www.tiyatrom.com

Tiyatro Haber, Tanıtım sitesi

A.Ertuğrul Timur

aetimur@gmail.com

 
A.E. Timur yazıları
4 KASIM KARANLIĞA KARŞI IŞIK EYLEMİ VE SAHNE IŞIKLARININ KÖR ETTİKLERİ
NASIL BİR TİYATRO YAYINCILIĞI
BARIŞAROCK ELEŞTİRİLERİNE İLİŞKİN
SAYIN MEHMET ESATOĞLU'NA AÇIK MEKTUP
YAŞASIN SANSÜR !
BEN DE OLSAM ÖZDEMİR NUTKU'NUN YAPTIĞINI YAPARDIM
Sol ve Ulusalcıların görmek istemediği tablo
Yaşam Kaya'ya ve Birleşen Topluluklara
Özel Tiyatroların düşmanı mıyız?
İmza defterine karşı görüş yazılmaz
Sözüm Devlet onu da yapsın bunu da yapsın diyenlere
ÖZEL TİYATROLARA YARDIM HAK MIDIR, RİSK MİDİR?
Kim Hayır Diyebilir ki?
İletişim Yorgunluğu
Lemi Bilgin'e açık mektup
Ulufeler dağıtıldı Ali Uyanığa yine büyük pasta
AKM, Tiyatral İstanbul, Karanlığa karşı Sanat Cephesi ve Farklı Görevlerin ayırdına varabilmek
Afife Jale Ödülünü yazmak Hiç içimden gelmedi...

"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİL GAZETECİ ÖZGÜRLÜĞÜ DEMİŞTİK"

Lysistrata'lığın Lüzumu Yok!
BİLİNÇLİ, YADA BİLİNÇSİZ GREV KIRICILIK YAPMA PAHASINA, HAYDİ TİYATROCULAR UYGUN ADIM ARŞ ARŞ !
Yıkmayalım da Besleyelim mi?
BEDENİ GİTTİ GİTMESİNE DE HRANT DİNK ADI POPİLİZME KURBAN GİTMESİN
BİZE "BİR CÜMLE" SÖYLER MİSİNİZ?
Manşet Manşet Üstüne

1 LİRAYA TİYATRO VE BAŞKANIN TİYATROCULARA YEMEĞİ

Bir kilo Orhan Pamuk'mu daha ağır vakadır yoksa Bir kilo ulusalcılık mı?
BENDEN BU KADAR, YA SİZDEN NE HABER?
KÜLTÜR BAKANINA AÇIK MEKTUP Harçlık üleştirmeye son verilsin desteğin daha akılcıl yolları da var
YİNE YEŞİLLENDİ FINDIK DALLARI, ACEP NE OLACAK TİYATRONUN HALLARI?
BİLİNMEYEN TİYATROLAR FESTİVALİNİN BİLİNEN KONUSU ÜZERİNE SON BİR YAZI
BİR MSN SOHBETİNDEN YOLA ÇIKARAK GENÇLİK OYUNU METNİNDE ARAYIŞ DENEMELERİMİZ
GENÇLİK OYUNUNDA EN BÜYÜK TEHLİKE "DİDAKTİK OLMAK"
GENÇLİK OYUNU YAZMAK CESARET İSTER

GENÇ KİMDİR? HANGİ OYUN HANGİ YAŞ GRUBUNA HİTAP EDECEK? BUNU NASIL BELİRLEYEBİLİRİZ?

PANELDEN İZLENİMLER

GENÇLİK OYUNU" ÜZERİNE

TİYATRO'DA GENÇLİK RÜZGARI - 2
TİYATRO'DA GENÇLİK RÜZGARI - 1
BU NE BİÇİM BİR SORUMSUZLUKTUR!
MAALESEF YENİDEN YAYINDAYIZ

VEDA YAZISI
BANA GÖRE GERÇEK ÖZGÜR SANATIN TEK YOLU
TÜM KOMPLOLARA KARŞI ŞİMDİ EN BÜYÜK KOZUMUZU OYNAMANIN ZAMANIDIR!
HERKES BAKANI KINIYOR BENSE HEPİNİZİ KINIYORUM
Şimdi Ne Olacak?
OKUR GÖRÜŞLERİNE İLİŞKİN YANITIMDIR
ÖDÜL ALMAK NASIL Bİ ŞEYMİŞ?
MUHALİF OLMANIN DAYANILMAZ YÜKÜ..
EĞİTİM, SANAT, SANAT SATICILARI, ASUMAN KRAUSE VE DİĞERLERİ
SİYASET MEYDANI
OKURLARDAN RİCALAR
İZMİT'TE BALE SALONU MECSİT OLMUŞ
EYVAH ! YOKSA REKABET Mİ BAŞLADI?..
VE SİZ HALA SUSUYORSUNUZ
YİNE ÇOCUK TİYATROSU HEP ÇOCUK TİYATROSU
PEKİ YA KEREM YILMAZER'İ GERİ GETİREBİLDİNİZ Mİ?

