|
Kapanışa kadar her gün
yazacağımı söyledim ama ilk günden gelmeye başlayan ve dünden
bu yana yayına verdiğim yazıları okudukça yazmak öyle zorlaştı öyle
zorlaştı ki.
Belki biraz sitem
edecektim, belki biraz kırılganlıkla intikamımı alacaktım
duyarsızlıklardan. Belki biraz gidişime haklılıklar çıkaracaktım.
Ama her şeyi siz yazdınız ben veda yazısı yazamayacağım
Neyse ki veda yazısı
değil henüz gitmeden öncenin hesap dökümü.
Yazılanlar çok önemli
mesajlar içeriyor. Hayır evet bol bol
beni övgü var ama bu değil konu. Konu her birimizin içindeki duygu
dolu iyi insanların ortaya çıkması. Hani gündelik yaşam içerisinde
sesini hep bastırdığımız, hep hele biraz dur bir kenarda dediğimiz ,
hele şu işte çıksın aradan diye kulak vermediğimiz..
Hani şu "Mutlu Yaşama
Sanatı" gibi kitaplar vardır, "sabah karşılaştığınız insanlara
günaydın deyin kendinizi çok mutlu hissedeceksiniz, hayata daha güleryüzlü sarılacaksınız" tarzı reel hayata asla uymayan öğütlerle
dolu kitaplar. Öyle ya, adamın akşam çocuğu 39 ateşle yanmış, yada ev
sahibi uğramış "ya çıkın ya zam yapın" demiş, yada hükümet sosyal
güvenceyi buduyormuş, yada işyeri kapanıyormuş işsiz kalacakmış ve
daha milyonlarca reel yaşamın reel sorununu unut, sabah yolda
gördüğüne gülümseyerek "günaydın" de, bak hayat daha mutlu olacak.
Bunlar "Gerçek daha mutlu yaşamın var olan
modelle mücadeleden geçtiğini", "Daha iyisini talep etmekten
geçtiğini" ve "ortak mücadelenin şart olduğunu"
gözardı ettirip bireyci sahte reçetelerle göz boyamaktır elbette.
Tiyatromun ardından
yazılanlar bu tür sahte duygular değil, sahte sevgi gösterileri
değil, içten duygular, özeleştiriler yeniden düşünme anlarımız. Öyle
ya adam kapatıyorum gidiyorum diyor, daha ondan bir yarar da
görmeyeceksiniz ne gereği var ki hissetmeseniz yazmanızın?
Okuyun yazılanları
aslında anlatılan kendi hikayelerimiz. Yani atladıklarımız, yani
asıl sonuca asıl gerçek mutluluğa giden birlikte, kararlıca, ve
içimizdeki susturduğumuz seslere kulak verme anlarımız. Sadece bana
değil kendinize ve herkese içten seslenişiniz. Oysa bunu bir
başarabilsek yani gündelik koşuşturmalarla kulak tıkadığımız
içimizdeki sese ve birbirimize kulak vermeyi bir başarabilsek çözüm
ve mücadele üretmeyi de başaracağız eminim.
Duygusal satırları
eğer yazabilirsem son yazıma bırakıp hesap dökümüne devam edeyim.
Ama önce bir konuya
daha yeniden bir kez daha açıklık getirmek zorundayım. Bu da şu
malum ikili. Sayemizde artık daha bir tanındılar. Açıklık
getirmeliyim çünkü yazılanların az denilemeyecek bir kısmı onları
sebep görmüş kısmen.
Evet onlar sebep
değildir dersem yalan olur, Çünkü zaman zaman "Ulan ben tiyatro
sitesi yapacağım diye para harcayayım, gece yarılarına dek insanların
maillerine çözüm üretmeye çalışayım, site hazırlayayım, gecemi
gündüzüme katayım bir de üstüne 2 kendini bilmezden küfür hakaret
işiteyim enayi miyim ben be!" diye düşündüğüm anlar olmadı değil
doğrudur. Ama inanın onlar ancak yüzde bir etkendir. Ama bunlar
sebep olamaz. 2 yıl önce ben kapamayı planladığında var mıydı
bunlar? yoktu. O halde sebep olamazlar.
Takmayın
kafanıza. Onlar kafaya bile takılmayacak kadar basit konular. Mesela
şu an odaya girmiş konsantremi bozan sinek bile çok daha önemli
sorun. Haa evet bir ara onların yazdıkları yüzünden google da adımın
iftira ve küfürlü hakaretli sözlerle yanyana bulunur olması sinir
bozucu gelmedi değil. Kime sinir bozucu gelmez ki? Ama düşünsenize
bunlar bu şekilde on bin tane daha yazı yazsa da sonuçta sadece 2
kalemden çıkmış bu yazılar. Sadece 2 kişi. Sonra bakıyorsunuz kim
bunlar diye ohoooo onlar önüne gelene demediğini bırakmamış. Ölmüş
yaşayan kim varsa sataşmış da sataşmışlar. Hem de komik ötesi
abartılarla. Doğal
olarak genel seviyeleri, görünür durumları kendi kaynaklarının değerini daha ilk
tıklamada kendi çürütüyor. Yüksek dağları ben yarattım diye avunan 2
tatminsiz şahsiyet o kadar. Dedim ya on bin kere de yazılmış olsa da
Sadece artık ne yaptığını, ne söylediğini bilmediği çok açık 2 kişi.
