Ahmet Ertuğrul Timur

aetimur@tiyatrom.com  


 

YİNE ÇOCUK TİYATROSU HEP ÇOCUK TİYATROSU

ASSITEJ 9.Bursa Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali yaklaşıyor.  Benim de artık bir üyesi olduğum ASSITEJ Türkiye Merkezi bu yıl yine festivale gözlemci olarak davet etti. Bir aksilik olmazsa orada olacağım ve 7 gün boyunca tiyatroyla, özellikle çocuk tiyatrosuyla dolu dolu güzel günler geçireceğiz. Gerek seminerler, atölyeler ile, gerekse dünyanın değişik ülkelerinden gelmiş son derece güzel oyun örnekleriyle ve en güzeli de çocuklarla, gençlerle yan yana etkileşimle tiyatroyla dopdolu geçen bir hafta olacak. Bursa Kültür Sanat Vakfı'nın da katkısı ve düzenli organizasyonu ile sabah kalktığınız anda başlayıp neredeyse yatana dek süren bir yoğunluk, bir doluluk.. Öte yandan bu konunun akademisyeni değerli hocalarımızla, oyun yazarlarıyla, çocuk tiyatrosu yapanlarla gün boyu süren sohbetler, ve etkileşim.. Geçtiğimiz yıl ilk defa katıldım ve keşke yolu tiyatrodan ve çocuklardan geçen herkes bu paylaşımı yaşasa diye düşünmeden yapamadım. Tabi bu fiili olarak mümkün değil ama bu festivali mümkün olduğunca ayrıntılı olarak sayfalarımıza taşıyarak siz okurlarımızla paylaşmaya gayret edeceğim.

Konu Çocuk tiyatroları olunca söylenecek çok şey var çünkü her şey çocukla başlıyor, çocukluktan başlıyor. Çocuk tiyatrosu konusunda bir güzel gelişme de Tiyatro Dergisi Yayın Koordinatörü ve kendisi de yıllarını Çocuk Tiyatrosuna vermiş Sayın Duygu Atay'ın sitemizde Çocuk Tiyatrosu üzerine yazmaya başlaması. Sitemizin takipçileri bilir ki Çocuk Tiyatrosu benim için son derece önemli ve öncelikli konudur ve zaman zaman Çocuk Tiyatrosu üzerine kapsamlı bir bölüm hatta ayrı bir site yapmayı dahi denedik ama bunu tam olarak başaramamıştık. Duygu Atay'ın bir sürekli köşe ile Çocuk Tiyatrosu konusunu gündemde tutması bu anlamda da önemlidir ve artık tiyatrom.com sayfalarında Çocuk Tiyatrosu konusunda bir süreklilik ve Duygu Atay'dan başlayıp genişleyecek bir tartışma platformu da oluşacağına inanıyoruz.

Çocuk Tiyatroları konusunda önümüzdeki günlerde çok konuşacağımız kesin ama ben bir kaç önemli noktayı hatırlatarak bu yazıyı sürdürmek istiyorum. Çocuk Tiyatrosu belki de tiyatro alanında en sancılı konularımızın başında geliyor. Zira tiyatronun iş yapmadığı, halkın tiyatroya ilgi göstermediği, tiyatroların zor ayakta durduğu, maddi sıkıntılar içinde olduğu bilinen bu ülkede nasıl oluyorsa birileri peşpeşe çocuk oyunları çıkarıyor ve adeta parayla oynuyor, para basıyor.

Çocuklar toplumun yumuşak karnıdır. İnsanlar kendilerini bir takım gereksinimlerden mahrum bırakabilir ama çocukları için her şeyi yapmaya hazırdır. İşte bunun farkında

 

olan ticari zihniyetli kişiler de bu zayıf noktamızı sömürmeyi çok iyi becermektedir. Firmalar çocuklara yönelik ürünleri piyasaya sürer, medya çocuklara yönelik promasyonlar yapar, sinemalar kurgu tekniklerini önce çocuklar için seferber eder, Bilgisayar sektörü en çok yatırımı bilgisayar oyunlarını geliştirmek için yapar, hamburgercilere dek çocuklar öncelikli hedef olarak görülür vs vs. ve çocuklara yönelik olanendüstri içerisine birde çocuk tiyatrolarını koymak gerekiyor. Keşke hakkıyla yapılsa, gereken önem verilse de yüzlerce çocuk oyunu sahnelense ve hem yarının tiyatro seyircisini oluşturmada hem bugünün çocuğunu yakalamada örümcek adamlı filmler değil de tiyatro oyunları piyasaya hakim olsa ama maalesef yapılanlar böyle hoş görülecek, sempatiyle bakılıp övgüyle söz edilecek işler değil.

