|
Tiyatro dünyası oldukça dar bir camia. Bu dünyaya girdikten
kısa bir süre sonra neredeyse tamamını tanıdığınız tamamıyla
dostluklarınız, en azından tanışıklığınız olan bir camia. Ve
bu dar dünyanın tanışıklıklarla çevrelenmişliği içinde
yayıncılık da bir hayli zor olmakta kuşkusuz. İşimiz salt oyun
tanıtmak olsaydı elbette daha kolay olurdu ama haberciliği
seçmişseniz bunun olumlusu kadar olumsuzu da karşınıza
çıkacaktır.
Sayın Mehmet Esatoğlu'da tiyatro dünyası içerisinde
tanıdığımız , bazı ortamlarda ortak pay ve paydalarda
bulunduğumuz bir kişidir. Bizim tanıdığımız yada ortak
paylaşımda bulunduğumuz Mehmet Esatoğlu özellikle başta amatör
tiyatro olmak üzere örgütçü, bir yapıya sahiptir.
Diğer kişisel özelliklerini özellikle gözlemlemiş yada
gözlemlemeye gerek duymuş değiliz elbette ve buna hakkımız da
yok.
Bu ön tanımlamanın ardından konumuza geçersek bugün tiyatro
sitemize bazı yazışmalar, haberler açıklamalar düşmüştür. Bunlar bildiğiniz gibi Barışarock içerisinde yaşanan
protestoya ilişkindir. Bilindiği gibi Barışarock'da iki yıldır
tiyatro grupları da yer almaktadır ve bir çok tiyatro
topluluğu sahneye çıkmaktadır. Sanatsal dayanışma adına güzel
bir örnek olduğunu düşündüğümüz bu başlangıca bu yıl gölge
düşmüştür. Barışarock da bir protesto olayı ve tiyatrolara
bazı engellemeler yaşatıldığı haberleri bir anda sitelere,
mail gruplarına düşmüştür.
Bize iletilen yada bizim bazı forum sayfalarından öğrendiğimiz
bilgilere baktığımızda iki farklı şekilde konunun ele
alındığını görüyoruz. Tiyatro dünyasının müdavimi olduğu
sitelerde, mail gruplarında konu Barışarock'cıların tiyatroculara müdahalesi,
engellemesi gibi anlatılıp ışıklarımız kapatıldı, sahneden
indirildik, oyunumuz engellendi zorla dışarı atıldık gibi bir
anlatı içinde ve daha da ileri gidilerek Barışarock
organizasyonunu yapanları baskıcı, saldırgan, faşist,
protestoculara bir grup sarhoş
nitelemeleri ile yapılan bir anlatım. Tabi bu anlatımları
okuduğunuz zaman şaşırmamak elde değil. Barışarock'ı organize
edenler hem tiyatro topluluklarını davet edip, (kimlerin
katılacağı önceden bellidir) konukları olarak yer verip, sonra
onları protesto etmeleri, dışarı atmaya çalışmaları, sahneyi
sabote etmeleri elbette şaşırtıcı bir durumdur.
Ama tiyatro dünyasındaki bu anlatıyla yetinmeyip barışarock
2007'nin konu edildiği bazı internet sayfalarını gezdiğinizde
aktarılansa farklı bir tablodur. Buralarda anlatılan tabloda
rockcıların tiyatroculara saldırısı, yada protestosu
şeklinde olmadığı gibi barışarock'ı organize edenlerin de organize
komitesi olarak bir baskısından söz edilmiyor. Buralarda
yansıyan duruma göre yaşanan tiyatrocuları protesto değil bir
tiyatrocuyu (Mehmet Esatoğlu) protestodur. Protestoyu
düzenleyenler de barışarock organizatörleri değil feminist bir
katılımcı gruptur.
Şimdi burada biraz durup düşünmek gerekiyor.
