www.tiyatrom.com

Tiyatro Haber, Tanıtım sitesi

A.Ertuğrul Timur

aetimur@gmail.com

 
A.E. Timur yazıları
 
 ARANIYOR...
YAPILAN EYLEME İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER VE TÜM TİYATRO ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI
4 KASIM KARANLIĞA KARŞI IŞIK EYLEMİ VE SAHNE IŞIKLARININ KÖR ETTİKLERİ
NASIL BİR TİYATRO YAYINCILIĞI
BARIŞAROCK ELEŞTİRİLERİNE İLİŞKİN
SAYIN MEHMET ESATOĞLU'NA AÇIK MEKTUP
YAŞASIN SANSÜR !
BEN DE OLSAM ÖZDEMİR NUTKU'NUN YAPTIĞINI YAPARDIM
Sol ve Ulusalcıların görmek istemediği tablo
Yaşam Kaya'ya ve Birleşen Topluluklara
Özel Tiyatroların düşmanı mıyız?
İmza defterine karşı görüş yazılmaz
Sözüm Devlet onu da yapsın bunu da yapsın diyenlere
ÖZEL TİYATROLARA YARDIM HAK MIDIR, RİSK MİDİR?
Kim Hayır Diyebilir ki?
İletişim Yorgunluğu
Lemi Bilgin'e açık mektup
Ulufeler dağıtıldı Ali Uyanığa yine büyük pasta
AKM, Tiyatral İstanbul, Karanlığa karşı Sanat Cephesi ve Farklı Görevlerin ayırdına varabilmek
Afife Jale Ödülünü yazmak Hiç içimden gelmedi...

"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİL GAZETECİ ÖZGÜRLÜĞÜ DEMİŞTİK"

Lysistrata'lığın Lüzumu Yok!
BİLİNÇLİ, YADA BİLİNÇSİZ GREV KIRICILIK YAPMA PAHASINA, HAYDİ TİYATROCULAR UYGUN ADIM ARŞ ARŞ !
Yıkmayalım da Besleyelim mi?
BEDENİ GİTTİ GİTMESİNE DE HRANT DİNK ADI POPİLİZME KURBAN GİTMESİN
BİZE "BİR CÜMLE" SÖYLER MİSİNİZ?
Manşet Manşet Üstüne

1 LİRAYA TİYATRO VE BAŞKANIN TİYATROCULARA YEMEĞİ

Bir kilo Orhan Pamuk'mu daha ağır vakadır yoksa Bir kilo ulusalcılık mı?
BENDEN BU KADAR, YA SİZDEN NE HABER?
KÜLTÜR BAKANINA AÇIK MEKTUP Harçlık üleştirmeye son verilsin desteğin daha akılcıl yolları da var
YİNE YEŞİLLENDİ FINDIK DALLARI, ACEP NE OLACAK TİYATRONUN HALLARI?
BİLİNMEYEN TİYATROLAR FESTİVALİNİN BİLİNEN KONUSU ÜZERİNE SON BİR YAZI
BİR MSN SOHBETİNDEN YOLA ÇIKARAK GENÇLİK OYUNU METNİNDE ARAYIŞ DENEMELERİMİZ
GENÇLİK OYUNUNDA EN BÜYÜK TEHLİKE "DİDAKTİK OLMAK"
GENÇLİK OYUNU YAZMAK CESARET İSTER

GENÇ KİMDİR? HANGİ OYUN HANGİ YAŞ GRUBUNA HİTAP EDECEK? BUNU NASIL BELİRLEYEBİLİRİZ?

PANELDEN İZLENİMLER

GENÇLİK OYUNU" ÜZERİNE

TİYATRO'DA GENÇLİK RÜZGARI - 2
TİYATRO'DA GENÇLİK RÜZGARI - 1
BU NE BİÇİM BİR SORUMSUZLUKTUR!
MAALESEF YENİDEN YAYINDAYIZ

