tiyatro...devlet tiyatroları İstanbul şehir tiyatroları özel tiyatrolar amatör tiyatrolar gençlik tiyatroları çocuk tiyatroları tiyatro kursları tiyatro okulları tiyatro dünyasından haberler aylık programlar oyun eleştirileri kaynak sayfalar tiyatro...devlet tiyatroları İstanbul şehir tiyatroları özel tiyatrolar amatör tiyatrolar gençlik tiyatroları tiyatro kursları tiyatro okulları tiyatro dünyasından haberler aylık programlar oyun eleştirileri kaynak sayfalar tiyatro...devlet tiyatroları İstanbul şehir tiyatroları özel tiyatro tiyatro...devlet tiyatroları İstanbul şehir tiyatroları özel tiyatrolar amatör tiyatrolar gençlik tiyatr
 
     
 

 
 

coskunir@mynet.com

 
     
 
 

COŞKUN IRMAK HAKKINDA

 
 

 

YTÜO’DAN “ANTİGONE”

 Yıldız Teknik Üniversitesi Oyuncuları, Sophokles’in “Antigone” adlı oyununu oynuyorlar. 29 Temmuz 2007 Cumartesi günü İstanbul-Göztepe Özgürlük Parkı’ndaki temsillerini izlemem için, oyunun yönetmenlerinden biri olan Erdal Devrim Aydın (diğer yönetmen Önder Öndemir), beni davet etti. Oyun ve topluluk hakkında kısa bir araştırma yaptım ve oyunu izlemeye karar verdim. 29 Temmuz’da Ankara’dan çıktım, akşam oyunu izledim, oyuncular ve yönetmenlerle sohbet ettim, ertesi gün de yine Ankara’ya döndüm.

Daha önce de konuşmalarımda ve kimi yazılarımda belirttim; benim antik Yunan tragedyalarının günümüzdeki algılanışı ve yorumlanışı üzerine bazı eleştirel görüşlerim var. YTÜO, “Antigone”nin afişine, “oyunu antik Yunan’da oynandığı gibi oynadıklarını, o zamanın biçimine göre sahnelediklerini” bildiriyorlardı. Bu iddia ve girişim, beni Ankara’dan İstanbul’a günübirlik yolculuk yapmaya ikna etti. Kalktım, gittim.

Herşeyden önce, böyle bir girişimin; yani, antik bir tragedyanın, kitaplarda anlatılan ve yaşadığı dönemin biçimiyle sahnelenmesi düşüncesi önemli. Bu türden girişimlerin, öncelikle tiyatro eğitimi veren fakülteler tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini, bunun öncelikle bu fakültelerin görevi olduğunu düşünüyorum. Öyle ya, antik Yunan tragedyalarını “hamartia”, “hybris” gibi kavramlar ışığında inceliyoruz, profesörler anlatıyorlar, “katharsis” olunduğunu öğreniyoruz... Tamam da, tiyatro, bütün düşüncelerin, duyguların “uygulamada” somutlandığı, “sahnede” anlam kazandığı bir sanat. Salt, eğitimin bir parçası olarak, “kitapta yazılanların” bilimsel yaklaşımla, sahnede gösterildiği (denendiği) bir tiyatro uygulamasını ancak tiyatro eğitimi veren fakülteler yapabilir. Profesyonel bir tiyatronun, antik Yunan tragedya kişilerinin sahne kostümünü birebir sahneye taşımak gibi bir derdi olmayabilir. Çünkü tiyatro, “bugün” ve “şimdi” yapılan, böylece yaşayan bir sanat. Biçimsel kaygılar, orijine bağlı kalmak düşüncesi, bir oyunun bugünden uzaklaştıracak ve seyirciyle arasında engel oluşturacaksa, bundan vazgeçilebilir. Ancak, tiyatro eğitimi veren fakülteler, bu kaygının dışında kalabilirler ve kalmalıdırlar. Eğitimin bir parçası olarak, böylesi çalışmalar yapmaları gerekir. Ama bu hep ihmal edilir. Öyle ya, kocaman maskesi, ayağında koca koca kotornosları, uzun giysisi içindeki bir oyuncu ile; oturmuş onu izleyen bir seyirci arasında nasıl bir “özdeşlik” kurulabilir? “Katharsis”e nasıl ulaşır bu seyirci? (Çok basite indirgediğimin farkındayım, özellikle yapıyorum. Kendinizi oyunculuk eğitimi alan birinci sınıf öğrencisi olarak düşünün.) Bu ve benzeri birçok konu, skolastik bir yaklaşımla tiyatro kitaplarında yazılıdır, profesörler tekrar ederler, öğrenciler bunları doğru kabul ederler ve tekrarlar tekrarlanarak, sürer gider. Oysa üniversal eğitim, bilimsel kuşku ve buradan kaynaklanan yöntemli araştırmayı temel alır. Bu uzun ve ayrı bir konudur, derdim anlaşılmıştır herhalde, uzatmayayım.

