www.tiyatrom.com

Tiyatro Haber, Tanıtım sitesi

A.Ertuğrul Timur

aetimur@gmail.com

 
A.E. Timur yazıları
 
 ARANIYOR...
YAPILAN EYLEME İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER VE TÜM TİYATRO ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI
4 KASIM KARANLIĞA KARŞI IŞIK EYLEMİ VE SAHNE IŞIKLARININ KÖR ETTİKLERİ
NASIL BİR TİYATRO YAYINCILIĞI
BARIŞAROCK ELEŞTİRİLERİNE İLİŞKİN
SAYIN MEHMET ESATOĞLU'NA AÇIK MEKTUP
YAŞASIN SANSÜR !
BEN DE OLSAM ÖZDEMİR NUTKU'NUN YAPTIĞINI YAPARDIM
Sol ve Ulusalcıların görmek istemediği tablo
Yaşam Kaya'ya ve Birleşen Topluluklara
Özel Tiyatroların düşmanı mıyız?
İmza defterine karşı görüş yazılmaz
Sözüm Devlet onu da yapsın bunu da yapsın diyenlere
ÖZEL TİYATROLARA YARDIM HAK MIDIR, RİSK MİDİR?
Kim Hayır Diyebilir ki?
İletişim Yorgunluğu
Lemi Bilgin'e açık mektup
Ulufeler dağıtıldı Ali Uyanığa yine büyük pasta
AKM, Tiyatral İstanbul, Karanlığa karşı Sanat Cephesi ve Farklı Görevlerin ayırdına varabilmek
Afife Jale Ödülünü yazmak Hiç içimden gelmedi...

"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİL GAZETECİ ÖZGÜRLÜĞÜ DEMİŞTİK"

Lysistrata'lığın Lüzumu Yok!
BİLİNÇLİ, YADA BİLİNÇSİZ GREV KIRICILIK YAPMA PAHASINA, HAYDİ TİYATROCULAR UYGUN ADIM ARŞ ARŞ !
Yıkmayalım da Besleyelim mi?
BEDENİ GİTTİ GİTMESİNE DE HRANT DİNK ADI POPİLİZME KURBAN GİTMESİN
BİZE "BİR CÜMLE" SÖYLER MİSİNİZ?
Manşet Manşet Üstüne

1 LİRAYA TİYATRO VE BAŞKANIN TİYATROCULARA YEMEĞİ

Bir kilo Orhan Pamuk'mu daha ağır vakadır yoksa Bir kilo ulusalcılık mı?
BENDEN BU KADAR, YA SİZDEN NE HABER?
KÜLTÜR BAKANINA AÇIK MEKTUP Harçlık üleştirmeye son verilsin desteğin daha akılcıl yolları da var
YİNE YEŞİLLENDİ FINDIK DALLARI, ACEP NE OLACAK TİYATRONUN HALLARI?
BİLİNMEYEN TİYATROLAR FESTİVALİNİN BİLİNEN KONUSU ÜZERİNE SON BİR YAZI
BİR MSN SOHBETİNDEN YOLA ÇIKARAK GENÇLİK OYUNU METNİNDE ARAYIŞ DENEMELERİMİZ
GENÇLİK OYUNUNDA EN BÜYÜK TEHLİKE "DİDAKTİK OLMAK"
GENÇLİK OYUNU YAZMAK CESARET İSTER

GENÇ KİMDİR? HANGİ OYUN HANGİ YAŞ GRUBUNA HİTAP EDECEK? BUNU NASIL BELİRLEYEBİLİRİZ?

PANELDEN İZLENİMLER

GENÇLİK OYUNU" ÜZERİNE

TİYATRO'DA GENÇLİK RÜZGARI - 2
TİYATRO'DA GENÇLİK RÜZGARI - 1
BU NE BİÇİM BİR SORUMSUZLUKTUR!
MAALESEF YENİDEN YAYINDAYIZ