VEDA YAZISI
BANA GÖRE GERÇEK ÖZGÜR SANATIN TEK YOLU
TÜM KOMPLOLARA KARŞI ŞİMDİ EN BÜYÜK KOZUMUZU OYNAMANIN ZAMANIDIR!
HERKES BAKANI KINIYOR BENSE HEPİNİZİ KINIYORUM
Şimdi Ne Olacak?
OKUR GÖRÜŞLERİNE İLİŞKİN YANITIMDIR
ÖDÜL ALMAK NASIL Bİ ŞEYMİŞ?
MUHALİF OLMANIN DAYANILMAZ YÜKÜ..
EĞİTİM, SANAT, SANAT SATICILARI, ASUMAN KRAUSE VE DİĞERLERİ
SİYASET MEYDANI
OKURLARDAN RİCALAR
İZMİT'TE BALE SALONU MECSİT OLMUŞ
EYVAH ! YOKSA REKABET Mİ BAŞLADI?..
VE SİZ HALA SUSUYORSUNUZ
YİNE ÇOCUK TİYATROSU HEP ÇOCUK TİYATROSU
PEKİ YA KEREM YILMAZER'İ GERİ GETİREBİLDİNİZ Mİ?

RADYOCUMU İSTİYORUM

İBST KÖPRÜ FESTİVALİ

TİYATROM.COM'LA İLGİLİ ÖNEMLİ BİLGİLER

TİYATROM.COM 4 YAŞINDA ŞAİR SUNAY AKIN İŞTE BUNU BİLMİYOR...
ÜZERİMİZE VAZİFE DEĞİL AMA "MUHALEFET ETME" EŞEKLİĞİNDE BULUNDUK BAĞIŞLAYIN!
RAGIP SAVAŞ'A VE RADİKAL'E TİYATROM.COM'UN YANITI!
İZMİT BİZE NE ÖĞRETTİ ?
PARTİZANLIK SANATIN CAN DÜŞMANI ! TEK ÇÖZÜM ÖZERKLİK!
ZİNA!
LİSELER ARASI TİYATRO FESTİVALLERİ ENFLASYONU VE FESTİVALLERİN DEĞERLENDİRMESİ
TEMEL EĞİTİMDE ZORUNLU DRAMA
İMAM HATİPLER BİZİM SORUNUMUZ DEĞİL
GENÇLERİN KADERİ HOCALARIN HOBİSİNE Mİ BAĞLI KALACAK
KIŞKIRTICI BİR YAZI
İYİ Kİ DE TEMİZ KALIYORUZ
OKUMA TİYATROSU
CEM KARACA'NIN ARDINDAN
BBG EVİ 70'Lİ YILLARDA YAPILSA NELER OLURDU?
STAR TV'DE YENİ BİR SHOW PROGRAMI MI?
MEDYA NE YAPIYOR?
KERİM AFŞAR'IN ARDINDAN
ALTIN KESER ÖDÜLLERİ
KÜRESEL SALDIRIDAN YÖRESEL SALDIRIYA İŞGAL ALTINDA TÜRKİYE
DİPLOMALI CAHİLLER ORDUSU MU OLUYORUZ?
BİRİSİ GENÇLERE DOĞRUYU SÖYLEMELİ
YİRMİYEDİMART GEREKMİYOR
GENÇ TİYATRODAN TİYATROM.COM'A
TİYATROCULARA MEKTUP
HÜSEYİN SORGUN'A YANIT
ALİ TAYGUN'A YANIT
İBŞT : TÜRKİYE'NİN AYNASI
İBŞT'NİN AYNASINDAN YANSIYAN NE?
FUTBOL MU O DA NE ?
İKİ KİŞİ OLMAK
LANET OLSUN SANSÜR YİNE SAHNEDE
İNTERNETTE TİYATRO
İŞTE MEYDAN
GENÇ TİYATROCULAR TOPLANTISI 2
GENÇ TİYATROCULAR TOPLANTISI 1
SİZLERLE DİYALOG
NEDEN Mİ TİYATRO?
AHMET ERTUĞRUL TİMUR KİMDİR?
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

BİZİ DE KENDİMİZLE YÜZLEŞTİR SAYIN ÖZİNEL

GİRİŞ

    Bu benim 8 yıllık tiyatro yayıncılığım boyunca ilk kez bir oyun üzerine yazımdır, fakat burada da bir eleştirmen niteliğiyle değil oyunun siyasal/belgesel özelliğini ele almaktayım