Rockcıların
yada Barışarock'ı organize edenlerin genel olarak
tiyatroculara cephe alması, saldırması, engellemesi ayrı bir
durumdur, oradaki çok çeşitlilik içinde katılımcı bir grubun
(feministlerin) bir kişiyi (Mehmet esatoğlu) protesto etmesi
farklı bir konudur. Her iki durumu
da beğenmeyebilir eleştirebilirsiniz ama bu eleştiri iki
durumun çok farklı olduklarını
dikkate alarak olmalıdır. Olayı çarpıtmak, farklı göstermek,
kamuoyunu yanıltmak da işlenen suçun benzeri bir suçtur. O halde yaşanan gerçekte nedir bunu
doğru haber almak ve doğru teşhis etmek zorundayız. Eğer
ortada bir tek tiyatrocuya (yada kim ve neci olur olsun)
haksız bir saldırı ve protesto varsa elbette bu bir tek kişi
de sahiplenilmelidir ve festival eleştirilmelidir. Ama olayı
farklı noktaya taşımak ve iki ayrı sanat dalının insanlarını rockcı
- tiyatrocu diye karşı karşıya bırakmak yada barışarock
komitesini veya festivalin genelini faşist, baskıcı, saldırgan
ilan etmek de bizi yanılgıya götürebilir.
Festivale katılmadığım ve yaşananların tanığı olmadığım için
ancak şu ana kadarki duyumlarımdan, aktarılanlardan yola
çıkarak yaşananları şu şekilde özetleyebiliriz. Barışarock
festivalinde bir çok tiyatro topluluğunun yanısıra tiyatro
simurg'un da bir standı vardır ve bu çok katılımlı çok renkli
festivalde feminist bir grup burada bulunan Mehmet Esatoğlu'nu
protesto etmiş, onun gibi birinin Barışarock içerisinde yeri
olmadığını, bu alanı terk etmesini istemiştir. Esatoğlu alanı
terk etmeyi reddetmiş, protestonun şekli değişip sert bir hal
almaya başlayınca Barışarock'cılar da Esatoğlu'ndan alanı terk
etmesini istemiştir. Bu talep kabul görmeyince festival
güvenliği ekibi sayın Esatoğlu'nu dışarı çıkarmıştır. (Bu
aktarımlar ne kadar doğrudur bunu tarafların yazması ile
öğreneceğiz)
Peki festivalde bir grup feminist Mehmet Esatoğlu'nu neden
hedef almıştır? Haberde de dile getirdiğimiz gibi çeşitli
kereler Mehmet Esatoğlu'nun tiyatro çalışmaları içerisinde
"kadına taciz" suçu işlediği iddiaları vardır. Şimdi bu
geldiğimiz noktada durum değişmektedir. Eğer haberi buraya dek
doğru kabul edersek ortada ne rockcıların, na Barışarock
festival komitesinin, ne bir grup insanın "tiyatroya ve
tiyatroculara" protestosu değil "Feministlerin tacizci
olduğunu düşündükleri bir kişiye protestoları" söz konusudur.
Olayın, protestonun çıkış noktası budur. Bunun sonunda
tiyatroculara topyekün bir taaruz, bir engelleme, oyunu
sahneyi sabote etme gibi durumlar yaşanmışsa bu elbette
eleştirilmelidir, yeterli önlemi almayan festival komitesi
suçlanmalıdır fakat olayın sonucu kadar nedenini de
saptırmadan konu ele alınmalıdır.
Rockcıların yada
barışarockcıların tiyatrocuları protestosu yada engellemesi
barışarockın deklare ettikleri ilkelerine aykırıdır ama
oradaki çok renkliliğin içindeki feminist bir kanadın oradaki
tacizcilikle suçlanan birini protestosu ise cinsiyetçiliğe
karşı olduğunu deklare eden bir festivale aykırı
değildir. (Elbette protestonun şekli ve sınırları ölçülü
ve saldırgan olmadığı takdirde)
Olayı biraz daha
netleştirdikten sonra gelelim Sayın Mehmet Esatoğlu'na açık
mektubumuza
Yukarıda da
yazdığım gibi Mehmet Esatoğlu bizim açımızdan tiyatro dünyası
içerisinde tanıdığımız , ortak pay ve
paydalarda bulunduğumuz bir kişidir. Bizim tanıdığımız yada
ortak paylaşımda bulunduğumuz Mehmet Esatoğlu özellikle başta
amatör tiyatro olmak üzere örgütçü, bir yapıya
sahiptir. Ne tacizciliğine şahidiz ne de bunu bu şekilde bir
haber yaptık.
