|

|
|
TÜRK MİZAH DERGİCİLİĞİNİN DÜNÜ
, BUGÜNÜ |
| |
|
Karagöz-Hacivat, Nasrettin Hoca, Bekri
Mustafa, İncili Çavuş gibi tarihi mizah karakterleri; Temel, Dursun gibi
fıkra tipleri; Eşref, Neyzen gibi
klasikleşmiş mizah ustaları hatta Anadolu'nun köylerinde kendi halindeki
aşık atışmalarına kadar oldukça geniş bir perspektifle mizahla ne kadar iç içe, mizaha ne denli yatkın bir toplum olduğumuz çok
açık. Mizah gündelik yaşamdan, köy eğlencelerine, Yeşilçam filmlerinden
tiyatro oyunlarına, Yüzlerce mizah kitabına Türk halk sanatında ve yazın
dünyamızda oldukça geniş bir yer kaplıyor.
Mizaha
olan bu ilgi mizah yayıncılığımıza, mizah dergiciliğine de yansıyacak
Osmanlı'dan başlayan mizah dergiciliğimiz Akbaba gibi onlarca yıl süren
mizah dergilerinin, okumayı sevmeyen bir toplumda Gırgır gibi dünyanın en
çok satan üçüncü mizah dergisinin doğuşuna dek varacaktır.
Türk toplumunun mizah anlayışı daha
çok nükteye, zeka pırıltısı hazır cevaplılıklara, söze ve metne
dayalıdır. Herhangi bir toplumda suratına pasta atılan adama, eli ayağı
dolaşan şapşal davranışlara gülünebilirken biz espriyi sözde, anlamda aramaktayız.
Her ne kadar ilk dergilerimiz yazı ağırlıklıyken sonraları çizgi ağırlıklı
olsa da söze olan ilgimiz karikatürlerimizde bile kendini göstermiş
Batı'nın altında "sözsüz" ibareli karikatürlerine inat oldukça uzun
konuşma balonlu karikatürler görsellik kadar sözün de bizim için
vazgeçilmezliğini ortaya koymuştur.
|
|
İLK MİZAH DERGİMİZ DİYOJEN
- 1869-1872
|
| Türkiye'de ilk
karikatür; Teodor Kasap'ın 1870'te çıkardığı
Diyojen
Dergisi'nde görüldü.
Sultan Abdülhamit döneminde kesintiye uğrayan mizah dergiciliğinde İkinci
Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte bir patlama olur. Bilinen ilk Türk karikatürcüsü Ali Fuat Bey'dir.
İlk
mizah yayını ise 1868’de, "Terakki gazetesi"nin eki olarak çıkmıştır.
|
 |
Gerçek anlamda ilk Türk
mizah dergisi, 23 Aralık 1869'da Ermeni kökenli Teodor Kasap
adlı bir vatandaşın, Namık Kemal ile çıkardığı "Diyojen" olmuştur. Dergi adını ikibin yıl önce Sinop’ta
doğmuş ünlü filozof "Diyojen"den almış. Diyojen 23 Aralık1869'da
yayın hayatına atıldı. Düzenli olarak basılamadı elbette.
Satışlardan para toplandıkça, Kemal ve Kasap asgari yiyecek
ihtiyaçlarını karşılayacak meblağdan arta kalanla matbaaya koştular.
Diğer yayın organları gibi arada şehzade fotoğrafı basıp ulufe alma
imkânı ya da resmi duyuruları basıp bedelini devletten tahsil etme
şansı da yoktu Diyojen'in. Tek desteği okuyucularıydı. Onların
ilgisiyle iki sene ayakta kaldı. Bu dönemin en önemli karikatürcüsü Cem'dir. Damgasını vurduğu Kalem ve çıkardığı Cem
dergilerinde batı anlayışına uygun olarak Osmanlı Devletini ve
idarecilerini hicvetmiştir.Bu dönemde birbiri ardına çıkan
Karagöz,
Geveze,
Dalkavuk,
Davul
gibi dergilerde siyasi karikatürün ilk
örnekleri verilmiştir.
|
|
|
|
|
| "Çıngıraklı Tatar" Diyojen Âli Bey, Recaizade
Ekrem ve Namık kemal’in yazılarıyla dönemin ilgiyle izlenen
muhalefet organlarından biri oldu. Diyojen kapatılınca Teodor Kasap
Namık Kemal'le birlikte
Çıngıraklı tatar'ı
çıkardı. Tatar o dönem postacılara verilen isimdir. Takip ve tacize dayanamadığı noktada onu kapatıp
Hayal'i ardından
Karagöz'ü ve Kahkaha'yı
çıkardı. Yazılarından ötürü hapse mahkûm
edildi (1877), Avrupa’ya kaçtı. Birkaç yıl sonra bağışlandı, ölümüne
değin mabeyn kütüphanecisi olarak sarayda görevlendirildi. Tanzimat
dönemindeki tiyatro çalışmalarını destekledi,
Yanda Çıngıraklı
Tatar'dan bir karikatür.
Alt yazı "Avrupa
Kıskacında Osmanlı İmparatorluğu"
6 Temmuz 1289, s.
29, Milli Kütüphane Koleksiyonu AJRCIN00004 |
 |
|
|
|
|
 |
"Hayal" Mizah Dergisi
- 1877 |
|
1877'DE "HAYAL"DE YAYINLANAN,TEODOR
KASAP'IN 3 YIL HAPİS CEZASI ALDIĞI KARİKATÜR…
KARİKATÜRÜN ALT YAZISI ŞÖYLE:
- Nedir bu hal Karagöz?
- Kanun dairesinde serbesti, Hacivat!
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
47 YIL
YAYINLANAN MİZAH GAZETESİ "KARAGÖZ" |
|
Bu bölüm Erol Üyepazarcı'nın
Birgün gazetesinde yayımlanmış yazısından oluşmaktadır.
23-04-2008
http://www.tumgazeteler.com/?a=2774526 |
 |
|
UZUN
SOLUKLU HALKA DÖNÜK BİR MİZAH GAZETESİ : KARAGÖZ
"Karagöz" gazetesi, 10 Ağustos 1908"de yani II. Meşrutiyet"in
ilanından topu topu 17 gün sonra çıkmaya başlamıştır.
Hürriyet"in ilanıyla II.Abdülhamid"in sansürü kalkınca oluşan
serbestlik ortamında; düşüncelerin sansüre tâbi olmadan
özgürce yayınlanabilmesi hem yayıncıları hem okurları bir
gazete ve dergi bolluğu ve çılgınlığı içine sürüklemişti.
Hürriyet"in ilanını izleyen iki ay içinde 200"ün üstünde
gazete ve dergi çıkar, ama çoğu kısa bir süre sonra kapanır.
