|
YAPILAN EYLEME İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER VE TÜM TİYATRO ÖRGÜTLERİNE
ÇAĞRI 4
Kasım Tiyatro eyleminden sonra eylemi değerlendiren ilk yazılar
genelde coşku verici ve genelde eylemi olumlayan yazılardı. Eylemin
hemen ardından bu değerlendirmelere yer verdik.
Fakat bazı somut verileri de görmezden gelmek yada görmemiş gibi
yapmak yerine irdelemenin uzun vadede hepimizin, en başta da
tiyatronun ve ülkenin yararına olacağı kuşkusuzdu. Bu nedenle
bu haftaki güncellememizde biraz daha eleştirel yaklaşımlara yer
verdik. Gerek benim, gerek Tiyatro...tiyatro dergisi editörü Mustafa
Demirkanlı'nın gerekse genç kalemlerimizden Ezgi Besen'in
değerlendirmesi konunun eleştirel yanını yakın görüşlerle ortaya
koydu.
Kısaca özetlemek
gerekirse bu eleştirilerimiz farklı nüanslarda da olsa şu şekilde
özetlenebilir
1- Tiyatro
Derneklerinin, Tiyatro topluluklarının ve profesyonel
tiyatrocularımızın eylemi sahiplenmemişliği, bir tiyatrocu eylemine
yeterince katılmayışları
2- Önceki eylemlere
göre katılımda artış olsa da bunun yine de bu denli bir konuda
yeterli sayılarla ifade edilemeyeceği
3- Eyleme destek veren
siyasal grupların ve partilerin eylemin ana unsuru olması gereken
tiyatroculardan bir hayli fazla olması ve taşınan pankartlarla,
parti bayraklarıyla eylemin niteliğini dışarıya farklı yansıttığı,
parti bayraklarının kendiliğinden katılımcılar üzerinde yada yol
boyunca kamuoyundan dahil olabilecekler üzerinde olumsuz etkisi
olabileceği gibi, bundan sonraki olası eylemler içinde olumsuz etki
yaratabileceği kuşkusu.
Buraya dek konuyu
özetledikten sonra önce bu eleştiriler üzerine Sayın Orhan Aydın'ın
sitemize bugün (12 kasım pazartesi) eklediğimiz ve kısmen bu
eleştirilere yanıt da sayılabilecek yazısı, ardından TODER Genel
sekreteri Sayın Ulvi Alacakaptan'ın açıklayıcı bir emaili, daha
sonra da Sayın Orhan Kurtuldu'nun bir özel e-mailini aldım.
Öncelikle biraz bunlara değinmek istiyorum. Ardından bu kendi
aramızda süren değerlendirmeleri genişletip tüm tiyatro kamuoyunda
ve tiyatro derneklerini dahil edecek bir platforma nasıl
dönüştürebilir ve nasıl daha geniş tavanlı ve dolaysıyla geniş
tabanlı bir eylemlilik organize edilebilir konusuna kafa yormak
istiyorum.
Eylemi baştan beri organize eden bu konuda en çok çaba gösteren iki
kişiden biri olan Sayın Orhan Aydın eylemin ardından olumlu bir
değerlendirmesini bizimle paylaşmıştı. Bugün yayına giren yazısında
ise olumsuz yanlara yani en başta tiyatrocuların duyarsızlıklarına
değinmekte. Önce hemen altını çizelim ki biz burada kimseyi diğer
başka bir kimseyle karşı taraf, yada hasım gibi görmediğimizden
birbirini eleştiren satırlar da olsa birbirinin tamamlayanı olma
çabası olarak görmek eğilimindeyiz. Burda yapacağımız fikir
jimnastikleri de bu yapılmış girişimlere alternatif hazırlamak için
değil bu başlayanı geliştirmeye varsa hatalarından arındırmaya ,
eylemliliği artırıp yaymaya yönelik olacak kuşkusuz. Bu açıklamanın
arından sayın Orhan Aydın'ın bazı satırlarını alıntılayarak görüş
belirtmek istiyorum
|
(...) Şimdi, sözünü ettiğim
insanların hemen hepsini tanıyan biri olarak tek tek
isimlerini yayımlayıp “bu güzelleme zincirinin halkaları
arasına sıkışmış yurttaşlarımız bunlar” demek ne kadar doğru
kestiremiyorum doğrusu. (...)
