|

www.tiyatrom.com
Tiyatro Haber, Tanıtım sitesi

CAN DOĞAN
www.sehirtiyatrolari.com
|
|
DAKKA BİR GOL BİR
Sevgili Orhan
Abi'min yazdığı yazıyı üzüntüyle okudum...
Yazısını okuduğum Orhan Abi'min soyadı Aydın...
Şehir Tiyatrosu yapısı itibariyle bir Genel Sanat Yönetmeni
tarafından
yönetilir... Ne yani, bu GSY'nin Orhan Alkaya olmaması için bir
sebep
mi var? Orhan Alkaya'nın türlü GSY adaylarından ne eksiği fazlası
var
ki? Sonuçta Şehir Tiyatrosu'nun bir GSY'ni olmayacak mı? Bu neden
Orhan Alkaya olmasın ki?
İktidarda sağ cinahtan bir parti var diye, çeşitli platformlarda sol
görüşlü olduğunu göğsünü gere gere söyleyebildiği için mi Orhan
Alkaya
GSY olmayı haketmiyor?
İktidarda sağ cinahtan bir parti olduğu zaman o tiyatronun solcu
bilinen insanları ne yapmalı? Ya da tersi, iktidarı sol cinah elde
ederse sağ görüşlü tiyatro sanatçıları neylemeli?
Siyasi zeminler belli mücadeleyi içinde barındırır, insanlar hangi
görüşten olurlarsa olsunlar kendi inandıkları hayat biçiminin
yaygınlaşmasını isterler. Lakin kurumları insanlarla karıştırmamak
gerekir. Şehir Tiyatrosu GSY'ninden çayçısına kadar koskoca bir
kurumdur ve siyaset dışı değil, siyaset üstüdür...
Mensubu bulunduğum bu kurumun başana da içimizden birinin, Orhan
Alkaya'nın gelmesinin keyfini yaşamama izin vermediği için Orhan
Aydın
Abi'min çoğu satırı tahminen geçmişte yaşanan bazı şeylere dayandığı
izlenimi veren yazısını üzüntüyle karşılıyorum...
Kelimeler tam bu olmasa da Orhan Alkaya'nın kendini sattığı gizli o
satırlarda... Ne yapsaydı Orhan Alkaya, Darülbedayi'yi mi
satsaydı...
Muhtemeldir ki Orhan Alkaya ile bugüne kadar benim kadar dalaşan
kimse
yoktur, mukadderat o ki bu dalaşmamız devam edecektir... Pek çok
konuda didişiriz...
Orhan Alkaya için her şey söylenebilir, ama biri çıkıp da satır
aralarına gizlenmiş biçimde de olsa onun için "satılık", hatta
satırların daha da derinlerine bakıldığında "satılmış" derse... Hele
bunu diyen de çok sevdiğim bir abimse "dur" derim ona... "Vur ama
dinle!"
Röntgen mütehasisi olmadığım için Orhan Alkaya'nın omurgası
konusunda
fikir beyan etmem doğru olmaz ama adının önüne "satılmış" imasının
bile konmasına bulabildiğim en hafif ifadeyle çok "üzülürüm"...
Kaldı ki kendini solcu diye niteleyen pek çok kişinin insanları
böyle
ağır ifadelerle "değerlendirme" hakkını nereden bulduklarını da
merak
ediyorum...
Orhan Alkaya Milli futbol takımının başına geçmiş, yahut filanca
hastanenin başhekimi olmuş değil ki... Çok gençken katıldığı, sonra
Vasfi Rıza adlı muhbirin ihbarıyla "solcu" diye kovulup açlığa
mahkum
edildiği, sonra yeniden dönüp, yeteneğinin elverdiğince oldukça iyi
işlerine imza attığı ve ayıptır söylemesi hayatını adadığı Şehir
Tiyatrosu'nun başına geçti...
Kim geçseydi Şehir Tiyatrosu'nun başına? Kim?
Bakacağız ve göreceğiz, başarılı olacak yahut olmayacak...
Omurgasının
kalibresini de göreceğiz... Siyasi yaklaşımını da göreceğiz... Şöyle
ya da böyle... Ama yok öyle DAKKA BİR GOL BİR...