RADYOCUMU İSTİYORUM

İBST KÖPRÜ FESTİVALİ

TİYATROM.COM'LA İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER

TİYATROM.COM 4 YAŞINDA ŞAİR SUNAY AKIN İŞTE BUNU BİLMİYOR...
ÜZERİMİZE VAZİFE DEĞİL AMA "MUHALEFET ETME" EŞEKLİĞİNDE BULUNDUK BAĞIŞLAYIN!
RAGIP SAVAŞ'A VE RADİKAL'E TİYATROM.COM'UN YANITI!
İZMİT BİZE NE ÖĞRETTİ ?
PARTİZANLIK SANATIN CAN DÜŞMANI ! TEK ÇÖZÜM ÖZERKLİK!
ZİNA!
LİSELER ARASI TİYATRO FESTİVALLERİ ENFLASYONU VE FESTİVALLERİN DEĞERLENDİRMESİ
TEMEL EĞİTİMDE ZORUNLU DRAMA
İMAM HATİPLER BİZİM SORUNUMUZ DEĞİL
GENÇLERİN KADERİ HOCALARIN HOBİSİNE Mİ BAĞLI KALACAK
KIŞKIRTICI BİR YAZI
İYİ Kİ DE TEMİZ KALIYORUZ
OKUMA TİYATROSU
CEM KARACA'NIN ARDINDAN
BBG EVİ 70'Lİ YILLARDA YAPILSA NELER OLURDU?
STAR TV'DE YENİ BİR SHOW PROGRAMI MI?
MEDYA NE YAPIYOR?
KERİM AFŞAR'IN ARDINDAN
ALTIN KESER ÖDÜLLERİ
KÜRESEL SALDIRIDAN YÖRESEL SALDIRIYA İŞGAL ALTINDA TÜRKİYE
DİPLOMALI CAHİLLER ORDUSU MU OLUYORUZ?
BİRİSİ GENÇLERE DOĞRUYU SÖYLEMELİ
YİRMİYEDİMART GEREKMİYOR
GENÇ TİYATRODAN TİYATROM.COM'A
TİYATROCULARA MEKTUP
HÜSEYİN SORGUN'A YANIT
ALİ TAYGUN'A YANIT
İBŞT : TÜRKİYE'NİN AYNASI
İBŞT'NİN AYNASINDAN YANSIYAN NE?
FUTBOL MU O DA NE ?
İKİ KİŞİ OLMAK
LANET OLSUN SANSÜR YİNE SAHNEDE
İNTERNETTE TİYATRO
İŞTE MEYDAN
GENÇ TİYATROCULAR TOPLANTISI 2
GENÇ TİYATROCULAR TOPLANTISI 1
SİZLERLE DİYALOG
NEDEN Mİ TİYATRO?
AHMET ERTUĞRUL TİMUR KİMDİR?
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  YAPILAN EYLEME İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER VE TÜM TİYATRO ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI

 4 Kasım Tiyatro eyleminden sonra eylemi değerlendiren ilk yazılar genelde coşku verici ve genelde eylemi olumlayan yazılardı. Eylemin hemen ardından bu değerlendirmelere yer verdik.

    Fakat bazı somut verileri de görmezden gelmek yada görmemiş gibi yapmak yerine irdelemenin uzun vadede hepimizin, en başta da tiyatronun ve ülkenin  yararına olacağı kuşkusuzdu. Bu nedenle bu haftaki güncellememizde biraz daha eleştirel yaklaşımlara yer verdik. Gerek benim, gerek Tiyatro...tiyatro dergisi editörü Mustafa Demirkanlı'nın gerekse genç kalemlerimizden Ezgi Besen'in değerlendirmesi konunun eleştirel yanını yakın görüşlerle ortaya koydu.

