiye kaç salon düşüyor bunu talep etmeye gelince neden yok hiçbiri? Yeterli salon istemeye gelince neden Avrupa standartlarına kavuşmak istiyoruz diyen yok? Var olanların yıkılması konuşulurken neden ağzını açan yok! Nakit para konuşulurken mi Avrupalı olmayı akıl ediyorsunuz? Hadi önce omuz verin Avrupa'daki salon sayısına erişelim, ondan sonra  herkesten önce ben savunacağım hepinize para yardımı yapılmasını söz. Ama bizim önceliğimiz bu olamaz, bırakın şark kurnazlığını!

         Sevgili kardeşim Yaşam Kaya aykırı söylem budur. Herkesin zaten söylediğini bir kez daha yineleyip üstüne "aykırı" yazınca aykırı olunmaz. Ayrıca aykırı olayım diye de aykırı olunmaz, bu bir histir, duygudur, inançtır, yaşam şeklidir, yaşamı sorgulayış şeklindir. Bir yayıncı olarak bize düşen onaylamak mı yoksa onlardan bir adım fazlayı görebilmek mi? Kişileri mutlu edecek değil daha toplumcu reçeteleri öne çıkarmak mı?

        Yazımda başka bir noktaya geçmeden Yaşam Kaya kardeşime bir iki küçük not daha düşeyim.

O günlerde yayın yapan -nerdeyse tüm yayın organları- tiyatro yayıncıları, yardımın kaldırılmasının mümkün olamayacağını; yardım kaldırılır ise özel tiyatroların bir bir yok olacağını yazmışlardı. O günlerden bu günlere ne değişti?                                            (Yaşam Kaya'dan)

Biz o günlerde de farklı bir şey söylememiş hatta bakana teşekkür etmiştik bakınız KÜLTÜR BAKANINA AÇIK MEKTUP Harçlık üleştirmeye son verilsin desteğin daha akılcıl yolları da var

Yaşam Kaya'nın yazısına dönelim. Yaşam kardeş yazının üstünde sitemizin adını anmadan bir yayın organı demiş ama altta anmış sağ olsun. Neyse ki Tiyatro Yayınlarındaki rekabet duygusunu başlamadan bertaraf ettik bir süre önce. Zira çok önceden tiyatronline’ın bizzat bizim kaleme aldığımız ve bizzat haberin kendisi direk tiyatrom olan bir haberde geçen tüm tiyatrom kelimelerini silip silip (hatta cümleler kesik kalma pahasına) yayımladığını hatırlıyorum da içim hala cızlıyor. Oysa ki site sahibi sevgili Enver Başar diğer kendisine gönderilen haber metinlerinin altındaki özel notları bile silmeyi ihmal edip yayına koyar genelde ama o haberde tek tek tiyatrom adları silinmişti) Neyse artık bu rekabet güdüsünün bizlere hiç yaklaşmadığına güvenerek ve asla rekabet amacıyla olmadan Yaşam Kaya'nın şu satırlarına değinmek istiyorum.
 

Dip Not
Şu anda basında “özel tiyatrolara devlet desteği” ile ilgili yer alan haberlerde “tiyatronline” kaynak gösteriliyor. Elbette bu konu ile ilgili duyarlı haberciliğimiz her daim ön plandadır. Bizle beraber “tiyatrom.com” da onurlu bir yayıncılık yapmıştır. Kaynak olarak “tiyatronline” nın gösterilmesi 10 yıllık tecrübemizi bir kez daha gözler önüne getiriyor. Ama ne olursa olsun “tiyatrom.com” gibi duyarlı ve bu konuda devamlı yayın yapan bir sitenin de hakkını yememek lazım. Fakat bilgilerin eksik yazılması bir takım olaylar da “tiyatronline” ı ön plana çıkarmıştır. Tiyatrom.com'u yaptığı yayıncılık adına ben sitem adına kutluyorum.                            (
Yaşam Kaya'dan)


         Sevgili Yaşam açıkçası bu konuda Tiyatronline'ın duyarlı yayıncılık yaptığına inanmıyorum. Haftalar sonra senin editör yazına dek Tiyatronline bir yayın olarak bu konuda bir tek yorum ya da yaklaşım göstermemiştir. Bu konuda (bireysel olarak dışardan yazan) üç yazıya yer verilmiştir ki bunlardan sadece sevgili İhsan Ata'nın yazısı köşe yazısı olarak yer almış diğer ikisi haberlerin arasında birer satır tıklamalık başlıkla geçmiştir. (Ana sayfada tıklamalı bir satırla haberler arasına giren Orhan Kurtuldu ve Okan Metin imzası ile iki yazı) Yani bu konuyla ilgili duyarlı haberciliğinizin her daim önde olduğunu geçelim dostum bunun doğru olmadığını sen de biliyorsun ben de, tüm okurlarda. Tiyatronline pek çok konuya olduğu gibi bu konuya da kör sağır dilsiz kalmıştır. Bu da benim Tiyatronline konusunda kamuoyu önünde ilk kez bu kadar net eleştirimdir.