Adam daha odasına bile yerleşmeden yok öyle belden aşağı vurmak...
Görelim bakalım Orhan Alkaya neyleyecek...
Orhan Aydın'ı haklı çıkarabilecek bir "şekil" oluşursa küfürün bini
bi
para ederiz zaten... Ama yok öyle DAKKA BİR GOL BİR...
Sevgili Orhan Aydın Abi'm iyi etmedin bu yazıyı yazmakla... Orhan
Alkaya'nın solculuğunu soruşturmana şapka çıkarırım... Ama
tartışılan
şey o mu... (Kaldı ki onun cevabını Orhan Alkaya verir.) Senin gibi
artık duayyen yaşına gelmiş bir Abi'me Orhan Alkaya'ya başarı
dilemek
düşer... Senin de yazdığın veçhile zor bir taşın aaltına elini
soktu...
Bir sözüm de Ertuğrul Timur kardeşime...
www.tiyatrom.com'un etkisinin ve gücünün pek farkında olduğunu
sanmıyorum...
En son küçük yaştaki bir çocuğun salonu girip girmemesiyle ilgili
meseleyi (ki annesi babası önce bana yazmıştı) ve ben de
yazdıklarını
zamanın GSY Nurullah Tuncer'e iletmiştim. O da konuyla ilgilendi.
Mesele bir soruşturmayla çözülüp tiyatro tarafında kusurlu birileri
varsa cezalandırılacakken www.tiyatrom.com'a da gelen bu yazı anında
sahne aldı... Nurullah Tuncer soruşturma açma çabasındayken hadise
yozlaşıverdi...
Orhan Aydın'ın yazısı da öyle zaar... Canım Ertuğrul Kardeşim, böyle
bir yazı eline ulaştığında yazının öteki muhatabının okuduğundan
emin
olmadan yayına verilmez...
Yani yarın bir gün ben de kendi sitemde "Ertuğrul Timur şöyledir
böyledir." diye bir yazıyı yayınlarsam ayıp etmiş olurum...
Böylesine
iddialı yazılar "öteki" taraf da okumadan yayınlanması iyi olur...
Yayınlama demiyorum, ama keşke bu yazıyı
keşke Orhan Alkaya'ya da gönderip "Söyleyecek sözünüz varsa 24 saat
içinde bildirin." deseydin... 24 saat çok uzun bir süre değil...
Netice itibariyle Orhan Alkaya'nın bir miktar haksızlığa uğradığını,
ve görevinin yapısı itibariyle bu haksızlığın Şehir Tiyatrosu'na da
yöneldiğini düşünerek Orhan Aydın Abi'mi benim çocukluğumdaki
kelimelerle solculuk oynamak yerine harbiden solcu olmaya davet
ediyorum...
Çünkü Şehir Tiyatrosu'nun yönetim erkinin dejenere edilmesi adı hem
"sosyal", hem "demokrat", hem "halkçı" ve maalesef hem de "parti"
olan
SHP zamanında Nurettin Sözen'in daktilo ettirdiği yönetmelikle
gerçekleşmişti... Bir taş attılar hala çıkaramıyoruz... Sansürü
getiren de onlardır...
Orhan Abim neredeydi o zaman? Neredeyse sol cinah...
İnanmayacaksınız
meclisteydi... El kaldırıyordu Şehir Tiyaktrosu'na onca yıl gelmeyen
sansür gelsin diye... Ben de Saraçhane'deydim... Yuh çekiyordum...
Nurettin Sözen'in Badyguardları tarafından salondan itile kakıla
çıkarıldım...
Biliyorum ki mecburen benim için de bir şeyler söylenmesi
gerekecek...
Boşa zahmet edilmesin... Benim için yazılacak yazı altı harfi
geçmez...
"yalaka"
öyle olsun...
ama hadi gelin işimizi yapalım... Orhan Alkaya'yı da mercek altında
tutalım... Beceremezse keselim kellesini, becerirse öpelim alnını...
Ama bırakalım da adam
işini yapsın önce...
İşini yapsın...
işini...
ve darısı "hepimizin" başına...
sevgilerimle
|