Kısaca özetlemek gerekirse bu eleştirilerimiz farklı nüanslarda da olsa şu şekilde özetlenebilir

1- Tiyatro Derneklerinin, Tiyatro topluluklarının ve profesyonel tiyatrocularımızın eylemi sahiplenmemişliği, bir tiyatrocu eylemine yeterince katılmayışları

2- Önceki eylemlere göre katılımda artış olsa da bunun yine de bu denli bir konuda yeterli sayılarla ifade edilemeyeceği

3- Eyleme destek veren siyasal grupların ve partilerin eylemin ana unsuru olması gereken tiyatroculardan bir hayli fazla olması ve taşınan pankartlarla, parti bayraklarıyla eylemin niteliğini dışarıya farklı yansıttığı, parti bayraklarının kendiliğinden katılımcılar üzerinde yada yol boyunca kamuoyundan dahil olabilecekler üzerinde olumsuz etkisi olabileceği gibi, bundan sonraki olası eylemler içinde olumsuz etki yaratabileceği kuşkusu.

Buraya dek konuyu özetledikten sonra önce bu eleştiriler üzerine Sayın Orhan Aydın'ın sitemize bugün (12 kasım pazartesi)  eklediğimiz ve kısmen bu eleştirilere yanıt da sayılabilecek yazısı, ardından TODER Genel sekreteri Sayın Ulvi Alacakaptan'ın açıklayıcı bir emaili, daha sonra da Sayın Orhan Kurtuldu'nun bir özel e-mailini aldım. Öncelikle biraz bunlara değinmek istiyorum. Ardından bu kendi aramızda süren değerlendirmeleri genişletip tüm tiyatro kamuoyunda ve tiyatro derneklerini dahil edecek bir platforma nasıl dönüştürebilir ve nasıl daha geniş tavanlı ve dolaysıyla  geniş tabanlı bir eylemlilik organize edilebilir konusuna kafa yormak istiyorum.

Eylemi baştan beri organize eden bu konuda en çok çaba gösteren iki kişiden biri olan Sayın Orhan Aydın eylemin ardından olumlu bir değerlendirmesini bizimle paylaşmıştı. Bugün yayına giren yazısında ise olumsuz yanlara yani en başta tiyatrocuların duyarsızlıklarına değinmekte. Önce hemen altını çizelim ki biz burada kimseyi diğer başka bir kimseyle karşı taraf, yada hasım gibi görmediğimizden birbirini eleştiren satırlar da olsa birbirinin tamamlayanı olma çabası olarak görmek eğilimindeyiz. Burda yapacağımız fikir jimnastikleri de bu yapılmış girişimlere alternatif hazırlamak için değil bu başlayanı geliştirmeye varsa hatalarından arındırmaya , eylemliliği artırıp yaymaya yönelik olacak kuşkusuz. Bu açıklamanın arından sayın Orhan Aydın'ın bazı satırlarını alıntılayarak görüş belirtmek istiyorum

(...) Şimdi, sözünü ettiğim insanların hemen hepsini tanıyan biri olarak tek tek isimlerini yayımlayıp “bu güzelleme zincirinin halkaları arasına sıkışmış yurttaşlarımız bunlar” demek ne kadar doğru kestiremiyorum doğrusu. (...)

(...) Akıl almaz bir durumdur. Evin başına yıkılırken seyirci olmak, hatta alkışa durmak, gerçekten akıl almaz bir durumdur. (...)

 Orhan Aydın

 Sayın Orhan Aydın'ın tiyatroculara sitem yada eleştirilerini içeren satırlarından bir kısmı bunlar. Bir de kulak çekmek tabirini kullandığı satırlar yer almaktaydı. Eğer benim bu yazımla ilgilenmişseniz Orhan Aydın'ın da yazsının tamamını zaten okuduğunuzu tahmin ediyorum.