      Bu yazıyı kaleme aldıktan sonra sayın Tuncay Özinel'le ayaküstü de olsa oyun hakkında görüşme şansımız oldu. Sayın Özinel işaret ettiğim noktaların oyun içerisinde bazı cümlelerle vurgulandığını cümleleri örnek vererek dikkat çekti, fakat bana göre gerek oyunun ilk tanıtım metninde gerek oyunun bütününde işaret edilen tarihsel olaylarda dinsel savaş hissinin öne çıkarıldığı izlenimine bu cümleler engel olamamıştır. Bu oyunun islami versiyonu konusunda da Sayın Özinel'in kaygısına katılmakla birlikte ben bu yazıda yine de bunun yapılması ihtimalini hayal ettim. Sayın Özinel yanıt yada açıklama yapmak isterse her zaman sayfamız açıktır. Yazı ilk yazdığım haline bazı ufak eklemeler, düzeltmeler yada vurgular eklenerek yayınlanmıştır.

Yazım Sayın Özinel'le farklı dünya görüşümüz, gerek tarihe bakışta ve  gelecekten beklentilerimizdeki durduğumuz farklı noktalardan dolayıdır. Sizler bana sorarsanız yine de bu oyunu izlemelisiniz, Belki dünyayı ve tarihi benim gibi, belki sayın Özinel gibi belki de daha da farklı sorguluyor yada görüyor olabilirsiniz. Ama oyun tiyatro adına farklı bir deneme, cesur bir çalışma.


       Tuncay Özinel ve ekibinin sahnelediği "Yüzleşme" oyunu, salt bir oyun değil siyasal ve toplumsal boyutu da olan, yer yer "belgesel tiyatro" izlenimi de veren bir çalışma. Tuncay Özinel yazarı da olduğu oyunu sahneye taşımakla önemli bir iş yapmış. Adeta müzikal tadında bir belgesel tiyatro gerçekleştirmiş. İzlerken müzik banttan olsa da solistimizin sesi ve konuya özel (Yine Özinel tarafından) yazılmış sözlerle Baha Boduroğlu'nun özel besteleriyle müzikal denilen olayın ille de “Haydi gençler hop hop hop“ tarzı ve aksiyonel, eğlencelik olması gerekmediğini, belgesel ciddiyetindeki bir oyunun da çok güzel bir şekilde müzikle bezenebileceğini yerli bir yapımla göstermiş.

Oyun, Vatikan’da bir Pazar ayini sırasında Hz. İsa’nın dirilerek çarmıhtan inmesiyle başlıyor. Hz. İsa, dünya üzerindeki katliamları sorgulamaya geldiğini söyleyerek, Papa XVI. Benediktus’u karşısına alır ve oyun boyunca sorgular.

    Afrika’daki misyoner faaliyetlerini, Kongo’da Belçika’nın ve Cezayir’de Fransa’nın gerçekleştirdiği katliamları sorgular. Yahudi soykırımını, Bosna’da yaşanan Müslüman katliamını ve günümüzde de Orta Doğu’da yaşanan dramları ele alır. Bu sorgulama boyunca önemli tarihi olaylar sahnede canlandırılarak yaşatılır.

    Sayın Özinel çok vurucu bir fikirle çok önemli bir iş yapmış ama (benim görüşüme göre) en temelden hatalı bir ele alış diyebilirim. Doğal olarak da sorgulanması gereken ana etken göz ardı edilmiş ve sorgulamada bir dinin sorgulanması çok fazla öne çıkmış.

    Acaba bütün bunları (oyunda anlatılan acımasızlıkları) hedefleyen amaçlayan ve gerçekleştirenler gerçekten İsa'dan sonra gelen Hıristiyan din adamları mı yoksa asıl etken başka bir şey de Hıristiyanlık ve diğer tüm dinler ve din adamları sadece kamuoyu üzerindeki etkileri nedeniyle kullanılmış mı? Burada biraz tarih ve siyaset bilgimizi yoklamakta yarar var.

