|

www.tiyatrom.com
Tiyatro Haber, Tanıtım sitesi

A.ERTUĞRUL TİMUR |
|
NEDEN
NEDEN?
Tiyatrom'u kapatma kararının ardından tabi neden soruları da
başladı. bir önceki yazımdan sonra
onlarca kişi de ne yani bunca yılın birikimini bu 2 adam (Hilmi
Bulunmaz-Coşkun Büktel) yüzünden mi bırakıyorsun? tarzı yaklaşım
gösterdi.
Elbette onların
sitelerinden her gün hak etmediğim suçlamalara maruz kalmak,
hakaretler vs hoş değil. Ama asla tek sebep bu olamaz. Onların buna
gücü yetmez. Dün de yazdığım gibi isterlerse günde 50 kere
değiştirip değiştirip benzer manşetleri girsinler, videolar
çeksinler. İşte yapabilecekleri bu kadar ve zaten yaptılar bunları.
Daha fazlasına güçleri
yetmez. Yaptıkları her hakaret tekrarı bana zerre kadar bir şey
kaybettirmedi ama kendilerinin ne olup ne olmadıklarını bir kez daha
, bir kez daha sergilemelerine vesile oldu. Evet en fazla arkamdan
da bu kapanmayı kendilerinin bir zaferi gibi ilan edip kapattık,
gömdük, susturduk derler kavga eden mahalle çocuklarının atışması
gibi. Desinler, yazsınlar çok mu umurumda?
Dediğim gibi onları
çok umursadığım yok, Tiyatro dünyasına daha neler yaparlar
daha bunu da sizler görürsünüz (zira ben sadece tiyatromu
kapatmıyorum tiyatroyla ilgili her şeyden kopuyorum o nedenle de
görmek sizlere nasip olacak)
Peki neden?
Bunun bir yanıtı yok.
Yada bir tek yanıtı yok. Bir çok yanıtı var. Zaten bilen biliyor.
Yoruldum, yaşam kalitem düştü, bu siteye ayırdığım zaman sağlığımla
oynama pahasına olmaya başladı, Daha bir buçuk ay önce uykusuzluğun
etkisiyle feci bir kaza atlattım arabam hurdaya çıktı. Bana her gün
gelen her emaili okumaya ve yanıt yazmaya sadece 3 dakika ayırsam
hesapladım günde 6 saat yapıyor. Cevaplamasam orada insanlar var,
soruları var, bir köy okulunun topluluğu var, bir tiyatro tutkulu
gencin umudu var, bir sürü şey var. tek başımayım artık altından kalkmakta zorlanıyorum,
hakkıyla yapamadığım bir iş olursa huzursuz olduğum için de
zorlanıyorum. Ekip kuramadık. Dışardan yazı röportaj yollayan sayısı
arttı ama bu ekip anlamına gelmeyen eklektik katkılardı ki, işi
azaltmak bir yana bana düşen işi daha artırıyordu.
Zaten biliyorsunuz ki
bu site 2 yıl kadar önce kapanma kararı almıştı. Sadece çok aşırı
devam isteklerine boyun eğmiş ve peki bir süre daha demiştim. Ama
giderek zorlandı.
Ve hepsinden önemlisi de daha önceki ayrılış
denemesinde de yazdığım gibi bu siteyi ilk açıştaki amaçlarımı
düşününce çok da güvencim kalmadı tiyatro dünyasına.
Şimdi burada bir kaç
gün önce Tiyatro Dünyası sitesinin yayıncısı sevgili Can Törtop'la
yazışmamızı eklesem mi diye geldi içimden. Belki önce izin alıp
eklesem doğru olurdu. Belki değil kuşkusuz öylesi doğru olurdu ama
bu saatte Can yok ortalarda ve eminim ki asla itiraz etmezdi
etmesini gerektirecek bir şey de yok o nedenle affına sığınıp
ekleyeyim en iyisi Can Törtop'la facebook konuşmamı. Zaten işte o
gece, o an tiyatromun kapanma kararı çıktı klavyemden ve ertesi gün
de bunu kafamda kesinleştirdim.
İsmail Can Törtop - 12:27am Mar 15th
- Ertuğrul bey merhabalar
Muhsin Ertuğrul sahnesi nihayetinde yıkılıyor galiba,
birşeyler yapmayacak mıyız?
yürüyüşlere alternatif olarak tiyatro sanatçıları bir eylem
yapabilirler belki hem daha etkili olur, mesela selama
çıkılmaması gibi, ya da siyah kurdeleyle oynanması gibi, daha
etkili olabilir. ya da suya sabuna dokunmayan tiyatrolar günü
bildirilerine alternatif bir bildiri yayınlanabilir?
siz neler düşünüyorsunuz?