(...) Akıl almaz bir durumdur.
Evin başına yıkılırken seyirci olmak, hatta alkışa durmak,
gerçekten akıl almaz bir durumdur. (...)
Orhan
Aydın |
Sayın Orhan Aydın'ın
tiyatroculara sitem yada eleştirilerini içeren satırlarından bir
kısmı bunlar. Bir de kulak çekmek tabirini kullandığı satırlar yer
almaktaydı. Eğer benim bu yazımla ilgilenmişseniz Orhan Aydın'ın da
yazsının tamamını zaten okuduğunuzu tahmin ediyorum.
Ben tersini yapalım diyorum.
Gerekiyorsa tek tek isim isim ilgilenelim. Tiyatro dünyası dediğiniz
kaç kişi ki? Acaba bizim fark edemediğimiz ne var belki de onlardan
öğreniriz. Önce derneklerden başlayalım tek tek bağlantı kuralım.
örneğin İATP-G ne düşünüyor bu sahnelerin yıkılması konusunda ?
Acaba bizim göremediğimiz bir şeyleri görmüş olabilirler mi? yada
onlarda bizim kadar rahatsızlar mı? yada farklı bir şey mi
düşünüyorlar yada yapılan bu eylemliliğe dahil olmazlar mı?
Olurlarsa nasıl? Aynı şekilde ATÇ, TODER, OYÇED, ve diğerleri..
Hatta derneklerin ardından gidelim Tiyatro İstanbul'a, Tiyatro
Kedi'ye, Işıl Kasapoğlu'na Semaver Kumpanya'ya, Genç yüreklerin
oluşturduğu DOT'a, Garaj İstanbul'a, gidebildiğimiz heryere herkese.
Sizi bu gidişat rahatsız etmiyor mu diye soralım, ülkenin gidişatı,
salonların yıkılması sizce sorun değil mi soralım. Ve ne
yapmalıyız'ı soralım. Hemen bunun ardından geniş bir tavan
oluşturmak için daha güçlü bir organizasyon yapılanmasını kurup
bunların yönlendirmesine bırakalım eylemliliği.
Zaten bu aşamada kulak çekme
hakkını da kimse kendinde göremez. Biz eylem planladık hadi gelin
katılın, katılmadınızsa kulağını çekeriz deme hakkı olamaz. Eylem
yapıp yapmamaya, yapılacaksa nasıl yapılacağına birlikte karar
verilir sonunda da kıvanç duyulacaksa birlikte duyulur pes
edilecekse birlikte edilir.
|
(...) AKM, Muhsin Ertuğrul
Sahnesi’nin yıkım kararları aynı kentsel paylaşımın farklı
isimlerle yapılanlarıdır. Rant paylaşımları projelerinin
farklı gibi görülen adları da aslında aynı adrese çıkmaktadır.
(...)
