TÜRK MİZAH DERGİCİLİĞİNİN DÜNÜ , BUGÜNÜ

 

         Karagöz-Hacivat, Nasrettin Hoca, Bekri Mustafa, İncili Çavuş gibi tarihi mizah karakterleri; Temel, Dursun gibi fıkra tipleri; Eşref, Neyzen gibi klasikleşmiş mizah ustaları hatta Anadolu'nun köylerinde kendi halindeki aşık atışmalarına kadar oldukça geniş bir perspektifle mizahla ne kadar iç içe, mizaha ne denli yatkın bir toplum olduğumuz çok açık. Mizah gündelik yaşamdan, köy eğlencelerine, Yeşilçam filmlerinden tiyatro oyunlarına, Yüzlerce mizah kitabına Türk halk sanatında ve yazın dünyamızda oldukça geniş bir yer kaplıyor.

        Mizaha olan bu ilgi mizah yayıncılığımıza, mizah dergiciliğine de yansıyacak Osmanlı'dan başlayan mizah dergiciliğimiz Akbaba gibi onlarca yıl süren mizah dergilerinin, okumayı sevmeyen bir toplumda Gırgır gibi dünyanın en çok satan üçüncü mizah dergisinin doğuşuna dek varacaktır.

             Türk toplumunun mizah anlayışı daha çok nükteye, zeka pırıltısı hazır cevaplılıklara, söze ve metne dayalıdır. Herhangi bir toplumda suratına pasta atılan adama, eli ayağı dolaşan şapşal davranışlara gülünebilirken biz espriyi sözde, anlamda  aramaktayız. Her ne kadar ilk dergilerimiz yazı ağırlıklıyken sonraları çizgi ağırlıklı olsa da söze olan ilgimiz  karikatürlerimizde bile kendini göstermiş Batı'nın altında "sözsüz" ibareli karikatürlerine inat oldukça uzun konuşma balonlu karikatürler görsellik kadar sözün de bizim için vazgeçilmezliğini ortaya koymuştur.

             

İLK MİZAH DERGİMİZ DİYOJEN -   1869-1872

Türkiye'de ilk karikatür; Teodor Kasap'ın 1870'te çıkardığı Diyojen Dergisi'nde görüldü.  Sultan Abdülhamit döneminde kesintiye uğrayan mizah dergiciliğinde İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte bir patlama olur. Bilinen ilk Türk karikatürcüsü Ali Fuat Bey'dir. İlk mizah yayını ise 1868’de, "Terakki gazetesi"nin eki olarak çıkmıştır.
Gerçek anlamda ilk Türk mizah dergisi, 23 Aralık 1869'da Ermeni kökenli Teodor Kasap adlı bir vatandaşın, Namık Kemal ile çıkardığı "Diyojen" olmuştur. Dergi adını ikibin yıl önce Sinop’ta doğmuş ünlü filozof "Diyojen"den almış.  Diyojen 23 Aralık1869'da yayın hayatına atıldı. Düzenli olarak basılamadı elbette. Satışlardan para toplandıkça, Kemal ve Kasap asgari yiyecek ihtiyaçlarını karşılayacak meblağdan arta kalanla matbaaya koştular. Diğer yayın organları gibi arada şehzade fotoğrafı basıp ulufe alma imkânı ya da resmi duyuruları basıp bedelini devletten tahsil etme şansı da yoktu Diyojen'in. Tek desteği okuyucularıydı. Onların ilgisiyle iki sene ayakta kaldı.

Bu dönemin en önemli karikatürcüsü Cem'dir. Damgasını vurduğu Kalem ve çıkardığı Cem dergilerinde batı anlayışına uygun olarak Osmanlı Devletini ve idarecilerini hicvetmiştir.Bu dönemde birbiri ardına çıkan Karagöz, Geveze, Dalkavuk, Davul gibi dergilerde siyasi karikatürün ilk örnekleri verilmiştir.

 
"Çıngıraklı Tatar"

Diyojen Âli Bey, Recaizade Ekrem ve Namık kemal’in yazılarıyla dönemin ilgiyle izlenen muhalefet organlarından biri oldu. Diyojen kapatılınca Teodor Kasap Namık Kemal'le birlikte Çıngıraklı tatar'ı çıkardı. Tatar o dönem postacılara verilen isimdir. Takip ve tacize dayanamadığı noktada onu kapatıp Hayal'i ardından Karagöz'ü ve Kahkaha'yı çıkardı. Yazılarından ötürü hapse mahkûm edildi (1877), Avrupa’ya kaçtı. Birkaç yıl sonra bağışlandı, ölümüne değin mabeyn kütüphanecisi olarak sarayda görevlendirildi. Tanzimat dönemindeki tiyatro çalışmalarını destekledi,

Yanda Çıngıraklı Tatar'dan bir karikatür.

Alt yazı "Avrupa Kıskacında Osmanlı İmparatorluğu"

6 Temmuz 1289, s. 29, Milli Kütüphane Koleksiyonu AJRCIN00004

 
"Hayal" Mizah Dergisi  - 1877
1877'DE "HAYAL"DE YAYINLANAN,TEODOR KASAP'IN 3 YIL HAPİS CEZASI ALDIĞI KARİKATÜR…


KARİKATÜRÜN ALT YAZISI ŞÖYLE:

- Nedir bu hal Karagöz?
- Kanun dairesinde serbesti, Hacivat!

 
 
 

47 YIL YAYINLANAN MİZAH GAZETESİ "KARAGÖZ"

Bu bölüm Erol Üyepazarcı'nın Birgün gazetesinde yayımlanmış yazısından oluşmaktadır. 23-04-2008 http://www.tumgazeteler.com/?a=2774526

UZUN SOLUKLU HALKA DÖNÜK BİR MİZAH GAZETESİ : KARAGÖZ

        "Karagöz" gazetesi, 10 Ağustos 1908"de yani II. Meşrutiyet"in ilanından topu topu 17 gün sonra çıkmaya başlamıştır. Hürriyet"in ilanıyla II.Abdülhamid"in sansürü kalkınca oluşan serbestlik ortamında; düşüncelerin sansüre tâbi olmadan özgürce yayınlanabilmesi hem yayıncıları hem okurları bir gazete ve dergi bolluğu ve çılgınlığı içine sürüklemişti. Hürriyet"in ilanını izleyen iki ay içinde 200"ün üstünde gazete ve dergi çıkar, ama çoğu kısa bir süre sonra kapanır. Bunun ender istisnalarından biri yaşamını 40 yıldan fazla sürdürecek "Karagöz" gazetesidir.