Önce hemen şu saptamayı yapayım: YTÜO’nın “Antigone”si, kitaptan bildiğimiz orijinal özelliklere sahip değil. İddiasını gerçekleştiremiyor. Örneğin; üç birlik kuralına uyulmamış. Kotornos uygulaması yok. Kostümler orijine uygun değil. Yanısıra; orijinal metinde olmayan bazı sahneler yazılıp, eklenmiş. “Euridkhe” adlı oyun kişisi, oyundan çıkarılmış. Bunlar, ilk anda göze çarpan noktalar. Bir de, geleneksel yanlışlar var...

Sohbet sırasında yönetmenlere soruyorum:

“ ‘Koro’ kim bu oyunda?”

Önder Öndemir yanıtlıyor:

“Sağduyu.”

“Ben ‘ne olduğunu’ sormuyorum, ‘kim olduğunu’ soruyorum.”

“Thebai’daki ihtiyarlar.”

“Yani, ‘herhangi’ ihtiyarlar mı? Thebai’ın bütün ihtiyarları mı? Yoksa belli bir nitelik taşıyan ihtiyarlar mı?”

“Bütün ihtiyarlar değil tabii, birşeyleri temsil ediyorlar.”

“Neyi?”

“İşte, biz onu ‘sağduyu’ olarak belirledik.”

“Peki, söyle bana, ‘Kreon’ kim?”

“Kral.”

“ Haimon’ kim?”

“ ‘Kreon’un oğlu.”

“ ‘Theresias’ kim?”

“Kahin.”

“Bak, hangi oyun kişisini sorsam, ‘bu kim’ desem, bana onun toplumsal konumunu belirtecek birşey söylüyorsun. Ama ‘Koro kim’ dediğimde, ‘sağduyu’ diyorsun. Burada bir düzlem farkı oluşuyor, görüyorsun, değil mi? Eğer ‘Kreon’ kralsa, ‘Koro’nun da aynı toplumsal düzlemde bir niteliği olmalı...”

Bu türden eksiklikler, antik Yunan tragedyalarının anlaşılmasında (ve doğal sonucu olarak yorumlanmasında) yanlışlara düşülmesine ve keyfî uygulamalara gidilmesine yol açıyor. Tarihsel ve sosyolojik zeminden uzaklaşılıyor çünkü ve “bilinmezliklerin sağladığı özgürlüklere” sığınılarak, ‘ben yaptım oldular” çıkıyor ortaya.

Bu, YTÜO gibi amatör toplulukların düştüğü bir yanlış değil yalnızca. Onların kedilerine örnek aldığı profesyonel topluluklar da yapıyor bu yanlışları ve onlarınki daha vahim oluyor.

Ama en azından şunu görmek sevindirici: Artık “Antigone” kişiliğini “özgürlükçü”, devlete başkaldırdığı için “ilerici”, “kadının sesi”, “doğal yasaların savunucusu” gibi niteleyen skolastik safsatalar artık sorgulanmadan kabul edilecek mutlak gerçeklikler gibi algılanmıyor. Önder ve Erdal’la yaptığım konuşmalarda, bu durum onlar tarafından da çok net bir biçimde vurgulanıyor. Onlara şöyle dedim:

“Tiyatro eğitimi almadığınız için, metne çok saf ve dolaysız bakıyorsunuz. Bu yüzden daha kolay ve doğru anlıyorsunuz...”

Güldüler.

Antik Yunan tragedyalarının anlaşılması ve sahnelenmesindeki birinci sorun, bu tragedyaların “doğru” bilinmesi ve anlaşılmasıysa; ikinci sorun da ideolojik anlamda bugün nasıl bir anlam yüklendikleridir. Örneğin, bu dünyanın tanrısal düzenin bir yansıması olduğuna ve bu düzene karşı çıkılmaması gerektiğine, yaşanan herşeyin kader olduğuna inanıyorsanız; antik Yunan tragedyalarını alıp, olduğu gibi sahnelemenizde bir sorun yok. Ama buna inanmıyorsanız ve bir antik Yunan tragedyasını sahnelemek istiyorsanız, sorununuz var demektir. Siyasal olarak kime ve neye hizmet edeceğinizi sorgulamalısınız.

