|
BİLANÇO
* özellikle Gençlik
Tiyatroları oluşumu bölümü olmak üzere bazı bölümler düzeltilmiştir.
20.3.2008
Hesap dedik ya önce
gerçekten rakamlarla başlayalım her ne kadar vereceğimiz hesap başka
türlü olsa da.
Mayıs yada
Haziran 1999. Önce ilk önce bir kaç ay amatörlere site yapma olanağı
sağlayan ücretsiz bir alandan başladı tiyatro sitesi maceramız. Ama bu amatör alan sağlıksız işlediği
için bir kaç ay geçmeden önce adıma tescilli genctiyatro.com daha
sonra da tiyatrom.com u aldım. Tabi bir de hosting alanı.
İlerleyen yıllarda arşiv artıkça hosting alanını, bant genişliğini
artırarak kiralamayı sürdürdüm. En son ne kadar yatırmıştım
hatırlamıyorum ve zaten parasal şeyleri hiç aklımda tutmam. Ama
abartılacak bir rakam değil hadi diyelim 2 domain bir host alanı
yolda 200 YTL falan. Sekiz yıl boyunca bu masrafları kendim ödedim
ve dediğim gibi abartılacak rakamlar değil. Kimi bara gider, kimi
maça gider bir gecede harcar bende buna harcamışım, geçelim.
Hiç paralı reklam
almadım. Bir ara düşündüm. Reklam alıp gelen geliri yine tiyatrom
için harcayayım, toplanan parayla belki salon kiralar toplantı,
seminer yaparız dedim. (Zira tamam yılda bir hosting, domain parası
neyse de işçi statüsünde çalışan ve geliri belli biri olarak daha
fazlasını yapamazdım örneğin salon kiralayamazdım) İşte bu nedenle
düşündüm. Ama (eşit mesafede kalmak adına) topluluklardan almam diye bir şart koydum. Tiyatro ve
benzer alanlar dışında da alakasız firmalardan almam diye şart
koydum. Eeee, geriye ne kaldı dediniz galiba. Tiyatro yan sektörü
olabilir diye düşünmüştüm. Örneğin kostüm, makyaj malzemesi satanlar
vs. O sıralarda bir arkadaş da Vira Kozmetikle konuşmuş Sevtap hanım
"Aaa ne güzel tabi gelsin konuşalım destekleriz böyle şeyleri"
demiş.. Bir güzel dosya hazırladım, Bu siteyi kim okur kaç kişi okur vs
Dosyayı hazırladım ama
utandım gidemedim. Zaten parasal konuları hiç beceremediğim için,
parasal konuları konuşamadığım için esnaf, tüccar vs değil aybaşında
maaşı yatan bir işçi olmak daha kolay geldi. Ticaret ayrı yetenek.
Tiyatro
topluluklarından reklam almam dediğim halde "Tiyatro Altıdan sonra"
ısrarla reklam vermek istedi. Hayır gerek yok ben zaten sizi
tanıtıyorum desem de ısrar ettiler (kendileri şahitlik edecektir)
banka hesap numaramı isteyip yatırdılar da. 50 YTL miydi, daha mı
azdı, biraz daha mı çoktu emin değilim ama cüzi bir rakamdı. Sonra
kendileri ısrarla verdiği halde utandım bunlar zaten yarı amatör
tiyatro, birde bana para ödediler diye ve kendimce bir ödeştirme
yapıp davetli olarak oyunlarına çağrıldığımız halde ben çaktırmadan
bilet alıp girdim kendimce aldığımı biraz olsun geri verdim. Bir sonraki sezon yine
ısrar ettiler hayır asla, ben öncekinden bile utanıyorum siz yollayın bannerınızı koyarım dedim. O günden sonra da 8 yıldır kim paralı
reklam dediyse eğer ters gelecek bir yer değilse reklama gerek yok
yollayın ben zaten yayınlarım dedim.
Bunun dışında da para
pul bulaşmadı tiyatrom'a.