            Karagöz gazetesinin sahibi, o dönemlerin deyimiyle "sahib-i imtiyazı" Ali Fuad Bey"dir. Ali Fuad Bey(?-1919), ülkemizin ilk karikatürcülerinden biridir. İlk karikatürlerini Çaylak Tevfik Bey"in 1870"li yılların ilk yarısında çıkardığı "Letaif-i Âsâr" isimli mizah dergisinde yayınlamıştır Daha sonraları yine Tevfik Bey"in lakâbına neden olan "Çaylak" dergisinin 1875-1876 yılları arasında yayınlanan sayılarında karikatürlerine rastlıyoruz.. Türk karikatür tarihinin araştırılmasında büyük emekleri olan Turgut Çeviker; Ahmet Fuat Bey"i "tasvirci" bir karikatürist olarak tanımlar, yani karikatürleri resim gibidir ve mesajlar karikatürün altındaki yazılar ile verilir; daha ileride ünlü karikatüristimiz Cem"in öncülüğünü yapacağı çizgilerle mesaj veren ustalığa sahip değil, naif hatların egemen olduğu karikatürlerdir.

III. Meşrutiyet ilan olduktan sonra Ali Fuad Bey, kesintiye uğramış gazetecilik merakını tatmin için hemen kolları sıvar, Kadıköy"deki Mühürdar Gazinosu"nda arkadaşlarıyla buluşup anlaşır ve Belediye Muhasebe Müdürü Reşat Bey"den aldığı 500 lira borç ile gazetesini çıkarır. Gazete halka dönük bir mizah dergisidir, haftada iki gün çıkmaktadır; bol karikatürlü ve olayları halkın anlayabileceği sade bir dille anlatıp yorumlamaktadır. Ne incelikli mizah dergileri olan "Kalem" ve "Cem" gibi aydınlara dönük, halka tepeden bakan, Fransızca bölümü olan ve iyice siyasete soyunan dergilere öykünmekte ne de iyice bayağılaşan ve seviyesiz yayınlar yapan dergilere benzememektedir. Bu tutumuyla beğeni toplar ve geniş kitlelerce sevilip alınır. Öyle olur ki satışları birçok gündelik gazeteyi geçer ve Ali Fuad Bey, aldığı borcu ödeyip yayınını rahatlıkla sürdürür.

Belirtmemiz gereken bir husus "Karagöz" tiplemesinin Türk basınına bu gazete ile girmediğidir. 1870"li yıllarda Teodor Kasab"ın çıkardığı "Hayal" mizah dergisinde ilk kez olarak işlenen konular Karagöz-Hacivat konuşmalarıyla, o zamanki deyimle "muhavereleri" ile verilmiştir. Bu derginin karikatüristlerindoen biri olması muhtemel Ali Fuad Bey, gazetesini çıkarırken bu örnekten hareket etmiş ve adını "Karagöz" koyduğu gazetesinde bu uygulamayı sürdürmüştür. Kütüphanemizde bulunan ilk on yılına ait "Karagöz" koleksiyonunun incelenmesinde gazetenin içeriği ile ilgili şunlar saptanmıştır.

Gazetenin ilk sayfasında o günün konusu olan bir karikatür ortada sunulmakta ve "Muhavere" başlığı altında bir Karagöz-Hacıvat konuşması yer almaktadır. Bu konuşma o günlerde gündemde olan bir konuyla ilgilidir. Bu bütün sayılarda görülen bir bölümdür. Bu yazıların uzun süre bizzat Ali Fuad Bey tarafından yazıldığını kendisini iyi tanıyan Münir Süleyman Çapanoğlu"Karagöz" ile ilgili bir yazısında belirtmektedir. Dört sayfalık gazetenin diğer sayfalarında "Takvim-i Ceraid" (Gazetelerin Takvimi) başlığı altında o günlerde gazetelerde çıkan haberler yorumlanmakta, yine "Dahili" başlığı altında bazı yurtiçi haberleri verilip buna Karagöz"ün yorumları eklenmekte; "Telgraf" başlığı altında ise yurtdışı haberler iletilip yorumlanmaktadır. Bazı sayılarda manzum söyleşiler ve çeşitli konulanr hakkında manzum yazılar bulunmaktadır.

"Karagöz"ün satışı artınca ilan da almaya başlamıştır; bu arada bazı ilginç uygulamalara da rastlıyoruz. Gazetenin taşra bayiliklerini alıp, gazeteyi satıp parasını göndermeyenler açıkça teşhir edilip okuyucu katında cezalandırılmaktadır.

Ali Fuad Bey, herhalde II.Abdülhamid döneminden deneyimli olduğundan mevcut iktidarlarla iyi geçinmeyi ilke edinmiş ve bu nedenle bütün yayın yaşamı boyunca gazetesi hiç kapatılmamıştır. Bunun ilginç bir saptamasını 31 Mart ayaklanmasında görüyoruz. İlk başta irtica karşıtı yazılar yazan "Karagöz" 31 Mart Vak"ası gerçekleşip asi askerler İstanbul"a egemen olunca dil değiştirmiş "Muhterem Ulema ve Askerimiz" diye asileri metheden yazılar yayınlamış, ancak isyan bastırılınca çark etmiş ama eleştirileri de üstüne çekmiştir. Onun üzerine bir düzeltme yazısı yayınlayarak asilerden korktuklarından öyle yazmak zorunda kaldıklarını belirtmiş ve İttihat Terakki karşıtlarını acımasızca eleştirenlere katılmıştır ve o günden itibaren biraz "sade suya tirit" muhalefet yapmıştır.

Ali Fuad Bey, 1912"de gazetenin yönetimini dönemin önemli aydınlarından ve "materyalizm" konusunu ülkemize ilk getiren kişi olan sosyalist eğilimli Baha Tevfik Bey"e vermiş ve Baha Tevfik Beyin ölümüne kadar (15 Mayıs 1914) dergi yepyeni bir hüviyet kazanmıştır. Bu dönemde özellikle Baha Tevfik Bey"in gazetenin ikinci sayfasında çıkan "Hasbıhal" başlıklı yazıları ilginçtir ve daha önce Karagöz"de rastlanmayan bir içerik ve niteliği simgeler.