Ertuğrul Timur 2:36am Mar 15th
- Elbette güzel düşünceler ve yapılmalı selama çıkmamak, siyah
kurdele takmak da.. Ama bunları ancak oyuna gelenler
görecektir ki onlar da zaten tiyatro dostu insanlardır ve
zaten salonların yıkımına tepkilidir bundan dolayı kendi
içinde kalan bir eylem olur ama tabi genede olabilir, belki
basına yansır bu yolla kitlelere yansıtılmış olur.
Kitlelere yansıtmak şart çünkü.
Düşünürsen 70 milyon Türkiye'de kaç tiyatrocu var, kaç
tiyatrosever var? Tümü eylem yapsa ne olur ki yapıldı da
zaten.
Kitlelere yansırsa pek tiyatroya sık gitmeyen, sık
ilgilenmeyen haberi de olmayan ama sanata duyarlı bir kesim
ilgilenebilir protestoya katılabilir; Sanatı çok fazla
gündelik yaşamında ihtiyaç olarak görmeyen ama sanat kurumları
yıkılıyor mesajını aldığında bu cumhuriyet kurumlarına,
aydınlanmanın araçlarına sahip çıkmayı düşünenler de
çıkabilir, Sadece AKP karşıtı olduğu için de onun
politikasının bir parçası olarak görüp karşı çıkanlar da
olabilir. Kitlelerin halkın desteğini almayı başarmadıkça
yapılacak her şey sembolik olur, seremoni olur, kendi içimizi
rahatlatmaktan başka hiç bir şeye yaramaz bana sorarsan
Ve bunun için de geç kalındı. Çok geç kalındı. En azından biz
tiyatro sitesi yapanlar bir araya gelip hepimiz tepeden ortak
bir banner girip vurucu ifadelerle protesto etseydik belki
bizlerin sitelerini okuyan tiyatrocular ve tiyatroseverler de
"Sahi ya ne oluyor böyle? Ne yapsak ki?..." diye düşünmeye
başlardı.
Ortak okurların çok fazla olduğunu düşünürsek (yani beni
okuyan seni de , seni okuyan beni de okuyor muhtemelen) okur
sayılarımızı alt alta toplayamayız ama diyelim toplamda ayda
40 bin okurumuz var bu kırk bin kişinin dörtte birini "Sahi ya
bir şeyler yapılmalı" diye harekete geçirebilseydik on bin
kişi geçen 1 yıl içinde neler başarmazdı? Ama geçen 27 martta
yıkım ihtimalleri protesto ediliyordu hatırlarsak ve bir yılda
biz bu öfkeyi bu sahiplenmeyi harekete geçiremedik geçen yıl
nerdeyse herkes yine orda. Geçen yıl duyarsız olan bu yıl da
duyarsız.. Geçen yıl haberi bile olmayan hala habersiz.
Ben biliyorsun hep çıbanbaşı olmayı göze aldım, yazabildiğim
kadar yazdım çağırabildiğim kadar çağırdım hatta ileri gidip
kışkırttım da.. Ama etkim buraya kadarmış yani neredeyse hiç.
30 martta yıkımdan söz ediliyor
sana TODER'den bir protesto yada eylem haberi geldi mi?
Bana gelmedi
sana TOBAV'dan bir tepki , bir eylem haberi geldi mi?
Bana gelmedi
Sana DETİS'den bir eylem haberi bildirisi, geldi mi?
Bana gelmedi
TEB'den, ASSITEJ'den, OYÇED'den geldi mi bir şey sana?
Bana gelmedi
OYÇED yazarlarının oyunu sahnelenmiyor mu orada? Neden OYÇED'i
ilgilendirmiyor Harbiye'nin yıkımı?
Çocuk Oyunları sahnelenmiyor mu orada? Çocuk oyunlarında
sahneye çıkan üyeleri yok mu? Neden ASSITEJ'i ilgilendirmiyor?
TODER üyesi sanatçılar sahneye çıkmıyor mu orada?
Neden TODER'i ilgilendirmiyor?
Bugün doktorlar eylem yaptı
Bugün Tren makinistleri eylem yaptı
Hızlı feribotçular, gişe memurları eylem yaptı..
Daha bir sürü işkolu eylem yaptı
Sanatçılar ve sanat dernekleri Doktorlar, makinistler, gişe
memurları kadar aydın değil mi?
Cesur değil mi? Onlar kadar onurları yok mu?
Ben ne düşünüyorum?
Biz ne yapabiliriz?
Güzel sorular sevgili İsmail Can.
Ama ben artık hiç bir şey düşünmüyorum
Biz yayıncıyız TODER bunu düşünmeli planlamalı organize etmeli
biz haberini yapmalıyız, OYÇED planlamalı biz haber
yapmalıyız..
