tiyatro...tiyatro dergisi

 

tiyatro...tiyatro dergisi internet portalı yeniden yapılanma sürecinde 2 ay süreyle tiyatrom sayfaları üzerinde konukolacaktır. İletişim : mdemirkanli@tiyatrodergisi.com.tr   ,   editor@tiyatrodergisi.com.tr

 

Mustafa Demirkanlı

Editör

Hay Allah!

Öncesinde konuşabilseydik, Ertuğrul’a şunu söylerdim: “Yapma, Coşkun Büktel’in yaşamla arasındaki son bağı koparma, o, sansürlendiğini sanarak yaşama sarılıyor.” derdim, diyemedim.

Ertuğrul’a ve okurlara daha önce aktardığım bir durumu aktarmak istiyorum. Bundan yıllar önce (Tam tarih vermediğim için suçlanacağım Büktel tarafından, biliyorum, ama kalkıp dergi arşivini açıp, tarihi buraya eklemeye gerek duymadım, isimler gerçek.) Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’nin bir Yayın Kurulu toplantısında, o sırada Yayın Kurulu’nda bulunan Kerem Kurdoğlu şu öneriyi yaptı: “Coşkun Büktel’e bir sayfa verelim, muhalif bir kalem, muhalif seslerin de olması iyi olur.” dedi. Ben, hemen kabul ettim, “evet iyi olur” diye görüşümü aktardım. Büktel’in dergide yazmasını istiyordum. Yanılmıyorsam Orhan Aklaya, güldü ve şu itirazını dile getirdi: “Coşkun’un ‘Theope’ ve kendisi dışında muhalif olduğu tek şey söylerseniz, hemen kabul ederim.” dedi. Kerem’le birbirimize baktık, o önerisini geri aldı, ben de desteğimi.

Coşkun için sadece kendisi ve kendisini temsil eden “Theope” vardır. Başka da üretimi yoktur. Kendini eleştirmen diye tanımlar ama eleştirisi veya eleştirdiği “Theope”yle ilgili kişilerin dışına çıkmaz. Örneğin, Tuncer Cücenoğlu’nun “Çığ” oyununu eleştirir ve “Çığ Skandalı” diye sunar. Nedir “Çığ Sıkandalı”? Büktel’e göre mantık hatalarıyla dolu bir metin olması, kötü bir metin olması. Peki neden “Çığ Skandalı”? Sanki, Türkçede yazılmış başka bir kötü metin yokmuş, bu tekmiş gibi. Çünkü yazarı Tuncer Cücenoğlu. Peki Cücenoğlu ile ne alıp veremediği var Büktel’in? Yıllardır Devlet Tiyatroları Edebi Kurulu’nda yer aldı ve Büktel’e göre sahnelenmesini engelleyenlerden biri. Diğeri de Özdemir Nutku (!), onun için “Özdemir Nutku Skandalı” da var oldu ve herkes sansürlüyor!

Büktel, hayali düşmanlar ve hayali durumlar yaratıyor

Büktel’e göre, “Theope”yi sahneleyebilecek bir yönetmen Türkiye’de yoktur. Kendi sözleri. Dünya’da var mı bilemem, henüz oraya sıçramadı Büktel. Muhtemelen orada da yoktur. Ali Taygun İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelemeye kalktı, anasından emdiği burnundan geldi. Neymiş, yeteneksizmiş, anlamamış. Kaldırttı oyunu. Şunu sormak gerek: Madem Türk yönetmenler yeteneksiz, neden izin verdin, öncesinde de İstanbul Şehir Tiyatroları’na başvurdun, bilmiyordun da o zaman mı öğrendin, öğrenmen için –Türk yönetmenlerin yetersiz olduğunu, senin bir oyun yazman mı gerekiyordu?- sorularını sormak bile gereksiz. Büktel için önemli olan, onun ne kadar yetenekli bir yazar ve yönetmen olduğunu görmeyenler zaten cahil.

Kim sahneleyebilir “Theope”yi? Sadece Coşkun Büktel. Ama “Theope”nin sahnelenmesini istemeyen güçler, Büktel’i İstanbul Şehir Tiyatrosu’na Yönetmen kadrosunda almamaktadırlar. Haydaaa.

“İstanbul Şehir Tiyatrosu'na (Kenan Işık ve Şenol Demiröz döneminde) verdiğim DİLEKÇE”den.