Gelelim bir gazetede Tiyatronline'ın kaynak olarak gösterilmesine

           Sevgili arkadaşım bu seni mutlu etmiş anladığım kadarıyla ama kusura bakma biraz hevesini kıracağım. Bu tiyatronline'ın 10 yıllık tecrübesini falan göstermiyor. Eğer medyada yer almak bir başarı ölçütü ya da "tecrübe" göstergesiyse Tiyatrom.com' henüz 6 aylık ve daha oldukça amatör bir yayınken Adana Seyhan dosyası ile ulusal gazetelerde yer alması, daha bir iki yıllıkken Çocuk Tiyatroları kampanyası ile Hürriyet'de yer alması, daha 3 yıllıkken Şehir Tiyatroları haberleri ile NTV; CNBCE; Evrensel, Kanal D, Hürriyet, TV8 ve birçok yerel gazete ve TV de yer alması neyi gösteriyor? , İzmit haberleri ile yine bir çok ulusal TV ve gazetenin haber kaynağı olarak yer alması neyi gösteriyor? Yani yanlış anlama, demem şudur ki bir ulusal medya bir internet sitesini referans gösterip haber alıntılıyorsa bu 10 yıllık tecrübeye yada 6 aylık tecrübesizliğe falan dayanmıyor. Öyle olsaydı biz daha çok yeni bir siteyken bu kadar haberimizi alıp CNBCE, NTV, TV8 gibi kanallar, Hürriyet, Evrensel gibi gazeteler hem de haber bültenlerinde kullanmaz önce bir on yıllık istikrarlı yayın olmamızı beklerdi senin hesabınla.

Peki 10 yıla ya da tecrübeye falan dayanmıyorsa neye dayanıyor?

Söyleyeyim:

Etliye sütlüye bulaşmaktan kaçınmazsan, gündemi takip edersen, gündeme yer verirsen ve bunu da ciddiyetle yaparsan onları da peşine takarsın onlar da senin yayınladığını görmezden gelemez alıntı da yapar referans da gösterir.

       İkimizde biliyoruz ki Tiyatronline gündeme eğilmez kendisi başlık atmaz, manşet yapmaz, herhangi bir konuyu gündeme taşımaz birileri yazıp yollamadıkça haber bile yapmaz. Sadece gelen maillerdekileri alır sayfaya yerleştirir. Ha bunların arasında tesadüfen birilerinin yolladığı gündemle ilgili  bildiri ya da yazı varsa ancak öyle dolaylı şekilde gündem tiyatronline da yer bulmuş olur, yok eğer biri yollamazsa Tiyatro Dünyası’nın pek çok haberi bir satırla bile haber olarak yer almaz. (Örneğin Lemi Bilgin göreve yeniden mi gelmiş ve bunun gibi pek çok önemli haberi tiyatronline dan öğrenemezsiniz, neden? Tiyatro dünyasında bir haber değeri olmadığından mı? Hayır göremezsiniz çünkü kimse maille yollamamıştır ve tiyatronline'ın da kendi haber yapma, gündemi konuşma alışkanlığı yoktur )

         Tiyatronline tiyatro gündemi konusunda pek de gündeme değinen gündemi tartışmaya açan bir yayıncılık yapmadığı için doğal olarak da ilk defa oluyor medyanın tiyatronline'dan alıntı yapması. Neyle oluyor? Orhan Kurtuldu'nun size de bize de yolladığı bizde halen ilgili sayfada ( http://www.tiyatrom.com/imza.htm) duran sizdeyse birer satırlık haberler arasında yer alıp çoktan sayfadan düşüp gözden kaybolan yazısı ile oluyor. Yani aynı yazı her iki sitede de noktası noktasına var ama tiyatronline'dan alıntılanmış, olabilir, sorun bu değil.

Peki sorun ne? Sorun çok açık, Radikal yazarı sizde bu konuda bir tek yazı yayınlanmış (o tarihe dek) ve sizden bu yazıyı almış "Bu konuda bu söyleniyor" şeklinde haber yapmış, bizdeki farklı görüşleri görmezden gelmiş, yani Radikal yazarı OBJEKTİF habercilik yapmamış bunu deşifre ettim.