VEDA YAZISI
BANA GÖRE GERÇEK ÖZGÜR SANATIN TEK YOLU
TÜM KOMPLOLARA KARŞI ŞİMDİ EN BÜYÜK KOZUMUZU OYNAMANIN ZAMANIDIR!
HERKES BAKANI KINIYOR BENSE HEPİNİZİ KINIYORUM
Şimdi Ne Olacak?
OKUR GÖRÜŞLERİNE İLİŞKİN YANITIMDIR
ÖDÜL ALMAK NASIL Bİ ŞEYMİŞ?
MUHALİF OLMANIN DAYANILMAZ YÜKÜ..
EĞİTİM, SANAT, SANAT SATICILARI, ASUMAN KRAUSE VE DİĞERLERİ
SİYASET MEYDANI
OKURLARDAN RİCALAR
İZMİT'TE BALE SALONU MECSİT OLMUŞ
EYVAH ! YOKSA REKABET Mİ BAŞLADI?..
VE SİZ HALA SUSUYORSUNUZ
YİNE ÇOCUK TİYATROSU HEP ÇOCUK TİYATROSU
PEKİ YA KEREM YILMAZER'İ GERİ GETİREBİLDİNİZ Mİ?

RADYOCUMU İSTİYORUM

İBST KÖPRÜ FESTİVALİ

TİYATROM.COM'LA İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER

TİYATROM.COM 4 YAŞINDA ŞAİR SUNAY AKIN İŞTE BUNU BİLMİYOR...
ÜZERİMİZE VAZİFE DEĞİL AMA "MUHALEFET ETME" EŞEKLİĞİNDE BULUNDUK BAĞIŞLAYIN!
RAGIP SAVAŞ'A VE RADİKAL'E TİYATROM.COM'UN YANITI!
İZMİT BİZE NE ÖĞRETTİ ?
PARTİZANLIK SANATIN CAN DÜŞMANI ! TEK ÇÖZÜM ÖZERKLİK!
ZİNA!
LİSELER ARASI TİYATRO FESTİVALLERİ ENFLASYONU VE FESTİVALLERİN DEĞERLENDİRMESİ
TEMEL EĞİTİMDE ZORUNLU DRAMA
İMAM HATİPLER BİZİM SORUNUMUZ DEĞİL
GENÇLERİN KADERİ HOCALARIN HOBİSİNE Mİ BAĞLI KALACAK
KIŞKIRTICI BİR YAZI
İYİ Kİ DE TEMİZ KALIYORUZ
OKUMA TİYATROSU
CEM KARACA'NIN ARDINDAN
BBG EVİ 70'Lİ YILLARDA YAPILSA NELER OLURDU?
STAR TV'DE YENİ BİR SHOW PROGRAMI MI?
MEDYA NE YAPIYOR?
KERİM AFŞAR'IN ARDINDAN
ALTIN KESER ÖDÜLLERİ
KÜRESEL SALDIRIDAN YÖRESEL SALDIRIYA İŞGAL ALTINDA TÜRKİYE
DİPLOMALI CAHİLLER ORDUSU MU OLUYORUZ?
BİRİSİ GENÇLERE DOĞRUYU SÖYLEMELİ
YİRMİYEDİMART GEREKMİYOR
GENÇ TİYATRODAN TİYATROM.COM'A
TİYATROCULARA MEKTUP
HÜSEYİN SORGUN'A YANIT
ALİ TAYGUN'A YANIT
İBŞT : TÜRKİYE'NİN AYNASI
İBŞT'NİN AYNASINDAN YANSIYAN NE?
FUTBOL MU O DA NE ?
İKİ KİŞİ OLMAK
LANET OLSUN SANSÜR YİNE SAHNEDE
İNTERNETTE TİYATRO
İŞTE MEYDAN
GENÇ TİYATROCULAR TOPLANTISI 2
GENÇ TİYATROCULAR TOPLANTISI 1
SİZLERLE DİYALOG
NEDEN Mİ TİYATRO?
AHMET ERTUĞRUL TİMUR KİMDİR?
 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

HABER DEĞERİ OLMAYAN KÜLTÜR BAKANI ERTUĞRUL GÜNAY

AKP'li Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın geçenlerde tiyatroya ilişkin yaptığı bazı açıklamalar medyada yer aldı. Tabi tiyatro haberi saydıkları için tiyatro siteleri de yer verdi. Ama Tiyatrom'da bu elenen haberler arasına girdi. Zira haber değeri taşımayan bir yığın nafile söylemden ibaret, yapmış olmak için yapılan konuşmalardı. Peki haber değeri bile yoksa neden konuyu ele alıp köşe yazısı yapıyorsun denilebilir. Haber değeri yok çünkü yeni somut bir açıklama yok, habersel bir veri yok. Ama Bakanın tiyatroya, tiyatrocuya, ve özel tiyatrolara yardım şekline bakışını yansıtacak çok enteresan ipuçları var. Bu enteresan ipuçlarını irdeleyip altını kalınlaştırmakta ve geleceğe not düşmekte yarar olduğunu düşünüyorum.

   Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, özel tiyatrolara yardım konusunda geçen dönem tiyatrocular arasında yaşanan tartışmalardan rahatsız olduğunu, bu konuda objektif dağıtım sistemine dayalı yeni bir düzenleme düşündüklerini söyledi....

Nedir objektif dağıtım sistemi? Nasıl olacaktır?

Kadroya, kurumsallaşmışlığa yada üye sayısına göre mi?

Kültür Bakanlığı oyunculara yönetmenlere değil yapımlara destek verir. Yapımlardaki kelle mi sayılacak? Senin yapımında 13 oyuncu var 39 milyar, seninkinde 10 oyuncu var 30 milyar, seninki tek kişilik 1 milyar mı denecek? Ya da sen 10 yıllık tiyatro topluluğusun 10 milyar, sen 5 yıllıksın 5 milyar mı denilecek? Tiyatro Derneklerine üye sayısına göre kurulda temsil yetkisi mi verilecek? Örneğin TODER 900 üyesiyle diyelim 10 temsilci yolladı bu 10 temsilci kendileri de oyuncu yada yönetmen olduğuna göre nasıl kullanacak oy hakkını? 900 üyenin her biri başka topluluklardan oluşurken onları mı göz önünde tutacak kendi oyununu mu kurulda öne çıkarıp parlatacak?

Tiyatro Dernekleri akçalı maddelerde pazarlık yetkisindeki sendika yöneticileri olabilir mi?

Tiyatro Derneklerini Sendikalarla kıyaslarsak bir sendika yönetimindeki kişi diyelim A firmasında  çalışıyor ama sendika yönetiminde olduğu için B firması  işçileri için pazarlığa gitti. B firmasından koparabildiği kadar büyük hakları koparmaya çalışır çünkü orada koparacağı haklar kendi firmasıyla pazarlık içinde referans olacaktır. Hem sendikacılığının gereği budur. Üstelik kendinin hiç alakası olmadığı B firmasının vereceği fazla paranın kendine zararı yoktur ama üyelerinin o firmaya bağlı olanlarının hayrınadır. Ama tiyatro dernekleri öyle mi? Başka başka firma (topluluklardan) olsalar da ortada paylaşılan para ve patron tektir. Bu durumda B firmasının (topluluğunun) kasadan  alacağı her lira geride kalanların alacağını da etkileyecektir. (Çünkü bakanlığın o yıl vereceği toplam yekun bellidir) O halde görüşmelere giden bir Tiyatro Derneği temsilcisi bir sendikacı gibi düşünülemez. Bireysel çıkarlar öne alınır. (Bunu zaten yapımcı derneği başkanlığı yapan ve kurulda yer alan Ali Poyrazoğlu, Hadi Çaman örneklerinde defalarca gördük)

Herkese eşit pay edilse de çözüm bu değil

Düşünmeye devam edelim. Nedir bakanın objektif dağıtım şekli? Tüm var olan tiyatro topluluklarını tespit edip hepsine eşit pay vermek mi? Bu eşitlik aslında eşitlik midir? Eşitlik her zaman doğru olan mıdır? Oldu mu şimdi? 20 kişilik kadro kurup çok güçlü bir yapım ortaya koyan, güçlü bir eser seçip yazarına hakkıyla telif ödeyip oyun çıkaranla, belki de sırf yardım almak için kuruluvermiş üç kişilik kadroyla çalakalem yazıverdikleri oyunu sahneleyenler eşit olmalı mıdır?

Seyirci ilgisi objektiflik cetveli olabilir mi?

Biraz daha düşünelim. Ne kadar seyirciye ulaşma başarısı göstermişse ona göre pay etmek mantıklı olabilir mi? O zaman deneysel çalışmaları destekleyebilir mi bakanlık? Asıl belki de desteklenmesi gereken yeni açılımlar sağlayacak bu çalışmalar değil midir? Ve ne kadar izlenirsen o kadar yardım kıstası ile tiyatronun reyting canavarını elimizle yaratmak olmaz mı? Çok izlenme uğruna TV'lerin düştüğü batağı tiyatroya taşımaz mı? Popüler isimler, popülist oyunlar öne çıkmaz mı?

Evet Kültür Bakanı objektif dağıtım kriterleri demiş. Bu objektifin ne olduğunu bilen varsa beri gelsin.