Orhan Aydın |
Gerek bu paragrafla gerekse eylem
günü konuşmasıyla yada eylem ortak bildirisiyle AKM ve Muhsin
Ertuğrul sahnelerinin yıkım olayı biraz bina-mekan-arsa-rant
ağırlıklı ele alınıyor gibi. Elbette bu sistemde yerel ve genel
iktidarların rant yağmacılığı bir gerçektir. Ama bana göre bundan
daha fazla öncelikli vurgulanması gereken iktidarın kültür sanat
düşmanı politikasıdır. Zira geçen iktidar döneminde gördük ki ille
de ranta araziye binaya dayanmadan da iktidarın sanat ve tiyatro
düşmanı uygulamaları vardır. örneğin ödenekli tiyatroların kısmen de
olsa özerk yapısına müdahale etmek, yöneticilerini zora dayalı
görevden almak, 60 yaş emeklilik uygulamasını fırsat bilip çok
sayıda sanatçıyı kapının önüne koymak, Şehir Tiyatrolarının katma
bütçeden çıkarılması, DT'de bütçenin kısılması, Özel
tiyatrolara desteğin kesilme denenmesi, Devlet Tiyatrolarında
performans yasası, geçen ay çıkan sanatçılara, gazetecilere tanınmış
özel emeklilik indiriminin iptal edilmesi... Bütün bunları göz
önüne aldığınızda ortada rant kavgasından, bina arazisi kapmaktan
daha önde vurgulanması gereken bir kültür-sanat kurumlarına saldırı
ve sindirme politikası yok mudur? Binaların gasp edilmesi bu
indirilen darbelerden sadece birisidir. Binaları öne çıkarmak yerine
topyekun bir kültür sanat savunusu daha doğru bir politika
izlenmesini sağlayacak ve neden diğer tiyatro örgütleriyle de hemen
elzem bir işbirliğine gidilmesi gerektiğini ortaya koyacaktır.
Şimdi Karanlığa Karşı Sanat
Cephesini oluşturan kesimlere bakalım.
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul
Büyükkent Şubesi, Özerk Sanat Konseyi Tiyatro Oyuncuları Meslek
Birliği (TOMEB Genel Merkezi) TOBAV Genel Merkezi , Nazım Hikmet
Kültür Merkezi , UPSD , Kültür Sanat-Sen (Genel Merkezi) , ÇASOD,
Tiyatro Eleştirmenleri Birliği , iŞTiSAN , Türkiye Yazarlar
Sendikası , Kemal Türkler Kültür Eğitim Vakfı , PEN -
Karikatüristler Derneği , Film- Yön , Belgesel Sinemacılar Birliği ,
68'liler Birliği Vakfı , Mizah Üretenler Derneği
Çok güzel elbette hepsi olsun
artarak tüm sanat örgütleri eklensin. Ama acaba Karikatüristler
Derneği AKM'nin, Harbiye'nin yıkımına karşı da TODER Tiyatro
Oyuncuları Derneği değil mi? ; PEN Yazarlar Derneği bu durumu
eleştirirken OYÇED Oyun Yazarları Derneği umursamıyor mu?
İlle de Karanlığa Karşı Sanat
Cephesi içine dahil olmayabilirler ama en azından 4 Kasım eyleminde
tiyatrolara indirilen bu darbe için onların işbirliği aranamaz
mıydı? Konunun mimari yanı, bina , arsa yanı, rant yanı kadar kültür
sanata indirilen darbeler zincirinin bir devamı olduğu göz önünde
tutulursa elbette tüm tiyatro ve ilgili alanların örgütleri orada
olabilirdi.
Şimdi burada bugün benim yazıma
ilişkin olarak TODER Genel sekreteri sayın Ulvi Alacakaptan'ın
bilgilendirme mailini buraya aktarmak istiyorum.
Sevgili AETimur
Sitemini şimdi gördüm hemen cevaplamak için bu yolu seçtim.
Orhan Aydın arkadaşımız tek kişilik ordu gibi hareket etmekte
ve beni
*Beyoğlu'nda rastlarsa *bazı şeylerden haberdar etmektedir.
Arkadaşlığımızın içtenliğine güveniyor olabilir ancak örgütsel
çalışma
böyle olmaz.
TODER e şimdiye dek bu kanaldan hiçbir davet bildiri duyuru
gelmemiştir.
Yönetim Kurulu üyelerimiz bir m e s l e k derneği yönetmenin
bilinci
ile siyasi eğilimlerini dernek çatısı içinde askıya
almaktadırlar.