Feodalizmin suç ortağı kilise

    Feodal dönemin tek geçer akçesi toprak sahibi olmaktır. Herkes sahip olduğu toprağı kadar etkilidir. Devlet yönetimi de toprak sahipleri arasında pay edilmiş, dinsel unvanlarla donatılmıştır. Doğal olarak kilise de feodal sistemin içinde yer alan bir unsur. Kilisenin de kendine ait toprakları olduğundan toprak sahiplerini kutsayan bir yapısı ve bir çıkar birlikteliği vardır. (Oyun Galile'den başlıyor, eğer Tuncay Özinel oyununu Galile'den değil de daha önceden başlatsaydı toprak sahiplerinin kölelik düzenini de sorgulayabilirdi.

Peki ya feodal düzenden kapitalizme geçerken kilisenin ve diğer dinlerin yeri nerede olmuş.

Kilise feodal dönem için mevcut düzenin suç ortağı olduğu kadar koruyucusu kollayıcısı idi. Bu nedenle de muhafazakardı, yeniliğin ve değişimin, bilimin ve endüstrileşme dahil her gelişmenin karşısındaydı. Bu durumda da Hıristiyanlıkta ortaçağ muhafazakarlığı had safhadaydı. Fakat feodal sistem gelişen endüstrileşme, makineleşme karşısında yenik düştü, kapitalizmin temeli atıldı. Burjuva demokrasisinin yaptığı ilk işlerden biri de dinin toplum üzerindeki etkisini azaltmak, tutucu, bağnaz yanlarını törpülemek ve değişime açık hale getirmek oldu, çünkü din o dönem burjuva demokrasisinin karşı safında, feodal güçlerin emrindeydi etkisizleştirilmeliydi.

   Reformlar, rönesanslar ve diğer burjuva devrimleri ekonomik sistemde olduğu kadar toplumsal inançlarda da, sanatta da, sosyal yaşamda da dönüşümleri başlattı. Feodalizmin ortağı ve koruyucu unsurlarından dinler giderek ehlileştirip yeni sistemin (kapitalizmin) de kullanabileceği hale getirildi, devlet himayesinde sürdürüldü, ihtiyaç duyulduğunda da yine kullanıldı, emperyalist her saldırıda, her savaşta da yine gerektiğinde dini telkinlerden yararlanıldı.

        Oyuna dönersek; Oyun Belçika, Fransa gibi kapitalist toplumların madenler için acımasızca emperyalist saldırılarını ve birçok ülkeyi sömürgeleştirmesini ele aldı. Şimdi bu acımasız saldırganlığı, toprak işgallerini, madenleri ele geçirmeyi hedefleyen kilise midir, yoksa o ülkenin iş dünyası, sermayesi ve emperyalizmi midir? Elbette ki ikincisidir. Eğer sorgulanacaksa daha fazla büyümek isteyen sermaye, emperyalizm sorgulanmalıdır. Kilise ancak bu duruma sessiz kaldığı, destek verdiği için sorgulanabilir. Ama oyunda bütün bu işgallerin salt din farklılığına dayanıyormuş gibi bir anlatım var. Oyun boyunca Hıristiyanlık sorgulaması o kadar ön planda ki Filistin'de yaşananlar dahi Vatikan üzerinden sorgulanıyor. Kapitalist sistemin ve devamında emperyalizmin kabahatleri sadece diğer ülkelere saldırıp sömürge yapmaktan ibaret değildir, kendi insanına karşı da acımasızdır, daha fazla kazanç ve daha köleleştirilmiş bir toplum için kendi halkı üstünde de baskıcıdır, yozlaştırıcıdır, sömürücüdür.

Oyun din bağlamında ele alınınca adeta bir “Hıristiyanlık ve diğerleri” arasındaki savaşmış gibi gösterilmekte. Oysa biz gayet iyi biliyoruz ki dini maskelemeler yapılsa da adına haçlı seferi denilmiş olsa da aslında bütün savaşların kökeni ekonomik nedene dayanır.

   Bugün Amerika'nın Irak işgaline Irak'ı Hıristiyanlaştırma ya da Yahudileştirme savaşı denilebilir mi? Hayır asla. Bu asla dinle açıklanması gerekmeyen petrol, çıkar ve Ortadoğu’da söz sahibi olma savaşıdır, savaşın sorumlusu da din ya da din adamları değil çok uluslu sermayedir. Asıl suçluyu yani kapitalizmi ve devamında Emperyalizmi bir kenara bırakıp tüm suçu din üzerinden açıklamaya çalışmak bizi ancak yanılgılara götürür.