Baha Tevfik Bey"in ölümünden sonra gazete dönemin ünlü yazarı Aka Gündüz"ün yönetiminde yayınlanır. Bu sırada I.Dünya Savaşı çıkmış ve Türkiye Almanya safında savaşa katılmıştır. 1914-1918 arası Karagöz savaş koşullarında yayın yapan ve İngilizleri"Con Kikirik" adı altında aşağılayan bir yayın organıdır. Savaştan sonra Karagöz, mütarake dönemine sahibi Ali Fuad Bey"in ölümüyle girer. gazete kızkardeşi Fatma Hanım"a kalmıştır; o da yönetime deneyimli yazar ve gazeteci Burhan Cahit(Morkaya 1891-1949)" i getirir. Karagöz, mütarake döneminde Ankara hükümetleri taraftarı bir tutum içindedir. Bu okuyucu katında saygınlığını artırır, bir ara İstanbul"da ençok satan gazete bile olur. Cumhuriyet"in ilanından sonra da Burhan Cahit"in usta yönetimiyle bu başarısını sürdürür. 1928 yılında Latin harflerinin kabulü, bütün matbuat gibi Karagöz" ü de etkiler, satışlar düşer. Burhan Cahit de kendi gazetesi "
Köroğlu" nu çıkarmak için Karagöz" den ayrılır. Bir süre Ornan Seyfi Orhon ve Refik Ahmet Sevengil yönetiminde çıkmaya devam etse de 26 Ocak 1935" de kapanır.

Kapanınca dönemin iktidar partisi Cumhuriyet Halk Fırkası, gazeteyi sahibi Fatma Hanım"dan satın alır ve deneyimli gazeteci Sedat Simavi"nin yönetiminde halka dönük bir mizah dergisi olarak çıkarmayı sürdürür. Bu dönemden 1950 yılına kadar Karagöz artık Cumhuriyet Halk Partisi"nin halka dönük bir yayın organı olarak yaşar. Deneyimli gazeteci Sedat Simavi, başarılı bir gazetecilik sergiler; özellikle II. Dünya Savaşı"nın bunalımlı günlerinde geniş kitlelerin moralini yükseltecek yayınlarla gazeteyi başarıyla sürdürür. Bu dönemdeki ilginç bir gelişmede 1935- 1938 arası Kemal Tahir"in Karagöz"de önce muharrir sonra yazı işleri müdürü olarak çalışmasıdır. 1938 yılında Nazım Hikmet"le birlikte Donanma Davası"nda hapse girince bu görevi biter.

1950" de Sedat Simavi Karagöz"ü bırakır. Hem kendi kurduğu ve çok tutulan Hürriyet gazetesi ile uğraşmaktadır ve asıl önemlisi de Cumhuriyet Halk Partisi seçimleri kaybetmiş, muhalefete düşmüştür.

"Karagöz" bundan sonra etkisini hızla yitirerek beş yıl daha kesintili olarak çıkar, ama 1955 yılında 4785. sayısıyla birlikte kapanır. Tam 47 yıl yayınlanmıştır.
 
 

İkinci Meşrutiyet’ in ilanından sonra Mizah dergileri sayısında patlama yaşanmıştır.

Osmanlı'nın son dönemi ve cumhuriyet'in ilk yıllarında yayımlanmış mizah dergilerinden bazıları. Bunların içerisinde "Laklak", "Yuha" gibi bugünün mizahçı yaklaşımına da yakın isimler olduğu gibi "Tiyatro" , "Tarihten İzler" gibi bir mizah dergisi olduğunu düşündürmeyecek isimlerin seçilmiş olması da ilginç.  (Alfabetik sırayla)

     
Akbaba Gramofon Medet
Alay Guguk Mizah
Alem Güleryüz Musavver
Ali Baba Kırk Haramilere Karşı Hakka – Baz Papağan
Amcabey Hande Püsküllü Bela
Atmaca Hayal Sizin Kara Kedi
Aydede Hayal-ı Cedid Şafak ve Kahkaha
Bebe Ruhi Kalem Şeytan
Boşboğaz, Kamer Tarihten İzler
Boşboğaz ile Güllabi karagöz Tef
Cadaloz Kara Kedi Tiyatro
Cem Kara Sinan Tokmak
Coşkun Kalender Karikatür Yedi Sekiz Paşa
Çaylak Kartal, Yeni Geveze
Çıngıraklı Tatar Kelebek Yeni Köroğlu
Dalkavuk Kibar Yeni Zenginler
Davul Laklak Yuha
Diken Latife Zakkum
Eşek Letaif-i Asar Zuhari
Falaka Malum Paşa Zümrütü Anka.
Geveze Marko Paşa  
Gıdık Meddah  
 

CUMHURİYET DÖNEMİ MİZAH DERGİLERİNDEN BAZI ÖRNEKLER

Cumhuriyet döneminin karikatürcü simgeleri olarak Cemal Nadir ve Ramiz Gökçe'yi görürüz. Bu iki karikatürcü, çizdikleri sosyal ağırlıklı karikatürlerle Türkiye'de bu sanatın geniş kitleler tarafından benimsenip sevilmesini sağlamışlardır.Aynı dönemin çizerleri olarak Münif Fehim, Sedat Nuri, Şevki Çankaya, Necmi Rıza Ayça, Orhan Ural, Sururi Gümen, Salih Erimez,İhap Hulusi adları da anılmaya değerdir...

1940'ların sonlarına doğru çıkmaya başlayan "Marko Paşa" dergisinde Mim Uykusuz toplumcu gerçekçi karikatürün başyapıtlarını vermiştir. Aynı dönemde Ratip Tahir de CHP çizgisinde kalem oynatarak politik karikatürlerin başarılı örnekleriyle okuyucuyu buluşturmuştur.