Bunun ender istisnalarından biri yaşamını 40 yıldan fazla
sürdürecek "Karagöz" gazetesidir. |
Karagöz gazetesinin sahibi, o dönemlerin deyimiyle "sahib-i
imtiyazı" Ali Fuad Bey"dir. Ali Fuad Bey(?-1919),
ülkemizin ilk karikatürcülerinden biridir. İlk karikatürlerini
Çaylak Tevfik Bey"in 1870"li yılların ilk yarısında çıkardığı
"Letaif-i Âsâr"
isimli mizah dergisinde yayınlamıştır Daha sonraları yine
Tevfik Bey"in lakâbına neden olan "Çaylak" dergisinin
1875-1876 yılları arasında yayınlanan sayılarında
karikatürlerine rastlıyoruz.. Türk karikatür tarihinin
araştırılmasında büyük emekleri olan Turgut Çeviker; Ahmet
Fuat Bey"i "tasvirci" bir karikatürist olarak tanımlar, yani
karikatürleri resim gibidir ve mesajlar karikatürün altındaki
yazılar ile verilir; daha ileride ünlü karikatüristimiz Cem"in
öncülüğünü yapacağı çizgilerle mesaj veren ustalığa sahip
değil, naif hatların egemen olduğu karikatürlerdir.
III. Meşrutiyet ilan olduktan sonra Ali Fuad Bey, kesintiye
uğramış gazetecilik merakını tatmin için hemen kolları sıvar,
Kadıköy"deki Mühürdar Gazinosu"nda arkadaşlarıyla buluşup
anlaşır ve Belediye Muhasebe Müdürü Reşat Bey"den aldığı 500
lira borç ile gazetesini çıkarır. Gazete halka dönük bir mizah
dergisidir, haftada iki gün çıkmaktadır; bol karikatürlü ve
olayları halkın anlayabileceği sade bir dille anlatıp
yorumlamaktadır. Ne incelikli mizah dergileri olan "Kalem" ve
"Cem" gibi aydınlara dönük, halka tepeden bakan, Fransızca
bölümü olan ve iyice siyasete soyunan dergilere öykünmekte ne
de iyice bayağılaşan ve seviyesiz yayınlar yapan dergilere
benzememektedir. Bu tutumuyla beğeni toplar ve geniş
kitlelerce sevilip alınır. Öyle olur ki satışları birçok
gündelik gazeteyi geçer ve Ali Fuad Bey, aldığı borcu ödeyip
yayınını rahatlıkla sürdürür.
Belirtmemiz gereken bir husus "Karagöz" tiplemesinin Türk
basınına bu gazete ile girmediğidir. 1870"li yıllarda Teodor
Kasab"ın çıkardığı "Hayal" mizah dergisinde ilk kez olarak
işlenen konular Karagöz-Hacivat konuşmalarıyla, o zamanki
deyimle "muhavereleri" ile verilmiştir. Bu derginin
karikatüristlerindoen biri olması muhtemel Ali Fuad Bey,
gazetesini çıkarırken bu örnekten hareket etmiş ve adını
"Karagöz" koyduğu gazetesinde bu uygulamayı sürdürmüştür.
Kütüphanemizde bulunan ilk on yılına ait "Karagöz"
koleksiyonunun incelenmesinde gazetenin içeriği ile ilgili
şunlar saptanmıştır.
Gazetenin ilk sayfasında o günün konusu olan bir karikatür
ortada sunulmakta ve "Muhavere" başlığı altında bir Karagöz-Hacıvat
konuşması yer almaktadır. Bu konuşma o günlerde gündemde olan
bir konuyla ilgilidir. Bu bütün sayılarda görülen bir
bölümdür. Bu yazıların uzun süre bizzat Ali Fuad Bey
tarafından yazıldığını kendisini iyi tanıyan Münir Süleyman
Çapanoğlu"Karagöz" ile ilgili bir yazısında belirtmektedir.
Dört sayfalık gazetenin diğer sayfalarında "Takvim-i Ceraid"
(Gazetelerin Takvimi) başlığı altında o günlerde gazetelerde
çıkan haberler yorumlanmakta, yine "Dahili" başlığı altında
bazı yurtiçi haberleri verilip buna Karagöz"ün yorumları
eklenmekte; "Telgraf" başlığı altında ise yurtdışı haberler
iletilip yorumlanmaktadır. Bazı sayılarda manzum söyleşiler ve
çeşitli konulanr hakkında manzum yazılar bulunmaktadır.
"Karagöz"ün satışı artınca ilan da almaya başlamıştır; bu
arada bazı ilginç uygulamalara da rastlıyoruz. Gazetenin taşra
bayiliklerini alıp, gazeteyi satıp parasını göndermeyenler
açıkça teşhir edilip okuyucu katında cezalandırılmaktadır.
Ali Fuad Bey, herhalde II.Abdülhamid döneminden deneyimli
olduğundan mevcut iktidarlarla iyi geçinmeyi ilke edinmiş ve
bu nedenle bütün yayın yaşamı boyunca gazetesi hiç
kapatılmamıştır. Bunun ilginç bir saptamasını 31 Mart
ayaklanmasında görüyoruz. İlk başta irtica karşıtı yazılar
yazan "Karagöz" 31 Mart Vak"ası gerçekleşip asi askerler
İstanbul"a egemen olunca dil değiştirmiş "Muhterem Ulema ve
Askerimiz" diye asileri metheden yazılar yayınlamış, ancak
isyan bastırılınca çark etmiş ama eleştirileri de üstüne
çekmiştir. Onun üzerine bir düzeltme yazısı yayınlayarak
asilerden korktuklarından öyle yazmak zorunda kaldıklarını
belirtmiş ve İttihat Terakki karşıtlarını acımasızca
eleştirenlere katılmıştır ve o günden itibaren biraz "sade
suya tirit" muhalefet yapmıştır.
Ali Fuad Bey, 1912"de gazetenin yönetimini dönemin önemli
aydınlarından ve "materyalizm" konusunu ülkemize ilk getiren
kişi olan sosyalist eğilimli Baha Tevfik Bey"e vermiş ve Baha
Tevfik Beyin ölümüne kadar (15 Mayıs 1914) dergi yepyeni bir
hüviyet kazanmıştır. Bu dönemde özellikle Baha Tevfik Bey"in
gazetenin ikinci sayfasında çıkan "Hasbıhal" başlıklı yazıları
ilginçtir ve daha önce Karagöz"de rastlanmayan bir içerik ve
niteliği simgeler.
Baha Tevfik Bey"in ölümünden sonra gazete dönemin ünlü yazarı
Aka Gündüz"ün yönetiminde yayınlanır. Bu sırada I.Dünya Savaşı
çıkmış ve Türkiye Almanya safında savaşa katılmıştır.