       İşte tam bu noktada Tuncay Özinel'in oyununun İslam versiyonu ya da Türkiye versiyonu olur mu konusuna girmek istiyorum. Eğer Özinel'in oyununa bakarsak olmaz ve gerek de yok. Elbette islam gayet temiz, saf İnsanidir. Bütün dinler özünde öyle değil mi zaten? Bütün dinler insanlara doğru yolu buldurma, yaşamlarını düzene sokma, ilişkilerini olumlu şekilde düzenleme ve hep hoşgörü telkin eden metinlerle bezeli değil mi? Zaten oyunumuzda İsa da buna dikkat çekiyor ve ben size iyilik, güzellik, insanilik telkin etmedim mi, siz neden şunları yaptınız diye sorguluyor Papa'yı. O halde aynı şey İslam için de geçerli olurdu elbette.

   Bakalım bir mehdi gelip (İslam Hz.Muhammed'in sahneye taşınmasına, canlandırılmasına izin vermediğini elbette göz önüne alarak bunu bir mehdi olarak düşünelim)  Bu mehdi gelip de Türkiye'yi ya da İslam ülkelerini, İslam ülkesi vatandaşlarını, iş adamlarını sorgulasaydı neleri sorgulardı ?

 - Ey inanan ve iman eden ümmetim, biz ki sana şu şu ayetleri ileterek ya da şu hadislerle telkin ederek sevgiden, barıştan, kardeş ve aile hakkından bahsederken sen iktidar için kardeşlerini boğdurup saray zindanlarına attırmadın mı?

 - Biz israftan kaçının derken ve bir beyaz entariyle yaşam sürerken aldığın vergilerle zümrüt altın kaplamalı tahtlar yaptırmadın mı?

 - Sen yönettiğin topraklarda adil olman gerekirken kendi halkını vergilerle süründürmedin mi?

 - Bana dayandırdığın sözde adetlerinle, törelerinle, geleneklerinle insanların canını almadın mı?

 - Biz ilahi adaletin Allah katında olacağından söz ederken sen darbeler döneminde suçlu suçsuz insanların işkencehanelerde sorgulanmasına sessiz kalmadın mı?

 - 17 yaşında gençlerin idam sehpasına çıkarılmasını sessizce izlemedin mi?

 - Toplumu ahlaki yönden çürütecek yatırımlara göz yummadın mı?

 - Emperyalist işgalci ülkelerle anlaşmalar yapılıp bu işgalci ülkeler Müslüman toprağında üs açarken sessiz kalmadın mı?

 - Buna karşı çıkan gençlerin üstüne “Allah Allah” nidalarıyla gitmedin mi?

 - Tebliğ et ama gerisini insanların kendi nefsine bırak denilmişken oruç tutmuyor diye üniversite kantinlerine satırlarla saldırıp kafa yarmadın mı?

 - Sözde İslam adına bilim adamlarına kurşun sıkılmasına göz yummadın mı?

 - Sivas'ta otelde insanların yakılmasına göz yummadın mı?

 - 6-7 Eylül olaylarında azınlıkların evini malını yağmalayıp mezarlarını dağıtan senin sözde muhafazakar iktidarın ve onun yönlendirdiği bilinçsiz Müslüman insan yığınları değil miydi?

 - Ve bütün bunları Allah adına, Muhammed adına yaptığını iddia etmedin mi?

 - Camideki vaazlarında işçi hakkı yemenin günah olduğunu bir kez olsun dile getirdin mi?

Ve daha yüzlerce şeyi mehdimiz sözde müslüman geçinen bazı din adamlarına, bazı iş adamlarına, ve bazı siyasi yöneticilere sorabilirdi...

 Tuncay Özinel Hıristiyan baskısından kaçan Musevilere kucak açan Osmanlı'nın insancıl tavrını mehter takımı eşliğinde sahneye taşısa da bu ne Osmanlı'yı ne de tüm islam iktidarlarını pür-ü pak etmiyor malesef.

