|
Bu akşamda dergimizi çıkaramadık hayırlısı yarın ola hayır ola,
kolay pes etmek yok. Çok sıkışırsanız bir havlu bir takke alıp
kahvehaneleri dolaşıp tuluat da yapar, gider bir iki dublaj da yapar
yada 8-10 heveskar genç toplayıp oyunculuk kursu da verir
geçinirsiniz ama dergicilik tiyatroculuğa benzemez durun bakalım
biraz sabır. Dergi çıkarma maceramız sürecek
20 EYLÜL 2007 PERŞEMBE
Sevgili Günlük!
Sen şöyle çekil de
şu tiyatro dergisi çıkarmayı kafasına koymuş arkadaşla konuşmayı
sürdürelim. Sonra sana dönerim sevgili günlük.
Anlaşıldı siz bu
dergiyi çıkaracaksınız. İyi o halde kolay gelsin. Bakalım içerik
nasıl olacak. İçeriği belirlemek için önce hedef kitlenizi
belirlemelisiniz. Sahi siz bu dergiyi kimin için ve ne için
çıkarıyorsunuz? Önce siz kimsinizden başlamak gerekiyor belki de.
Eğer bir akademisyenseniz doğal olarak derginiz akademik
yazılar, çeviriler, eski ve yeni ekoller, eserler, sahneleme
teknikleri, reji, incelemeler ve beni aşan daha nice başlık altında
yazıların toplanacağı bir dergi olmalı. Amacı da tiyatro sanatının
dününe bugününe yarınına yönelik analizlerle, eğiticilikle ivme
kazandırmak olmalı. Peki tüm bunlar seyirciyi ilgilendirir mi?
İlgilendirmeli mi? Bence ilgilendirmez. O tüm bu akademik
çalışmaların sahneye yansımasıyla ilgilenir. Sanatçının ve rejinin
sahneye yansıttığı farklı tatla ilgilenir genel olarak. O halde hiç
inat etmeyin siz akademik derginizi çıkarın ve meslektaşlarınıza,
diğer akademisyenlere, tiyatro okuyan öğrencilere, tiyatroda
deneysellik arayışında olanlara ve ivme içinde yol alan amatör
tiyatroculara yönelmeye bakın. Evet az satarsınız ama tiyatro
sanatına katkılarınız büyük ve ses getirici olabilir bu da az
değildir.
Eğer sizi tiyatro dünyasındansanız ve Tiyatro dünyasında
yaşananlar, haberler, polemikler, farklı görüşler ilgilendiriyorsa,
bu mesleğin içinde olanlarla diyalog halinde olmak ve onların kendi
ortak dünyası içinde diyalogda olmaları, dünya görüşünden sahnede
duruşlarına dek tartışmak ve tartıştırmaksa derdiniz..., Tiyatro
dünyasında yaşanan olumlu ve olumsuzluklardan haberdar etmekse sizi
mesleki bir dergi paklar. Zira tiyatro dünyasında geri planda
yaşananlar ne kadar önemli olursa olsun salt seyirci olan birini çok
da ilgilendirmeyebilir. Mesela sinema dergilerinde siz hiç sinema
dünyasında yaşanan sorunları, polemikleri, kavgaları okudunuz mu?
Kime ne kadar destek verildiğini yada verilmediğini? ham filme
ödenen bedele gelen zammı? Yada bir müzik dergisinde müzisyenlerin
sen ne kadar yardım aldın ben ne kadar yardım aldım kavgasını?
Seyirci sahnedeki eserle, perdedeki filmle, dinlediği müzikle ve
orada kullanılan teknikle, rejiyle, oyunculukla, filmde yada şarkıda
anlatılan mesajla , hikayeyle ilgilidir bunları tanımak, irdelemek
konuşmak tartışmak ister daha çok. Oradaki sanatçıyla röportajla onu
biraz daha tanımayı, bir eleştiri yazısı ile fark edemediklerini
fark etmeyi, ön bilgi edinmeyi ister. Oyunun Taksim sahnesinde mi
Cevahir'de mi sergilendiği de pek sorunu değildir onun için devlet
tiyatrosunun bu yıl hangi oyunları sahnelediği önemlidir. Ha elbette
duyarlı bir vatandaş, aydın bir kişi, bir sanatsever olarak yılların
Taksim sahnesinin kapanmasını yada sanatın alışveriş merkezlerine
sıkıştırılmasını sorgulayabilir, protestoya da katılabilir ama bunu
da sanatın götürüldüğü ivmeye tepkiden dolayı yapar oyunu hangi
salonun koltuğunda oturup izlediğinden dolayı değil. AKM'nin
kapatılmasına hem bir mimariye ve döneme sahip çıkma adına, hem
hükümetin sanat düşmanı görünen tavrına karşı olmak adına karşı
durabilir ama bir oyun sever olarak bir hafta sonra da gidip
Cevahir'de oyun izleyebilir hatta iyi çalışan kliması ve yeni
koltuklarıyla daha da rahat edip kendini oyuna daha rahat verebilir.
Yani uzun sözün kısası oyunsever, sanat sever birini senin mesleki
sorunların bir yere kadar ilgilendirir. Nalburiye diye bir
dergi vardır mesela. Nalburlar, Hırdavatçılar takip eder yeni
ürünlerden, gelişmelerden, yeni makinelerden haberdar olur,
birbirlerinden faaliyetlerden derneklerinden haberdar olur.
Seyirciyi..pardon müşteriyi ilgilendirmez bu dergidekiler. Müşteri
gelir krom yada alaşım , sıcak soğuk sulu musluğunu seçer alır
gider. Seyirciyi de senin mesleki sorunlarından çok beklentisi
sahnedeki performansa ilişkindir. O halde mesleki bir dergi
çıkaracaksan bunu meslektaşların için yap ki daha bir sorgulayıcı
ol, daha bir örgütleyici ol, daha bir dimdik durarak sorunlara
odaklan. Hah işte sende mesleki dergini çıkar ve bu dergi üzerinden
örgütlenmeni yap.