1914-1918 arası Karagöz savaş koşullarında yayın yapan ve
İngilizleri"Con Kikirik" adı altında aşağılayan bir yayın
organıdır. Savaştan sonra Karagöz, mütarake dönemine sahibi
Ali Fuad Bey"in ölümüyle girer. gazete kızkardeşi Fatma
Hanım"a kalmıştır; o da yönetime deneyimli yazar ve gazeteci
Burhan Cahit(Morkaya 1891-1949)" i getirir. Karagöz, mütarake
döneminde Ankara hükümetleri taraftarı bir tutum içindedir. Bu
okuyucu katında saygınlığını artırır, bir ara İstanbul"da
ençok satan gazete bile olur. Cumhuriyet"in ilanından sonra da
Burhan Cahit"in usta yönetimiyle bu başarısını sürdürür. 1928
yılında Latin harflerinin kabulü, bütün matbuat gibi Karagöz"
ü de etkiler, satışlar düşer. Burhan Cahit de kendi gazetesi "Köroğlu"
nu çıkarmak için Karagöz" den ayrılır. Bir süre Ornan Seyfi
Orhon ve Refik Ahmet Sevengil yönetiminde çıkmaya devam etse
de 26 Ocak 1935" de kapanır.
Kapanınca dönemin iktidar partisi Cumhuriyet Halk Fırkası,
gazeteyi sahibi Fatma Hanım"dan satın alır ve deneyimli
gazeteci Sedat Simavi"nin yönetiminde halka dönük bir mizah
dergisi olarak çıkarmayı sürdürür. Bu dönemden 1950 yılına
kadar Karagöz artık Cumhuriyet Halk Partisi"nin halka dönük
bir yayın organı olarak yaşar. Deneyimli gazeteci Sedat
Simavi, başarılı bir gazetecilik sergiler; özellikle II.
Dünya Savaşı"nın bunalımlı günlerinde geniş kitlelerin
moralini yükseltecek yayınlarla gazeteyi başarıyla sürdürür.
Bu dönemdeki ilginç bir gelişmede 1935- 1938 arası Kemal
Tahir"in Karagöz"de önce muharrir sonra yazı işleri müdürü
olarak çalışmasıdır. 1938 yılında Nazım Hikmet"le birlikte
Donanma Davası"nda hapse girince bu görevi biter.
1950" de Sedat Simavi Karagöz"ü bırakır. Hem kendi kurduğu ve
çok tutulan Hürriyet gazetesi ile uğraşmaktadır ve asıl
önemlisi de Cumhuriyet Halk Partisi seçimleri kaybetmiş,
muhalefete düşmüştür.
"Karagöz" bundan sonra etkisini hızla yitirerek beş yıl daha
kesintili olarak çıkar, ama 1955 yılında 4785. sayısıyla
birlikte kapanır. Tam 47 yıl yayınlanmıştır. |
|
|
|
|
|
|
|
İkinci
Meşrutiyet’ in ilanından sonra Mizah dergileri sayısında
patlama yaşanmıştır. |
|
Osmanlı'nın
son dönemi ve cumhuriyet'in ilk yıllarında yayımlanmış mizah
dergilerinden bazıları. Bunların içerisinde "Laklak", "Yuha"
gibi bugünün mizahçı yaklaşımına da yakın isimler olduğu gibi
"Tiyatro" , "Tarihten İzler" gibi bir mizah dergisi olduğunu
düşündürmeyecek isimlerin seçilmiş olması da ilginç.
(Alfabetik sırayla) |
| |
|
|
| Akbaba |
Gramofon |
Medet |
| Alay |
Guguk |
Mizah |
| Alem |
Güleryüz |
Musavver
|
| Ali Baba
Kırk Haramilere Karşı |
Hakka – Baz |
Papağan |
| Amcabey |
Hande |
Püsküllü
Bela |
| Atmaca |
Hayal |
Sizin Kara
Kedi |
| Aydede |
Hayal-ı
Cedid |
Şafak ve
Kahkaha |
| Bebe Ruhi |
Kalem |
Şeytan |
| Boşboğaz, |
Kamer |
Tarihten
İzler |
| Boşboğaz ile
Güllabi |
karagöz |
Tef |
| Cadaloz |
Kara Kedi |
Tiyatro |
| Cem |
Kara Sinan |
Tokmak |
| Coşkun
Kalender |
Karikatür |
Yedi Sekiz
Paşa |
| Çaylak |
Kartal, |
Yeni Geveze |
| Çıngıraklı
Tatar |
Kelebek |
Yeni Köroğlu |
| Dalkavuk |
Kibar |
Yeni
Zenginler |
| Davul |
Laklak |
Yuha |
| Diken |
Latife |
Zakkum |
| Eşek |
Letaif-i
Asar |
Zuhari |
| Falaka |
Malum Paşa |
Zümrütü
Anka. |
| Geveze |
Marko Paşa |
|
| Gıdık |
Meddah |
|
|
|
|
|
|
CUMHURİYET DÖNEMİ MİZAH
DERGİLERİNDEN BAZI ÖRNEKLER |
|
Cumhuriyet döneminin
karikatürcü simgeleri olarak Cemal Nadir ve Ramiz Gökçe'yi
görürüz. Bu iki karikatürcü, çizdikleri sosyal ağırlıklı karikatürlerle
Türkiye'de bu sanatın geniş kitleler tarafından benimsenip sevilmesini
sağlamışlardır.Aynı dönemin çizerleri olarak Münif Fehim, Sedat
Nuri, Şevki Çankaya, Necmi Rıza Ayça, Orhan Ural, Sururi Gümen,
Salih Erimez,İhap Hulusi adları da anılmaya değerdir...
1940'ların sonlarına doğru çıkmaya
başlayan "Marko Paşa"
dergisinde Mim Uykusuz toplumcu
gerçekçi karikatürün başyapıtlarını vermiştir. Aynı dönemde Ratip Tahir
de CHP çizgisinde kalem oynatarak politik karikatürlerin başarılı
örnekleriyle okuyucuyu buluşturmuştur. |
|
|
|
"Ayine" |
|
 |
|
1921-1923
"Ayine" İSTANBUL, OSMAN CEMAL KAYGILI, EŞREF NESİB,
(AYİNE FARSÇA AYNA) |
|
|
|
"Akbaba" |
|
 |
|
1924 YUSUF ZİYA ORTAÇ ORHAN
SEYFİ ORHON "Akbaba" dergisini Osmanlıca yayımlamaya başladı |
|
|
|
"Amca Bey" |
|
 |
|
Cemal nadir bu tiplemeyi daha yıllarca gazetelerde
sürdürdü.