Geçen yıl kurduğumuz
Gençlik Tiyatroları oluşumunda hiç kimseden beş kuruş almadan yola
çıktık. Yaptırdığımız afiş, branda paralarını Adnan Tönel'le
yarıyarıya cebimizden karşıladık. Tüm eğitim çalışmalarımız zaten
ücretsizdi, salonları ve ders veren hocaları dostluklarımızla
ayarlamıştık. Yani para da girmedi, para da çıkmadı komünal sürdü
bir yıl. Piknik gibi etkinliklerde herkes bir şeyler yaptı/aldı
getirdi. Sadece 27 mart etkinliğimiz için bizim gençler 1.000 YTL
bağış almış onu harcadık. Hesabı bağışı alan Eda Atalay tuttu. En
son küçük bir miktar kalmıştı onun da üzerine ben kendimden biraz
ekleyip boş DVD almıştım ve faaliyetlerimizi aktarıp tanıtım
DVD'leri hazırlamıştık.
Şükür ki orada da
bunun dışında para pul bulaşmadı oluşuma.
GELELİM MANEVİ
BİLANÇOYA
Evet çokça oyuna davet
edildim. Çokça oyunu davetli olarak izledim. Amatör tiyatro ise
davet edilsem de davet edene çaktırmadan biletimi aldım. Davet
edildiğim çokça oyuna gidemedim, ama bir hayli de oyun izledim
davetli olarak. Bundan dolayı borçluyum, davetli izlediklerime
teşekkür ederim.
İstanbul dışında
aldığım davetler oldu ama yılda sadece 15 gün iznim olduğu o da yaz
aylarında kendimizce geçirdiğimiz için İstanbul dışında davetlere
gitmedim. Sadece 2 kez üyesi olduğum ASSITEJ'in festivaline Bursa'ya
gittim. Sonrakilere gidemedim, gitmedim. Zaten ilk yıl katıldığımda
gözlemci raporuma her yıl aynı kişilerin değil mümkünse farklı
kişilerin çağrılması iyi olur görüşümü yazmıştım. Bu katıldığım
"kalmalı" Bursa festivalinden dolayı borçluyum, teşekkür ederim.
Bazı seminerlere,
panellere konuşmacı olarak katıldım bazılarına dinleyici olarak.
Adnan Tönel'in organize ettiği Yapı Kredi Kültür Sanat tarafından
yapılan panelde konuşmacılara 100'er YTL'lik Yapı Kredi kitap çeki
armağan edildiğini katıldıktan sonra öğrendim. Adıma kesilmiş 100
liralık kitap çekini geri Yapı Krediye bırakmaktansa alıp
yararlanması için bir öğrenciye vermek daha mantıklı diye düşünüp
öyle de yaptım. Bunun dışında herhangi bir yerden maddi değerli hediye de almadım.
Bunun dışında
düzenlediğim Şehir Tiyatroları Gençlik Günlerinde evvelki yıl
Gençlik Tiyatroları paneli için verilen bir plaketi almamak kabalık
olurdu, hem almamam için gerekçe yoktu teşekkür edip aldım. Yine
Geçen Yıl Nazım Hikmet Sahnesi Gençlik Tiyatroları organizasyonunda
Gençlik Tiyatrolarına katkımdan dolayı bir plaket verdiler
sağolsunlar, aldım. Lions tiyatro ödülleri çerçevesinde verilen
tiyatroya katkısı olanlara özel ödüllerinden birisi de diğer
yayıncılarla birlikte adıma verilmişti. (Lions anlayışıyla uzaktan
yakından alakam olmadığı (hatta temelde zıt yerde olduğum halde) bu
lions desteğinde düzenlenen ama Ömer Şahinbaş'ın bana özel
jesti olduğu için, iş yerime dek gelip gayet ikna edici güzel
sohbetinin ardından ve yarıştırılmadan verilmiş olması, Ömer
Şahinbaş'ın samimiyetinin yansıması, maddi bir değerinin olmaması
gibi etkenleri göz önünde tutarak aldım.