Son eylemde olduğu gibi amaç siyaset haklılık karman çorman
olup
belirli siyaset/lerin güdümüne girer / bilinçle güdümüne
sokulursa bu
uygun olmaz.
TODER 900 kişiye ulaşan üye sayısı ile Türkiye'nin en büyük
tiyatrocu
örgütüdür.Eylem ve tepkilerini evrensel kurallar içinde
yetkili
kurullarının sorumluluğunda ortaya koyar.
Kamuoyunun aydınlatılmasına vesile olduğunuz için teşekkür
eder
Tiyatro Sevdalıları'nı sevgiyle kucaklarım
Ulvi Alacakaptan
TODER Tiyatro Oyuncuları Derneği
Genel Sekreteri |
Burada altı çizilecek noktalar
* Bugüne dek TODER'e bu konuda
hiç bir davet, bildiri, duyuru gitmediği
* TODER yönetiminin mesleki
dernek bilinci ile siyasal eğilimlerini göz ardı ettikleri
* Aynı tavrı karşıdan da bekleyip
eylemlerin belirli siyasetlerin güdümüne girdiği izlenimi
yaratılmasını uygun görmedikleri
* Bu en geniş tiyatro üyeli
derneğin gerektiğinde evrensel kurallar içinde eylem ve tepkilerini
ortaya koyabilecekleri.
Geniş tabanlı bir mesleki
örgütlenmenin bu beklenti ve hassasiyetlerini anlayışla karşılamamak
mümkün mü?
Eğer benzer açıklamalar diğer
tiyatro derneklerinden de gelirse yer vereceğiz elbette.
Şimdi burada TODER'e yönlendirebileceğimiz bir eleştiri kalıyor.
Neden bir davet, duyuru, bildiri bekliyorsunuz?... Neden Orhan Aydın
yada Orhan Kurtuldu size davet yollasın beklentisindesiniz? Madem ki
siz en fazla üyesi olan tiyatro örgütüsünüz ve madem ki bu yıkılan
salonlar yada yapılan uygulamalar sizin de üyelerinizi mağdur edecek
neden hiç böyle bir şey yaşamıyormuş gibi davranıyorsunuz? Yok eğer
bunu bir tehlike yada sorun olarak görmüyorsanız bunu da açıklayınız
da tiyatro severlerin yüreğine su serpiniz. Ama bir olumsuzluk
olarak görüyorsanız neden bu davet beklentisi? Örgütleyen siz olun.
Siz çağrı yapın diğer tiyatro derneklerine, oyun yazarlarına,
tiyatro seyircilerine. Ve siz onlarla birlikte koyun kuralları. Ne
tür destek katılımlarına açıksınız yada ne tür bayraklar açılmasına
izin verilecektir nasıl karman çorman olunmayacaktır. Hatta hiç bir
diğer örgütle olmasa da neden bir girişim de siz yapmıyorsunuz 900
üyenizle?
Yeniden Sayın orhan Aydın'ın
satırlarına dönmek istiyorum
|
Katılımcı grupların arasında
Yurtsever Cephe den dostlarımızın kalabalık oluşu ve
kendilerini tanımlayan flamalarla yürüyüşü, bazılarının canını
sıkmışa benziyor. Komite olarak, “katılımcı her kurum kendini
ifade edecek pankartını, flamasını açar diyen bizleriz”.
Olanda budur. TKP dövizlerinin açılması ise evet yanlıştır ve
tarafımdan anons edilerek indirilmesi sağlanmıştır. Ancak,
elbette korkunun ecele faydası yoktur. Eylem “TKP eylemi oldu”
diyen bazı talihsiz saptamalar ise, hem Karanlığa Karşı Sanat
Cephesini bir yerlerle ilişkilendirmeye kalkıyorlar, hem TKP’
ni küçümsüyorlar.