Dönelim oyun boyunca yargılanan Papa'ya ve Hıristiyanların yaptıkları suçlara

Hıristiyan Batı, diğer dinden ülkelerle savaşmış da kendi ülkesinde melek miymiş? Orada insanları sömürürken kendi insanını sömürmemiş mi? Bugün vardığı noktada çok uluslulaşan emperyalizm farklı dinlerin ve farklı ülkelerin mensuplarıyla birlikte yapmıyor mu sömürü ve işgallerini?

Hıristiyan bir ülkenin bir İslam ülkesine savaşında bir diğer İslam ülkesi bir koyup üç almak üzere destek vermiyor mu? Peki nerede kaldı şimdi burada din savaşları? Bu düpedüz emperyalizm ve kapitalist işbirliği değil mi? Çok açıktır ki ortada dinle, dinler savaşıyla açıklanamaz bir emperyalist savaşlar, işbirlikleri vardır, tarihteki ya da günümüzdeki savaşların bir dini yargılayarak açıklanmış olması yanıltıcıdır.

Sayın Özinel geçen yıl bu oyunun ilk tanıtımında tanıtımında
HZ. MUHAMMED KARİKATÜRLERİNE, OSMANLI’YA BARBAR DİYENLERE VE EMPERYALİZME SANATSAL CEVAP! nitelemesini kullanmıştı.

Geçen yıl Hz. Muhammed karikatürleri tüm dünyanın gündemini kapladığı sıralarda oyun ilk kez sahnelenmeye başlamıştı ve Sayın Özinel'de bu ilk sözle oyuna dikkat çekmeye çalışmıştı. Ama Batı dünyasının sanatçıları sadece Hz. Muhammed karikatürleri yapmakla kalmıyor, Hz. İsa karikatürleri de yapıyorlar, peygamberlerini eşcinsel olarak kliplerde kullanabiliyorlar.

Feodalizmden kapitalizme geçerken dinin toplum üzerindeki etkilerini azaltmak için yaptıkları reformlarla dinlerini oldukça yumuşatmış, ılımlı bir Hıristiyanlığa çoktan geçiş yapmışlar, din pek çok vatandaş için sadece pazar günleri gidilip yapılan ayinden ibaret bir seremoni, boyna takılan bir haçtan ibaret sembol haline gelmiştir.

İŞTE ILIMLI İSLAM'IN İPUÇLARI DA BURADA DA ARANABİLİR

Feodalizmden, din ağırlıklı modelden kapitalizme geçerken dün kendi dinlerinde ılımlı modellere geçenler bugün ülkemiz üzerinden geliştirip test ederek Büyük Ortadoğu kapsamındaki ülkelere ılımlı İslam transferine hazırlanıyor. Hala törelerle, aşiretlerle, din adamlarının etkisiyle yaşanan ülkemiz bir yanıyla hala feodal sistemin hüküm sürdüğü alanlardır. Hala bir çok arap ülkesi, İslam ülkesi emirlikler, sultanlıklar ve feodal hiyerarşiler altındadır. Ümmetçi ve kayıtsız şartsız itaate dayalı kul anlayışıyla yüzlerce yıl yaşamış insanları belli hedeflere güdümlemek, ölüm bombalarına dönüştürmek zor olmamaktadır. O halde Batı'nın kendi feodal döneminden burjuva kapitalizmine geçerken kendi dinine yaptığı yumuşatma, ılımlılaştırma, ve kapitalizmin emrine sokma operasyonu bu kez İslam için yapılmalıdır. İşte bu anlayışla, radikal islamın örnek alabileceği ılımlı modeller oluşturulmalıdır. Radikallerin daha ılımlılaştırılmasının yolu da Türkiye gibi bir kaç model ülkenin biraz daha islamlaştırılmasından ve örnek olarak sunulmasından geçiyorsa bu Türkiye'de yapılacaktır. Namaz kılan bir cumhurbaşkanı, ara sıra cuma hutbesi de verecek bir başbakan, okullarında dileyenlerin türbanla da olabildiği bir insan yaşamı ve dinin sembolleştirilmesi, seremonileştirilmesi, ama öte yandan Amerika yada Batı dünyasıyla gayet sıkı ticari ilişkilerinin sürmesi. Sosyal yaşamda islamcı sembolik uygulamalarla avutulan gözü boyanan halk, ama ticari yaşamda, ülke yönetiminde emperyalizmin boyunduruğunda çok uluslu firmalarla işbirlikleri. Başörtüsü için eylem yapanların neden bir teki bu işbirliklerinin hesabını sormaz?