 

"Ayine"

1921-1923  "Ayine" İSTANBUL, OSMAN CEMAL KAYGILI, EŞREF NESİB, (AYİNE FARSÇA AYNA)

"Akbaba"

1924 YUSUF ZİYA ORTAÇ ORHAN SEYFİ ORHON "Akbaba" dergisini Osmanlıca yayımlamaya başladı

 "Amca Bey"

Cemal nadir bu tiplemeyi daha yıllarca gazetelerde sürdürdü.
1943

     

"Zübük"

Aziz Nesin'in çıkardığı Zübük Dergileri yazı ağırlıklı ve gazete mantığındaydı

"Pardon"

Selim Bilmen'in pardon Dergisi'de yine yazı ağırlıklı ve gazete mantığındaydı

"Saksağan"      "Çimdik"

Gazete formatlı Eskişehir merkezli 2 mizah yayını SAKSAĞAN: 20 Haziran 1953 tarihinde ilk sayısı çıkmış “Haftalık Siyasi Mizah gazetesi” Sahibi; Zeki Mamuh, Fethi Yurtsever, Kemal Akdeniz dir. Karikatürlerini; Pertev Ertün, Beytullah Heper, Yılmaz Büyükerşen çizmiştir.
ÇİMDİK: 1955 “Haftalık mizah gazetesi” Sahibi ve Sorumlu Müdürü; Necdet Anatürk

 

SABAHATTİN ALİ, AZİZ NESİN VE RIFAT ILGAZ'IN EMPERYALİZME KARŞI AÇTIKLARI BAYRAK

Marko Paşa

“...Bu işte hangi menfaatlerin oyunu var? Dünyayı bir ahtapot gibi sarmaya çalışan emperyalist sermayenin kucağına atılmak, milletin alın terini dolara ve sterline satmak isteyenler kim? Gözü doymaz paranın bu korkunç taarruzu karşısında milletini ve vatanını seven her namuslu insan sesini yükseltmeğe mecburdur. Çünkü bir memlekete girip yerleşen yabancı sermayeyi çıkarıp atmanın, yabancı orduları sürüp denize dökmekten çok daha güç olduğunu, biz Osmanlı İmparatorluğunun mirasçıları herkesten iyi biliriz.” (Markopaşa’nın 2. sayısındaki “Yabancı Sermaye” başlıklı yazıdan) Sabahattin Ali ile birlikte üç toplumcu yazar 1946’da ülkemize girmeye başlayan ABD emperyalizmine karşı ilk bayrağı açmışlar; Marko Paşa mizah gazetesini çıkarmışlardı. Saldırılar, akıl almaz çeşitli baskılarla gazeteleri kapatılmakta, kendileri de tutuklanmaktadırlar. Dışarıda kalan bu kez yeni bir “...Paşa”yı çıkarmaktadır: Markopaşa kapatılınca sırasıyla; Merhumpaşa, Malumpaşa, Yedi-Sekiz Hasan Paşa,Hür Marko Paşa, Bizim Paşa  adları altında yeniden çıkarıldı.. Bu arada kapatılan Paşa’nın yerine sağcılar tarafından da taklit Paşalar çıkarılmaktadır. Okur artık Paşaları karıştırmaya başlamıştır. Çözüm olarak bu kez “...Paşa” değil, “...baba” çıkarılır. Başına da S. Ali’nin “Ali”si konur:ALİBABA...

“Bu gazete Cuma günleri saat sekizde çıkar. Sekizle dokuz arasında fırsat bulursa satılır. Dokuzda toplatılır. Saat onda muharrirleri sorguya çekilen Basın Hürriyetinin kurbanı felaketzede bir gazetedir.” Konuya ilgi duyanlar için kaynak : http://www.markopasa.org

 
 

OSMANLICA BAŞLAYIP TÜRKÇE SÜREN 55 YILLIK SERÜVENİYLE

Akbaba

Yusuf Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon Aydede Dergisi’nin boşluğunu doldurmak üzere Türk edebiyat tarihinin en uzun soluklu dergisi olan "Akbaba"yı yayın hayatına kazandırdılar. İlk defa, 7 Aralık 1922 günü yayımlanan Akbaba, önceleri ayda iki defa;

1924 YUSUF ZİYA ORTAÇ ORHAN SEYFİ ORHON Akbaba Dergisini Osmanlıca yayımlamaya başladı. Akbaba, 208 sayı çıktıktan sonra kapanıp, 1933’te yeni harflerle tekrar yayımlanmaya başladı.

sonradan haftalık olarak basılmaya başlandı. Dergi, 55 yıl boyunca,  tasarım ve üslup olarak birçok yeniliğe imza attı, siyasal olayların kara mizahını yaptı.
1923-1955 yılları arasında iktidardaki Cumhuriyet Halk Partisi’nden yana bir çizgi izleyen dergi, Serbest Fırka, Demokrat Parti gibi muhalefet partilerine karşı çıktığı dönemlerde okur desteğini yitirdiğinden, yayımına ara vermek zorunda kaldı (1931-1933, 1950-1951 arası). Karikatürlerde konuşma balonunun yerine genellikle alt yazı kullanılıyordu. Günümüz karikatüristlerinin ustalarının ustalarını yetiştiren Akbaba, yayın hayatı boyunca genç yazar ve çizerlere okul vazifesi gördü

İçeriği; Eleştiri, tiyatro, fıkra, rüya tabirleri, genç fırçalar köşesi ve karikatürler ve    arka kapakta yabancı karikatüristler yer alıyordu. Yazarları Osman Celal Kaygılı, İbrahim Alaattin Gövsa, Ercüment Ekrem Talu, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve Muzaffer İzgü. Çizerleri  Münif Fehim, Zeki Beyner, Fethi Develioğlu, Ali Ulvi, Ramiz, Nemci Rıza, Cafer Zorlu ve Semih Balcıoğlu.

Kurucusu Yusuf Ziya Ortaç’ın 11 Mart 1967’de ölümünden sonra, Ergin Ortaç tarafından devam ettirilen Akbaba, 28 Aralık 1977’de kapandı.

 

SONRAKİ YILLARDAN BAZI MİZAH DERGİLERİ

 

"Tef"

Ellili yıllarda yayınlanan Tef’in kadrosunu Ali Ulvi, Altan (Erbulak), Bedri (Koraman), Eflatun Nuri, Ferruh Doğan, Mıstık (Mustafa Eremektar), Oğuz (Aral), Semih Balcıoğlu, Sinan Bıçakçıoğlu, Selma Emiroğlu, Suat Yalaz, fiadi Dinççağ, Tonguç, Yalçın Çetin adındaki genç çizerler oluşturur.

"Kahkaha"

Aylık siyasi mizah mecmuası TBMM süreli yayın katalogunda 1928 ve 1948 yıllarında Kahkaha adıyla dergilere rastlıyoruz. Ayrıca bazı kaynaklarda  1800'lü yıllarda yaşamış Basiretçi Ali Efendi tarafından çıkarılan mizah dergisi Kahkahadan söz edildiğini görüyoruz.