ÜYELİKLERİM
ASSITEJ :
Tiyatrocu
olmadığım halde ASSITEJ (Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları)
Derneğine üye olmam teklif edildi. Gerekçe olarak senin
düşüncelerine ihtiyacımız var denildi. "Bakın muhalefet ederim"
dedim. Olsun dediler katıldım. 4-5 yıldır üyeyim. Gerçekten
muhalefet ettim. Hem de çok sıkı muhalefet ettim. Hatta sonradan
acaba fazla mı ileri gitmiştim diye içim burkulduğu da oldu. (Tabi
sıkı muhalefetten kastım asla bazılarının polemik zannettiği hakaret
değil ne bana ne ben herhangi birisine asla incitici söz söylemedik)
Bir çok farklı kişiyle fikir alışverişi yapmama, Çocuk ve Gençlik
Tiyatroları alanında açışım yapmama vesile oldu teşekkür ediyorum.
TİYATRO DERGİSİ
YAYIN KURULU ÜYELİĞİ : Tiyatromda bir yayından çok bir kulüp
havası oluşmuştu. Ve genç okur kitlesi hep daha fazlaydı. Bu genç
okur kitlesiyle kolay iletişim kurabilmemden, yayıncılık anlamında
farklı alternatifler düşünebilmemden olsa gerek Tiyatro Dergisi
Yayın Kurulundan aralarına katılmam, yayın kurulu üyesi olmam
teklifi geldi. Tiyatro Dergisi Gençlik editörü ve yayın kurulu
üyeliğini tereddütsüz kabul ettim zira madem ki amacım gençler için
tiyatro alanında bir şeyler yapabilmekti o halde "Gençlik
tiyatroları adına bir mevzi daha kazanacak, bir alandan daha
sesimizi duyuracaksak neden olmasın" dedim, Tiyatrom'u dergiye
eklemli düşünülmemesi şartıyla dedim ve kabul ettim (ki zaman zaman
ters düştüğümüz de oldu. Tiyatro Dergisinde benim 1 oy hakkım
vardır, ama tiyatrom'da derginin hiç oy hakkı yoktur avantajını
kullandım) Yayın kurulu toplantılarına ve dergiye bir ölçüde gençlik
tiyatrolarını taşıdım. Katıldığım yayın kurulu toplantıları zaman
zaman benim için de çok öğreticilikler taşıdı. Teşekkür ediyorum.
GENÇLİK TİYATROLARI
OLUŞUMU :
Gençlik tiyatroları alanında büyük bir boşluk olduğu, ASSITEJ'in ise
adında gençlik geçmesine karşın gençlik yanının güdük kaldığı
düşüncesi ile Dr.Adnan Tönel ile birlikte kurduğumuz bir oluşumdur.
Gençlik Oluşumu olduğu için kuruluşuna emek verip ilk bir yılın
sonunda bir gençlik tiyatroları kurultayı yapıp tüm yönetimi
gençlerin seçeceği bir kurula bırakıp bizim tamamen çekilmemiz
şartıyla yola çıktık.
Bir yıl boyunca çok dolu dolu geçti. Daha ilk
toplantımızdan 70'in üzerinde katılımla ve bir düzineyi aşkın farklı
okuldan katılımla yola çıktık. Her cumartesi-pazar iki ayrı salonda
birden her biri kendi alanında uzmanların verdiği tamamen ücretsiz
dersler gerçekleştirildi.
http://www.tiyatrom.com/genctiyatro/index.htm Eğer bu sayfayı
incelerseniz bir sene içinde kimileri için büyük başarı denilecek
işler yapıldı. Düzenli, dersler, seminerler, atölyeler. Piknikler,
eğlenceler de cabası. Ve buna ses getiren bir eylem de hayli anlam
kattı. Medyada yankı buldu vs vs.
Ama hayır başaramadık.