1943 |
|
|
| |
|
|
|
"Zübük" |
|
 |
|
Aziz Nesin'in çıkardığı Zübük
Dergileri yazı ağırlıklı ve gazete mantığındaydı |
|
|
|
"Pardon" |
|
 |
|
Selim Bilmen'in pardon
Dergisi'de yine yazı ağırlıklı ve gazete mantığındaydı |
|
|
|
"Saksağan"
"Çimdik" |
 |
|
Gazete formatlı
Eskişehir merkezli 2 mizah yayını SAKSAĞAN: 20
Haziran 1953 tarihinde ilk sayısı çıkmış “Haftalık
Siyasi Mizah gazetesi” Sahibi; Zeki Mamuh, Fethi
Yurtsever, Kemal Akdeniz dir. Karikatürlerini; Pertev
Ertün, Beytullah Heper, Yılmaz
Büyükerşen çizmiştir.
ÇİMDİK: 1955 “Haftalık mizah gazetesi” Sahibi ve
Sorumlu Müdürü; Necdet Anatürk |
|
|
|
|
|
|
SABAHATTİN
ALİ, AZİZ NESİN VE RIFAT ILGAZ'IN EMPERYALİZME KARŞI AÇTIKLARI
BAYRAK |
|
Marko
Paşa
|
| “...Bu işte hangi menfaatlerin oyunu var? Dünyayı
bir ahtapot gibi sarmaya çalışan emperyalist sermayenin kucağına
atılmak, milletin alın terini dolara ve sterline satmak isteyenler
kim? Gözü doymaz paranın bu korkunç taarruzu karşısında milletini ve
vatanını seven her namuslu insan sesini yükseltmeğe mecburdur. Çünkü
bir memlekete girip yerleşen yabancı sermayeyi çıkarıp atmanın,
yabancı orduları sürüp denize dökmekten çok daha güç olduğunu, biz
Osmanlı İmparatorluğunun mirasçıları herkesten iyi biliriz.”
(Markopaşa’nın 2. sayısındaki “Yabancı Sermaye”
başlıklı yazıdan) Sabahattin Ali ile birlikte üç
toplumcu yazar 1946’da ülkemize girmeye başlayan ABD emperyalizmine
karşı ilk bayrağı açmışlar; Marko Paşa mizah gazetesini
çıkarmışlardı. Saldırılar, akıl almaz çeşitli baskılarla gazeteleri
kapatılmakta, kendileri de tutuklanmaktadırlar. Dışarıda kalan bu
kez yeni bir “...Paşa”yı çıkarmaktadır:
Markopaşa kapatılınca sırasıyla;
Merhumpaşa,
Malumpaşa,
Yedi-Sekiz Hasan Paşa,Hür
Marko Paşa, Bizim Paşa
adları altında yeniden çıkarıldı..
Bu arada kapatılan Paşa’nın yerine sağcılar tarafından da taklit
Paşalar çıkarılmaktadır. Okur artık Paşaları karıştırmaya
başlamıştır. Çözüm olarak bu kez “...Paşa” değil, “...baba”
çıkarılır. Başına da S. Ali’nin “Ali”si konur:ALİBABA...
|
 |
|
“Bu gazete Cuma günleri saat sekizde
çıkar. Sekizle dokuz arasında fırsat bulursa satılır. Dokuzda
toplatılır. Saat onda muharrirleri sorguya çekilen Basın
Hürriyetinin kurbanı felaketzede bir gazetedir.” Konuya ilgi
duyanlar için kaynak :
http://www.markopasa.org |
|
|
|
|
| |
|
OSMANLICA
BAŞLAYIP TÜRKÇE SÜREN 55 YILLIK SERÜVENİYLE
|
|
Akbaba
Yusuf
Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon Aydede Dergisi’nin
boşluğunu doldurmak üzere Türk edebiyat tarihinin en
uzun soluklu dergisi olan "Akbaba"yı yayın hayatına
kazandırdılar. İlk defa, 7 Aralık 1922 günü yayımlanan
Akbaba, önceleri ayda iki defa; |
 |
|
1924 YUSUF ZİYA ORTAÇ ORHAN SEYFİ ORHON
Akbaba Dergisini Osmanlıca yayımlamaya başladı. Akbaba,
208 sayı çıktıktan sonra kapanıp, 1933’te yeni harflerle
tekrar yayımlanmaya başladı. |
|
sonradan haftalık olarak basılmaya başlandı. Dergi,
55 yıl boyunca, tasarım ve üslup olarak birçok
yeniliğe imza attı, siyasal olayların kara mizahını
yaptı.
1923-1955 yılları arasında iktidardaki Cumhuriyet Halk
Partisi’nden yana bir çizgi izleyen dergi, Serbest
Fırka, Demokrat Parti gibi muhalefet partilerine karşı
çıktığı dönemlerde okur desteğini yitirdiğinden,
yayımına ara vermek zorunda kaldı (1931-1933, 1950-1951
arası). Karikatürlerde konuşma balonunun yerine genellikle alt
yazı kullanılıyordu. Günümüz karikatüristlerinin
ustalarının ustalarını yetiştiren Akbaba, yayın hayatı
boyunca genç yazar ve çizerlere okul vazifesi gördü
İçeriği;
Eleştiri, tiyatro, fıkra, rüya tabirleri,
genç fırçalar köşesi ve karikatürler ve
arka kapakta yabancı karikatüristler yer alıyordu. Yazarları Osman Celal Kaygılı, İbrahim Alaattin Gövsa, Ercüment Ekrem Talu, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz
ve Muzaffer İzgü. Çizerleri Münif
Fehim, Zeki Beyner, Fethi Develioğlu, Ali Ulvi, Ramiz, Nemci
Rıza, Cafer Zorlu ve Semih Balcıoğlu.