Ertuğrul Günay : ''Topluma sahne aracılığıyla olumlu, güzel mesajlar verilmesine katkı yapmaya çalışıyoruz, küfürleşmeye katkı yapmak istemiyoruz. Kamuoyu, 'bunlara mı yardım ediyorsunuz' diye bizi yargılamamalı, sorgulamamalıdır''

Kamuoyu dediğiniz homojen bir karışım değildir, salt tek bir kütle değildir, kamuoyu içindeki kesimlerde en değerli yapıma da vereceğiniz yardım eleştirilebilir. Bakanın burada Küfürleşmeyi öne koyup da "Hımmm bakın kulağınızı çekerim, yaramazlık yapana, arkadaşıyla iyi geçinmeyene para yok" gibi bir tutumda konuşması abestir. Para yardımı konusunda hırlaşan ve seviyesizleşen tiyatrocuları elbette biz de eleştirdik, ama bakan bu gücünü para bende patron benim anlayışından almaya kalkıyor. Tiyatro dünyasındaki seviyenin yada seviyesizliğin önüne geçecek olan kamuoyunun arkasına sığınıp para kozunu elinde tutan bakan olamaz. Bunun önüne geçecek tiyatro dünyasının kendi iç dinamikleri ve belki bir gün kurulacağına inandığımız meslek örgütleridir.

(Bu konuda gelen sorular üzerine sonradan eklenmiştir)

Tiyatronun iç dinamikleri neler olabilir?  Tiyatronun iç dinamikleri tiyatro kadrolarının kendileri, seyircileri, yayıncıları, eleştirmenleri, akademisyenleri, dernekleridir. Örneklemek gerekirse bir eleştirmen eleştiriye tahammül edemeyen bir topluluğu ister artık görmezden gelerek ister tersine üstüne giderek kendi kıstaslarıyla, bir yayıncı seviyesizleşen bir oyuncu yada tiyatro adamını kendi kıstaslarıyla, bir oyun yazarı seviyesiz bulduğu kişi yada topluluğa oyununu satmayarak kendi kıstasıyla, seyirci öfkelendiği bir yönetmeni izlemeyerek kendi kıstasıyla bir etkileşime geçebilir tabi bunun tersine işleyişle kötü bir yayıncıya haber geçilmeyerek, okunmayarak, önemsenmeyerek; kötü bir eleştirmen önemsenmeyerek, davet edilmeyerek, kötü yada sorunlu bir yazar oyunları sahnelenmeyerek, kötü bir dernek üye olunmayıp alternatifleri oluşturularak bu iç dinamikler işler hale getirilebilir. Elbette bu kişisel görüştür tartışılıp genişletilebilir, değiştirilebilir.

Kültür ve Turizm Bakanı Günay, özel tiyatrolara yardım konusundan bundan böyle tartışma yaşanmaması için uğraştıklarını dile getirdi. Şimdiye kadar bu yardımları tiyatrolardan gelen temsilcilerin belirlediğini anlatan Günay, ''Ama tiyatro dünyasında kurullarda kimler olursa yardımlar daha çok oraya yöneliyor diye yaygın bir kanaat var. Böyle bir yakınmanın olmaması konusunda biz gereken dikkati göstermeye ve daha geniş bir temsilin olmasını sağlamaya çalışacağız'' diye konuştu.

Aynı cümlelerin nakaratı. Daha geniş bir temsille neyin kastedildiği umarım bir çapanoğlu olarak karşımıza çıkmaz.

Günay : Yaşanan tartışmaların ''gerçek sanatçıları'' da rahatsız ettiğini dile getiren Günay, şunları söyledi: ''Ben geçen dönem bu konudaki kamuoyuna çıkan incitici tartışmalardan çok rahatsız oldum doğrusu. Kamu tiyatroya niye destek veriyor?

İşte burada gözden kaçırılmaması gereken bir bit yeniği var.

Nedir?

"Gerçek Sanatçı"

Oradaki bir tek gazeteci bunun tanımını sormayı akıl edememiş mi? Nedir gerçek sanatçı? Kıstasları nedir? Bakan Günay'a göre gerçek sanatçı kimlerdir? Kime göre kimler gerçek sanatçıdır?