"Karikatür Mecmuası"

1930 ve 40'lı yıllar Sedat Simavi tarafından çıkarılan mizah dergilerinden birisi de karikatür mecmuasıdır.

     

"Dalkavuk"

Cemal Nadir

"Şaka"

A.CEMAL 1940 -41

"Kazgan"

1945  (Mülkiyelilerin dergisi)

     

"Taş Karikatür"

 

"Pardon"

 

"Karakedi"

Süavi Süalp 1970'li yıllar

 
 

MİZAH DERGİLERİ "ALTERNATİF TARİH KİTABI" GİBİ

Döneme göre özel sayılarla, özel kapaklarla, hatta özel dergilerle Mizah adeta tarihe kayıt düşmek için varolmuş. 60 darbesi ve Yassı Ada ile örneğini gördüğümüz bu özel albümlerin sonuncusunu günümüz dergilerinden Leman "Susurluk" albümüyle sürdürdü.

 

SADECE SİYASETTE DEĞİL CİNSELLİKTE DE TABULAR, ANLAYIŞLAR, ALIŞKANLIKLAR MİZAH'LA ZORLANDI, SEKS MİZAH ÜZERİNDEN DE SÖMÜRÜ PAZARI YAPILDI

Henüz erotik sitelerin, erotik filmlerin, erotik kanalların, erkek dergilerinin olmadığı bir toplumda bu açığı adeta mizah dergileri gideriyordu. Aşağıdaki örneklerde de görüldüğü gibi karikatürdeki alışıldık dağınıklığın aksine kadınların vücudu oldukça düzgün, cezbedici ve adeta fotoğraf gibi çiziliyordu. Tipsiz, çelimsiz ufak tefek erkek vücuduna karşın fiziği düzgün kadın çizimleri bazen de çıplak kadın fotoğrafları bu niyetteki dergilerin satışını artırıyordu elbette. İlerleyen yıllarda bu kadın estetiğine dayalı erotizmin yerini kaba söylemli cinsel organlı, açık seçik ve ağdalı küfürlü karikatürler alacaktır.

şaka dergisi Adeta Fotoğraf gibi grafik çizimlerle kapağında cinselliği öne çıkarılmış güzel kadınlar ve beylerle (Bugün bu şortlu hanım  erotik gelmeyebilir ama o yıllar için bal gibi erotizmdir)

Erotik Mizah Dergisi Anahtar Üstte  Karikatür fıkra hikaye Mizah Mecmuası yazısı okunur ama her sayısında kapağında çıplak bir kadın 1970

mizah dergisi Yine Fotoğraf gibi grafik çizimlerle kapağında cinselliği öne çıkarılmış Türk erkeğinin alışık olmadığı jartiyerli cazibeli  güzel kadınlarla

     

Ustura Günaydın Gazetesi eki olarak başlayıp bağımsız dergiye dönüşen ustura kapağında erotizm olsa da başta Aziz Nesin olmak üzere bir edebiyat dergisi kadar ciddi isimler barındırır.

Gırgır'ın kardeş dergisi Fırt karikatür ve yazılarda ve özellikle kapak içi fotoğraflı yavrunuzun sayfasıyla erotizmi çokça kullanırdı

Cinsel organların kaba çizimi ve küfürlerin açıkça yazılır olması mizahın cinsel özgürlük anlayışında vardığı son nokta.

 

ÖZAL DÖNEMİNDE CİNSEL MİZAH DERGİLERİ PATLAMASI :  Tıpkı 70'lerde "Civciv çıkacak kuş çıkacak" filmleri furyası gibi, tıpkı özel kanalların ilk açılmasıyla patlayan "Tuttu Furutti" furyası gibi Özal'lı yıllarda birden erotik mizah dergisi furyası başladı. İsmini tek hatırladığım "Yorgan" En az yarım düzine erotik mizah dergisi açıldı ve açıldığı gibi kapandı. 1800'lerin dergilerine bile ulaşılabilirken bu furyada çıkan dergilerden ne görsel ne yazılı hiç bir kaynağa ulaşılamaması sevindirici. Yine kalıcı olan ve galip çıkan politik mizaha yakın duranlar olmuştu. Çünkü mizah neredeyse eşittir muhalefet demekti hem de taa Diyojen'den Penguen'e

 

İTHAL MİZAH VE MİZAHÇI DENEMELERİ Mizah dergilerinin çok satması iştah kabartmaktaydı. "Okumayı sevmiyor bu millet", "Gazete satışı çok az" denilen bir ülkede nasıl oluyorsa Gırgır Dünyanın en çok okunan 3.mizah dergisi oluyordu. Çizerler sayılıydı. Bu pazarda yer alabilmek için Gırgır'ı ele geçiren Ertuğrul Akbay "Madem Gırgır dünya üçüncüsü bende Dünya birincisi Rus'lardan çizer getiririm onu geçerim düşüncesiyle Rus çizerler getirecek ama ithal çizerler  tutulmayıp kısa sürede gönderilecekti. Bir diğer denemede Dünyaca ünlü Mad dergisinin Türk takviyesiyle ülkemizde de yayınlanmasıydı. Tabi bu da hüsranla sonuçlandı. Türk halkının mizah anlayışı ve beklentisi ithal mizahçıyla çözülemezdi.
 

ÇİZGİ ROMANI MİZAHIN ÜZERİNE GİYDİRMEYE ÇALIŞANLAR

Mizah Dergilerinin sayıları arttı, satışı düştü hayal kırıklıkları başladı. Nedense ve ilk kim söyledi de diğerleri de ona kandıysa dergilerde herkes Çizgi Roman'a geçmek gerektiğini çarenin bu olduğunu mırıldanıp durmaya başlamıştı. Biraz da mizah dergisine yeni katılan 80 sonrası gençliğinin apolitik tavrı ve dergilerdeki siyasi mizah alışkanlığından kurtulma reçetesi gibiydi çizgi roman arzusu. Denediler de. Sonuç tabi ki hayal kırıklığı. Sinema ve TV tekniğinin alabildiğine kullanıldığı ve başlayıp biten onlarca film varken devamı haftaya çizgi romanların ilgi göreceğini beklemek zaten saflıktı.