Orhan Aydın |
Sayın Orhan Aydın, Yurtsever Cephe flamalarından söz eden yazılardan
biri de bana ait olduğu için biraz bu eleştiriyi kendi adıma
yanıtlamak istiyorum. Beni yurtsever Cephenin çokça katılımı
rahatsız etmez. Bunu yazımda da belirttim ve katılanlar hoş gelmiş
safa gelmiş katılmayanları sorguluyorum dedim. Ha, elbette beni
zaman zaman bazı pankartlar rahatsız etmiştir. Örneğin iğneyle kuyu
kazar gibi tek tek konuşarak gecemizi gündüzümüze ekleyerek
yaptığımız örgütlenme çabaları sonucu geniş kitleleri sokağa
çıkardığımızda emekçiler adına davrandığını iddia edip emekçilerden
çok kopuk ve marjinal kalmış siyasetlerin 3-5 kişiyle gelip
oluşmasında en ufak payları olmayan kitlenin önünde üç kişiyle
pankart açıp sonrada dergi kapaklarına bunu kendi eylemleriymiş gibi
koyması rahatsız etmiştir örneğin. Ama 4 kasım eyleminde öyle bir
durum yoktu tam tersine Yurtsever Cepheliler oldukça fazlaydı,
kitlenin büyük bölümünü oluşturuyordu. İşte sorun da burada. Yani
yurtsever cephe yine aynı sayıda orada olsaydı ama orada sorunun
asıl sahibi tiyatrocular daha da fazla olsaydı. Kitleleri
eylemliliğe katmak için gereken budur. Her alanda alanın kendi
insanlarına bu eylemin gereğinin anlatılıp katılımının
sağlanmasıdır. Yoksa kenarda "hazır kıta bir birlik" bulundurup her
eyleme onların katılımını taşıyıp bakın telekomcular eylemi yaptık,
bakın mimarlar eylemi yaptık, bakın üniversiteliler eylemi yaptık,
bakın tiyatrocular eylemi yaptık mı diyeceğiz? Bu kendimizi
kandırmaktan başka ne işe yarar? Bu tıpkı resmi bayramlara okul
öğrencilerinin taşınmasıyla benzer bir durum olmayacak mı?
4 Kasımda Tiyatrocular yürüdü
diyebiliyor musunuz? 4 Kasımda sanatseverler yürüdü diyebiliyor
musunuz? Ben diyemiyorum, bana göre orada 50 tane tiyatrocu yoktu. O
halde Karanlığa karşı Sanat Cephesi 4 Kasımda güzel bir eylem yaptı
mı? Evet yaptı denilebilir.
Peki Karanlığa Karşı Sanat
Cephesi 4 Kasımda Tiyatrocuları eyleme katabildi mi ? Hayır. Neden
olmadı? Kulakları çekilmediği için mi yoksa yeterli bağlantılar
kurulmadığı için mi yoksa bu eylem tiyatrocuları ifade ve temsil
edemediği için mi yoksa başka nedenle mi işte bunu saptamaya
çalışmıyor muyuz hep birlikte?
Yurtsever Cephe flamalarına ve
TKP bayraklarına gelince, bana göre dileyen her siyasi oluşum yada
parti destek verebilir eylemlere. Böylece halk da hangi siyasi
oluşumlar kendi yanında hangileri destekliyor hangileri umursar
görünüp umursamıyor anlayabilir. Ama bana göre bu böyle. Başkaları
hayır ben TKP bayrağının yada herhangi bir parti bayrağının
arkasında yürüyor gibi bir konuma düşmek istemiyorum da diyebilir.
Bu da en doğal hakları. Eminim siz de onlarca diğer partinin,
örgütün flaması bayrağı altında yürümekten rahatsızlık
duyabilirsiniz.