|
|
Kurucusu
Yusuf Ziya Ortaç’ın 11 Mart 1967’de ölümünden sonra,
Ergin Ortaç tarafından devam ettirilen Akbaba, 28 Aralık
1977’de kapandı. |
|
|
|
|
|
|
|
SONRAKİ YILLARDAN BAZI
MİZAH DERGİLERİ |
|
|
|
"Tef" |
|
 |
|
Ellili yıllarda yayınlanan Tef’in kadrosunu Ali Ulvi, Altan (Erbulak),
Bedri (Koraman), Eflatun Nuri, Ferruh Doğan, Mıstık (Mustafa Eremektar),
Oğuz (Aral), Semih Balcıoğlu, Sinan Bıçakçıoğlu, Selma Emiroğlu, Suat
Yalaz, fiadi Dinççağ, Tonguç, Yalçın Çetin adındaki genç çizerler
oluşturur. |
|
|
|
"Kahkaha"
|
|
 |
|
Aylık siyasi mizah
mecmuası TBMM süreli yayın katalogunda 1928 ve 1948
yıllarında Kahkaha adıyla dergilere rastlıyoruz. Ayrıca
bazı kaynaklarda 1800'lü yıllarda yaşamış
Basiretçi Ali Efendi tarafından çıkarılan mizah
dergisi Kahkahadan söz edildiğini görüyoruz. |
|
|
|
"Karikatür
Mecmuası" |
|
 |
|
1930 ve 40'lı yıllar
Sedat Simavi tarafından çıkarılan mizah dergilerinden
birisi de karikatür mecmuasıdır. |
|
|
| |
|
|
|
"Dalkavuk" |
|
 |
|
Cemal Nadir |
|
|
|
"Şaka" |
|
 |
|
A.CEMAL 1940 -41 |
|
|
|
"Kazgan" |
|
 |
|
1945 (Mülkiyelilerin
dergisi) |
|
|
| |
|
|
|
"Taş Karikatür" |
|
 |
| |
|
|
|
"Pardon" |
|
 |
| |
|
|
|
"Karakedi" |
|
 |
|
Süavi Süalp 1970'li
yıllar |
|
|
|
| |
| |
|
MİZAH DERGİLERİ
"ALTERNATİF TARİH KİTABI" GİBİ |
 |
 |
 |
|
Döneme göre özel sayılarla, özel
kapaklarla, hatta özel dergilerle Mizah adeta tarihe kayıt düşmek
için varolmuş. 60 darbesi ve Yassı Ada ile örneğini gördüğümüz bu
özel albümlerin sonuncusunu günümüz dergilerinden Leman "Susurluk"
albümüyle sürdürdü. |
|
|
|
|
|
SADECE SİYASETTE DEĞİL
CİNSELLİKTE DE TABULAR, ANLAYIŞLAR, ALIŞKANLIKLAR MİZAH'LA ZORLANDI, SEKS
MİZAH ÜZERİNDEN DE SÖMÜRÜ PAZARI YAPILDI |
|
Henüz erotik
sitelerin, erotik filmlerin, erotik kanalların, erkek dergilerinin
olmadığı bir toplumda bu açığı adeta mizah dergileri gideriyordu.
Aşağıdaki örneklerde de görüldüğü gibi karikatürdeki alışıldık
dağınıklığın aksine kadınların vücudu oldukça düzgün, cezbedici ve
adeta fotoğraf gibi çiziliyordu. Tipsiz, çelimsiz ufak tefek erkek
vücuduna karşın fiziği düzgün kadın çizimleri bazen de çıplak kadın fotoğrafları
bu niyetteki dergilerin satışını artırıyordu elbette. İlerleyen
yıllarda bu kadın estetiğine dayalı erotizmin yerini kaba söylemli
cinsel organlı, açık seçik ve ağdalı küfürlü karikatürler alacaktır. |
|
 |
şaka
dergisi Adeta
Fotoğraf gibi grafik çizimlerle kapağında
cinselliği öne çıkarılmış güzel kadınlar ve
beylerle (Bugün bu şortlu hanım erotik
gelmeyebilir ama o yıllar için bal gibi
erotizmdir) |
|
|
|
 |
Erotik
Mizah Dergisi
Anahtar
Üstte Karikatür fıkra hikaye Mizah
Mecmuası yazısı okunur ama her sayısında
kapağında çıplak bir kadın 1970 |
|
|
 |
mizah dergisi
Yine Fotoğraf gibi
grafik çizimlerle kapağında cinselliği öne
çıkarılmış Türk erkeğinin alışık olmadığı
jartiyerli cazibeli güzel kadınlarla
|
|
|
| |
|
|
 |
Ustura
Günaydın Gazetesi eki
olarak başlayıp bağımsız dergiye dönüşen
ustura kapağında erotizm olsa da başta Aziz
Nesin olmak üzere bir edebiyat dergisi kadar
ciddi isimler barındırır. |
|
|
 |
Gırgır'ın
kardeş dergisi Fırt karikatür ve yazılarda
ve özellikle kapak içi fotoğraflı yavrunuzun
sayfasıyla erotizmi çokça kullanırdı |
|
|
|
 |
|
Cinsel organların kaba çizimi ve küfürlerin açıkça
yazılır olması mizahın cinsel özgürlük anlayışında vardığı son nokta. |
|
|
|
| |
|
ÖZAL DÖNEMİNDE CİNSEL
MİZAH DERGİLERİ PATLAMASI : Tıpkı 70'lerde "Civciv çıkacak kuş
çıkacak" filmleri furyası gibi, tıpkı özel kanalların ilk
açılmasıyla patlayan "Tuttu Furutti" furyası gibi Özal'lı
yıllarda birden erotik mizah dergisi furyası
başladı. İsmini tek hatırladığım "Yorgan" En az yarım düzine
erotik mizah dergisi açıldı ve açıldığı gibi kapandı.
1800'lerin dergilerine bile ulaşılabilirken bu furyada çıkan
dergilerden ne görsel ne yazılı hiç bir kaynağa ulaşılamaması
sevindirici.
Yine kalıcı olan ve galip çıkan politik mizaha yakın duranlar
olmuştu. Çünkü mizah neredeyse eşittir muhalefet demekti hem
de taa
Diyojen'den Penguen'e |
|
|
|
|
 |
İTHAL MİZAH VE MİZAHÇI DENEMELERİ
Mizah dergilerinin çok satması iştah
kabartmaktaydı. "Okumayı sevmiyor bu millet", "Gazete satışı
çok az" denilen bir ülkede nasıl oluyorsa Gırgır Dünyanın en
çok okunan 3.mizah dergisi oluyordu. Çizerler sayılıydı. Bu
pazarda yer alabilmek için Gırgır'ı ele geçiren Ertuğrul Akbay
"Madem Gırgır dünya üçüncüsü bende Dünya birincisi Rus'lardan
çizer getiririm onu geçerim düşüncesiyle Rus çizerler
getirecek ama ithal çizerler tutulmayıp kısa sürede gönderilecekti. Bir diğer
denemede Dünyaca ünlü Mad dergisinin Türk takviyesiyle
ülkemizde de yayınlanmasıydı. Tabi bu da hüsranla sonuçlandı.
Türk halkının mizah anlayışı ve beklentisi ithal mizahçıyla
çözülemezdi. |
|
|
|
|
|
ÇİZGİ ROMANI
MİZAHIN ÜZERİNE GİYDİRMEYE ÇALIŞANLAR
Mizah Dergilerinin sayıları arttı, satışı
düştü hayal kırıklıkları başladı. Nedense ve ilk kim söyledi
de diğerleri de ona kandıysa dergilerde herkes Çizgi Roman'a geçmek gerektiğini çarenin bu olduğunu mırıldanıp durmaya
başlamıştı. Biraz da mizah dergisine yeni katılan 80 sonrası
gençliğinin apolitik tavrı ve dergilerdeki siyasi mizah
alışkanlığından kurtulma reçetesi gibiydi çizgi roman arzusu.