Duyurusunu ve yaygınlaşmasını sağlamalıyız.
Biz dernek değiliz, örgüt değiliz.
Arkamızda okur var buna mı güveniyorsun?
Bence hiç de fazla umuda kapılma. Kim o okur?
Tiyatrocular, tiyatroseverler.
Kimi benden bu hafta bahsedilmiş mi diye giren,
Kimi yazım siteye güzel yerleştirilmiş mi diye bakan
Kimi bizim oyun internette geçiyor mu diye bakan
Kimi bu hafta bir oyun var mı diye bakıp çıkan,
Kimi Türkçe dersi için ödev arayan
vesaire..
Her biri başka tek tek insanlar.
Yani bir örgüt değil
Biz hadi deyince de Taksim meydanında toplanmaya koşacak değil
Ben denedim
kah tiyatrom toplantıları dedik,
kah seminer panel dedik,
Kah Gençlik tiyatroları dedik..
Bir defada 120'yi geçtiğimiz olmadı (Hoş gerçi benim diyen
tiyatro örgütü bile bu sayıya bile hasret ya)
Bu Harbiye'nin yıkılmasına engel sayı değil
Kaldı ki eğleniyoruz, panel, seminer diye topladıklarımız
bu sayılardaysa hele bir de eylem de aynen Timur'un fillerini
şikayete giden Nasrettin hoca gibi kalırız ortada.
Bunları aynı amaç ve duyarlılık için toplaması gereken
dernekleridir.
Onlar nerde?
şimdi gelelim en başta sorduğun sorunun yanıtına
Ben bir şey düşünüyor muyum?
Evet ben bu 27 mart dünya tiyatro günü için bir şey
düşünüyorum
27 mart tiyatrom'un son günü olacak
Harbiye'ye dozerler girerken de tiyatrom artık olmayacak
Kendi salonuna, mesleğine, onuruna sahip çıkamayan insanlara
daha fazla hizmet etmek istemiyorum
Umarım henüz yayıncılığın başlarında olan senin için çok
şevkini kırıcı bir örnek olmamışımdır..
Selamlar..
Not: Karanlığa karşı sanat cephesinden bu konuda eylem
haberi Bu mesaj-sohbetin ertesi günü geldi |
Koşulları zorlamayan, daha insana yakışır bir yaşamı zorlamayan,
bırakın daha iyi koşulları mevcut koşulları savunmaya çalışmayan,
salonuna sahip çıkmaktansa hangi kanalda ek iş bulurum diye günü
kurtarmaya yönelik bireysel çıkarların peşinden koşan, siyaset
denince sıkıcı bir konu görüp demokratik hakkı 4-5 yılda bir gidip
oy vermek zanneden, karşıdaki insanlar kadar aktif olmayıp ondan
sonra da ordudan yada anayasa mahkemesinin alacağı kararda kurtuluş
olduğunu sanan insanlar...
Dernekçiliği ya
kartvizitine zenginlik yada yurtdışı seminerlere vize gibi gören,
örgütlülüğü kulüpçülük seviyesine indirgeyen, çağından sorumluluktan
ve çağdaşlıktan alabildiğine yozlaşmayı anlayan insanlar...
Dizilerde görünmenin
tiyatroya seyirci çektiğini sanıp tiyatronun yarınını medya
goygoyculuğunda gören, dizideki yüzleri görmeye gelen seyircinin
ancak TV'de gördüğü şarkıcıyı canlı izlemeye gelmiş dünün gazino
seyircileri gibi emanet (ünlü meraklısı) seyirciler olduğunu
göremeyen, Gazinoların hazin sonunu bilmeyenler...
Sanatçı ışığı alnında
ilk hissedendir lafını spot ışıklarına bağlayan, seyirciyi
umursamadan sadece sahnenin büyülü dünyasında "ibadet eder gibi"
sahneye çıkıp ego tatmin edip inen... Devlet yardımına sırtını
dayayıp sanat, tiyatro kavramından uzak yetişen nesilleri, okulları,
bunun aslında kendi sonunu da hazırladığını göremeyen insanlar...
Ne denli
marjinalleşilirse o denli sanatçı olunabileceğini zanneden toplum
kaçkınları...
Cem
Karaca'nın bir şarkısı geliyor aklıma... "Beni siz delirttiniz!" yok
henüz ben delirmedim ama beni siz kaçırttınız. Sizden azıcık , çok
değil azıcık daha çaba göreydim.