Öteden beri söylediğimiz gibi çocuk tiyatrosunun bir maddi getiri kaynağı olduğunu gören pek çok sözde tiyatro topluluğu çalakalem yazılmış oyunlarla, bir iki basit dekorla, stajyer hatta hiç deneyimsiz, bazan tiyatroyla hiç alakasız sözde oyuncularla okul okul gezip çocuk tiyatrosu(!) sahnelemektedir. Pek çok devlet okulunda koridorlarda sahnelenen oyunlar okul yönetimlerine bırakılan yüzdelerle ve okulda satılan zorunlu biletlerle yüzlerce öğrenciye ulaşmaktadır. Bir günde 5-6 kez sahne alan topluluklar olduğunu, bu tür toplulukların sayısının neredeyse binlerle ifade edilecek sayılara ulaştığını duyuyoruz.

Bu iş bu kadar kontrolsüz mü olmalıdır? Bunun adı sanatın özgürlüğümüdür? Bu çocuğa ya da tiyatroya hizmet midir? Asla! Bunun adı sömürüdür, bunun adı istismardır.  ve ne yazık ki bu sömürü, bu istismar çocuklarımız için en güvenilir yerler olması gereken okullarda gerçekleştirilmiştir bugüne kadar.

Başta Assitej Türkiye Merkezi olmak üzere bu konuda belirli yerlerde olan, bu konuya gereken hassasiyeti gösteren kişiler uzun soluklu mücadeleler vermiş, bu konuyu sürekli gündemde tutmuş, çocuk tiyatrosunun nasıl olup nasıl olmayacağı konusunda örnekler ortaya çıkarma gayreti içinde olmuşlardır. Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali de bu anlamda son derece önemli bir organizasyondur.

Bu yoğun çabaların sonucu nihayet Milli Eğitim Bakanlığının Ankara ve İstanbul gibi illerde bu konuyu artık daha ciddiye aldığını duymaktayız. Önümüzdeki günler bu konuya neşter atılıp irinin akıtılarak sağlıklı bir yapılanmaya gidileceği umudundayız. Burada Çocuk Tiyatrosunda göz önünde tutulması gereken kıstaslara ve nasıl olması gereğine uzun uzun girmek istemiyorum ve sırası geldiğinde bu konulara yine değineceğiz, konu uzmanlarına yer vereceğiz.

Zaman zaman kendi sitemizin dışındaki tiyatro ve topluluk sitelerini de gezer hatta varsa forum sayfalarında görüşlerimi yazarım. Bu sitelerden birisi de Oyun Atölyesi forum sayfalarıydı. Oyun Atölyesi forum sayfalarında belli ki çocuk tiyatrosu yapan bir arkadaşımız bu konuya veryansın ediyor ve "İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünün aldığı kararla artık sertifikası olmayanlar tiyatro yapamayacakmış, ne yani bizim diplomamız sertifikamız yok diye şimdi tiyatro yapamayacak mıyız, manav mı olacağız? Birileri kına yaksın..." türü sözler sarf ediyor. Elbette ortada bir rant kapısı varsa bu kapının kapanmasından birileri rahatsız olacaktır ama bu konuya salt bir iş, bir ekmek kapısı olarak bakıp işsiz kalacak sözde oyuncular, tiyatrocular olacak diye üzülemeyiz. Eğer onlar bu işi yapmayı gönlüne koymuşsa bunun yolunu, yöntemini ve gereğini yerine getirir hakkıyla yapar hem kendileri bu alanda ayakları daha sağlam yere basarak, hem de gerçekten Tiyatroya ve çocuklara hizmet ederek var olurlar.

Yukarıda "ne yani biz tiyatro yapamayıp manav mı olacağız" diyen arkadaşa söz ettiğim forum sayfasında  verdiğim yanıttan bir parçayı buraya da aktararak yazımı tamamlamak istiyorum.

Bu ülkede manav olmak da bu kadar kolay değil.. Manav olmak için vergi kaydı, ticaret sicil kaydı, esnaf ve sanatkarlar odası üyeliği, ticaret sicil gazetesinde ilanla tescil, ve yiyecek maddesi sattığı için belediyeden alınmış sağlık karnesi ve düzenli periyotlarla yaptırılması gereken sağlık kontrolleri şarttır. Evet Bu ülkede manav olmak için bile bu kadar şartı yerine getirmek gerekiyorken çocuk tiyatrosu yapmak için tiyatro konusunda yeterlidir diye bir belge istenmesini, bu sözde tiyatro topluluklarının resmi varlığını kanıtlamasının istenmesi, ya da çocukların ruh sağlığına aykırılık oluşturmaması açısından oyunların pedegog onayından geçmiş olmasını istemek hiç de haksızlık değildir. Şu sıralar bazılarının kamuoyunu yanıltma çabası içinde olduğunu da gözlemlemekteyim. Bu tür kararlar asla amatör tiyatronun önünü kesmek için değildir. Okul okul gezip oldukça yüklü meblağlarda para toplanıp oyun sahnelenmesi asla amatör tiyatro değildir lütfen bu iki farklı konu karıştırılmasın.

Saygılar