Eğer amacın seyirciye ve seyirci olması muhtemel geniş kitlelere
yönelikse, amacın bu dergiyle hem tiyatroya daha fazla dikkat çekmek
hem daha bilinçli seyirci oluşturmak hem de biraz daha salonların
dolmasını sağlamaksa, toplumun biraz daha sanatla iç içeliğine bir
katkı sunmaksa, daha kültürlü, daha sanatla yoğrulmuş insanlardan
oluşan bir toplum için bir sanat vitrini sunmaksa, varını yoğunu,
emeğini sahneye harcayanların ve gerçekten izlenesi eserler ortaya
koyanların halka ulaşmasında bir köprü olup tiyatroya hizmet
etmekse, Çocuk oyununda yada yetişkin oyununda daha nitelikli ve
seyredilmesi gereken oyunları tiyatro seyircisine gösterip tüccar
zihniyetli, sanatsal değerden yoksun oyunlardan uzak tutmaksa o
halde seyirciye dön yüzünü ve onun dilinden konuş. Mutlaka görülmeli
türünden eserleri tanıt, güzel rejileri anlat, başarılı oyuncuları
söyleşilerle daha fazla tanıt, oyun arayışındakileri eleştirilerle
tanıtımlarla aydınlat, eserlerin içerisindeki değerlerin altının
çizilmesine katkı sun, tasarımınla, görselliğinle, renklerinle,
dilinle sıcak atmosferin içine çek. Akademik, ağdalı, entel
söylemlerden mesleki sorunlardan, nefret kokan açıklamalardan,
kişisel husumetlerden, kuyruk acılarından alaycı tavırlardan uzak
dur. İç hesaplaşmalarını başka dergilere, farklı mercilere,
panellere, toplantılara kongrelerine sakla.
Peki şimdi durum nasıl?
Açık konuşmak gerekirse tiyatro yayıncıları olarak hepimiz ortaya
karışık salata durumundayız. Nalburiye dergisinde yeni fitings boru
sisteminin tanıtıldığı gibi bizde de kostüm satanların duyurusuna da
yer var. (Bana ne kardeşim senin kostümünden? Alırsın bir eleman her
gün tiyatroları ziyaret edip biz size yönelik üretim yapan bir
firmayız diye tanıtımını yaptırırsın kartını bırakırsın) Akademik
yazılara da yer var, kuyruk acılarına da yer var, para pul kavgasına
da yer var, mesleki sorunlara da yer var. Şehir yada Devlet
tiyatrosunda yaşanan yönetsel, idari hatalara da yer var eh arada
oyun tanıtmaya da yer var.
Bütün bunların sebebi nedir sevgili günlük?
Yayıncılığı geçtik tiyatroda örgütlülük üzerine
Bana göre tembellik, duyarsızlık, kolaycılık. Koca bir tiyatro
dünyasının içindeki fertlerin yapmaları gerekenleri üç beş gönüllü
sırtlanmış oflaya puflaya taşımaya çalışıyoruz. Tiyatrodaki
örgütsüzlüğün, kötü dernekçiliğin, duyarsız sanatçıların günahlarını
sırtlanıp temizlemeye çalışıyoruz. Tiyatro Derneklerinin görmezden
geldiği sorunları görmeyi ve derneklerin yapması gerekip
yapmadıklarını tamamlamaya çalışıyoruz.
Tüm
sorunları tiyatrocularla ilgili konuları gündeme getirecek, kamuoyu
yaratacak, örgütlülükle karşısında durup direnecek, çözümler
üretecek, gerektiğinde protesto edecek, gerektiğinde alkışlayacak,
gerektiğinde bir çırpıda tiyatrocuları seferber edecek, bıkmadan
usanmadan bunlar için çabalayacak mesleki örgütler olmalıdır.
Tiyatrocuların normalde örgütlülüğü aklına bile getirmezken ancak
ihtiyaç duyduklarında bizleri (tiyatro yayınlarını) seferber edip
yada arkamıza takılıp örgütlülüğün eksiğini üzerimizden gidermeleri
gibi bir kolaycılığı getirmiştir. Konu yada sorun gündemden düşünce
de yine kendi dünyasına çekilmiştir. Oysa bunları, bu kampanyaları,
bu karşı duruşları yapacak olan tiyatrocuların örgütleri ve
örgütlerinin üyesi olarak kendileri olmalıdır. Biz ancak onların
başlattığı bu kampanyaları hareketleri haber yapıp duyurarak destek
vermeliydik. Örgütlü mücadelenin sahibi ve yürütücüsü onlar
destekleyeni yada haber yapanı biz olmalıyız. Hele ki tiyatro
siteleri yayın kurulları, yayının geneli üzerinde söz sahibi
kişilerden oluşmadığı için (Örneğin Tiyatrom'da yazılar dışardan tek
tek bağımsız kaleme alınmış şekilde gelmektedir, sitenin genel
yayını üzerinde bir tek kişi (ben) söz sahibiyim) Bu durumda da
yayın politikası bir tek kişinin inisiyatifinde olan bir siteyi
dernekmiş bir konumuna oturtmak hem benim hatamdır hem de bizi bu
misyona doğru iteleyen tiyatro dünyasının hatasıdır. Bu durumda
bizim için iki şık kalmaktadır. Ya davul benim boynumda tokmak
başkalarının elinde olacak , dahası her defasında, her başı
sıkışandan sıkışana tokmak da el değiştirip duracak ve davuldan her
defasında başka türlü ses çıkacaktır, ya da ben davula da tokmağa da
sıkı sıkı sarılıp dediğim dedik ben ne dersem neyi uygun görürsem o
şekilde ve o kadar yer alır diyeceğimdir. Elbette her ikisi de
yanlış çünkü bu yayınların bu şekilde bir misyona itelenip
örgütlülükten kaçış yanlış. Bu hatalara düştük mü? Elbette düştük
bundan sonrada düşeceğiz. Ne zamana kadar? Herkes kendi rolünü oynamaya
başlayana kadar ve tiyatro dünyası tabandan gelen örgütlülüğünü
kurana kadar.
21 EYLÜL 2007 CUMA
Sevgili Günlük
Dün
pat diye klavyem bozuldu yazı kelimenin ortasında yarım kaldı.