29 Temmuz akşamı izlediğim oyunda şu oyuncular vardı: Burçin Yılmaz (Antigone), Doğan Kecin (Kreon), Taha Yasin Yıldırım (Nöbetçi), Bengü Toksöz (İsmene), Tamercan Erkan (Haimon), Mustafa Murat Özçelik (Teiresias), Nazım Özcan (Koro başı), Merve Abacıoğlu, Simay Akdik, Ladin Avşar, Aytekin Aydoğan, Erdinç Güven, Gözde Güven, Aynur Işık, Mehmet İrfanoğlu, Özge Keskin, Yunus Kulak, Sami Berat Marçalı, Caner Omur, Ezgi Özcan, Hande Yıldırım (Koro).

Müzik Yönetmeni, Serra Erkoç. Ceyhun Sevilmiş, Erdal Devrim Aydın, Serra Erkoç, vurmalı çalgılarla oyunun müziğini yapıyorlar. Sahne efektlerini Serkan Kıranta gerçekleştiriyor. Kadir Semih İnce, Sinan Arslan, Ebru Hacıosmanoğlu, Behire Yüksel, teknik görevliler. Maskeler, Atölye Curcunabaz tarafından yapılmış.

Maske kullanımı ve beden dilinin maskeyle uyumlu bir bütünlük oluşturması yönündeki yönetmen yaklaşımını ve yer yer oyunculuk uygulamalarını beğendim. Benim için ilginç ve yararlı bir gözlem oldu YTÜO’nın “Antigone”si.

Topluluğun disiplini, yaptıkları işe saygıyla yaklaşmaları güzeldi. Eleştirilerim bir yana; daha önce izlediğim profesyonel “Antigone” sahneleyişlerine oranla, çok daha anlaşılır ve temiz bir oyundu. Eksikliklerini erdem gibi sunup, yanlışlarına daha sıkı tutunmak gibi dantel bir züppelik göstermek yerine; öğrenmek ve gelişmek yönünde alçakgönüllü bir tutum içinde olmaları, gelecekte daha başarılı işler yapacaklarının işareti.

 

 

COŞKUN IRMAK HAKKINDA

 

COŞKUN IRMAK' A AİT ÖNCEKİ YAZILAR

“GENÇLİK TİYATROSU” VE “MİLETOS GÜZELİ”

SARIYLA KIRMIZIYLA ALNIMIN AKIYLA

BELGRAD NOTLARI

BEYAZ ADAM

“ÖRGÜTLENME” ÜZERİNE

ANTİGONE (Antik Yunan Tragedyaları Üzerine Modern Safsatalar)
1. Bölüm

ANTİGONE (Antik Yunan Tragedyaları Üzerine Modern Safsatalar)
2. Bölüm

ANTİGONE (Antik Yunan Tragedyaları Üzerine Modern Safsatalar)
3. Bölüm

“TİP” Mİ, “KARAKTER” Mİ

SİVAS ELLERİNDE ÇALINAN SAZ KİMİNDİR? - 1

SİVAS ELLERİNDE ÇALINAN SAZ KİMİNDİR? - 2

HALKININ ATI OLMAK

KAVRAMLAR VE SAHİPLERİ

KOŞTURMACA

HAMASET, HAMAİD VE MUGALATA

Fahrettin Özen

“GÜR TURUNÇ AĞAÇÇIĞI”

“LYSİSTRATA”YA YAS MI YARAŞIR - 1

“LYSİSTRATA”YA YAS MI YARAŞIR - 2

“LYSİSTRATA”YA YAS MI YARAŞIR - 3

EDİP OLMAK VE “EDİP” OLMAK

EDİP TÜMERKAN’IN SON SÖZLERİNE YANIT

PET ŞİŞE

Lysistrata'ya yas mı yaraşır 4

BELEDİYELERDE TİYATRO

BEŞİNCİ BOYUT (Sıradan Ruhların Hikâyesi)

ASAF GÜVEN AKSEL

TATİL

TARİHTE “EVRİM” VE “DEVRİM”

ASAF GÜVEN AKSEL’DEN KATKI

YTÜO’DAN “ANTİGONE”