TKP'ni küçümsemek küçümsememek konusuna gelince bu konuda benim
fazlaca söyleyebilecek bir sözüm olamaz bir partinin büyüklüğünü
belirleyecek unsurlar, kıstaslar bellidir, misyonu, tarihi geçmişi,
bugünkü konumu ve tarihi geçmişiyle bağlantısı, kitleselliği,
kurumsallaşmışlığı ve daha onlarca faktör sayılabilir belki ama o
günkü eylemde açılan TKP bayrakları ne TKP'nin büyüklük oranını ne
de ogün orada olmayan diğer parti bayrakları o partilerin küçüklük
oranını vermez. Ancak verse verse bu eylem için daha çok kimlere
yönelik katılım bağlantıları kurulduğu konusunda bilgi verir ki bu
da görünüşe göre örneğin bir TODER'e yönelik çalışma yapılmadığı ama
Yurtsever Cephe yada TKP ile bağlantırıldığı gibi bir izlenim
vermiştir eleştirilerde bundan dolayıdır.
|
Hiç birimiz unutmamalıyız,
karşı koyuşu örgütleyebilmenin yolunu, birlikte davranma
kültürümüz açacaktır.
Orhan Aydın |
Son olarak bu sözünüzü esas alıyor ve
işte bunu hayata geçirelim diyorum. Sadece siyasal duruşla birlikte
davranabildiklerimiz değil ortak çıkar, ortak kaygı , ortak
tehlikeler karşısında tavır gösterebilen diğerleriyle de birlikte
durabilecek örgütlenmelerle kendimizi aşalım. Beyinlerin bir hayli
karıştırılmaya çalışıldığı günümüzde hala "emek eksenli" tavırların
doğru tavırlar olduğunu deklare edelim ve tiyatronun emek eksenine
de tiyatrocuları oturtalım oturtmaya çalışalım. Kendi dışımızdakileri
apolitiklikle suçlamak yerine inatla kazanmaya çalışalım. Kulak çekip,
kenara atıp elimizdeki "hazır kuvvetlerle" avunmayalım.
O HALDE ŞİMDİ KONUNUN ASIL
MUHATAPLARINI MUHATAP ALMAK ÜZERE BÜTÜN TİYATRO VE YAN ALANLARINDAKİ
ÖRGÜTLERE SESLENMEK İSTİYORUM
TODER, TOBAV,
ÇOGED, ASSITEJ, TİYO-DER, TİYAP, ÖTD, OYÇED, İŞTİSAN, TEB, KÜLTÜR
SANAT-SEN, İATP-G , ATÇ, TOMEB, ATD ve DİĞER TİYATRO, KÜLTÜR SANAT
ÖRGÜTLERİNİN ; TİYATRO TOPLULUKLARIMIZIN SAYIN YÖNETİCİLERİ VE SAYIN
ÜYELERİ
1- Size göre İstanbul'un en büyük
salonlarından olan ve Türkiye'nin en önemli meydanındaki Atatürk
Kültür Merkezi'nin ve dünden bugüne tiyatro mirasımızın sembolleşmiş
binası Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinin yıkılması tiyatro dünyamız
açısından üzerinde durulması, düşünülmesi, birlikte bir tavır
geliştirilmesi gereken bir konu mudur?
2- Yerel yada Genel iktidarın
tiyatrolar ve ülke kültür sanatına ilişkin politikalarını doğru,
yeterli yada güvenilir buluyor musunuz, örneğin yeni anayasada bunun
anayasadan çıkarılması yada pratikte görülen bazı uygulamalar sizi
rahatsız ediyor mu? Bu tür uygulamalarda meslek örgütlerinin dikkate
alınmasını gerekli buluyor musunuz?
3- Siyasal dünya görüşlerini öne
çıkarmaksızın ortak kaygılar, mesleki ve ülke kültür sanatına
yönelik tehditlere yada geliştirici tedbirlere yönelik yukarıda adı
geçen mesleki örgütlerle hedefleri ve çerçevesi belli bir kapsam
dahilinde yan yana gelinip ortak hareket edilmesi gereğine inanıyor
musunuz?
4- Bugüne kadar yapılan
girişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Benim kişisel önerim budur. Daha
kitlesel ve ortak bir platform oluşturabilmek için gelin bunu
geliştirelim ve uygulamaya geçirelim. |