Acaba kaç kişinin başına gelmiştir gecenin bir yarısı klavyenin
bozulup yazının yarım kalması? Kalemimin bittiği çok olurdu ama
mutlaka bir yedek kalem bulur devam ederdim klavyenin de yedeği
olmuyor ki evlerde. Bir gazete yazarı asla yarım kalıveren bir
yazısını öylece yayına verir miydi? Vermezdi elbet. işte biraz da
bundan ne kadar işimizi ciddiye alsak da ve başkaları da bizim
yaptıklarımızı ciddiyetle okusa da internetin bir yanı hep
gayriciddi kalacak. Daha rahat, daha esnek, daha gayriciddi. Hem
canım ben Güneş'de çalıştığım yıllardan bilirim bir oda vardı
kapısında "Tashih" servisi yazan. İçerde 4-5 kişi kafasını gömmüş
dizgiden çıkan yazıları tek tek okurlardı elden ele geçirerek.
Birinin kaçırdığını diğeri yakalardı. Masalarında kalın kalın
sözlükler, imla kılavuzları. Hem de üç vardiya çalışan vardı bu
serviste, yani 24 saat. Yüzleri nedense en gülmeyen arkadaşlar bu
servisteydi. Herkes yazar verirdi bunlar tek tek kelime kelime hata
arar düzeltirdi acaba hata bulanların yüzümü gülmez hiç? Neyse
sevgili günlük ne diyordum? Ha işte düşün sırf kelimelerdeki tashih
hatalarını düzeltmek için 3 vardiyadan beşer altışar kişi çalışırdı.
Hoş yine de hatalı kelimeler kaçardı ya bazen. Şimdi biz hiç o
yayınla bir olabilir miyiz? Çalakalem yazıyoruz bazen geriye dönüp
okumaya vaktimiz olmuyor. Bak yine gecenin kaçı olmuş bir şeyler
yazıp yatıcam. Bırak tashih yapacak elemanları windowsun altını
kırmızı çizip işaret ettiği kelime hatalarını bile üst satıra
başımızı kaldırıp bakmıyoruz bazen. Bak yukarıda gayriciddi lerin
altı kırmızı.. gayri ciddi olacak demek. Neyse işte bizimki de böyle
bir fastfood çağında fastfood yaşamların içinde fastfood bir
yayıncılık. Evet sevgili günlük belki asla yazılı-basılı basın
ciddiyetini yakalayacak ne ekibimiz ne ortamımız olmayacak ama bizde
de mangal gibi yürek ve özgür bir bilgisayar var be günlük. Bir de
klavye arızalanmasa, elektrik kesilmese sorun yok.
En
son ne demişiz? tiyatro dünyası tabandan gelen örgütlülüğünü kurana
kadar demişiz. İşte yine bir bam teli yakalamışız sevgili günlük.
Ne
demek şimdi tabandan gelen örgütlenme? "Sanki başka türlüsünü kurdu
güzelce işletti de bu türlüsünü mü arıyoruz?" deme sakın. Başka
türlüsünü kuramadıysa yada güzelce işletemediyse işte tam da bu
nedenle. Tabandan gelmediği, tabana dayanmadığı, tabana yayamadığı,
kısaca tabansız olduğu için sevgili günlük.
Bazıları adeta profesyonel dernek kurucu olmuş. Nereye baksak hangi
tiyatro örgütüne baksak kurulumunda yada ön ayak olmada hep aynı
isimler. Şimdi onlar ne yani bu kadar duyarsız insan arasında biz
duyarlı davranıyorsak elimizi taşın altına koyuyorsak kabahat mi
şimdi bu diyebilir. Haklılar tabi. Onlara da bir şey dediğimiz yok
helali hoş olsun kursunlar. Ellerine kollarına, aydın tavırlarına
sağlık. Ama işte bir yanlışlık var be günlük. Ne zamanki taban
örgütlülüğün gereğini hissetmeye başlayıp kendi "gereksinim olduğu
için" örgüt kurma arayışına girerse o zaman kelime anlamına kavuşur
ve örgütlülük örgütlülük olur. Şimdi de işte öncü rolü unutmamak
gerek birileri öncü rol üstlenecektir tabanda öncülerin peşinden
seyirtecektir diyebilir. İşte buna o kadar da katılmıyorum
sevgili günlük. Öncünün görevi halk adına, yada taban adına dernek
kurup hadi gelin demek olmamalı da sanki öncü şu demin bahsettiğimiz
tabanın "gereksinim olduğu için" örgütlenme ihtiyacı duyma sürecine
katkı sağlamalı gibi geliyor bana.
Hani geçmişte de yaşadık ya, bilmem ne işçi derneği diye kurulur
bakarsın kurucular aydınlar, yarı aydınlar, küçük burjuva kökenli
solcular, gençler öğrenciler. Hayatlarında bir tek gün amelelik
yapmamış, işçilik yapmamış, aylıkla çalışmamış ama kurup tabelasına
da "...... işçi derneği/partisi/birliği" diye yazarlar. Kurduktan
sonra işçi bulup kaydettirmeye çalışırlar, ama pek de başaramazlar.
Üye olanlar olsa da bu kuruluştan ve kuruculuk hakkından gelen
hiyerarşik yapı içinde pek de söz sahibi olamazlar. Sonra ne olur?
bir avuç kalırlar.