Yani benim zorum tiyatronline’ın adının bir ulusal gazetenin haberinde geçmesi değil, benim zorum Radikal'deki  yanlı haberciliktir, objektif olmayan haberciliktir, yeterince araştırmacı olmayan ve yanıltıcı olan haberciliktir. Benim zorum Tiyatronline'la değil bu yanıltıcı haberden dolayı Radikal'ledir.

İşte bu vesileyle o haberi yapan kişiyle aramızdaki e-mail yazışmalarını da buraya alıntılarsam sanırım konu daha iyi netleşir

kimden miraç zeynep özkartal
kime aetimur@gmail.com
tarih 03.Tem.2007 23:54
konu cevap

Sayın Tiyatrom.com yetkilileri,
Sitenizde içinde adımın geçtiği sayfayı yeni gördüm. Üzülmedim desem yalan olur. Kendimi savunmak zorunda olmadığımı bilerek, yalnızca çok
yanlış / haksız / insafsız bir yorum yaptığınızı söylemek zorundayım.
Ne bana bir haberin dikte ettirilmesine ihtiyacım var ne de ahlak dersine...
Devlet yardımının külliyen yanlış olduğu fikrini oturur tartışırız, başka konu...
Ama bu, bugün yürürlükte olan bu yardımın hakkaniyetsiz bir şekilde dağıtıldığı gerçeğini değiştirmez. Sizin web sitenizden alıntı yapmadım, zira her siteden alıntı yapmak gibi bir yükümlülük duymuyorum.
Yaptığım haberde "bilgi yanlışı" olan tek bir satır olmadığını herhalde siz de görmüşsünüzdür.
Yalnızca kendi fikirlerinin varolması gerektiğine, karşıt fikirlerin mutlaka ve mutlaka bir çıkar doğrultusunda filizlendiğine inanmayacak kadar aydın olduğunuzu öngörmek istiyorum.
Kolaylıklar dilerim.
Miraç Zeynep Özkartal
Not: Gazetecilik hala sandığınız kadar ucuz değil

(e-mail)


.

 

kimden Ertuğrul Timur <aetimur@gmail.com
kime miraç zeynep özkartal
tarih 04.Tem.2007 00:57
konu Re: cevap
Sayın Miraç Zeynep Özkartal
Yaptığınız haberde "bilgi yanlışı" yoktur ama temelden ve daha başlıktan yanlıştır.
Çünkü Ödenek tartışmasında hedef Ali Poyrazoğlu değildir.
Bu belki sizin görüş aldığınız iki üç kişinin hedefi olabilir ama tiyatro genelinde şekillenen görüş bu değildir.
Bizim sitemizde oyun yazarı, yönetmen, oyuncu yada tiyatrosever onlarca kişinin benimsediği yardımın kendisinin tamamen yanlış olduğu görüşünü bir kenara bırakınız bu sizin haberinizin kendisiyle bile çelişen bir başlıktır.
Çünkü sizin haberinizde de vurgu yapılan şey dağıtım şeklinin yanlışlığıdır, dağıtımı yapan kurulun seçim şeklinin yanlışlığıdır. Yani seneye Ali Poyrazoğlu değil o kurulda Ferhan Şensoy'da olsa, Müşfik Kenter'de olsa bu dağıtım şekli yanlıştır genel kanı bu yöndedir. O halde hedef asla Ali Poyrazoğlu değildir ve siz daha baştan manşetinizle hedef saptırmakta konuyu kişisel bir hataya, yada yanlış seçilmiş bir isme endekslemektesiniz.
Evet her siteden alıntı yapmak zorunda değilsiniz. Size gazetecilik de öğretecek değilim. Ama gazeteciliğin en temel prensibini sadece hatırlatmak isterim ki objektif olmaktır. Objektif olmadan kaleme alınacak her haber eğer maksatlı değilse yönlendiricidir, eksiktir.
Objektif olmanız ise bir tarafta bu konuda yazılmış bir tek görüşü görmeyi başarırken diğer yanda onlarca kişinin (oyun yazarı, yönetmen, oyuncu, tiyatrosever) görüşünü görmezden gelmemektir.
Bizim sitemizin adı haberinizde geçsin gibi bir kaygımız yoktur ama gözünüzün yarısını kapatarak yaptığınız haber de doğal olarak kamuoyuna bilgiyi kasıtlı olmasa bile yanıltıcı vermeyi getirmiştir.
Nedir konu? Özel tiyatrolara devlet yardımı.
Nedir tiyatro çevrelerinin genel kanısı?
Bu yardımın bir kandırmaca olduğudur, bu şekilde bir yardımın hata olduğudur, yada en azından bu yardımı sağlayan yönetmelikteki temel hatadır (kurulda üç ünlü oyuncu yer alır)
Peki sizin yansıttığınız nedir?
Başlıktan başlayarak Ali Poyrazoğlunu kurula almakla yapılan bir kişisel hata, bir isim seçimi hatasıdır. Devlet Tiyatrosu kökenlilerin yardım alamayışıdır, vs vs.
Yukarıda da söylediğim gibi direkt sorarak yada tiyatronline dan alarak üç kişinin görüşünü alıp diğer tarafta dile getirilmiş onlarca görüşü görmezden gelmek doğal olarak haberi kamuoyuna tiyatro dünyasının görüşüymüş gibi aslında sadece bu üç kişinin bakışını yansıtmanız şeklinde olmuştur , bu da objektif bir habercilik değildir, doğal olarak da okuru yanlı /yanlış bilgilendirmektedir.
Üç kişinin görüşüne göre haber yapmak yada manşet atmak haberin dikte ettirilmesi değilse bile yorum içeren habercilik adına hatalı , yanıltıcı bilgilendirmedir. Özel tiyatrolara devlet yardımı konusunda sorun Ali Poyrazoğlundan ibaret değildir, hedef de o değildir o sadece yanlış bir uygulamanın içerisine dahil olmuş bir isimdir, kimsenin kamuoyunu yanıltmaya hakkı yoktur. Sorunu basite indirgemek hatanın sürmesine yardımcı olmaktır.
Amacımız sizi üzmek değildir elbette. Ama ortada üzülecek bir yan buluyorsanız umuyorum ki bu yeniden düşünmenize de vesile olacaktır.
Saygıyla
Ertuğrul Timur