Denediler de. Sonuç tabi ki hayal kırıklığı. Sinema ve TV
tekniğinin alabildiğine kullanıldığı ve başlayıp biten onlarca
film varken devamı haftaya çizgi romanların ilgi göreceğini
beklemek zaten saflıktı.
|
 |
|
|
|
|
 |
SİYASAL İSLAMCI
ÇİZGİDE MİZAH DERGİLERİ
İslamcı, Milliyetçi yazar Necip Fazıl 1947 yılında Büyük Doğu
toplatılınca Kasım-Aralık ayları arasında üç sayı devam eden
Borazan
adlı siyasi mizah dergisini çıkarmıştır. Siyasal İslamcı ve
Milliyetçi kesimin uzun yıllar mizahla yakınlaşması fazlaca
görülmezken
90'ların sonlarına doğru dinci ideoloji yükselip medyada yer
edinirken bir kaç dinci yanları güçlü çizerlerin yayınladığı siyasal
islamcı dergi
denenir. "Ustura" (Gırgır'ın eski çizeri Hasan Kaçan o gruba dahil
olup öncülük eder ama tutturamazlar) Sonra birkaç deneme daha olsa
da tutulmaz dinci mizah dergileri kısa ömürlü olur.
Dinozor, Fit, Filit, Çıngar, Ustura…
Dinozor’un bir iki sayı çıktı, Çıngar bir yıla yakın. Hasan Kaçan
Gırgır'dan gelen şöhreti ile bu kesim için büyük bir isimdi fakat
TGRT eleştirili bir kapak dindar mizah dergisinin sonu oldu. Bu
dergilerin kadrolarında göze çarpan isimler Ahmet Kekeç, D. Mehmed Doğan, Engin Ardıç, Erbay Kücet, Gökhan Özcan, Hakan Albayrak, M. Emin Kazcı, Necati Tuncer,
Ulvi Alacakaptan, İbrahim Sadri.
Bu kesime hitap eden en son deneme "cafcaf"dır.
Cafcaf öncekilere göre daha derinden yol almakta ve bir de "Mizahçılar
Derneği" adıyla dernek kurduklarını açıklamaktadır.
|
|
|
|
|
|
70'LERDEN 2008'E
"GIRGIR EKOLÜ" VE SON DÖNEM MİZAH DERGİCİLİĞİMİZ |
|
|
| |
 |
kapağını güzel kızlar süslerdi ve derginin sloganı şu
şekildeydi;sinirleri dinlendiren neşeli,deterjanlı,pansumanlı
dergi.80 lerin ortalarına kadar sürmüştü yayın
hayatı,içeriğindeki maceralar o zamanki yaşantımızın bir nevi
mizaha yansımasıydı ve biraz utanmaz adamın maceralarını
andırırdı.maceralarından aklımda olanlar,beygir şefik,şen
dullar,çılgın mualla,memur ömer,plaj gülü güllü...
SALATA
SİNİRLERİ DİNLENDİREN, SOVANLI, NEŞELİ, PANSUMANLI, DETERJANLI
TEK DERGİDİR
Haftalık Mizah Dergisi
SALATA
Mizah Yönetmeni: Hayri Önder
Alfa Yayıncılık ve Pazarlama Ltd.Şti. adına
Sahibi: M.Turgut Sagıroğlu |
|
|
|
|
 |
GIRGIR'A
GEÇMEDEN SİMAVİ AİLESİNE VE USTURA'YA BAKMAKTA YARAR VAR
Hürriyet
Gazetesi kurucusu Sedat simavi basın camiasına ilk olarak
karikatürist olarak girmiştir. 1916'da 20 yaşında artık bir
yayıncı olduğunda da yayınladığı ilk dergi "Hande"
isminde bir dergidir. 1918’de "Diken"
adlı mizah dergisini, 1921’de, 25 yaşındayken "Güleryüz"
mizah dergisini yayınlamıştır. 1921-1923 yılları arasında 122
sayı yayınlanan Güleryüz, Kurtuluş savaşı sırasında Mustafa
Kemal’i ve kurtuluş savaşını destekleyen mizah
dergisidir. Basına karikatürist, yayıncılığa ise mizah dergisi
yayıncısı olarak başlayan Sedat simavi Cumhuriyet'in ilanından
sonra çok sayıda farklı yayınla basın sektöründe tırmanmıştır.
1921-1930 arasında; Hanım, Yeni İnci, Resimli Gazete, Yıldız,
Arkadaş, Meraklı Gazete gibi yayınların ardından 1933’te güçlü
bir kadroyla, haftalık “Yedigün” dergisini, 1 Mayıs 1948’den
itibaren ise Hürriyet Gazetesini çıkarmaya başlamıştır.
1953’de ölen Sedat Simavi'nin gazete ve dergilerini oğulları
Haldun Simavi ve Erol Simavi’nin uzun süre sürdürmüşlerdir.
Daha sonra iki kardeş ayrılmış Erol Simavi Hürriyet Gazetesini
devam ettirirken Haldun Simavi ise değişik yayınlar
denemiş matbaada mürekkeplere bidonlar dolusu kolonya katıp
kokulu gazete deneyecek kadar uçuk arayışlara giren Haldun
Simavi 1968'de çıkarmaya başladığı Günaydın Gazetesi
ile yüksek tirajlara ulaşmıştır. Günaydın ilk bulvar
gazetesidir. Kupon verme geleneğini başlatmış, daha bir çok
farklılığı denemiştir. Babaları mizahçılıktan gelip bir medya
devi olan Simavi kardeşler mizahın gücünün farkında oldukları
için mizah sayfalarına, eklerine, dergilerine de önem
vermektedir. özellikle güler yüzlü gazete yayınlama
sevdasındaki Haldun Simavi Mizah eklerine de hep yakın
olmuştur. Günaydın 1969 yılından itibaren pazar günleri
yine renkli bir mizah ilavesi vermeye başlamıştı.