Tiyatroya dönelim biz yine sevgili günlük. Dedim ya bakıyoruz hep
aynı isimler duyarlı hep aynı kişiler kurucu, hep aynı isimler
Ankara'lara koşturuyor, elinde belge topluyor, eylem planı yapıyor,
tüzük yazıyor çiziyor, değiştiriyor sonra ondan umudunu kesip bir
tane de başka türlüsünü kuruyor falan falan falan. Yahu ben bir oyun
izlemeye gittiğimde orda bir sürü gencecik oyuncular var pırıl pırıl
nerdeler? sezon başladı mı onlarca tiyatrodan haberler geliyor
kadrolar dolu dolu her birinde onar, onbeşer, otuzar oyuncu
neredeler? Mesela ilk aklıma gelenleri sıralıyorum Işıl
Kasapoğlu'nun ara sıra (haklı) serzenişlerini duyuyoruz iyi güzel
ama semaver kumpanyanın bir çok yetenekli genç oyuncusu var onlar şu
tiyatro derneklerine üye mi? gerçekten bilmediğim için ve gerçekten
merak ettiğim için soruyorum sevgili günlük.. Mesela Mahir Günşiray
da sık sık haklı isyanıyla duyduğumuz tiyatrocu. Acaba tiyatroevi
oyuncuları da ses verir mi arada yoksa bu sorunlar sadece
Günşiray'ın sorunları mı? Mesela Tiyaro Kedi, Tiyatro Pera, Tiyatro
İstanbul, Oyun atölyesi, tiyatro mie, tiyatro yeniden kadrolarında
sahneye çıkan tiyatrocularımızın tiyatroda yaşanan sorunlara
tepkileri ne? var mı bir sorunları? beklentileri, umutları kaygıları
var mı? ve onlar birer tiyatro derneğine üye mi? değilse neden değil
üyeyse memnunlar mı? Mesela Tiyatro Alkışın kadrosundaki herhangi
bir arkadaşın birilerinin onun da adına meslek birliği kurmaya
çalıştığını kendince tüzükler falan hazırladıklarını biliyor mu?
Mesela Ses ortaouyncular kadrosundan kimler tiyatro dünyasının hangi
sorununun neresinde ve bir dernekleri var mı var olan örneğin TODER
gibi derneklerde sorunlarına çözüm arıyorlar mı? Sevgili günlük 8
yıdır bu siteyi yapıyorum ama cahilliğimi bağışla bunlar gerçekten
bilmediğimden ve gerçekten merak ettiğimden soruyorum. Acaba yarın
bu yazıyı okuyup da açıklama yollayan olur mu?
Şimdi biraz farazi olacak ama eğer ki sahnelerden gördüğümüz o
kadrolar tahmin ettiğim gibi pek de işin bu kısmıyla ilgili
değillerse tiyatro dünyasının tüm sorunları ve beklentileri sadece
yönetmenlerin ve yapımcıların sorunları ve beklentilerden ibaret mi?
Sadece onlar mı şu meşhur anayasanın 64. maddesinden haberdar ve bu
maddeyi kendilerine yardım olarak görüyorlar? Neydi 64.madde?
Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin
ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat
sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır. Yahu ben
burada tiyatro yapımcılarına nakdi yardım yapılır diye bir şey
görmüyorum mesela bu maddedeki sanatçının korunması da salt
yapımcının yada yapımın korunması değil. Demek ki pekala örneğin
mesela topluluğundan herhangi bir sanatçı çıkıp biz her yıl bir
oyunda görev alamayabiliyoruz bizim düzenli işimiz olmayabiliyor
devlet Anayasanın 64.maddesine göre biz sanatçıları korumakla
yükümlü, bize çalışmadığımız dönemler için sigorta primi, sağlık
primi, kendi işini (topluluğunu) kurma kredisi vermelidir diyebilir.
Neden bu madde ve gündeme gelen tüm tiyatro sorunları yapımlar için
oluyor? Ha birileri yapımcılara yapılacak her destek oyuncuya da
yarayacaktır bu destek sayesinde oyun konulacaktır ve bu sayede
oyuncu da bir oyunda görev alabilecektir diyebilir, doğrudur. Evet
bu sorun ortak sorun bu yarar ortak yarardır ama bu ortak sorunun
yanı sıra birde oyuncunun "artı" sorunları vardır. Neden hiç bu
sorunları ve sahnedeki onlarca sanatçıdan kendi sorunlarını
duymuyoruz yada derneklerde onları özlük hakları mücadelesi içinde
görmüyoruz?
İşte sevgili günlük şimdi anladın mı neden dernekçi kesilmiş üç beş
kişinin derneği tabanı yansıtamıyor ve tabanda orda kendini ifade
etmiyor? Ve sonra da derneğe üye olmuyorlar, üye olsalar da
gelmiyorlar, gelseler de aidat vermiyorlar, seçimleri bile zor
yapıyoruz vs vs şikayetlerine. Olacağı bu tabi sen kendi kendine
gelin güvey ol, kendin kur sonrada onlar gelsin sahiplensin aidat
versin gelip seni bir kere daha seçmek için parmak kaldırsın diye
bekle.
Sevgili günlük, bir süre önce sevgili/sayın Ulvi Alacakaptan benim
TODER'e fahri üye olmamı önermişti. Ben ki oyuncu değilken buna
davet edilmişsem onur duyar teşekkür ederim ama yayıncılıktan gelen
gerektiğinde eleştirme hakkımı saklı tutarak üye olabilirim
demiştim. Sağolsun Ulvi abimiz de biz seni eleştirilerinle istiyoruz
tabi ki demişti. Henüz devamını getiremedik o yurtdışındaydı falan
bende açıkçası çok da üstüne atlamadım bu üyeliğin öyle kaldı neyse.
Lafı şuraya getireceğim. Diğerleri neyse de TODER direk Tiyatro
oyuncuları Derneği. Yani salt yapımcı yönetmen değil en geniş
çerçevesi ile tüm tiyatro yapanların derneği. Yani tabelası böyle
olduğunu söylüyor ama üye kayıt defteri bu kadar geniş mi yada
gerçekten fiili olarak aktif olanlar bu kadar katılımlı mı
bilmiyorum ama doğrusu ya sanmıyorum da.
Genelde hep aynı kısır döngüyü yaşarız. Dernek yönetimleri
gelmiyorlar ilgilenmiyorlar, aidat yatırmıyorlar der durur, üyelerde
ne yaptılar ki bizim için der dışında kalır. İşte bütün bunlar
tabansız kurulmanın tabansız yola çıkmanın ve tabana uzak tüzükler,
planlar yapmanın neticesi değil mi?
Ulvi abi bana TODER üyeliğini önerdiğinde şöyle beş dakika düşündüm
çok değil. Ne yapmalı ki Tiyatro Oyuncuları Tiyatro Oyuncuları
Derneğini sahiplensin? Öncelikle dağınık bir sektör olduğu için
sendika geleneğinin de pek yerleşmediği bu camiada oyuncu derneği
oyuncunun güvencesi de olmalıdır. Bir çırpıda aklıma gelenler şunlar
oldu
1-
Bu oyuncuların çoğunun her sene düzenli bir toplulukta her sene
sahneye çıkacağının garantisi yok bu nedenle görev alamadıkları
dönemler için bir güvence şartı zorlanmalıdır
2-
Bu oyuncuların sağlık sorunları olacaktır yeterli sağlık güvenceleri
yoktur Bir sigorta şirketi ile anlaşarak bütün tiyatro salonlarında
reklam panolarına yer vermek gibi bir barter anlaşmayla dernek üyesi
oyuncuların ücretsiz sigorta yaptırılmasına çalışılmalıdır.