Ama öte yandan bakınız sırf veda aşamasında bir çok kişiden bir çok
insandan gelen beni de kısmen utandıran, duyguya boğan satırlara.
Sırf bunlar yetmez mi benim ne olup olmadığımı anlatmaya? Kaldı mı şimdi bunların ne yazdığının
kıymeti?
Duyduğuma göre
facebook da açılan protesto grubuna üye olanlardan bulabildiklerini
tek tek arayıp "Sen bizi protesto grubuna katılmışsın hıı?" diye
gözdağı verir gibi sormaktalar mış. İster misiniz tiyatroma
yazanlara, üçüncü Abdulhamid'e (Tanıştırayım ben oluyorum efendim)
destek verenlere biz küfür etmiştik siz ona güzel güzel veda
mesajları yazıyormuşsunuz hııı? veda mesajlarınızı geri çekin"
desinler. :)))) Komik adamlar vesselam. İnanın benim şu
dalgamı geçerek son kez yazdığım üç beş satır, onlara kendilerinin
başkasına O.... Ç.... demelerinden daha ağır koyuyor, ben bunu test
ettim. Aldırış etmemek hepten perişan ediyor. Yani bizim onları adam
yerine koymamamız (ki zaten değiller) onların O.... Ç....
tanımlamalarından çok daha ağır küfür gibi geliyor onlara. Bugün
burada yazdıklarımdan sonra eminim 2 ay kadar sırf bunun intikamı
için paralanırlar. Eski yazıları videoları döndürüp devridaim
yaparlar, yeni yazarlar sonra bir daha eskileri döndürürler.. yani
kuyruk acısıyla rahatlayana kadar didinip dururlar. Onlara
söylenebilecek en güzel sözü söyledim ben "canınız cehenneme" işte o
kadar.
O halde boşveriiiin aldırmayın,
aldırmayarak hadlerini bildirelim! Susarak küfür edelim! Bari veda sayfamız, veda
mesajlarımız temiz kalsın. Ben sitelerine girmiyorum en son 4-5 gün
falan olmuştur ve işte buradan size her türlü
inandığım değer üstüne yemin edebilirim girmem de. O halde sorun yok.
Kendi kendilerini rahatlatsınlar yada kendi pisliklerinde
boğulsunlar. Şimdi şu odadaki sinek daha önemli ben onun sitesine
girmedim ama o benim odama girdi. Hiç olmazsa biz onları zamanında
odamızdan kovduk çatlasalar da patlasalar da giremediler,
kudurdular. Bir iki üç tıp! kapadık o konuyu artık kimse onlardan
bahsetmesin veda mesajlarında vallahi de değmez billahi de değmez.
Evet artık alternatif
bilançomuza gelelim
Ragıp Ertuğrul yazmış,
bu kadar zamanı ticari bir siteye harcasa neler kazanırdı diye. Evet
kazanırdım doğrudur
Bu siteden önce medya
için metin yazarlığı yapıyordum çok daha az zaman ayırıp zaman zaman
güzel de kazanıyordum bu da doğrudur.
Siteye tıklamalı
reklamlar alabilirdim bu da mümkündür. Ama seçim dönemi DYP - AKP
reklamları çıkardı ve ben gidip intihar ederdim herhalde.
Başka ne yapabilirdim?
mesela şu an işçi statüsünde çalışıyorum, teklif edildiğinde Şehir
Tiyatrolarına geçip koskoca yılların Şehir Tiyatrosunun Basın Bürosu
sorumlusu olarak çok havalı bir kartvizite sahip olurdum bu da
doğrudur
Ya da Orhan Alkaya
Şehir tiyatrolarına Genel Sanat Yönetmeni olduğunda "arkadaşım, abim,
yayın kurulunu paylaştığım kişi" derdim ve zaten benim gençlik
tiyatroları için olan çalışmalarımı birikimlerimi de biliyorsun
deyip kapısını aşındırıp ne müthiş projelerim olduğundan söz
edebilirdim ama içime sinmedi bu isim ve bu görevin bir araya
gelmesi ve günlerce tefrikalarla eleştirdim, muhtemelen dostluğundan
da oldum bu da doğrudur.