Ben tersini yapalım diyorum. Gerekiyorsa tek tek isim isim ilgilenelim. Tiyatro dünyası dediğiniz kaç kişi ki? Acaba bizim fark edemediğimiz ne var belki de onlardan öğreniriz. Önce derneklerden başlayalım tek tek bağlantı kuralım. örneğin İATP-G ne düşünüyor bu sahnelerin yıkılması konusunda ? Acaba bizim göremediğimiz bir şeyleri görmüş olabilirler mi? yada onlarda bizim kadar rahatsızlar mı? yada farklı bir şey mi düşünüyorlar yada yapılan bu eylemliliğe dahil olmazlar mı? Olurlarsa nasıl? Aynı şekilde ATÇ, TODER, OYÇED, ve diğerleri.. Hatta derneklerin ardından gidelim Tiyatro İstanbul'a, Tiyatro Kedi'ye, Işıl Kasapoğlu'na Semaver Kumpanya'ya, Genç yüreklerin oluşturduğu DOT'a, Garaj İstanbul'a, gidebildiğimiz heryere herkese. Sizi bu gidişat rahatsız etmiyor mu diye soralım, ülkenin gidişatı, salonların yıkılması sizce sorun değil mi soralım. Ve ne yapmalıyız'ı soralım. Hemen bunun ardından geniş bir tavan oluşturmak için daha güçlü bir organizasyon yapılanmasını kurup bunların yönlendirmesine bırakalım eylemliliği.

Zaten bu aşamada kulak çekme hakkını da kimse kendinde göremez. Biz eylem planladık hadi gelin katılın, katılmadınızsa kulağını çekeriz deme hakkı olamaz. Eylem yapıp yapmamaya, yapılacaksa nasıl yapılacağına birlikte karar verilir sonunda da kıvanç duyulacaksa birlikte duyulur pes edilecekse birlikte edilir.

(...) AKM, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkım kararları aynı kentsel paylaşımın farklı isimlerle yapılanlarıdır. Rant paylaşımları projelerinin farklı gibi görülen adları da aslında aynı adrese çıkmaktadır. (...)

Orhan Aydın

Gerek bu paragrafla gerekse eylem günü konuşmasıyla yada eylem ortak bildirisiyle AKM ve Muhsin Ertuğrul sahnelerinin yıkım olayı biraz bina-mekan-arsa-rant ağırlıklı ele alınıyor gibi. Elbette bu sistemde yerel ve genel iktidarların rant yağmacılığı bir gerçektir. Ama bana göre bundan daha fazla öncelikli vurgulanması gereken iktidarın kültür sanat düşmanı politikasıdır. Zira geçen iktidar döneminde gördük ki ille de ranta araziye binaya dayanmadan da iktidarın sanat ve tiyatro düşmanı uygulamaları vardır. örneğin ödenekli tiyatroların kısmen de olsa özerk yapısına müdahale etmek, yöneticilerini zora dayalı görevden almak, 60 yaş emeklilik uygulamasını fırsat bilip çok sayıda sanatçıyı kapının önüne koymak, Şehir Tiyatrolarının katma bütçeden çıkarılması, DT'de bütçenin kısılması,  Özel tiyatrolara desteğin kesilme denenmesi, Devlet Tiyatrolarında performans yasası, geçen ay çıkan sanatçılara, gazetecilere tanınmış özel emeklilik indiriminin iptal edilmesi...  Bütün bunları göz önüne aldığınızda ortada rant kavgasından, bina arazisi kapmaktan daha önde vurgulanması gereken bir kültür-sanat kurumlarına saldırı ve sindirme politikası yok mudur? Binaların gasp edilmesi bu indirilen darbelerden sadece birisidir. Binaları öne çıkarmak yerine topyekun bir kültür sanat savunusu daha doğru bir politika izlenmesini sağlayacak ve neden diğer tiyatro örgütleriyle de hemen elzem bir işbirliğine gidilmesi gerektiğini ortaya koyacaktır.

Şimdi Karanlığa Karşı Sanat Cephesini oluşturan kesimlere bakalım.

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, Özerk Sanat Konseyi Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği (TOMEB Genel Merkezi) TOBAV Genel Merkezi , Nazım Hikmet Kültür Merkezi , UPSD , Kültür Sanat-Sen (Genel Merkezi) , ÇASOD, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği , iŞTiSAN , Türkiye Yazarlar Sendikası  , Kemal Türkler Kültür Eğitim Vakfı , PEN - Karikatüristler Derneği , Film- Yön , Belgesel Sinemacılar Birliği , 68'liler Birliği Vakfı , Mizah Üretenler Derneği

Çok güzel elbette hepsi olsun artarak tüm sanat örgütleri eklensin. Ama acaba Karikatüristler Derneği AKM'nin, Harbiye'nin yıkımına karşı da TODER Tiyatro Oyuncuları Derneği değil mi? ; PEN Yazarlar Derneği bu durumu eleştirirken OYÇED Oyun Yazarları Derneği umursamıyor mu?