3-
Üyelerine ücretsiz avukat hizmeti vermelidir (bu maddelerin kimisi
belki zaten vardır bilemiyorum)
4-
"Tiyatrocu"nun tanımını yapıp Milli Eğitim müdürlükleri ile
işbirliğine gidilmeli okullara gidip oyun sahneleyecek toplulukların
belirlenmesinde üyeleri yararına çerçeve anlaşmalar yapmalıdır
böylece hem bu alanı tanımlı üyeleri yararına değerlendirip hem de
korsan, niteliksiz tiyatroculuğun okullardan uzak tutulmasına katkı
sağlamalıdır
5-
Bir iki yıl sonra tiyatro oyuncuları arasına katılacak tiyatro
bölümü öğrencileri ile köprüler sağlanmalıdır
6-
Kültür Bakanlığı ile görüşülerek kökleşmiş toplulukların kurulması
kadar genç tiyatrocuların kendi topluluklarını kurabilmesinin de
tiyatro sanatı ve Türk tiyatrosu için önemli olduğu bu nedenle 64
maddeden dolayı ayrılan bütçenin en az yarısının kendi topluluğunu
kuracak üyelerine dağıtılmasına uğraşmalıdır.
7-
Üyeleri için bankalarla özel kredi anlaşması, tatil olanakları, vb
gibi sosyal aktivite anlaşmaları sağlamaya çalışmalıdır.
8-
Üyesi oyuncuların mesleki sanatsal birikimlerini geliştirici seminer
ve kurslar düzenlemelidir.
İşte Oyuncular Derneği bunlardan bir tekini yada bir kaçını dahi
başarsa oraya tüm oyuncular da üye olur, seve seve de geciktirmeden
aidatlarını yatırır. Aksi takdirde bu dernekler hiç bir işlevi
olmayan sadece birilerinin kartvizitine birer sıfat daha ekleyen
tabela dernekleri olarak kalır.
Ne
dersin iyi gibi görünüyor dimi sevgili günlük? Yok hayır iyi değil..
Haydaaa hem kendin önerip hem de kendin beğenmiyorsun dediğini duyar
gibiyim.. İşte bazen ben de bu hataya düşüyorum sevgili Günlük. Bak
ne yaptık şimdi? oturduk bizde tepeden maddeler yazdık sıraladık
sonra hadi şimdi gelsin oyuncular üye olsun dedik. Hangi sıfatla ve
hangi hakla? Hadi ben zaten tiyatroda bir sıfatı olmayan biriyim de
tiyatroda sıfat bakımından feriştahı olsa bunu yazan ne olur ki?
Olmaz sevgili günlük olmaz. Bu böyle olmaz. Ne oldu bizim tabanın
kendi örgütlenmesini kurup kendi tüzüğünü oluşturup kendi
planlamasına gitmesi iddiamıza? unuttuk gitti. Oysa bunları, yada
bunların benzerlerini, yada çok daha farklılarını ihtiyaç olarak
görüp bir araya gelip örgütünü kurup talep edecek olan tabanın
kendisi olmalı. Biz tepeden albenili yaldızlı vaatler sunup hadi
gelin dersek Süleyman Demirel'den ne farkımız kalacak? Galiba
öncülükle liderliği gene karıştırdık sevgili günlük. o halde?
O
haldesi falan yok dergi kurmayı beceremediğimiz gibi dernek kurmayı
da beceremedik bak gördün mü? Ama neyse belki birilerinin kulağına
kar suyu kaçırmışızdır belki tabandan birileri düşünmeye başlamıştır
"Naapsak ki? acaba olur mu ki?"
22 EYLÜL 2007 CUMARTESİ
Sevgili Günlük bakma yukarıdaki tarihe. Bu bilgisayarın başına
oturduğum tarih olsa da şu an 04.42 yani çoktan 23 eylül pazar oldu.
Millet savuru bile yaptı yatacak. Hadi onlar inançları için sabahın
bu saatinde ayakta ben ne için? doğrusu ya pek bi inancım bile
kalmamış bir sanat dalı için mi? Neyse bu gece sitenin geneli için
uğraştım malum yarın gece haftalık güncelleme gecesi ve iki günde
ancak toparlanıyor. Yani bu gece ve yarın gece pek benden sana fayda
yok hadi iyi sabahlar.
23 EYLÜL PAZAR (daha doğrusu 24 eylül 00:52)
Bak
demiştim sana bu iki gün benden hayır yok diye. Site bitti yayına
verdim neyse ki fazla gecikmedim bu kez. Sabah 08.15 de hemen bir
çalışma varmış ve kesinlikle gecikmemem lazım. Traş olup yatmam
01:30 kalkış 07.00 malum ptesi trafiği ve yol uzun. neyse her zaman
böyle liseli günlüğü gibi özel yazmayacağım merak etme sevgili
günlük. Yarın gene bir konu buluruz konuşacak. Sorun mu yok
tiyatroda. Ha, bu hafta Anayasa'da 64 maddenin yerine nasıl bir
sanatı ve sanatçıyı koruyacak madde konmalı diye sanatçılara sordum,
defter açtım bakalım yanıt gelecek mi? Yani anayasa dediğin nedir ki
aslında orada yuvarlak laflar geçer önemli olan uygulamada neye
dönüştüğüdür. Eğer doğru bir devlet, doğru bir hükümet, doğru bir
bakan olsaydı (bu sistemde mi diye sorma farzı misal diye yazdım)
yıllardır yer alan 64.maddede güzel bir madde denilebilirdi. Sanatın
ve sanatçının korunması diyor. Sanatçının korunmasına sanatçılar
için dokunulmazlık hakkı da girer buna, sanatçılar için sosyal
güvence hakkı da girer, sanatçıların geçim şartları, sigortaları,
emeklilikleri, kimsesiz sanatçıların bakılması, genç sanatçılara iş
güvencesi sağlanması, salon açmalarına olanak sağlanması bütün
bunlar da girer. Bütün bunlar sanatçının korunması değil mi? Ama ne
yapılmış? alın size 2 trilyon diye havaya bi demet para fırlatılmış
bir avuç yapımcı da kapışmak için hırlaşa hırlaşa birbirine girmiş
olmuş bu 64.maddenin karşılığı. Oh ne kolay yol. Yardım yaptın
mı yaptım oldu bitti anayasanın yüklediği bu görevi savuşturdum.