 

SİYASAL İSLAMCI  ÇİZGİDE MİZAH DERGİLERİ İslamcı, Milliyetçi yazar Necip Fazıl 1947 yılında Büyük Doğu toplatılınca Kasım-Aralık ayları arasında üç sayı devam eden Borazan adlı siyasi mizah dergisini çıkarmıştır. Siyasal İslamcı ve Milliyetçi kesimin uzun yıllar mizahla yakınlaşması fazlaca görülmezken 90'ların sonlarına doğru dinci ideoloji yükselip medyada yer edinirken bir kaç dinci yanları güçlü çizerlerin yayınladığı siyasal islamcı dergi denenir. "Ustura" (Gırgır'ın eski çizeri Hasan Kaçan o gruba dahil olup öncülük eder ama tutturamazlar) Sonra birkaç deneme daha olsa da tutulmaz dinci mizah dergileri kısa ömürlü olur. Dinozor, Fit, Filit, Çıngar, Ustura… Dinozor’un bir iki sayı çıktı, Çıngar bir yıla yakın. Hasan Kaçan Gırgır'dan gelen şöhreti ile bu kesim için büyük bir isimdi fakat TGRT eleştirili bir kapak dindar mizah dergisinin sonu oldu. Bu dergilerin kadrolarında göze çarpan isimler Ahmet Kekeç, D. Mehmed Doğan, Engin Ardıç, Erbay Kücet, Gökhan Özcan, Hakan Albayrak, M. Emin Kazcı, Necati Tuncer, Ulvi Alacakaptan, İbrahim Sadri. Bu kesime hitap eden en son deneme "cafcaf"dır. Cafcaf öncekilere göre daha derinden yol almakta ve bir de "Mizahçılar Derneği" adıyla dernek kurduklarını açıklamaktadır.

 

70'LERDEN 2008'E "GIRGIR EKOLÜ" VE SON DÖNEM MİZAH DERGİCİLİĞİMİZ

 
 
kapağını güzel kızlar süslerdi ve derginin sloganı şu şekildeydi;sinirleri dinlendiren neşeli,deterjanlı,pansumanlı dergi.80 lerin ortalarına kadar sürmüştü yayın hayatı,içeriğindeki maceralar o zamanki yaşantımızın bir nevi mizaha yansımasıydı ve biraz utanmaz adamın maceralarını andırırdı.maceralarından aklımda olanlar,beygir şefik,şen dullar,çılgın mualla,memur ömer,plaj gülü güllü...

SALATA
SİNİRLERİ DİNLENDİREN, SOVANLI, NEŞELİ, PANSUMANLI, DETERJANLI TEK DERGİDİR

Haftalık Mizah Dergisi
SALATA
Mizah Yönetmeni: Hayri Önder
Alfa Yayıncılık ve Pazarlama Ltd.Şti. adına
Sahibi: M.Turgut Sagıroğlu

 

GIRGIR'A GEÇMEDEN SİMAVİ AİLESİNE VE USTURA'YA BAKMAKTA YARAR VAR

Hürriyet Gazetesi kurucusu Sedat simavi basın camiasına ilk olarak karikatürist olarak girmiştir. 1916'da 20 yaşında artık bir yayıncı olduğunda da yayınladığı ilk dergi "Hande" isminde bir dergidir. 1918’de "Diken" adlı mizah dergisini, 1921’de, 25 yaşındayken "Güleryüz" mizah dergisini yayınlamıştır. 1921-1923 yılları arasında 122 sayı yayınlanan Güleryüz, Kurtuluş savaşı sırasında Mustafa Kemal’i ve kurtuluş savaşını destekleyen  mizah dergisidir. Basına karikatürist, yayıncılığa ise mizah dergisi yayıncısı olarak başlayan Sedat simavi Cumhuriyet'in ilanından sonra çok sayıda farklı yayınla basın sektöründe tırmanmıştır. 1921-1930 arasında; Hanım, Yeni İnci, Resimli Gazete, Yıldız, Arkadaş, Meraklı Gazete gibi yayınların ardından 1933’te güçlü bir kadroyla, haftalık “Yedigün” dergisini, 1 Mayıs 1948’den itibaren ise Hürriyet Gazetesini çıkarmaya başlamıştır. 1953’de ölen Sedat Simavi'nin gazete ve dergilerini oğulları Haldun Simavi ve Erol Simavi’nin uzun süre sürdürmüşlerdir. Daha sonra iki kardeş ayrılmış Erol Simavi Hürriyet Gazetesini devam ettirirken Haldun Simavi ise değişik yayınlar denemiş matbaada mürekkeplere bidonlar dolusu kolonya katıp kokulu gazete deneyecek kadar uçuk arayışlara giren Haldun Simavi 1968'de çıkarmaya başladığı Günaydın Gazetesi ile yüksek tirajlara ulaşmıştır. Günaydın ilk bulvar gazetesidir. Kupon verme geleneğini başlatmış, daha bir çok farklılığı denemiştir. Babaları mizahçılıktan gelip bir medya devi olan Simavi kardeşler mizahın gücünün farkında oldukları için mizah sayfalarına, eklerine, dergilerine de önem vermektedir. özellikle güler yüzlü gazete yayınlama sevdasındaki Haldun Simavi Mizah eklerine de hep yakın olmuştur. Günaydın 1969 yılından itibaren pazar günleri yine renkli bir mizah ilavesi vermeye başlamıştı. Ustura adı verilen küçük boylu dergi sadece 16 sayfaydı. Dergi okuyuculardan gelen yoğun istek üzerine 79.cu sayıyla birlikte sayfa sayısını da 32 sayfaya çıkartarak bağımsız bir mizah dergisi olarak çıkmaya başladı. 81.ci sayı ile birlikte de yayın hayatına son vermiştir. Yanda Ustura'nın ilk ve son sayısını görebilirsiniz. Ustura'nın doğuşunun benzerini daha sonra Gırgır yaşayacak önce köşe, sonra ilave ardından bağımsız dergi olacaktır. Bu da Haldun