Ustura
adı verilen küçük boylu dergi sadece 16 sayfaydı. Dergi
okuyuculardan gelen yoğun istek üzerine 79.cu sayıyla birlikte
sayfa sayısını da 32 sayfaya çıkartarak bağımsız bir mizah
dergisi olarak çıkmaya başladı. 81.ci sayı ile birlikte de
yayın hayatına son vermiştir. Yanda Ustura'nın ilk ve son
sayısını görebilirsiniz. Ustura'nın doğuşunun benzerini
daha sonra Gırgır yaşayacak önce köşe, sonra ilave
ardından bağımsız dergi olacaktır. Bu da Haldun |
 |
| Simavi'nin
bağımsız bir mizah dergisini yaşama geçirme amacının en baştan
itibaren olduğunu göstermektedir. Haldun Simavi 1969'da bir
gazete ilavesi olarak başlayıp bağımsız mizah dergisini
denemiş başaramamış; ama hemen 2 yıl sonra bu defa Gırgır'ı
denemiş bu defa tutturmuştur. Eğer Ustura sürmüş olsaydı belki
Gırgır hiç doğmayacak ve bir Gırgır geleneğinden değil
"Ustura" geleneğinden söz edilecekti. Peki Gırgır'ı uzun
yaşatan ve efsaneleştiren fark neydi? Bunu Gırgır
anlatımımızda daha detaylıca göreceğiz ki Gırgır'ı
efsaneleştiren Genç yazar ve çizerlere açılarak politik mizaha
yönelmesiydi. Konuyu kapamadan önce ustura için iki küçük not
ilave edelim : |
|
1- USTURA
TRUVA ATI GİBİ EROTİK MİZAH KAPAĞI ARKASINDA ÇOK CİDDİ BİR
MİZAH HATTA EDEBİYAT DERGİSİ GİBİYDİ
Ustura kapağında ve içerisinde erotik denilebilecek çizimler
içerse de başta öncülük eden Aziz Nesin olmak üzere
oldukça ciddi bir kadrosu ve bir edebiyat dergisi
denilebilecek ağırlıkta yazar çeşitliliği vardı. İçeriğine
şöyle bir bakarsak Dergide yer alan bölümler şunlardır:
USTURA DERGİSİ İÇERİĞİ : Anlat derdini Marko Paşa'ya
(Aziz Nesin) / Türk mizahçılarının kısa hikayeleri - (Aziz
Nesin , Ömer Seyfettin, Rıfat Ilgaz, Süavi Süalp, Bülent Oran,
Yusuf Ziya Ortaç, Nasrettin Hoca, Sait Faik, Haldun Taner,
Burhan Felek vb.) / Dünya yazarlarının kısa hikayeleri - (Pitigrilli,
Giovanni Guareschi, Jeroslav Haşek, Mark Twain, Ephraim Kishon,
La Fontaine, James Thurber vb.) / Türk Karikatüristlere
ayrılmış sayfalar - (Eflatun Nuri Erkoç, Mıstık, Erdoğan Özer,
İbrahim Ersaraç, Necmi Rıza, Zeki Beyner, Suat Yalaz vb.)
Avrupa'lı karikatüristlerin eserleri -(Trez, Gus, Chaval, Vip,
Peynet, Hoviv, Pouzet vb.) / Bir Sizden Bir Bizden - Türk
fıkraları ve dünya ülkelerinin fıkraları. / Anektodlar, anılar
(Süleyman Nazif, Borazan Tevfik vb.)
Kara Mizah sayfası / Taşlamalar ve yergiler sayfası - (Aziz
Nesin, Orhan Veli, Mukadder Özakman, Neyzen Tevfik, Bedri
Rahmi Eyüboğlu, Ümit Yaşar Oğuzcan vb.) / Ülkelere ayrılmış
karikatür sayfaları (Azerbeycan karikatürleri, Bulgar
karikatürleri, Polonya karikatürleri) / Eski karikatüristleri
tanıtan sayfalar (Cem, Cemal Nadir) Okur karikatürlerine yer
veren bölümler. / Karikatür yarışmaları, Fıkra yarışmaları.
2- Aziz
Nesin öncülüğünde çıkan bu Ustura'nın (GÜNAYDIN USTURA) daha
sonra Hasan Kaçan öncülüğünde çıkacak islami kesime yönelik
ustura dergisi ile hiç bir alakası yoktur. |
|
|
|
|
 |
GIRGIR'A
DOĞRU OĞUZ ARAL |
|
Hayata,
kendi deyimiyle 'hep sıfırdan başlayan' Aral, Hürriyet'e geliş
öyküsünü de her yerde anlatıyordu ballandıra ballandıra: "Bir
gece sabaha karşı ağlayarak kalktım. Uzun yıllar önceydi.
Adnan Menderes asılınca, günah keçisi ilan edilen biz
karikatürcüler olduk; hepimiz gazetelerden kovulduk. Peki ne
yapacağız? Çoluk çocuk var, çalışmak lazım! Reklamcılık yaptım
ben. İyi de para kazandım. O kadar ki, arabam, şoförüm, bilmem
nelerim oldu. Ama işte ağlamaya başladım bir sabah. Çünkü
yapmak istediğim iş o değildi. Kadın donu reklamı yapmak beni
zerre kadar ilgilendirmiyordu. O adam ben değildim.
Kalktım, sıfırdan Babıali'ye geldim. Bir herifle konuştum.
Haldun Simavi'ydi. "Ben karikatürcüyüm" dedim. "Yap
göreyim" dedi. Ki 19 yıllık iyi bir karikatürcüydüm. Mike
Hammer'lar filan çizmişim, ünlüyüm filan! Yaptım. "Beğenmedim"
dedi. "Nasıl çizeyim?" dedim. "Ramiz gibi" dedi. "İyi, peki,
öyle de çizerim" dedim. "Benim hiç öyle dertlerim yok!" "İyi"
dedi, "Başla."
250 liraya başladım. O büyük şirketimi olduğu gibi arkadaşıma
bıraktım. O devam etti, acayip zengin oldu. Bense bir süre
sonra Gırgır'a başladım. Yani benim hikayem böyledir, hep
sıfırdan..." |
| Kaynak:
http://www.tempodergisi.com.tr/life_style/06122/
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|

|
|
GIRGIR ve GIRGIR EKOLÜNÜN DOĞUŞU
Gırgır öncesi (Yani 70'ler öncesi)
yukarıda yer alan bilgiler pek çok kaynakta da yer almış derlemedir.
Fakat Gırgır ve sonrasına ilişkin değerlendirme tamamen kişisel
gözlemlerime, tanıklıklarıma ve yaşadıklarıma dayanmaktadır. Zira
henüz sadece bir gazetenin küçük bir mizah köşesiyken okumaya
başlayıp bir dönem profesyonel olarak içerisinde de bulunduğum
Gırgır ve sonrası mizah dünyasının yakın tanıklarından olduğumu
düşünüyorum. Eksik hatırladıklarım, yanlış bildiklerim, unuttuklarım
yada bilmediklerim olabilir. katkı ve düzeltmeler yapılırsa son
30-40 yıllık Türk Mizah Dergiciliği serüveniyle bir dönemin tarihsel
izdüşümünü de aydınlığa çıkarmış oluruz.