Bakan memnun alan memnun. Alan kim? Yapımcılar. Ama ya sanatçılar?
ya yukarıda saydığımız ilk anda akla gelmesi gerekenler? İşte
onlardan söz eden yok. İşte biraz şu adından menkul derneklerin
bildirisini bırakıp biraz sesi çıkmayan sanatçıları konuşturalım
dinleyelim dinletelim istedim bakalım yazacaklar mı? Yada yine sahte
isimlerle, uydurma nicklerle sanatçımı sadece liseli mi yoksa
rastgele biri mi anlayamayacağımız üç beş yazanla mı sınırlı
kalacak. Sezon açıldı günlük okunma oranımız tekil 800'leri aştı
ben biliyorum gayette takip ettiklerini ama hem takip edip hem de
görmezden gelirlerse yuh olsun ve ne halleri varsa görsünler demekte
haksız mıyım sevgili günlük?
Yazmayacaktım ama yine yazdım bak bir şeyler ve saat 01.07 hadi iyi
geceler
24 EYLÜL PTESİ
25 EYLÜL SALI
26 EYLÜL ÇARŞAMBA 01.34
Evet dün hiç sebep yokken yazmadım... ne yazacaktım ki? ne yazmamı
bekliyordun ki? Kim için ve ne için?
Bugünse çok uzun süreden sonra ilk kez saat 22.30 da yattım.
Uyandığımda sabah oldu sandım ama henüz saat gece 01miş.... bari
kalkıp oturayım biraz dedim
Yeni anayasa yapılırken her kesim görüş bildirerek şekillenmesinde
yardımcı oluyor. (Sivil ve örgütlü baskı grubu oluşturmaya
çalışıyor) Bizde yeni anayasada sanat ve sanatçıya dair tek
maddenin de kaldırılmış olduğuna dikkat çektik, Haydi yazın bizlerde
görüş yansıtalım dedik. Sanatçı kesimi
toplumun en dinamik en duyarlı, en aydın kesimlerindendir ya (!?)
Sonuç mu?
Sitemize bu konuyu girdiğimiz ilk 24 saatte (24 Eylül 2007) Toplam
890 tekil (farklı) ziyaretçi girmiştir.
İkinci gün ise 946.
Ana sayfamızın baş köşesinde duyurulan bu önemli konuyu İki günün
toplamında 1836 kişi görmüştür.
Fakat ilk 48 saat içinde konuyla ilgilenen, duyarlı davranan kişi
sayısı 7 (yedi)kişidir.
Bu sanatçı ve sanatsever duyarlılığı bizi şaşırtmaktadır.
inanmak istemediğimiz önerme "Herkes hak ettiğini yaşar"
Bugün de yazasım yok sevgili Günlük. Yarın da ondan sonrası günde
olacağını sanmıyorum. Niye yazacakmışım ki? kim için ne için? Bu
sanat dünyası için mi? Hak ettiklerini sanmıyorum be sevgili günlük.
En iyisi hadi yeniden uyumayı deneyelim
27 Eylül 2007 Perşembe - 02:10
Sevgili Günlük,
Nasıl başladık nasıl sürüyor görüyor musun? Ama burası da benim
özgür köşem olsun. kuralsız kendi halinde. Aslında çok az kişinin
okuduğundan da eminim. Bu nedenle bırak da şurada bari rahat bir dil,
sohbet tadında bir dil kullanıp rahatlayayım. Tiyatrom bana hitap
etmiyor (Ne garip yayıncısı benim ama bu yayın bana hitap etmiyor)
bende burada kendi kendime söylenip söylenip dır dır edip
rahatlayayım ki sitenin geneline yansıtmayayım agresif tutumumu.
Eğer okuyan üç beş kişi de varsa onlarda artık tahammül etsin ne
yapalım.
Evet sezon yaklaşırken günlük okur sayımız tırmanıyor ve yaz
aylarında 400-450'lere düşen sayı bugün yine bini aştı uzun bir süreden sonra 1100
günlük tekil hite ulaştık. Buna sevindiğimi söylemek isterdim. Ama
sevinemiyorum. Açtığımız deftere bu yukarda dün bahsettiğim sayfaya
her tiyatrocunun ve her tiyatro severin ilgi gösterip tam da yeri
gelmişken sesini yükseltmesini beklerdim. Bugün sadece 1 (bir tek)
ilave oldu. O da zaten duyarlı tavrı ile tanıdığımız İATP-G'den
Sayın Ömer F. Kurhan. Toplamda üç günden 2936 kişiden sadece 8
kişinin umurunda galiba. Herkes normalse belli ki biz anormaliz.
Burada zaman zaman yazacaklarımı daha önce de yazmış olabilirim.
Bazıları için tiyatro sahnede başlayıp sahnede bitiyor. Adeta onlar
için tiyatro bir tapınma yeri. Çıksınlar dekorlarını kursunlar,
ışıklarını yapsınlar, kostümlerini giysinler oyunlarını oynasınlar
ve huşu içinde ruhlarını egolarını rahatlatıp insinler.
Onun dışında ne tiyatroya ilişkin ne sosyal yaşama ilişkin bir
sanatçı kimliği üstünde durmuyorlar. Gereksinim de duymuyorlar.