Fakat,
Sayın
Esatoğlu'nun birlikte çalıştığı yada çalıştırdığı oyuncu yada
kursiyerlerine (hatta bazı yayınlarda çocuklara) tacizde bulunduğu,
çocukları taciz ettiği için çalıştığı eğitim kurumundan
atıldığı iddiaları
ilk defa Barışarock da dile getirilmiş bir konu değil yaklaşık 8 yıldır
zaman zaman gündeme getirilmektedir.
İnternet ortamı kaygan
bir zemindir. Bugün bir saat içinde çok sayıda foruma girip
birini tacizle suçlayabilir, bir saat içinde bir kaç site
kurup istediğinizce yalan dolan habercilik yapabilirsiniz.
Hele ki henüz sanal suçların yerli yerine oturmadığı ortamda
salt internete dayalı bilgilere asla güvenmek doğru değildir.
Bu iddialar zaman zaman internet ortamında yer aldığı gibi
bildiğimiz kadar Hürriyet Gazetesi, Evrensel gazetesi, Pazartesi dergisinde de
bu konu basılı yayın olarak yer almıştır.
Fakat,
İster sanal
ister basılı, ister sesli yada görüntülü yayıncılık olsun bu
tür haberlerin, yorumların kaleme alınmış olması suçu
sabitlemez. Bir suçun sabitleneceği yer sadece ve sadece olayı
yaşayanların açık beyanlarıyla adli kurumların vereceği
hükümdür. Bugüne dek Sayın Esatoğlu ile ilgili böyle bir hüküm
verildiğini duymadık, görmedik. Kesinleşmiş bir yargı kararı,
bir hüküm olmadıkça bu tür iddialarda bulunmak suçlamayken suç halini de
alacaktır.
O halde bize
göre Sayın Esatoğlu aralıklarla nükseden bu suçlamalar
karşısında susmak yerine konuşma ve yasal hakkını kullanmayı
tercih etmelidir. Aksi halde zaman zaman farklı ortamlarda bu
suçlamalara, yayınlara, protestolara maruz kalmaya devam
edecektir. Buna mecbur mudur? Hayır değildir çünkü savunan
değil suçlayan suçu ispatla yükümlüdür. Fakat ortadaki iddia
çalıştırıcının çalıştırdıklarına hatta çocuklara tacizi olunca toplumun hassas
olduğu bir konudur, ve bu iddiadaki suçlanan kişi de sanatçı
kimliğinden dolayı toplum önünde ve barışarock yada benzeri
toplumsal faaliyetlerde hep bulunacak bir kişi ise
yaşananların benzerlerinin yaşanmaması adına artık bu
hesaplaşma yapılmalı buradaki irin akıtılmalıdır.
|
KONUYU ÇOK YÖNLÜ
GÖREBİLMEK |
|
Barışarock'da yaşanan protestonun şekli yada vardığı
boyut hoş olmayabilir. Fakat bunu topyekün tiyatroya
saldırıymış gibi görmek yada göstermek ne kadar
doğrudur? Elbette savunulması gerekiyorsa tüm tiyatro
dünyası bir tek tiyatrocu içinde seferber olabilir ama
olayı bir meslek milliyetçiliğine dönüştürmek yerine
konunun tiyatrocular dışında diğer kesimlerde nasıl
görülüp algılandığını da dikkate almakta ve çözümü
kışkırtan slogansal başlıklarda değil olması gereken
yerlerde aramakta yarar var. Bu amaçla konuyla ilgili
bir kaç küpür derledik |
 |
 |
 |
|
Esatoğlu'nun tacizcilikle suçlanmasına ilişkin
Hürriyet'in haberi (2001)
Sayfanın tamamı |
Savaskarsitlari.org'un Esatoğlu'nun Barışarock'da
bulunmasına dair yaklaşımı
Sayfanın tamamı |
Özgür
Radyo internet sayfalarında son yaşanan protesto haberi
Sayfanın tamamı |
 |
 |
Küpürleri okunabilir ebatda görebilmek için üzerlerine
tıklayınız Yazıların orjinalleri ise sayfanın tamamı
linklerindedir. |
|
Barışarock'a eleştiriler de olan bir forumda bu konuya
ilişkin yaklaşım
sayfanın tamamı |
Tiyatrocuların yaklaşımı ise Mehmet Esatoğlu'na protesto
değil tiyatroya sarhoşların (?) saldırısı şeklinde
Sayfanın tamamı |
|