Haa bakın en azından
hiç bir şey yapamasam tiyatrom adını satar gider ayak para
kazanırdım. 2 ay kadar önce kısa aralıklarla mail geldi posta
kutuma. Birisi tiyatrom'un org unu satın almış ve bana
www.tiyatrom.org elimde
isterseniz size satarım yoksa ilanla satışa çıkaracağım diyor. Yani
sanki benim evladımı rehin almış şu kadar verirsen yollarım yoksa
geneleve satacağım der gibi.. Ulan adam tiyatrom'un orijinali bende
de versiyonunu napıyım? Tiyatrom'u tiyatrom yapan içeriği doluluğu,
düzenli ve yıllardır yayında olması, sabırla hazırladığım yüzlerce
oyunun tanıtımı, yazarları.. Bunlar olmadıktan sonra neye yarar
orgu, neti bilmemnesi. Ver birisine bari biri de alıp onun içeriğini
doldursun bir tiyatro sitemiz daha olur hiç olmazsa.. Ben bi
tanesiyle başa çıkamıyorum ikinciyi napıyım?" dedim yolladım
başımdan. Yani taklidi parayla satılmaya kalkılıyorsa günde 1600
lere varan hazır okuruyla, binlerce sayfalık arşivi ile tiyatro
dünyasını avucuna almak isteyip fena sayılmayacak para verecek
birileri de çıkabilirdi doğrudur. (Ama merak etmeyin satmam boş
olarak uzunca süre parasını ödeyip saklamak niyetindeyim çünkü bu
bizim mazimiz ve insan mazisini satmaz, ancak gençlere söyledim beni
kesinlikle ve kesinlikle bulaştırmadan alır diriltir yaparız
diyorlarsa önce buna beni ikna etsinler sonrada alsın yapsınlar)
Bu konuya girmişken
bir genç arkadaş www.tiyatron.com adıyla site açmış. Beni bir arkadaş pat diye
bu genç arkadaşın karşısına çıkardı konuştuk. Hayırlı olsun
gerekiyorsa hazır olduğunda söyle tanıtımını, bannerini gireyim
dedim bana "Benle niye kinayeli konuşuyorsun, ben bu siteyi senin
siteni taklit etmek için açmadım" dedi... Halbuki beni tanıyan bilir
edeplice olduktan sonra her yeni tiyatro sitesini tanıtırım. (yani
tanıtırdım) Neyse böylece linkini vermiş oldum girin arada, arkadaş
gençtir teşvik etmek gerek.
Daha başka neler
ekleyebiliriz alternatif bütçeye? Yıllar önce yazdığım ve bir amatör
grubun oynadığı oyunum vardı (Ben beğenmemiştim o yıllar sadece
yazılı basında çalıştığım ve yazılı basında karşılıklı konuşmalara
dayalı mizah yazma alışkanlığımdan olsa gerek çok fazla diyalog
vardı görselliği, aksiyonu bir türlü ekleyemiyordum) Onu elden
geçirip yada TV'ler için senaryo yazmış biri olarak, en azından bir
sürü beş para etmez çocuk oyunu okulları dolaşıyorken ben oturup
oyun yazıp hazır tiyatro dünyasında bu kadar çevrem oluşmuşken,
hazır sözüm geçiyorken, hazır en çok okunan site elimin altındayken
bu oyunu yada oyunları yazıp, yayınlatmayı deneyebilirdim. Yanlış
hatırlamıyorsam Ali Kırkar hocam (yada Dersu muydu?) kafamdaki bir
iki oyun projesinden bahsedince baya ısrarla yazmamı istemişti ve
bende Kemal Sunal filmindeki gibi namusluyum ya.. Şimdi değil, ancak
bir gün siteyi kapatırsam yazarım demiştim. Yazar mıyım? Bilmem.. En
azından bir süre tiyatrodan uzak duracağım seyirci olarak bile..
Başka neler olabilirdi
alternatif bütçemizde? Çok şey. Bir çok kendini bilmezin yaptığı
gibi 2 karton dekorla, 3 tane üç kuruşa çalışacak tiyatro bölümü
öğrencisiyle çocuk tiyatrosu yapımcılığına soyunup Assitej
(Uluslararası Çocuk Tiyatroları Derneği üyesi olmamı da Assitej'e
çaktırmadan kullanıp) okul okul gezip paraya para demeyebilirdim
mesela. Tabi tiyatrom reklam avantajı da bulunmaz fırsat olurdu.
Ve daha bir sürü şey
yapabilirdim.... mi? Yapamazdım. Çünkü beceremiyorum. Bir önceki
yazımda dediğim gibi gelsin reklam verelim diyen Vira kozmetiğe bana
reklam verecekmişsiniz diye gitmeye utanmış biri bunları hiç
yapamazdı.
Ben bu alternatif
bütçeyi beğenmedim.
Hem zaten benim gerçek
bütçem ennnn güzeli. İşte 8 yılın karı tiyatrom ana sayfasında
duruyor. Hangi para alabilirdi bu güzel dostlukları, bu sevgileri?
Kaça satardınız bu sevgilerinizi?
Artık bütçeyi
kapadığımıza göre içimiz rahat peki şimdi ne yapmayı düşünüyorsun
sorusuna yanıt aramaya başlayabiliriz sevgili dostlar
O da yarına kalsın. |