Örneğin sahnede oyunun metni gereği savaş aleyhtarlığı yapıyorlar
ama şu an halen devam eden savaşa ilişkin duyarlılık göstermek bir
yana habersiz bile olabiliyorlar. Bırakın dünya sorunlarını, ülke
sorunlarını, tiyatronun düştüğü durumu, tiyatronun içindeki
mikropları, mikroplukları da bırakın çoğunun salonlarına seyircinin
gelip gelmemesi bile umurunda değil. Nerden mi biliyorum? Çünkü
burada günde bin kişinin üstünde okuru olan bir site varsa ve bunun
tamamı tiyatroya ilgi duyan kişiyse ve bu site 7-8 yıldır bir tek
kuruş talep etmeden yollayın yayınlayalım çağrısı yaptığı halde hala
bu yadsınamaz köprüyü kullanmak için zahmete girip tanıtım
yollamıyorsa, doğru dürüst afiş, tanıtım vb çalışması yapmıyorsa
demek ki oyununu çıkaracak kadar, idare edecek kadar para
kazanıyorsa seyirci de daha çok izlenmek de umurunda değil. Eminim
ki yarın kültür bakanı çıkıp biz tüm tiyatroların tüm masraflarını
karşılayacağız sanatçılara da maaş bağlıyacağız dese salonuna
seyirci girişine izin vermeden oyun sahneleyecekler bile çıkabilir.
Dedim ya abartmıyorum gerçekten ibadet eder gibi sahneye çıkanlar
var ve seyirci bile umursamayanlar var sadece ve sadece o kostümü
giymek o sahneye çıkmak belli ki onların ruhunu rahatlatan. (Hoş
gerçi kimilerinde o bile yok devletin zaten geçimlerini sağladığı
bir kesim var (Devlet Tiyatroları) ve bu kesim içinde de oh bu sene
de bana oyun yazılmamış diye sevinenler var.
Biliyorum lafı uzattım. Yani demem o ki doğal olarak kendi
meslekleri, kendi sanatları dahil hiç bir şeye duyarlı olmayan hiç
bir yaşam belirtisi göstermeyen sanatçı (!) modeli var maalesef. Ama
bu kadar da beklemiyordum açıkçası.
Sevgili günlük şimdi yazacaklarım aramızda kalsın (üç beş okuyan
varsa onlardan da rica edelim sır olarak saklasınlar alıntılayıp en
azından manşet yapmasınlar) Ben bu siteden artık kurtulmak
istiyorum. İnan bu gerçek. İnan başka hangi alana el atsam bundan
daha yararlı olacağına eminim. Burada kör bir dünyanın içinde
kendimi de köreltiyorum. Ne isa'ya ne Musa'ya yaranamıyoruz. Hoş
gerçi yaranmak gibi derdim de yok ya. Hadi yaranmaktan vazgeçtik de
bir sürü ağır sözle itham edilmek, yalancı ilan edilmek vs bunlar da
çok umurumda değil... Ama zaman kaybediyoruz... İşte bu umurumda en
çok. Kaybedecek zamanımız yok sevgili günlük. Her şey çok hızlı
akıyor ve her gün çok hızla geriye savruluyoruz. Ve burada suni
teneffüsle hayata döndürülecek bir yaşam belirtisi bile kalmamış.
Burada harcadığım zamanla başka hangi alana el atsam çok daha
yararlı olacak. Biliyorsun bir kez kapatmıştım. Hem de kesin
kararlılıkla kapatmıştım ama gelen maillerle ısrarlarla yine
açmıştık. İşte bu nedenle aramızda kalsın dedim. Hani ikide bir
küsüp gidiyorum diye mızmızlanan biri gibi görünmek istemiyorum. Hem
bu defa kapatırsam karar verdim hiç veda yazısı bile yazmadan birden
bire pattadanak yok olacak tiyatrom ve ben.. Kullandığım maili hatta aynı gün cep, ev, iş
telefon numaralarımı bile değiştirerek. Hiç kimse ulaşmasın hiç
kimse sormasın, hiç kimse caydırmaya çalışmasın kararıyla. Uzun bir
süre tiyatrocu dostum bile olmasın hatta uzun bir süre oyun bile
izlemeyeyim diye düşünüyorum. Sadece başkası alıp bu adın mazisini
kendine mal etmesin, art niyetliler kirletmesin
diye bu adı ücretini ödeyip bir iki yıl unutulana kadar saklı tutarak tamamen yok olmak. Ama
gelgitler yaşıyorum. Tiyatroya değil kendi emeğime acıyorum bunca
yılın birikimi bir "hepsini seç" ve "delete" tuşuna mı bakmalı?
Bakalım işte sidik zoruyla gidiyor gidecek ama nereye kadar? Belki
azcık da olsa heyecan duyarım diye bir şeyler eklemeye , renklerle,
logolarla oynamaya çalışsam da nafile. Taciz her renk altında taciz,
küfür her logo altında küfür, kokuşmuşluk her halükarda kokuşmuşluk,
duyarsızlık hep duyarsızlık.
