| |
Mustafa
Demirkanlı
Editör
Hay Allah!
Öncesinde konuşabilseydik, Ertuğrul’a
şunu söylerdim: “Yapma, Coşkun Büktel’in yaşamla arasındaki
son bağı koparma, o, sansürlendiğini sanarak yaşama
sarılıyor.” derdim, diyemedim.
Ertuğrul’a ve okurlara daha önce
aktardığım bir durumu aktarmak istiyorum. Bundan yıllar önce
(Tam tarih vermediğim için suçlanacağım Büktel tarafından,
biliyorum, ama kalkıp dergi arşivini açıp, tarihi buraya
eklemeye gerek duymadım, isimler gerçek.) Tiyatro… Tiyatro…
Dergisi’nin bir Yayın Kurulu toplantısında, o sırada Yayın
Kurulu’nda bulunan Kerem Kurdoğlu şu öneriyi yaptı: “Coşkun
Büktel’e bir sayfa verelim, muhalif bir kalem, muhalif
seslerin de olması iyi olur.” dedi. Ben, hemen kabul
ettim, “evet iyi olur” diye görüşümü aktardım.
Büktel’in dergide yazmasını istiyordum. Yanılmıyorsam Orhan
Aklaya, güldü ve şu itirazını dile getirdi: “Coşkun’un
‘Theope’ ve kendisi dışında muhalif olduğu tek şey
söylerseniz, hemen kabul ederim.” dedi. Kerem’le
birbirimize baktık, o önerisini geri aldı, ben de desteğimi.
Coşkun için sadece kendisi ve kendisini
temsil eden “Theope” vardır. Başka da üretimi yoktur. Kendini
eleştirmen diye tanımlar ama eleştirisi veya eleştirdiği
“Theope”yle ilgili kişilerin dışına çıkmaz. Örneğin, Tuncer
Cücenoğlu’nun “Çığ” oyununu eleştirir ve “Çığ Skandalı” diye
sunar. Nedir “Çığ Sıkandalı”? Büktel’e göre mantık hatalarıyla
dolu bir metin olması, kötü bir metin olması. Peki neden “Çığ
Skandalı”? Sanki, Türkçede yazılmış başka bir kötü metin
yokmuş, bu tekmiş gibi. Çünkü yazarı Tuncer Cücenoğlu. Peki
Cücenoğlu ile ne alıp veremediği var Büktel’in? Yıllardır
Devlet Tiyatroları Edebi Kurulu’nda yer aldı ve Büktel’e göre
sahnelenmesini engelleyenlerden biri. Diğeri de Özdemir Nutku
(!), onun için “Özdemir Nutku Skandalı” da var oldu ve herkes
sansürlüyor!
Büktel, hayali düşmanlar ve hayali
durumlar yaratıyor
Büktel’e göre, “Theope”yi
sahneleyebilecek bir yönetmen Türkiye’de yoktur. Kendi
sözleri. Dünya’da var mı bilemem, henüz oraya sıçramadı Büktel.
Muhtemelen orada da yoktur. Ali Taygun İstanbul Şehir
Tiyatrosu’nda sahnelemeye kalktı, anasından emdiği burnundan
geldi. Neymiş, yeteneksizmiş, anlamamış. Kaldırttı oyunu. Şunu
sormak gerek: Madem Türk yönetmenler yeteneksiz, neden izin
verdin, öncesinde de İstanbul Şehir Tiyatroları’na başvurdun,
bilmiyordun da o zaman mı öğrendin, öğrenmen için –Türk
yönetmenlerin yetersiz olduğunu, senin bir oyun yazman mı
gerekiyordu?- sorularını sormak bile gereksiz. Büktel için
önemli olan, onun ne kadar yetenekli bir yazar ve yönetmen
olduğunu görmeyenler zaten cahil.
Kim sahneleyebilir “Theope”yi? Sadece
Coşkun Büktel. Ama “Theope”nin sahnelenmesini istemeyen
güçler, Büktel’i İstanbul Şehir Tiyatrosu’na Yönetmen
kadrosunda almamaktadırlar. Haydaaa.
“İstanbul Şehir Tiyatrosu'na (Kenan Işık ve Şenol Demiröz
döneminde) verdiğim
DİLEKÇE”den.
“("Türkiye
Cumhuriyeti'nin Devlet Tiyatrosu 'Evet' dedi, Fazilet
Partisi'nin Şehir Tiyatrosu 'hayır' diyor")’muş, neye?