İlle de Karanlığa Karşı Sanat Cephesi içine dahil olmayabilirler ama en azından 4 Kasım eyleminde tiyatrolara indirilen bu darbe için onların işbirliği aranamaz mıydı? Konunun mimari yanı, bina , arsa yanı, rant yanı kadar kültür sanata indirilen darbeler zincirinin bir devamı olduğu göz önünde tutulursa elbette tüm tiyatro ve ilgili alanların örgütleri orada olabilirdi.

Şimdi burada bugün benim yazıma ilişkin olarak TODER Genel sekreteri sayın Ulvi Alacakaptan'ın bilgilendirme mailini buraya aktarmak istiyorum.

Sevgili AETimur

Sitemini şimdi gördüm hemen cevaplamak için bu yolu seçtim.
Orhan Aydın arkadaşımız tek kişilik ordu gibi hareket etmekte ve beni
*Beyoğlu'nda rastlarsa *bazı şeylerden haberdar etmektedir.
Arkadaşlığımızın içtenliğine güveniyor olabilir ancak örgütsel çalışma
böyle olmaz.
TODER e şimdiye dek bu kanaldan hiçbir davet bildiri duyuru
gelmemiştir.
Yönetim Kurulu üyelerimiz bir m e s l e k derneği yönetmenin bilinci
ile siyasi eğilimlerini dernek çatısı içinde askıya almaktadırlar.
Son eylemde olduğu gibi amaç siyaset haklılık karman çorman olup
belirli siyaset/lerin güdümüne girer / bilinçle güdümüne sokulursa bu
uygun olmaz.
TODER 900 kişiye ulaşan üye sayısı ile Türkiye'nin en büyük tiyatrocu
örgütüdür.Eylem ve tepkilerini evrensel kurallar içinde yetkili
kurullarının sorumluluğunda ortaya koyar.
Kamuoyunun aydınlatılmasına vesile olduğunuz için teşekkür eder
Tiyatro Sevdalıları'nı sevgiyle kucaklarım
Ulvi Alacakaptan
TODER Tiyatro Oyuncuları Derneği
Genel Sekreteri

Burada altı çizilecek noktalar

* Bugüne dek TODER'e bu konuda hiç bir davet, bildiri, duyuru gitmediği

* TODER yönetiminin mesleki dernek bilinci ile siyasal eğilimlerini göz ardı ettikleri

* Aynı tavrı karşıdan da bekleyip eylemlerin belirli siyasetlerin güdümüne girdiği izlenimi yaratılmasını uygun görmedikleri

* Bu en geniş tiyatro üyeli derneğin gerektiğinde evrensel kurallar içinde eylem ve tepkilerini ortaya koyabilecekleri.

Geniş tabanlı bir mesleki örgütlenmenin bu beklenti ve hassasiyetlerini anlayışla karşılamamak mümkün mü?

Eğer benzer açıklamalar diğer tiyatro derneklerinden de gelirse yer vereceğiz elbette.

Şimdi burada TODER'e yönlendirebileceğimiz bir eleştiri kalıyor. Neden bir davet, duyuru, bildiri bekliyorsunuz?... Neden Orhan Aydın yada Orhan Kurtuldu size davet yollasın beklentisindesiniz? Madem ki siz en fazla üyesi olan tiyatro örgütüsünüz ve madem ki bu yıkılan salonlar yada yapılan uygulamalar sizin de üyelerinizi mağdur edecek neden hiç böyle bir şey yaşamıyormuş gibi davranıyorsunuz? Yok eğer bunu bir tehlike yada sorun olarak görmüyorsanız bunu da açıklayınız da tiyatro severlerin yüreğine su serpiniz. Ama bir olumsuzluk olarak görüyorsanız neden bu davet beklentisi? Örgütleyen siz olun. Siz çağrı yapın diğer tiyatro derneklerine, oyun yazarlarına, tiyatro seyircilerine. Ve siz onlarla birlikte koyun kuralları. Ne tür destek katılımlarına açıksınız yada ne tür bayraklar açılmasına izin verilecektir nasıl karman çorman olunmayacaktır. Hatta hiç bir diğer örgütle olmasa da neden bir girişim de siz yapmıyorsunuz 900 üyenizle?