(e-mail)



Şimdi gelelim sonuca
Sonuca aslında senin son cümlen geliyor sevgili Yaşam Kaya
 

Fakat bilgilerin eksik yazılması birtakım olaylar da “tiyatronline” ı ön plana çıkarmıştır. Tiyatrom.com'u yaptığı yayıncılık adına ben sitem adına kutluyorum.  (Yaşam Kaya'dan)

Sevgili Yaşam, Tiyatrom.com'un bu konuda tiyatronline'dan eksik yazılmış tek bir satırını ya da sizde olup da bizde olmayan bilgiyi bana gösterebilir misin? Yoktur. Ama fazla yazılmış vardır.

Nedir fazla olan? Kendi yorumumuz vardır ve Tiyatro dünyasından ya da tiyatro severlerden onlarca kişinin yorumu vardır.

Ne dersin, Belki de bizi görmezden gelmelerine neden olan eksik değil bu "fazla" yazılanlardır.

Çünkü bu fazla yazılanlar işlerine gelmemiştir, çünkü bu fazla yazılanlar ezberlerini bozmuştur, çünkü bu fazla yazılanlarda reklam aldıkları tiyatroların bazılarına eleştiri vardır, çünkü bu fazla yazılanlarda muhalif bir söylem vardır. Zaten Radikal o haberde Ali Poyrazoğlu’nu eleştiriyor görünürken hemen iki gün sonra lehinde bir haberle dengeyi kurmaya çalışmış. Oysa bizim ne kimseye minnet duymamız ne de denge kurmamız gerekmiyor.

Evet ne dersin sence eksik yazılanlar mı yoksa fazla yazılanlar mı birilerinin bizi görmezden gelmesine neden olan? Buna ister daha önce ilan ettiğin sosyalist Yaşam Kaya kimliğinle yanıt ver, ister Editör Yaşam Kaya kimliğinle, istersen de genç dostum Yaşam Kaya kimliğinle, nasıl istersen.

Sevgili Yaşam Kaya'nın iyi niyetinden ve dost kişiliğinden hiç şüphe duymuyorum, Tiyatro dünyasının geneline ve Tiyatronline'a getirdiği katkıyı da takdirle karşılıyorum. Fakat durumu doğru analiz etmesinin Tiyatronline'da sahip olduğu söz hakkını daha doğru noktaya aktarmada yararı olacağını düşünerek bu paylaşımı yapmayı yararlı buldum.

Gelelim bu konudaki gelişmelere

Sayın Orhan Kurtuldu'dan ve imza sayfamıza yazan Selim Kaliç'dan sonra Yaşam Kaya'da "bu desteğin bir Hak olduğunu" iddia etmiş.