Türkiye'de yada dünyada radikal İslam'ı engelleyecek olanlar aslında Kemalistler değil Ilımlı İslamcılardır. Amerika ve Çok Uluslu sermaye bunu çoktan görmüştür yatırımını bunun üzerine kurmuştur. Artık darbecileri değil Gülencileri, Tayyipçi'leri işbirliğine uygun görmüşlerdir. Amerika'da beslediği Gülen adeta Ilımlı İslam'ın halifesi gibi kabul görmektedir. Amerikan üniversitelerinde paneller toplantılar, dinler arası diyaloglar yapmaktadır. Türkiye'deki vitrindeki sinirli adam(!) sadece bir görevli adamdır. Artık Işık okulları sadece Türkiye'de değil Afrika'ya dek İslam ülkelerine yayılmaktadır.

Önce türban gibi semboller, (o denli sembol ki türban takıp makyaj yapması, türban takıp günah içinde yaşayabilmesi dahi çok doğal karşılanır olmuştur) Sonra belki pazar ayinlerinin cuma versiyonu göstermelik seremonik ibadetler ve daha sonra adım adım ılımlılaşan bir islam. Bir gün bu İslam o denli ılımlılaşabilir ki bugün türban için mücadele verenler bile bugünkü Türkiye'yi arar hale gelebilir. Bugün çok tepki gösterilen Hz. Muhammed karikatürleri Müslüman ülkenin kendi karikatüristlerince çizilip Türk basınında rahatlıkla yayımlanırsa buna da şaşırmayınız. Ilımlı İslam bugünkü mini etekli, plajlarında üstsüzlü Türkiye'ye katı görünse de sonraki aşamaları giderek yozlaşmadır. Dinin aynen Hıristiyanlardaki gibi seremonileştirilmesidir.

Kısaca artık dinlerin ülkelerin kaderinde etkisi Haçlı seferlerindeki kadar öne çıkarılmamaktadır. Amerika Irak'a din savaşı yapmamıştır. Dinlerin etkisi toplumların üstünde ve uluslararası ilişkilerde bu kadar azalsa da savaşlar, işgaller, sömürü ve kıyımlar sürüyor, kendi halkını da diğer halkları da sömürmeye devam ediyor. Demek ki sömüren, ezen, işgal eden, kıyan, yok eden o kadar da din değilmiş ne dersiniz?

Dünya değişim içerisinde. Tayyip Erdoğan değiştim diyor, Müslümanlar gün be gün farkında olmadan değişiyor, dünya değişiyor, dinler arası diyaloglar gelişiyor, sosyalistler, adını sosyalist, Komünist olarak korusa bile değişiyor, her şey değişiyor ve büyük bir dönüşüm yaşanıyor.

Değişmeyen tek şey sınıf gerçeği ve sermayenin ulus tanımayan, gerektiğinde herkesi ve (dinler de dahil) her şeyi kullanabilen artık adını da açıkça koyan globalleşen emperyalist gücü. Ama ne acı ki adında hala sosyalizm yada komünizm bulunduranlar dahi giderek sınıftan ve sınıf savaşımından daha az söz eder oluyor..

Yüzleşme'ye dönersek; Kapitalizmi, emperyalizmi ve globalleşen güçleri bir kenara koyup tarihi sadece bir dinin bir kolu üzerinden yargılayıp sahneye taşımak belgesel ciddiyetinde bir oyun sahneleyen bir topluluk için belgesel gerçekliğinde bir yaklaşım olamamış ne yazık ki. En azından benim dünya görüşümü taşıyanlar için bunun belgesel yönü tartışılır olmuş.

Batılılar geldiklerinde ellerinde İncil,
bizim elimizde topraklarımız vardı.
Bize, gözlerimizi kapayarak dua etmesini öğrettiler.
Gözümüzü açtığımızda ise;
bizim elimizde İncil,
onların elinde topraklarımız vardı.
Kenya Kurucu Devlet Başkanı