Belki bir renk olur diye bugün burada insanlarla olumlu ve olumsuz
örneklerle gündelik dille yaptığımız MSN sohbetlerini yayınlamaya
karar verdim. İşte bir örneği
(Karşıdaki kişinin nicki hariç olduğu gibi ve sohbet diliyle)

|
Ö...... |
slm |
|
aetimur |
selam |
|
Ö...... |
iyi akşamlar |
|
aetimur |
tanıyomuyum sizi |
|
Ö...... |
yok ben de sizi tanımıyorum? |
|
aetimur |
eklenme isteği geldi sizden |
|
aetimur |
ben Ertuğrul |
|
aetimur |
tiyatrom.com sitesinin sahibiyim ordan eklemiş
olabilirsiniz |
|
Ö...... |
müjdat gezen tiyatro dan aldım herhalde bende tam
olarak |
|
Ö...... |
hatırlamıyorum |
|
aetimur |
neyse :) |
|
Ö...... |
sen |
|
aetimur |
tiyatroyla ilgilisiniz demek ki |
|
Ö...... |
oraya üyemisin |
|
aetimur |
hayır |
|
Ö...... |
yaaa |
|
aetimur |
müjdat gezene üye değilim |
|
Ö...... |
senin msn adresin vardı herhalde orda
|
|
aetimur |
olabilir ama ben yazmadım belki bazıları önermek
için yazmıştır sitemden dolayı |
|
aetimur |
yani tiyatroyla ilgim oyuncu olarak değil yayıncı
olarak |
|
Ö...... |
tmm ben müjdat gezenin sayfasından tıkladım
burayı |
|
Ö...... |
ordan girdim bugün müjdat gezenin sayfasındaydım
|
|
aetimur |
iyi olmuş :) |
|
aetimur |
tanışmış olduk |
|
Ö...... |
siz ilgilisiniz zannnettim ordan aldım
|
|
aetimur |
tiyatro konusunda yardımcı olabileceğim bir şey
olursa söyleyin |
|
Ö...... |
oyunculukla ilgili |
|
Ö...... |
tiyatro.com da ne yapıyorsun ne üzerine yanee |
|
aetimur |
tiyatro.com değil |
|
aetimur |
:)tiyatrom |
|
Ö...... |
tmm işte |
|
aetimur |
tiyatrom.com çok okunan tiyatro yayındır
tüm tiyatrocular takip eder böylece birbiriyle haberleşir
|
|
aetimur |
tiyatro haberleri oyun tanıtımları |
|
aetimur |
kurs vs duyuruları |
|
aetimur |
oyuncu arayanlar |
|
aetimur |
herkes yararlanır ordan |
|
Ö...... |
ok |
|
Ö...... |
nasıl kayıt olabiliyoruz |
|
aetimur |
kayıt gerekmez ki |
|
Ö...... |
yaaa |
|
aetimur |
istediğnizde girip okuyabilirsin ve gerek
duyduğunda mail yazabilirsin |
|
Ö...... |
hımm |
|
aetimur |
diyelimki sende oyununu tanıtmak istedin yada
başka bi şekilde yazı yazmak istedin maille yollarsın |
|
Ö...... |
ok |
|
Ö...... |
yani konservatuvarla alakası yok yanii |
|
Ö...... |
ben onu anlatmak istemiştim |
|
aetimur |
yok hayır |
|
Ö...... |
hımm |
|
Ö...... |
beni tanıştırabilecegin kimse yokmu tanıdıkların
yanii?? |
|
aetimur |
sen tam olarak ne yapmak istediğini anlatırsan
yardımcı olmaya çalışırım tiyatro kursumu arıyosun konsrv. mmı
girmek istiyosun nedir? |
|
Ö...... |
konsrv ra gitmek istiyorum |
|
aetimur |
tabi bu yıl için geçti |
|
Ö...... |
kayıtlar bittimi |
|
aetimur |
sınavlar bile bitti |
|
aetimur |
sonuçlar da açıklandı |
|
Ö...... |
hadiii |
|
Ö...... |
yaaa |
|
Ö...... |
ne zaman sınavlara girebilirim ben
|
|
aetimur |
ağustos ayında |
|
Ö...... |
seneye |
|
aetimur |
tabi önce öss ye girip barajı aşacaksın sonra
yetenek sınavına gireceksin |
|
Ö...... |
lise mezunu olmak mı gerekiyoo |
|
aetimur |
sen ne mezunusun? |
|
Ö...... |
ben liseden terk nasıl olacak |
|
aetimur |
üzgünüm |
|
Ö...... |
ama acıktan okurum |
|
aetimur |
konservatuara giremezsin |
|
aetimur |
lise bitmeden imkansız |
|
Ö...... |
yanii illa lise olacak demii |
|
aetimur |
tabiki sonuçta orası da bir üniversite |
|
aetimur |
ama illede oyuncu olmak istiyosan tiyatro
kurslarına gidebilirsin |
|
aetimur |
ama konservatıar değil sadece kurs |
|
Ö...... |
ok anladım senii |
|
Ö...... |
yanii ben liseyi bitirdikten sonra beni
tanıştırabilecegin birileri varmı tanıyormusun
|
|
aetimur |
daha önce hiç oynadın mı okulda falan |
|
Ö...... |
yok |
|
aetimur |
ya bak yanlış yerden başlıyosun |
|
aetimur |
daha liseyi bitirmeden şimdiden seni
konservatuara kimse hazırlamaz |
|
aetimur |
sen liseyi bitir bu arada git bi yandan bi amatör
tiyatroda oyna yada bi kursa devam et |
|
Ö...... |
TMM BEN senin dediklerini anlıyorum ama lise
bittikten sonra diyiyorum |
|
aetimur |
sen en az 4 yıl sonra sana yardımı olacak bi
arkadaş aramalısın |
|
Ö...... |
ondan sonra girip sınavı kazandıktan sonra
|
|
aetimur |
4 yıl sonra ben hala seninle haberleşiyo
olurmuyum sen hala birinden yardıma gereksinim duyarmısın
bilemeyizki |
|
Ö...... |
beni tanıştırabilecegin birileri varmı?? |
|
aetimur |
olur elbet |
|
Ö...... |
tmm bende onu anlatmak istiyorum sana
|
|
Ö...... |
ben ondan sonra seni nasıl bulacagım |
|
aetimur |
burdan bulursun |
|
aetimur |
msn den |
|
aetimur |
yada internet sitemde mail adresim var |
|
Ö...... |
arada bi 3 sene olacak |
|
aetimur |
4 |
|
aetimur |
lise 4 yıl oldu biliyosun |
|
aetimur |
ya 3-4 yıl sonraya şimdi,den nasıl söz
verebilirim? belki ben ölücem belki kaza geçiricem sen önce
liseyi bitir sonra bunu düşün. |
|
Ö...... |
ok |
|
aetimur |
ama istiyorsan kurs bul |
|
aetimur |
ve |
|
aetimur |
bi yandan kursa git tiyatro yapmaya başla |
|
Ö...... |
yada senle tel varsa ordan da bulaşabilriz |
|
aetimur |
bişeyler öğrenmeye başla |
|
Ö...... |
ok |
|
aetimur |
kaç yaşındasın |
|
Ö...... |
20 |
|
aetimur |
ismin ne |
|
Ö...... |
ömer |
|
aetimur |
ömer bir kursa yazıl yada amatör topluluğa
katıl orası faydalı olur senin için hem bi dene bakalım sevecek
misin oyunculuğu. Henüz hiç denemeden konservatuara girmeyi
düşünüyosun |
|
Ö...... |
yaşım gec deil bu işler için demii |
|
| |