Yeniden Sayın orhan Aydın'ın satırlarına dönmek istiyorum

Katılımcı grupların arasında Yurtsever Cephe den dostlarımızın kalabalık oluşu ve kendilerini tanımlayan flamalarla yürüyüşü, bazılarının canını sıkmışa benziyor. Komite olarak, “katılımcı her kurum kendini ifade edecek pankartını, flamasını açar diyen bizleriz”. Olanda budur. TKP dövizlerinin açılması ise evet yanlıştır ve tarafımdan anons edilerek indirilmesi sağlanmıştır. Ancak, elbette korkunun ecele faydası yoktur. Eylem “TKP eylemi oldu” diyen bazı talihsiz saptamalar ise, hem Karanlığa Karşı Sanat Cephesini bir yerlerle ilişkilendirmeye kalkıyorlar, hem TKP’ ni küçümsüyorlar.

Orhan Aydın


Sayın Orhan Aydın, Yurtsever Cephe flamalarından söz eden yazılardan biri de bana ait olduğu için biraz bu eleştiriyi kendi adıma yanıtlamak istiyorum. Beni yurtsever Cephenin çokça katılımı rahatsız etmez. Bunu yazımda da belirttim ve katılanlar hoş gelmiş safa gelmiş katılmayanları sorguluyorum dedim. Ha, elbette beni zaman zaman bazı pankartlar rahatsız etmiştir. Örneğin iğneyle kuyu kazar gibi tek tek konuşarak gecemizi gündüzümüze ekleyerek yaptığımız örgütlenme çabaları sonucu geniş kitleleri sokağa çıkardığımızda emekçiler adına davrandığını iddia edip emekçilerden çok kopuk ve marjinal kalmış siyasetlerin 3-5 kişiyle gelip oluşmasında en ufak payları olmayan kitlenin önünde üç kişiyle pankart açıp sonrada dergi kapaklarına bunu kendi eylemleriymiş gibi koyması rahatsız etmiştir örneğin. Ama 4 kasım eyleminde öyle bir durum yoktu tam tersine Yurtsever Cepheliler oldukça fazlaydı, kitlenin büyük bölümünü oluşturuyordu. İşte sorun da burada. Yani yurtsever cephe yine aynı sayıda orada olsaydı ama orada sorunun asıl sahibi tiyatrocular daha da fazla olsaydı. Kitleleri eylemliliğe katmak için gereken budur. Her alanda alanın kendi insanlarına bu eylemin gereğinin anlatılıp katılımının sağlanmasıdır. Yoksa kenarda "hazır kıta bir birlik" bulundurup her eyleme onların katılımını taşıyıp bakın telekomcular eylemi yaptık, bakın mimarlar eylemi yaptık, bakın üniversiteliler eylemi yaptık, bakın tiyatrocular eylemi yaptık mı diyeceğiz? Bu kendimizi kandırmaktan başka ne işe yarar? Bu tıpkı resmi bayramlara okul öğrencilerinin taşınmasıyla benzer  bir durum olmayacak mı?

4 Kasımda Tiyatrocular yürüdü diyebiliyor musunuz? 4 Kasımda sanatseverler yürüdü diyebiliyor musunuz? Ben diyemiyorum, bana göre orada 50 tane tiyatrocu yoktu. O halde Karanlığa karşı Sanat Cephesi 4 Kasımda güzel bir eylem yaptı mı? Evet yaptı denilebilir.

 Peki Karanlığa Karşı Sanat Cephesi 4 Kasımda Tiyatrocuları eyleme katabildi mi ? Hayır. Neden olmadı? Kulakları çekilmediği için mi yoksa yeterli bağlantılar kurulmadığı için mi yoksa bu eylem tiyatrocuları ifade ve temsil edemediği için mi yoksa başka nedenle mi işte bunu saptamaya çalışmıyor muyuz hep birlikte?

Yurtsever Cephe flamalarına ve TKP bayraklarına gelince, bana göre dileyen her siyasi oluşum yada parti destek verebilir eylemlere. Böylece halk da hangi siyasi oluşumlar kendi yanında hangileri destekliyor hangileri umursar görünüp umursamıyor anlayabilir. Ama bana göre bu böyle. Başkaları hayır ben TKP bayrağının yada herhangi bir parti bayrağının arkasında yürüyor gibi bir konuma düşmek istemiyorum da diyebilir. Bu da en doğal hakları. Eminim siz de onlarca diğer partinin, örgütün flaması bayrağı altında yürümekten rahatsızlık duyabilirsiniz.