Bu konuda sayın Orhan Kurtuldu'ya uzunca yazmıştım (
Özel Tiyatrolara Yardım hak mıdır, risk midir?)  yineleme yapmayacağım. Ama yine söylüyorum ki kesin çizgileri belirlenmemiş ve yasalaşmamış bir konu hak değildir. Kaldı ki bir hak bile olsa bu hakkın kime, neye, nasıl, ödeneceği belirsizdir. Tamamen Kültür Bakanlığının ve onun kurulunun inayetine bırakılmış ve kanun değil yönetmelikle düzenlenmiş bir bağıştır.

Hadi şöyle düşünelim bazı fikir jimnastikleri yapalım

Yarın öbür gün MHP iktidar olsa yada iktidar ortağı olsa diyelim ve düşünelim.
Bu kurulda kimler yer alıyor?
Yönetmelik aynen şöyle der: “Müsteşar, Güzel Sanatlarla ilgili Müsteşar Yardımcısı, Güzel Sanatlar Genel Müdürü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü ile tiyatro alanında tanınmış kişiler arasından Bakanlıkça belirlenecek üç kişiden oluşan komisyon kimlere yardım edileceğine karar verir.

Şimdi MHP iktidarında müsteşar ve yardımcısı kim olacaktır? Muhtemelen Ülkücü iki kişi. DT başına kim getirilmiş olacaktır? Muhtemelen Milliyetçi bir kişi. Geriye kaldı üç ünlü(?) tiyatrocu. E, ünlünün sınırımı var? Kesin değişmez bir tanımı mı var? Bu iktidar kendine uygun davranacak üç de ünlü(!) tiyatrocu buldu diyelim.
Yardımlar açıklandı ve tamamı hamasi milliyetçi oyunlara yada o amaçla kurduruluveren topluluklara verildi.

(Bir okurumuzun imza sayfasında yazdığı gibi) Hadi gel de HAK iddia et!

Yasal olarak bunu yapabilir mi? Yapabilir.

Engelleyen bir şey var mı? Yok.

Usule uygun mu? uygun.

Bitti.

(Bu seçimden sonra MHP'nin kilit parti olması muhtemel ve genelde koalisyonun küçük ortağına pek önemsenmeyen bakanlıklardan sayılan kültür bakanlığı verilir. Bu durumda AKP-MHP yada CHP-MHP koalisyonunda bu durum yakında yaşanması olası bir durumdur. Hoş gerçi MHP değil de bir seçim dönemi daha AKP iktidarını garantilese farklı mı olacak? bir dönem daha garantilemenin verdiği rahatlıkla artık daha az takiye yapıp daha kendi rotasında davranmayacak mı? Gelecek yıl keşke Ali Poyrazoğlu'na verseydi de bunlara vermeseydi dedirtecek bir dağıtım yapmayacağının garantisi nedir?)

21 topluluk birleşti

         Konu bu yıl gündemde daha uzun kaldı ve 21 tiyatro topluluğu nihayet birlikte hareket etmek üzere bir araya geldi. (2 yıllık bir sürecin sonunda olduğunu öğrendik)

       Hep söylediğimiz gibi tiyatrolar küçük ve dağınık işletmelerdir. Bu nedenle işleri daha da zordur. Bu nedenle sürekli tiyatroda örgütlenmenin savunucusu olduk bu kararı da alkışla karşılıyoruz. Tiyatrolar arası diyalog ve dayanışmayı amaçlayan, ilk etapta İstanbul’daki tiyatrolar arasında kurulan “Özel ve Bağımsız Tiyatrolar Platformu” şeklinde başlayan açıklamadan da umutlanmak istiyoruz.

         Fakat bu bir araya gelmeyi belli prensiplerde ilkeli bir örgütlülüğe dönüştürmedikçe çok kısa süre de dağılması kaçınılmazdır. Hele ki bu bir araya gelmeyi sadece ve sadece devlet yardımını Ali Poyrazoğlu kıskacından kurtarmaya endekslemişlerse bu baştan ölü bir doğumdur. Zira çıkar birliktelikleri çıkarların ilk çatışmasında tuzla buz olur. İçlerinden bir tekinin diğerinden fazla alacağı her kuruş okların yeni büyük pasta sahibine dönmesi demek olur.

Biz tiyatrom olarak özel tiyatrolara direkt para yardımına karşıyız. Bir araya gelen bu platform üyelerini de her ile bir salon, vergiden muaf kültür sanat hizmeti, salon açanlara sıfır faizli kredi, daha fazla sanat eğitimi gibi daha kalıcı ve ivedi taleplerle bakanlığın kapısında görmeyi arzu ederdik.