Maalesef
başaramadık. Çünkü yola çıkarken demiştik ki biz tiyatro topluluğu
değiliz, tiyatro yapmayı çok istemiş ama yapamamışları toplayıp
onlara tiyatro öğretmek onlarla oyun çıkarmak olmayacak amacımız. Bu
tür yerler zaten var. Biz bedava kurs değiliz, biz tiyatro topluluğu
değiliz. Bizim amacımız okul tiyatro topluluklarına orada
bulamadıkları ek atölyeleri sağlamak okul topluluklarının
gelişmesini sağlamak ve bu örnekleri ortaya koyarak tiyatro
çalışması olmayan okullarda tiyatro çalışmaları başlatmak. İşte bunu
başaramadık.
Bu amaca uygun düzenli gelen topluluklar olsa da
(İÜ Avcılar öğrencileri, Kocaeli Üniversitesi Öğrencileri gibi) çoğunluk bizi bedava kurs gibi, tiyatro yapabileceği alan gibi
görenlerden oluştu. Ayrıca bir yılın sonunda gençlerin kontrolüne
terk edip dernekleşmek vardı. Katılımcı çok olsa da bu sorumluluğu
almak için, yönetimde olmak için çok da heveskar olmadı gençler.
Değil kurul yapıp aday olanlar arasından seçim yapmak belirlediğimiz
sayıda aday adayı bile yoktu ki. Onlarca genci bir kulüp havasında bir araya getirebilmiş olsak da
amaca uygun yürümediği için sürmedi.
Bu yıl hiç bir
faaliyet yapmadık, gençleri de bir araya toplamadık. Fakat diğer
kurucu arkadaşım Adnan Tönel bir yıl boyunca hiç bir etkinlik
yapılmadığı halde, bu bir yıl boyunca Gençlik Tiyatroları
Oluşumunda olan ben dahil hiç kimse olmadığı halde Bilgi
Üniversitesince düzenlenen Gepgenç Festivaline Gençlik Tiyatroları
Oluşumu olarak başvurdu. Ortada gençler yokken, gençler adına hiç
bir çalışma yokken yani fiiliyatta "Gençlik Tiyatroları Oluşumu diye
bir şey kalmamışken Bilgi Üniversitesine Gençlik Tiyatroları Oluşumu
olarak başvurmak bana mantıklı gelmedi ve taraftar olmadım. Ama
Adnan Tönel bu bireysel
katılma arzusunu ısrarla "Gençlik Tiyatroları Oluşumu" olarak
yaptı, ve bir de genç arkadaşı (Muhammed Yiğit) bu gepgenç festivalin
toplantılarına yolladı. Ama ona da belirttiğim ve ısrarla altını
çizdiğim gibi bir tek Adnan Tönel, bir tek genç ve
bir tek etkinlik (Bilgi üniversitesi gepgenç festivali) bundan
ibaret bu aktiviteyi gençlik tiyatroları oluşumu adına
değerlendirmek doğru olamaz. Festivaller fuarlar ürünlerin sergilendiği
ürünlerin halkla buluştuğu yerlerdir. Amaç değil sonuçtur. Bir yıl boyunca hiç bir varlık
göstermeyip yılın sonunda Gençlik Tiyatroları Oluşumu diyerek
festivalde boy göstermek olmaz zaten de ortada geçen yılki başkanı,
başkan yardımcısı dahil üyeler yok. Bu Adnan ve Muhammed'in bireysel
girişimidir, ilgim yoktur. Eğer Gerçek amacına uygun şekilde Gençlik
Tiyatroları Oluşumunu canlandırmaya yönelik bir girişimleri olursa
saygıyla karşılar takdir ederim.
TODER ÜYELİĞİ :
Sık eleştirilerime maruz kalan derneklerin başında TODER gelir. Zira
diğer bütün tiyatro örgütleri kısıtlı bir guruba yöneliktir. (İŞTİSAN
Şehir Tiyatrolular, TOBAV, Opera Bale Çalışanları , OYCED Oyun yazar
ve çevirmenleri gibi.) TODER ödenekli, özel, bütün tiyatro camiasını
kapsayacak en genel kapsam içeren Tiyatro Derneğidir.