Simavi'nin bağımsız bir mizah dergisini yaşama geçirme amacının en baştan itibaren olduğunu göstermektedir. Haldun Simavi 1969'da bir gazete ilavesi olarak başlayıp bağımsız mizah dergisini denemiş başaramamış; ama hemen 2 yıl sonra bu defa Gırgır'ı denemiş bu defa tutturmuştur. Eğer Ustura sürmüş olsaydı belki Gırgır hiç doğmayacak ve bir Gırgır geleneğinden değil "Ustura" geleneğinden söz edilecekti. Peki Gırgır'ı uzun yaşatan ve efsaneleştiren fark neydi? Bunu Gırgır anlatımımızda daha detaylıca göreceğiz ki Gırgır'ı efsaneleştiren Genç yazar ve çizerlere açılarak politik mizaha yönelmesiydi. Konuyu kapamadan önce ustura için iki küçük not ilave edelim :

1- USTURA TRUVA ATI GİBİ EROTİK MİZAH KAPAĞI ARKASINDA ÇOK CİDDİ BİR MİZAH HATTA EDEBİYAT DERGİSİ GİBİYDİ Ustura kapağında ve içerisinde erotik denilebilecek çizimler içerse de başta öncülük eden Aziz Nesin olmak üzere oldukça ciddi bir kadrosu ve bir edebiyat dergisi denilebilecek ağırlıkta yazar çeşitliliği vardı. İçeriğine şöyle bir bakarsak Dergide yer alan bölümler şunlardır:
USTURA DERGİSİ İÇERİĞİ : Anlat derdini Marko Paşa'ya (Aziz Nesin) / Türk mizahçılarının kısa hikayeleri - (Aziz Nesin , Ömer Seyfettin, Rıfat Ilgaz, Süavi Süalp, Bülent Oran, Yusuf Ziya Ortaç, Nasrettin Hoca, Sait Faik, Haldun Taner, Burhan Felek vb.) / Dünya yazarlarının kısa hikayeleri - (Pitigrilli, Giovanni Guareschi, Jeroslav Haşek, Mark Twain, Ephraim Kishon, La Fontaine, James Thurber vb.) / Türk Karikatüristlere ayrılmış sayfalar - (Eflatun Nuri Erkoç, Mıstık, Erdoğan Özer, İbrahim Ersaraç, Necmi Rıza, Zeki Beyner, Suat Yalaz vb.) Avrupa'lı karikatüristlerin eserleri -(Trez, Gus, Chaval, Vip, Peynet, Hoviv, Pouzet vb.) / Bir Sizden Bir Bizden - Türk fıkraları ve dünya ülkelerinin fıkraları. / Anektodlar, anılar (Süleyman Nazif, Borazan Tevfik vb.)
Kara Mizah sayfası / Taşlamalar ve yergiler sayfası - (Aziz Nesin, Orhan Veli, Mukadder Özakman, Neyzen Tevfik, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Ümit Yaşar Oğuzcan vb.) / Ülkelere ayrılmış karikatür sayfaları (Azerbeycan karikatürleri, Bulgar karikatürleri, Polonya karikatürleri) / Eski karikatüristleri tanıtan sayfalar (Cem, Cemal Nadir) Okur karikatürlerine yer veren bölümler. / Karikatür yarışmaları, Fıkra yarışmaları.

2- Aziz Nesin öncülüğünde çıkan bu Ustura'nın (GÜNAYDIN USTURA) daha sonra Hasan Kaçan öncülüğünde çıkacak islami kesime yönelik ustura dergisi ile hiç bir alakası yoktur.

 

GIRGIR'A DOĞRU OĞUZ ARAL

Hayata, kendi deyimiyle 'hep sıfırdan başlayan' Aral, Hürriyet'e geliş öyküsünü de her yerde anlatıyordu ballandıra ballandıra: "Bir gece sabaha karşı ağlayarak kalktım. Uzun yıllar önceydi. Adnan Menderes asılınca, günah keçisi ilan edilen biz karikatürcüler olduk; hepimiz gazetelerden kovulduk. Peki ne yapacağız? Çoluk çocuk var, çalışmak lazım! Reklamcılık yaptım ben. İyi de para kazandım. O kadar ki, arabam, şoförüm, bilmem nelerim oldu. Ama işte ağlamaya başladım bir sabah. Çünkü yapmak istediğim iş o değildi. Kadın donu reklamı yapmak beni zerre kadar ilgilendirmiyordu. O adam ben değildim. Kalktım, sıfırdan Babıali'ye geldim. Bir herifle konuştum. Haldun Simavi'ydi. "Ben karikatürcüyüm" dedim. "Yap göreyim" dedi. Ki 19 yıllık iyi bir karikatürcüydüm. Mike Hammer'lar filan çizmişim, ünlüyüm filan! Yaptım. "Beğenmedim" dedi. "Nasıl çizeyim?" dedim. "Ramiz gibi" dedi. "İyi, peki, öyle de çizerim" dedim. "Benim hiç öyle dertlerim yok!" "İyi" dedi, "Başla."
250 liraya başladım. O büyük şirketimi olduğu gibi arkadaşıma bıraktım. O devam etti, acayip zengin oldu. Bense bir süre sonra Gırgır'a başladım. Yani benim hikayem böyledir, hep sıfırdan..."

Kaynak: http://www.tempodergisi.com.tr/life_style/06122/
 

 

 

GIRGIR ve GIRGIR EKOLÜNÜN DOĞUŞU

Gırgır öncesi (Yani 70'ler öncesi) yukarıda yer alan bilgiler pek çok kaynakta da yer almış derlemedir. Fakat Gırgır ve sonrasına ilişkin değerlendirme tamamen kişisel gözlemlerime, tanıklıklarıma ve yaşadıklarıma dayanmaktadır. Zira henüz sadece bir gazetenin küçük bir mizah köşesiyken okumaya başlayıp bir dönem profesyonel olarak içerisinde de bulunduğum Gırgır ve sonrası mizah dünyasının yakın tanıklarından olduğumu düşünüyorum. Eksik hatırladıklarım, yanlış bildiklerim, unuttuklarım yada bilmediklerim olabilir. katkı ve düzeltmeler yapılırsa son 30-40 yıllık Türk Mizah Dergiciliği serüveniyle bir dönemin tarihsel izdüşümünü de aydınlığa çıkarmış oluruz.

Ahmet Ertuğrul Timur

GIRGIR VE GIRGIR EKOLÜ DERGİLERİN KRONOLOJİSİ

Gırgır

Günaydın grubundan Gün gazetesinin eki olarak çıkan Gırgır ilk çıktığında siyasetten uzak erotik ağırlıklı bir dergiydi.

Gırgır'ın ikinci dönemi okurlar arasından katılan gençlerle başladı.