Bu tartışmaya katılanlar gerçek sanatçı değil midir? Ali Poyrazoğlu, Hadi Çaman, Ferhan Şensoy, Yıldız Kenter...(Sahi bu tartışmaya katılmayan kimler vardı?) Bakanın elindeki kumpasa göre bu kişiler gerçek sanatçı değil mi daha net açıklamalıdır. Bu durumda bakan kendine göre gerçek sanatçı tanımına girenleri de açıklamalıdır. 

Günay : Dilimizin kullanmasına, sanatın gelişmesine, topluma sahne aracılığıyla olumlu, güzel mesajlar verilmesine katkı yapmaya çalışıyoruz, küfürleşmeye katkı yapmak istemiyoruz. Onun için devletin verdiği katkının doğru bir hedefe yöneldiği konusunda bir ortak kanaatin oluşmasını dikkatle takip edeceğiz.

Her tiyatro oyunu ille de dili geliştirmek zorunda mıdır? Tiyatronun asal işlevi yada tek işlevi bu mudur? Tamamı argo, mahalle ağzı yada özellikle bozuk bir dille, şiveyle yazılmış ve oynanan bir oyun olamaz mı? Bu oyunun belki de tiyatro sanatına ve insanımıza katacağı dil dışında başka artılar olamaz mı? Bakan Günay tiyatrodan okul müsamerelerini mi anlıyor? Her oyun güzel mesaj vermek zorunda mı acaba? Ve bu güzel mesaj kime göre güzel mesaj olmalı? Mesela Aziz Nesin'in "Yaşar Ne Yaşar Ne  Yaşamaz" adlı eseri güzel mesaj veriyor mu bakana göre? Peki bir sonra gelecek bakana göre veriyor olabilir mi? Bir devrimci yazarın kendince güzel mesajı, bir milliyetçi yazarın kendince güzel mesajı farklı olamaz mı? Kime ve hangi değerlere göre güzel mesaj? İlle de ortak değerlerden ve ortak güzel mesajlardan ibaret mi olmalı? Sahi bakan tiyatroyu okul müsameresi mi sanıyor? Bakan en son hangi oyunları izledi soran oldu mu?

Bir de bakan dilimizi güzel kullanma ve güzel mesaj vermenin ardına yine yeniden küfürleşmeyi eklemiş. Şimdi dili iyi kullanma, güzel mesaj ve küfürleşme sahneden mi bahsediyor yoksa sahne dışından mı? Sahnedense sahnede gerekiyorsa küfür de olamaz mı? Bakan Günay tiyatronun RTÜK'ünü ve dıııt uygulamalarını mı başlatacak yoksa? Yok eğer bu dili güzel kullanma , güzel mesaj ve küfürleşme sahne dışını dile getiriyorsa bir sanatçı sahne dışında kimle nasıl konuşur ne kadar hangi konuda örnek alınır bunu belirleme yetki ve salahiyeti de bakanda olmasa gerek.

Daha önce bir yazımda yer vermiştim. AKP Parti programında Türk-İslam düşüncesini öne çıkaracak kültür ve sanata öncelik vermekten söz eden satırlar yer almaktadır. Sosyal demokrat kökenli bakan AKP'nin bakanıdır. Dolaysıyla da bu programın uygulayıcısı olacak bakandır. Sosyal demokrat kökenine bakıp da çok şey beklemek ancak hayal kırıklığı olacaktır. İyisi mi Bakan ve hükümet bir an önce özel ve özgür tiyatroların yakasından düşsün, kendi ahlaksal anlayışı ile dilde ahlakta, güzel mesaj vermekte bir şeyleri empoze etmesin, empoze ediyor izlenimi de vermesin.

Özel tiyatrolara bakanlık yardımı konusuna gelince, bu konuda tek başıma kalmak pahasına ben görüşlerimi defalarca yazdım ve yukarıda bir kez daha anlattım ki kişilere yada topluluklara yapılacak yardımın hiç bir şekli tartışmasız olmayacaktır, objektif(?) olmayacaktır ve yanlıştır. Asla kişilere yada topluluklara özel yardım olamaz, yapılamaz.

Peki Kültür Bakanlığı kültürü, sanatı desteklemesin mi? Desteklesin elbette. Zaten onlar bu işin hizmetçileri. Seçildiler oturtuldular bu hizmetleri verin diye. Elbette halkımızdan toplanan vergilerin bir kısmı da halkın bu ihtiyacına kullanılmak zorunda (Halkımız önüne sürülen yoz yaşam tarzı içerisinde bugün kültür-sanatı ihtiyaç olarak görmeyebilir ama gerekiyorsa halka rağmen halkın yararına olan bu ihtiyaca para ayrılmalıdır)

Peki nasıl?