Geçen yıl ilk kez tiyatro yayıncılığının biraz
daha ötesinde tiyatroya bulaştım ve Gençlik Tiyatroları Oluşumunu
kurduk. Bir anda çok sayıda genç katıldı. Çok sayıda eğitim amaçlı
faaliyet yaptık.
http://www.tiyatrom.com/genctiyatro/index.htm
adresine tıklarsanız bir yıl için ne denli dolu dolu olduğunu
görmeniz mümkün. Ve ne güzel ki (aslında ne kötü) Taksim'de ilk
tiyatrocu eylemini yapmak bize nasip oldu. (Üstelik profesyonel
olmayan liseli üniversiteli tiyatrocu gençler) Biz o gün kostümlerle
oradayız dedik, kostümlerle oradayız ki anlaşılsın bir tiyatro
eylemi olduğu ve halkın dikkati tiyatroya yönelsin. Zaten tiyatro
salonuna gelmiş, zaten tiyatro seven salondaki insanlara bildiri
okumak değil sokaktaki insanın tiyatroya dikkatini çekmek için..
Taksim meydanı dedik çünkü Taksim simgeleşmiş bir meydandır. Herkese
mask dağıtacağız dedik çünkü hem koca Taksim alanında herkesi
tiyatroya dahil etmek, hem de hepimiz birlikte gülen ve ağlayanız
diyebilmekti halkımıza. Ve orada bağırdık sloganlarımızı. Yıkıma
karşı, karanlığa karşı, yozlaşmaya karşı. Onların yapabildiğini
neden tiyatrocular yapamıyor?
Bu
eylemi yapan liseli üniversiteli tiyatrosever gençlerdi.Şimdi bizden
sonra bu yıl TODER üyelerine kostümlerinizle gelin diyor Taksim'e.
Ama eğlenmeye diye ekliyor. Altına ben tiyatrolara yönelmiş bunca
sorun varken bu eğlence aynı zamanda bir protestoya da dönüşebilir
diye düşüncemi yazınca da TODER başkanı "Herkes eylem biçiminde
özgürdür, TODER sorumluluğundaki eylemi bugünden provokasyona
yeltenmenin alemi yok" diye cevaplıyor. Yani amaç eğlenceden
ibaret belli ki Tiyatro emekçilerinin(?) örgütü TODER'in 27 mart
kutlaması.
Kısaca duyarsızlık diz boyu. Duyarsızlığı kışkırtıcılık diz boyu.
Duyarlı olanı tüketmek yalnız bırakmak, sinmişlik diz boyu. Kişisel
hırslar diz boyu. İyi ama tüm bunların arasında benim işim ne?
Ben bu siteyi neden
yapmaya başlamışım işte en büyük şahidim kendi yazım ve hala yerinde
duruyor. 8 yıl önce tiyatro dünyasına girerken neler yazmışsam bugün
bunu göremediğim için artık bu oyunda ben yokum diyorum. Buyurun
okuyun
http://www.tiyatrom.com/aetimur_nedenmi_tiyatro.htm
Haa bu arada, bana
zayıf yerimden vurmak için kavganın ortasında bırakılıp gidilir mi?
Asıl şimdi mücadele zamanı, ülkenin karanlıktan çıkması için asıl
şimdi dimdik durmak gerek gibi mailler yazanlara da şunu söyleyeyim.
Ben kavgaya devam ediyorum, edeceğim merak etmeyin. Ama bu
tiyatrocular cephesinde olmayacak. 12 Eylül ilan edilip ülkenin en
baskıcı dönemlerini yaşadığı günlerde örgütler adeta ortadan yok
olurken daha bu dönemin en baskıcı ilk bir ayı içinde 2 arkadaşıyla
örgütsüz kalmış bireyler olarak "Kahrolsun askeri cunta" diye
pankart asmaya çıkmış bir deliyim ben. 15 yıl kadar önce katıldığım
ÖDP kuruluş aşaması toplantılarından sonra "Bunlarla hiç bir şey
olmaz" deyip bırakmış ve (henüz internet yoktu Türkiye'de) bir
yerden ikinci el bir eski köhne bir teksir makinası alıp evimin
kömürlüğüne saklamıştım. Amacım bir gün herkes ÖDP'li olsa da,
ulusalcı şu bu olsa da, bir tek ben kalsam da, tek başıma da olsa
teksir makinemle bir yerden mücadeleyi sürdürmekti. Taşınırken
almadım o teksir makinesi hala o evin doğalgaza geçildikten sonra
kimsenin kullanmadığı kömürlüğündedir çalınmadıysa. Hayır çok cesur
değilim ama inançlıyım, kararlıyım. Ve ben tiyatro dünyasından
uzaklaşıyorum insan olma mücadelesinden değil.
Yarın muhasebe
çıkaracağım hesabımı vermeden gitmeyeyim diye... |