Gırgır giderek politik ağırlıklı bir dergiye dönüştü

Çarşaf

Simavi kardeşler rakipti ve Simavi'lerden biri Gırgır'la müthiş başarı yakalamıştı diğeri de Hürriyet grubundan Çarşaf'ı çıkararak onu izledi.

Fırt Hürriyet grubunun Çarşaf mizah dergisini çıkaracağı duyulunca önünü kesmek için Gırgır piyasaya bir kardeş dergi sürdü "Fırt"

Mikrop

Gırgır'dan ilk ciddi kopuş sonrası Mikrop Dergisi doğdu ama pek uzun sürelli olamadı

Pişmiş Kelle

Günaydın'ın Gırgır'ı, Hürriyet'in Çarşaf'ı varsa üçüncü büyük grubun da olmalıydı. Milliyet Gırgır kaçkınlarıyla Pişmiş Kelle'yi çıkardı ama diğerleri kadar çok satmadı.

Limon

Gırgır'ı bir bakıma Gırgır yapan ikinci kuşağın önemli bir kısmı Gırgır'dan ayrıldı ve o dönem medyada bir anda parlayan Güneş Gazetesi grubundan Limon'u çıkarmaya başladı. Arkalarından oğuz Aral'ın  "Sürüneceksiniz limon satacaksınız" diye konuşmasına karşılık dergilerine Limon adını koydukları rivayet edilir.

Leman

Özal dönemi başladı ve Özal sevgili dostu asil Nadir'i getirip gazeteleri ve dergileri satın almaya başladı. Alınan dergilerden biri de "Limon" idi. Ama Asil Nadir iflas etti Limon ekibi bağımsız kaldı ve bir harf değiştirip dergiyi kendi adlarına çıkarmaya başladı

Mehmet Çağçağ hayasız karikatüleriyle tanınırken Metin Üstündağ ve arkadaşları politik tavırlarıyla bilinirdi. Leman'da çatlak kaçınılmazdı ve politik seçimden yana olanlar farklı dergiler çıkarmak üzere ayrıldı

Nankör

Nankör D'eli Leman'dan ayrılan Gani Müjde, Metin Üstündağ ve arkadaşlarının değişik dergi denemeleri

D'e'li

Dıgıl Çarşaf'ın önünü kesmek için Fırt yayına çıkarılmıştı, Hıbır'ın doğuşuna yakın da Dıgıl yayına girmişti.

Hıbır

Hıbır Gırgır'ı para için terk eden ilk gruptur. Asil Nadir'in valizler dolu parayla gelip gazeteleri satın aldığı dönemde Oğuz Aral Gırgır'ı satmaya yanaşmayınca bunlar tuvalette yaptıkları toplantılarla ayrılıp Asil Nadir Gelişim Yayınları çatısında Hıbır'ı çıkardılar.

H.B.R. Maymun

Asil Nadir'in iflası ile bu grup da bir süre sonra limon'cuları örnek alıp Hıbır'ı HBR yaparak kendi yayınlarını oluşturdular. 80'lerin apolitikliğinde bir dönem iyi satışlar başardılar.

Avni

Sen misin Gırgır'ı sil Nadir'e sattırmayan? Bir ani operasyonla yılların Gırgır'ı Özal'ın bir başka arkadaşı Ertuğrul Akbay'a satılıverdi. Oğuz Aral ve Gırgır ekibi topluca ayrıldı. Bir süre sonra Sabah grubundan Gırgır'a denk düşen "Avni" yi, Fırt'a karşılık da "Fırfır"ı yayımlamaya başladılar.

Fırfır

Gırgır efsanesi oğuz Aral'la anılırdı ama Oğuz Aral Gırgır efsanesini sabah grubuna taşıyamadı, apolitik bir dönem sürüyordu, bir süre sonra Avni ve Fırfır kapandı

 

 
 

GÜNAYDIN'IN UCUZ HALK GAZETESİ

 

Gırgır dergisi aslında bir gazetenin mizah köşesiydi. 71'de çıkmaya başlayan 25 kuruşa satılan "Gün" gazetesinin mizah köşesi olarak başladı. Bu köşeyi Oğuz Aral hazırlardı. Bu köşe sevilince bir köşe olmaktan çıkarak 1972 Ağustos’ unda Gün gazetesinden kopmadan ilave bir dergi olarak devam etti. 1973'de ise bağımsız bir dergi oldu.
Gırgır 1973'de bir köşe olmaktan çıkıp dergiye dönüştüğünde de başında yine Oğuz Aral ve kardeşi Tekin Aral vardı. Bunlara Nuri Kurtcebe, Eflatun Nuri gibi çizerler de katıldı. Fakat dergi sayfalarını doldurmakta yine de zorlanınca sayfanın bazı kısımları amatörlere açıldı. İlk önce komik anılarını yazıp gönderenler "
çuvalla para kazananlar" olarak yer aldı, ardından amatör karikatüristlere "çiçeği burnunda çizerler" başlığıyla yer verildi. dergi içindeki sütunlarda Oğuz abi bu acemi karikatüristlere ikişer üçer satır öğütler verir meşhur sözüyle fazla taramadan kaçınmalarını , perspektif çalışmalarını sık sık yinelerdi. Ustalaşanlarsa en arka sayfada yorumsuz yayınlanmaya başlardı.
İşte bugün tanıdığınız bütün ünlü karikatüristler o
çiçeği burnunda köşesinden doğdu. Bunlar Gani Müjdeler, Metin Üstündağ'lar, Mehmet Çağçağ'lar ve diğerleri ikinci kuşak Gırgırcılardı.
Devam etmeden önce biraz daha ilk döneme ait bilgi vereyim. Cinsellik gırgırın daha bir gazete köşesi olduğu dönemde başlamıştı sadece Oğuz Aral'a ait olan bu köşede Oğuz Aral çıplak güzel hatunların bacakları arasında ufak tefek çelimsiz adamcıklar çizerdi. Gırgır dergileştiğinde de bir süre bu böyle devam etti ve özellikle Oğuz Aral'ın Meşhur "
Utanmaz Adam" çizgi serisinde zampara şeref sürekli çıplak kadınlarla tasvir edildi. Dergiye katılan Eflatun Nuri de çıplak çizim ustalarındandı. Dergi bu dönemler pek siyasal olmayan güldürme amaçlı "salata" isimli derginin benzeri bir dergiydi.