Defalarca yazdım bir kez daha bir kaç maddeyle sıralıyorum

Hala bir çok vilayetimizde yerleşik tiyatro yok, her il'e, belde'ye salon yapılmalı ve ücretsiz olarak turneye gelecek topluluklara tahsis edilmelidir. Salon olması hem o bölgelere turneleri teşvik edecek, hem oralarda toplulukların kurulması fikrini hızlandıracaktır.

Tiyatro biletlerinde (bilet satış fiyatı üzerinden belirli bir miktara kadar) sıfır vergi olmalı. Bu ayırmasız tüm tiyatro topluluklarına ve tiyatro seyircisine teşvik demektir, alın size objektif yardım. Parantez içindeki belirli miktara kadarı açarsak biletini 10 YTL ye satanla, medyatikliğine güvenip 40 YTL ye satanı kıyasladığımızda gereksiz yere fahiş fiyatla bilet satan birde  o fahiş fiyattan vergisizlik avantajıyla katmerlenmesin diye 10 YTL'nin üzerindeki seyirciden alacağı her kuruş vergilendirilebilir. (10 YTL örnekleme içindir Ortalama bilet fiyatı tespiti çok zor değildir)

Kendi olanakları ile tiyatro salonu yapanlara sıfır faizle kredi verilmelidir, tiyatrocularımız kendi salonunu açmakta cesaretlendirilir. (Kiralamak için salon yaptıran alışveriş merkezleri, müteahhitler değil sanatın içinden olup kendi salonunu kuranlar)

İhtiyaç duyan topluluklara (iane, yardım değil) düşük faizle kredi verilmeli, Yeni oyun yazımını teşvik etmeye bütçe ayrılmalı, Tiyatro programlarının yayınlanmasını teşvik etmeli  ve daha bir çok etken düşünülebilir.

Devletin Özel tiyatrolara yardımı aslında denetimsiz olması gereken özel tiyatroları denetlemenin bir aracıdır artık tiyatro dünyası bunu görmek ve bu şekilde iane yardımları reddetmek zorundadır.

Bu iki türlü bir denetimdir. Birincisi Bakan Günayın da altını çizdiği gibi halka olumlu mesajlar veren iyi dil kullanan gibi genel tanımlamalar altına sıkıştırılıp ne mesaj verdiğini gözlüyorum ona göre mesajıdır. Örneğin oyununda küfür olan Tiyatro Dot asla yardım alamayabilir, yada muhalif söylemli bir oyun asla yardım almayabilir. Ve yaşam koşullarının, kapitalist piyasa koşullarının dayatmalarıyla topluluklar pes ettirilip istenilen (!) tarz ve metinlere zorlanabilir ya da kapanmak zorunda kalabilir. Mutlaka inatla yaşayanlar kalabileceği gibi kapanmak zorunda olanlar da olabilir. Bu istenen mesaj türü iktidarın perçinlenmesi ile çizgisini daha da farklı çizerek bir gün bu yardımın ille de milliyetçi, maneviyatçı, Türk-İslamcı metinlere verilmesi noktasına dek götürülebilir. Halkın parası olan bu yardım salt kendi görüşündeki toplulukların propaganda yapması için kullanılan bir ödeneğe dönüşebilir.

İkincisi Devlet yardımı sadece parasal yardım gibi kullanılmayıp bir çizginin üstünde kalanlar yada altında kalanlar gibi bir intiba yaratmaktadır. Devlet yardımına başvurmayan toplulukların bazı haklardan men edildiğini Işıl Kasapoğlu kamuoyuna açıklamıştı.

Önerilerim arasında her beldeye salon yapılması vardır. Salon bir iskelettir. İskeleti devlet yapsa da içinin nasıl doldurulacağını belirleyemeyecektir. İktidarı sürdükçe salonun denetimini de en ufak beldeye kadar sıkı bir politize memurla (kimlere salonu verip kimlere yok hemşerim denileceğini) denetleyebilse de  iktidarı kalıcı olamayabilecektir. İşte bu da onu korkutacaktır. Kimlerin ne zaman gelip ne için kullanacağını, ne tür bir oyunla halka ne tür mesaj vereceğini bilmedikleri bir alana para harcamaktansa bu parayla özel tiyatroların iplerini elinde tutmayı elbette tercih edecektir.