“Ölüleri Gömün” çevirisine. Yahu, bir oyun vermişin ve
sonrasında yeteneksiz yönetmenler diye ortalığı birbirine
katmışın, aklın yok mu? Çevirini de o yeteneksiz (!)
yönetmenlerden biri yapacak. Ve sen ortalığı ayağa kaldırıp,
kendine Devlet’ten bir maaş kampa peşinde koşacaksın. Gerekçen
hazır: “Bu yeteneksiz yönetmenler “Ölüleri Gömün”ü yönetemedi,
beceremedi. Ben yönetirim. Yani, istediğin, karşı çıkıtığın
kurumların yönetmen kadrosundan “maaş”, hepsi bu. Peki,
argümanların ne? Aşağıda bakalım neymiş.
Okur
hatırlasın, o dönemde D.T.’larında Edebi Kurul Üyeleri olan
Özdemir Nutku ve Tuncer Cücenoğlu “Theope”yi Edebi Kurul’da
kabul etmiş ve “Evet” demiş, ne için? Oynanabilir demişler.
Bir yönetmen ele almamış, almış da engelleyen var mı,
bilmiyoruz. Olmaz, mutlaka sahnelenmeli. Mümkün mü? İnanın ki
değil. Hatırlayalım, Büktel sürekli şunu savunur: “Bu eseri
sahneleyecek bir yönetmen yok.” Şansına küs Büktel, bu
denli yetenekli yönetmen yok elimizde, peki sen ne istiyorsun?
Büktel Ne İstiyor?
“Sizden iki dileğim var:
Kurumunuza önerdiğim çeviri oyunların, yeniden ve daha
sağlıklı bir haletiruhiye içinde incelenmesi;
Kurumunuzun yönetmen kadrosuna dahil edilmem için gerekli
işlemlerin yapılması.” (İ.B.B.Ş.T. verilen malum dilekçeden.)
Başüstüne! Yaşamı boyunca hiçbir oyun yönetmemiş (En azından
bizim bildiğimiz kadarıyla, belki okul döneminde yönetmiştir,
olabilir.) Tiyatro adına yaptığı ne? “Theope”yi yazdı. Başka?
Yook, aslında var, “Theope” üzerinden yazdığı “Shakespearesiz
Herifler”
Bu yöntem iyi bir yöntem, RTE uyguladı, kazandı;
“mağduriyet”, umarım Büktel’de kazanır da ölmeden
“Theope”yi izleme şansım olur.
Başa dönüp bitireyim, keşke yayımlamadan
önce bilebilseydim Ertuğrul’un yazısını, şunu söylerdim:
“Yapma, elindeki son silahı alma, Coşkun Büktel kendisinin
sansürlendiğini düşünerek ve önemli biri olduğunu sanarak,
mutlu mesut yaşıyor, yapma, elinden alma son silahını.”
derdim.
Sitesinde hemen hemen her yazısında
linkler vererek ortaya koyduğu skandallarla birlikte
yaşamasını engelledin. Neydi bunlar?:
"Özdemir Nutku ve OYÇED skandalı",,
"Çığ skandalı"
"Omurgasızlar skandalı" (Bu yeni eklendi, Türk
Tiyatrosu’nun skandallar dizisine, onu da bir başka yazımda
aktarırım, belki.),
"Ölüleri Gömün skandalı" (Bu da yeni, onu da bir ara belki
ele alırım, ama şu kadarını söyleyeyim ki, çevirisinin artık
oynanması ve 3-5 kuruş kazanmasına yönelik, hepsi bu.)
Keşke, Büktel
kendi yeteneklerinin farkında olabilen biri olsaydı da,
-bilmediğim ama umduğum yeteneklerini görme, izleme şansımız
olsaydı, ama Büktel’in sorunu kendisi ile, önemli olan onu
pohpohlamak, eğer bir an olsun kendi gerçeğinin dışına çıkıp
bakabilseydi, yakın çevresini daha iyi değerlendirme şansı
olurdu. Ama yok, umutsuz bir vak’a.
Son söz:
Ertuğrul, Büktel’in elindeki son silahını alıp, savunmasız
bıraktın. Seni kınıyorum, Büktel bunu hak etmedi! Bıraksaydın
da sansürlenen kahramanlar duygusuyla birlikte mutlu, mesut
yaşasaydı. |
|