Ahmet Ertuğrul Timur
|
|
|
GIRGIR VE GIRGIR
EKOLÜ DERGİLERİN KRONOLOJİSİ |
|
 |
|
Gırgır |
|
Günaydın grubundan Gün
gazetesinin eki olarak çıkan Gırgır ilk çıktığında siyasetten
uzak erotik ağırlıklı bir dergiydi. |
|
 |
|
Gırgır'ın ikinci dönemi
okurlar arasından katılan gençlerle başladı. |
|
 |
|
Gırgır giderek politik ağırlıklı bir
dergiye dönüştü |
|
 |
|
Çarşaf |
|
Simavi
kardeşler rakipti ve Simavi'lerden biri Gırgır'la müthiş
başarı yakalamıştı diğeri de Hürriyet grubundan Çarşaf'ı
çıkararak onu izledi. |
|
 |
|
Fırt Hürriyet grubunun Çarşaf
mizah dergisini çıkaracağı duyulunca önünü kesmek için Gırgır
piyasaya bir kardeş dergi sürdü "Fırt" |
|
 |
|
Mikrop |
|
Gırgır'dan ilk ciddi kopuş
sonrası Mikrop Dergisi doğdu ama pek uzun sürelli olamadı |
 |
|
Pişmiş
Kelle |
|
Günaydın'ın Gırgır'ı,
Hürriyet'in Çarşaf'ı varsa üçüncü büyük grubun da olmalıydı.
Milliyet Gırgır kaçkınlarıyla Pişmiş Kelle'yi çıkardı ama
diğerleri kadar çok satmadı. |
 |
|
Limon |
|
Gırgır'ı bir bakıma Gırgır
yapan ikinci kuşağın önemli bir kısmı Gırgır'dan ayrıldı ve o
dönem medyada bir anda parlayan Güneş Gazetesi grubundan
Limon'u çıkarmaya başladı. Arkalarından oğuz Aral'ın
"Sürüneceksiniz limon satacaksınız" diye konuşmasına karşılık
dergilerine Limon adını koydukları rivayet edilir. |
 |
|
Leman |
|
Özal dönemi başladı ve Özal
sevgili dostu asil Nadir'i getirip gazeteleri ve dergileri
satın almaya başladı. Alınan dergilerden biri de "Limon" idi.
Ama Asil Nadir iflas etti Limon ekibi bağımsız kaldı ve bir
harf değiştirip dergiyi kendi adlarına çıkarmaya başladı |
 |
|
Mehmet Çağçağ hayasız
karikatüleriyle tanınırken Metin Üstündağ ve arkadaşları
politik tavırlarıyla bilinirdi. Leman'da çatlak kaçınılmazdı
ve politik seçimden yana olanlar farklı dergiler çıkarmak
üzere ayrıldı |
 |
|
Nankör |
|
Nankör D'eli Leman'dan
ayrılan Gani Müjde, Metin Üstündağ ve arkadaşlarının değişik
dergi denemeleri |
 |
|
D'e'li |
|
 |
|
Dıgıl Çarşaf'ın önünü kesmek için Fırt yayına
çıkarılmıştı, Hıbır'ın doğuşuna yakın da Dıgıl yayına
girmişti. |
 |
|
Hıbır |
|
Hıbır
Gırgır'ı para için terk eden ilk gruptur. Asil Nadir'in
valizler dolu parayla gelip gazeteleri satın aldığı dönemde
Oğuz Aral Gırgır'ı satmaya yanaşmayınca bunlar tuvalette
yaptıkları toplantılarla ayrılıp Asil Nadir Gelişim Yayınları
çatısında Hıbır'ı çıkardılar. |
 |
|
H.B.R.
Maymun |
|
Asil Nadir'in iflası ile bu
grup da bir süre sonra limon'cuları örnek alıp Hıbır'ı HBR
yaparak kendi yayınlarını oluşturdular. 80'lerin
apolitikliğinde bir dönem iyi satışlar başardılar. |
 |
|
Avni |
|
Sen misin Gırgır'ı sil
Nadir'e sattırmayan? Bir ani operasyonla yılların Gırgır'ı
Özal'ın bir başka arkadaşı Ertuğrul Akbay'a satılıverdi. Oğuz
Aral ve Gırgır ekibi topluca ayrıldı. Bir süre sonra Sabah
grubundan Gırgır'a denk düşen "Avni" yi, Fırt'a karşılık da
"Fırfır"ı yayımlamaya başladılar. |
 |
|
Fırfır |
|
Gırgır efsanesi oğuz Aral'la
anılırdı ama Oğuz Aral Gırgır efsanesini sabah grubuna
taşıyamadı, apolitik bir dönem sürüyordu, bir süre sonra Avni
ve Fırfır kapandı |
|
|
|
 |
 |
|
|
|
GÜNAYDIN'IN UCUZ HALK
GAZETESİ |
|
Gırgır dergisi
aslında bir gazetenin mizah köşesiydi. 71'de çıkmaya başlayan 25
kuruşa satılan "Gün"
gazetesinin
mizah köşesi
olarak başladı. Bu
köşeyi Oğuz Aral hazırlardı. Bu köşe sevilince bir köşe
olmaktan çıkarak 1972 Ağustos’ unda Gün gazetesinden kopmadan ilave
bir dergi olarak devam etti. 1973'de ise bağımsız bir dergi oldu.
Gırgır 1973'de bir köşe olmaktan çıkıp dergiye dönüştüğünde de başında yine
Oğuz Aral ve kardeşi Tekin Aral vardı. Bunlara Nuri Kurtcebe,
Eflatun Nuri gibi çizerler de katıldı. Fakat dergi sayfalarını
doldurmakta yine de zorlanınca sayfanın bazı kısımları amatörlere
açıldı. İlk önce komik anılarını yazıp gönderenler "çuvalla para
kazananlar"
olarak yer aldı, ardından amatör karikatüristlere
"çiçeği burnunda
çizerler"
başlığıyla yer verildi. dergi içindeki sütunlarda Oğuz abi bu acemi
karikatüristlere ikişer üçer satır öğütler verir meşhur sözüyle
fazla taramadan kaçınmalarını , perspektif çalışmalarını sık sık
yinelerdi. Ustalaşanlarsa en arka sayfada yorumsuz yayınlanmaya
başlardı.
İşte bugün tanıdığınız bütün ünlü karikatüristler o
çiçeği burnunda
köşesinden doğdu.
Bunlar Gani Müjdeler, Metin Üstündağ'lar, Mehmet
Çağçağ'lar ve diğerleri ikinci kuşak Gırgırcılardı.
Devam etmeden önce biraz daha ilk döneme ait bilgi vereyim.
Cinsellik gırgırın daha bir gazete köşesi olduğu dönemde başlamıştı
sadece Oğuz Aral'a ait olan bu köşede Oğuz Aral çıplak güzel
hatunların bacakları arasında ufak tefek çelimsiz adamcıklar çizerdi.
Gırgır dergileştiğinde de bir süre bu böyle devam etti ve özellikle
Oğuz Aral'ın Meşhur "Utanmaz Adam" çizgi serisinde zampara şeref
sürekli çıplak kadınlarla tasvir edildi. Dergiye katılan Eflatun
Nuri de çıplak çizim ustalarındandı. Dergi bu dönemler pek siyasal
olmayan güldürme amaçlı
"salata" isimli derginin benzeri bir dergiydi.
| |