TKP'ni küçümsemek küçümsememek konusuna gelince bu konuda benim fazlaca söyleyebilecek bir sözüm olamaz bir partinin büyüklüğünü belirleyecek unsurlar, kıstaslar bellidir, misyonu, tarihi geçmişi, bugünkü konumu ve tarihi geçmişiyle bağlantısı, kitleselliği, kurumsallaşmışlığı ve daha onlarca faktör sayılabilir belki ama o günkü eylemde açılan TKP bayrakları ne TKP'nin büyüklük oranını ne de ogün orada olmayan diğer parti bayrakları o partilerin küçüklük oranını vermez. Ancak verse verse bu eylem için daha çok kimlere yönelik katılım bağlantıları kurulduğu konusunda bilgi verir ki bu da görünüşe göre örneğin bir TODER'e yönelik çalışma yapılmadığı ama Yurtsever Cephe yada TKP ile bağlantırıldığı gibi bir izlenim vermiştir eleştirilerde bundan dolayıdır.

Hiç birimiz unutmamalıyız, karşı koyuşu örgütleyebilmenin yolunu, birlikte davranma kültürümüz açacaktır.

Orhan Aydın

Son olarak bu sözünüzü esas alıyor ve işte bunu hayata geçirelim diyorum. Sadece siyasal duruşla birlikte davranabildiklerimiz değil ortak çıkar, ortak kaygı , ortak tehlikeler karşısında tavır gösterebilen diğerleriyle de birlikte durabilecek örgütlenmelerle kendimizi aşalım. Beyinlerin bir hayli karıştırılmaya çalışıldığı günümüzde hala "emek eksenli" tavırların doğru tavırlar olduğunu deklare edelim ve tiyatronun emek eksenine de tiyatrocuları oturtalım oturtmaya çalışalım. Kendi dışımızdakileri apolitiklikle suçlamak yerine inatla kazanmaya çalışalım. Kulak çekip, kenara atıp elimizdeki "hazır kuvvetlerle" avunmayalım.

O HALDE ŞİMDİ KONUNUN ASIL MUHATAPLARINI MUHATAP ALMAK ÜZERE BÜTÜN TİYATRO VE YAN ALANLARINDAKİ ÖRGÜTLERE SESLENMEK İSTİYORUM

TODER, TOBAV, ÇOGED, ASSITEJ, TİYO-DER, TİYAP, ÖTD, OYÇED, İŞTİSAN, TEB, KÜLTÜR SANAT-SEN, İATP-G , ATÇ, TOMEB, ATD ve DİĞER TİYATRO, KÜLTÜR SANAT ÖRGÜTLERİNİN ; TİYATRO TOPLULUKLARIMIZIN SAYIN YÖNETİCİLERİ VE SAYIN ÜYELERİ

1- Size göre İstanbul'un en büyük salonlarından olan ve Türkiye'nin en önemli meydanındaki Atatürk Kültür Merkezi'nin ve dünden bugüne tiyatro mirasımızın sembolleşmiş binası Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılması tiyatro dünyamız açısından üzerinde durulması, düşünülmesi, birlikte bir tavır geliştirilmesi gereken bir konu mudur?

2- Yerel yada Genel iktidarın tiyatrolar ve ülke kültür sanatına ilişkin politikalarını doğru, yeterli yada güvenilir buluyor musunuz, örneğin yeni anayasada bunun anayasadan çıkarılması yada pratikte görülen bazı uygulamalar sizi rahatsız ediyor mu? Bu tür uygulamalarda meslek örgütlerinin dikkate alınmasını gerekli buluyor musunuz?

3- Siyasal dünya görüşlerini öne çıkarmaksızın ortak kaygılar, mesleki ve ülke kültür sanatına yönelik tehditlere yada geliştirici tedbirlere yönelik yukarıda adı geçen mesleki örgütlerle hedefleri ve çerçevesi belli bir kapsam dahilinde yan yana gelinip ortak hareket edilmesi gereğine inanıyor musunuz?

4- Bugüne kadar yapılan girişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim kişisel önerim budur. Daha kitlesel ve ortak bir platform oluşturabilmek için gelin bunu geliştirelim ve uygulamaya geçirelim.