("Türkiye Cumhuriyeti'nin Devlet Tiyatrosu 'Evet' dedi, Fazilet Partisi'nin Şehir Tiyatrosu 'hayır' diyor")’muş, neye? “Ölüleri Gömün” çevirisine. Yahu, bir oyun vermişin ve sonrasında yeteneksiz yönetmenler diye ortalığı birbirine katmışın, aklın yok mu? Çevirini de o yeteneksiz (!) yönetmenlerden biri yapacak. Ve sen ortalığı ayağa kaldırıp, kendine Devlet’ten bir maaş kampa peşinde koşacaksın. Gerekçen hazır: “Bu yeteneksiz yönetmenler “Ölüleri Gömün”ü yönetemedi, beceremedi. Ben yönetirim. Yani, istediğin, karşı çıkıtığın kurumların yönetmen kadrosundan “maaş”, hepsi bu. Peki, argümanların ne? Aşağıda bakalım neymiş.

Okur hatırlasın, o dönemde D.T.’larında Edebi Kurul Üyeleri olan Özdemir Nutku ve Tuncer Cücenoğlu “Theope”yi  Edebi Kurul’da kabul etmiş ve “Evet” demiş, ne için? Oynanabilir demişler. Bir yönetmen ele almamış, almış da engelleyen var mı, bilmiyoruz. Olmaz, mutlaka sahnelenmeli. Mümkün mü? İnanın ki değil. Hatırlayalım, Büktel sürekli şunu savunur: “Bu eseri sahneleyecek bir yönetmen yok.” Şansına küs Büktel, bu denli yetenekli yönetmen yok elimizde, peki sen ne istiyorsun?

Büktel Ne İstiyor?

“Sizden iki dileğim var:

Kurumunuza önerdiğim çeviri oyunların, yeniden ve daha sağlıklı bir haletiruhiye içinde incelenmesi;

Kurumunuzun yönetmen kadrosuna dahil edilmem için gerekli işlemlerin yapılması.” (İ.B.B.Ş.T. verilen malum dilekçeden.)

Başüstüne! Yaşamı boyunca hiçbir oyun yönetmemiş (En azından bizim bildiğimiz kadarıyla, belki okul döneminde yönetmiştir, olabilir.) Tiyatro adına yaptığı ne? “Theope”yi yazdı. Başka? Yook, aslında var, “Theope” üzerinden yazdığı “Shakespearesiz Herifler”

Bu yöntem iyi bir yöntem, RTE uyguladı, kazandı; “mağduriyet”, umarım Büktel’de kazanır da ölmeden “Theope”yi izleme şansım olur.

Başa dönüp bitireyim, keşke yayımlamadan önce bilebilseydim Ertuğrul’un yazısını, şunu söylerdim: “Yapma, elindeki son silahı alma, Coşkun Büktel kendisinin sansürlendiğini düşünerek ve önemli biri olduğunu sanarak, mutlu mesut yaşıyor, yapma, elinden alma son silahını.” derdim.

Sitesinde hemen hemen her yazısında linkler vererek ortaya koyduğu skandallarla birlikte yaşamasını engelledin. Neydi bunlar?: "Özdemir Nutku ve OYÇED skandalı",, "Çığ skandalı" "Omurgasızlar skandalı" (Bu yeni eklendi, Türk Tiyatrosu’nun skandallar dizisine, onu da bir başka yazımda aktarırım, belki.), "Ölüleri Gömün skandalı" (Bu da yeni, onu da bir ara belki ele alırım, ama şu kadarını söyleyeyim ki, çevirisinin artık oynanması ve 3-5 kuruş kazanmasına yönelik, hepsi bu.)

Keşke, Büktel kendi yeteneklerinin farkında olabilen biri olsaydı da, -bilmediğim ama umduğum yeteneklerini görme, izleme şansımız olsaydı, ama Büktel’in sorunu kendisi ile, önemli olan onu pohpohlamak, eğer bir an olsun kendi gerçeğinin dışına çıkıp bakabilseydi, yakın çevresini daha iyi değerlendirme şansı olurdu. Ama yok, umutsuz bir vak’a.

Son söz: Ertuğrul, Büktel’in elindeki son silahını alıp, savunmasız bıraktın. Seni kınıyorum, Büktel bunu hak etmedi! Bıraksaydın da sansürlenen kahramanlar duygusuyla birlikte mutlu, mesut yaşasaydı.

 

Tiyatrolara Harçlık Dağıtılmasın, Tiyatroya Destek Doğru Bir Biçimde Sağlansın