Bu bağlamda da
Devlet Tiyatrolarında yaşanan bir sorun da, Şehir tiyatrolarında
yaşanan bir sorun da, özel tiyatroların açmazları da her şey bir
noktada TODER'in ilgi alanındadır, olmalıdır.
En başta da TODER
Tiyatro Oyuncuları Derneğidir yani elbette sendika değildir ama bir
anlamda tiyatro emekçilerinin birey olarak üye olabildikleri
örgütleridir, onların haklarının da takipçisi olması gereken bir örgütdür.
Ama Gülriz Sururi'nin anılarından da
okuyoruz ki kurulduğundan bu yana TODER bir sendika yada tiyatro
emekçisi örgütü gibi davranma geleneğinde değildir. Ankara'ya
bakanlara, milletvekillerine gidip yada büyük işadamlarına gidilip
ricalarla iş bağlamış bir örgüttür. (Bağışla koltuk almak, bakan
inayetiyle mekan bulmak, gibi) Doğal olarak da üyelerine dayanarak var olma yada üyelerine
dayanarak bir şeyleri kotarma geleneği olmadığından olsa gerek TODER
zaman içerisinde tabanından kopmuş ister istemez. Üyeler için TODER
ceplerinde kartını taşıdıkları bir kimliğe dönüşmüştür ki Sayın Ulvi Alacakaptan'ın da şikayeti üyelerin sahiplenmemesidir, aidatlarını
ödememesidir, Genel Kurula bile yeterince ilgi göstermeyişleridir.
Katıldığım TODER Genel kurulunda da 800 üyeden bahsedilen TODER'de
malesef 80 kişi bile olmaması acıdır. Örgütün aslında kendi üyeleri
içinde bile örgütsüzlüğünün trajikomik göstergesidir. Sayın Ulvi Alacakaptan görünür bir gayret içerisindedir. Üyeleri yeniden
kazanma girişimi, söyleşiler gerçekleştirme girişimi gibi. Ama
bireysel gayretler ancak tabanın da kımıldatılmasıyla bir yere
varabilecektir umarım başarılır.
Benim TODER'le
ilişkime gelince, Sayın Alacakaptan fahri/onur üyeliği önermiştir.
(kendi yazdığı şekliyle)
Aynen ASSITEJ'den gelen öneride olduğu gibi kabul ederim ama
yayıncılık yanımı karıştırmam eleştiri hakkımı saklı tutarım dedim.
Ulvi Alacakaptan ise, "Elbette, biz zaten seni eleştirilerinle
istiyoruz" demiştir. Hoş gerçi hükümeti eleştirmek için nasıl ille
de hükümet üyesi olmamız gerekmiyorsa TODER'i eleştirmek için de
TODER üyesi olmayabilirdim, olmadan da eleştirmiştim. Ama içinde
olursam sırf eleştirmem öneri de getirir hatta bazı yükümlülükleri
de üstlenirim diye geçirmiştim içimden. TODER'in son genel kurulunda
Onur üyesi (Sayın Alacakaptan'ın kendi sunum ifadesiyle) olarak
takdim edilip konuşma yaptım Kısmet değilmiş kısa sürdü.
Onur üyeliğine teşekkür ederim. Fakat bugünkü haliyle TODER ne bana
fazladan bir onur kazandırdı, ne de ben TODER'e en ufak bir katkı
sunamadım.
İşte Tiyatro dünyası
ile maddi, manevi ilişkilerim bunlardan ibarettir ve bugün
itibarıyla tümünden ayrıldığımı beyan ediyorum. Zira oyuncu değilim
hiç olmadım. Bana layık görülen bu görevlerin bağlantısı yayıncı
yanımdan dolayı idi, Tiyatrom'dan dolayı idi. Dolaysıyla tiyatro ile
tüm ilişkimi keseceğimi açıkladığımda da benim onlara da daha fazla
katabileceğim bir şey kalmamıştır. Bugüne kadar gösterdikleri
kabule, teveccühe teşekkür ediyorum
Yarın?
Bilmiyorum henüz ne konuda yazacağımı |