|

www.tiyatrom.com
Tiyatro Haber, Tanıtım sitesi

Orhan AYDIN
Nazım Hikmet
Kültür Merkezi
oaydinoaydin@gmail.com
ORHAN AYDIN TİYATROM YAZI ARŞİVİ
İlk yazısı
44 yıl sonra bu gün..
KAPI ARALIĞI
KIPIR KIPIR
Sezon öncesi…
Sevgili Ustam
TUNCER NECMİOĞLU
Taksim
Sahnesi tarihe karıştı..
Muhteremin acelesi var.
ARINMA..
Kara tuzak…
Kirlilik…
Sabrın sınırları…
Olabiliyor.
Becerebiliyoruz…
Talan ve yalan..
Bakla…. |
Bakla….
Aylardır inatla yazıyorum.
Sanat alanlarının, sistem tarafından bilerek
daraltılarak yok edilmesi politikası, amansız biçimde
sürdürülüyor.
Sonunda olan oldu, kültür bakanı ağzındaki baklayı
çıkardı ve “Devlet opera ve Balesi ile Tiyatrosu
özelleştirilebilir yada yerel yönetimlere
devredilebilir” dedi.
Vay vay vay..bakla ki ne bakla.
Doğrusu, sürecin bu kadar hızlı işletileceğini
bilmiyordum. Birilerinin sabrı iyice daralmışa benziyor.
İş hızlandırılıyor.
Neyse ki, ”Çabucak yok etme” operasyonunun perde
gerisindeki, kirli işlerin kokusu, kendini çabucak ele
veriyor.
Son duruma göre, bakanlıkları birbirinden ayırma
kararlılığı hız kazandı. Kültür bakanlığı, Turizm
bakanlığından koparılıyor.
Çok uluslu şirketlerin yönettiği turizm alanının sabrı,
tükenmişe benziyor.
Kültür işlerinin, sırtlarında bir “kene” olmasından
şikayetler doruktaydı.
AKP içinse, “asalak bir düşman” olan, bu alandan “acilen
kurtulmak” gerektiği açık olduğuna göre, mesele yoktur.
Kader kısmet işte. Hayat bu. Siyaset kirli olunca, kimin
şanslı olacağı zor anlaşılıyor..
Eski bir CHP li zat, yıllardır arkasında durduğu en
temel politikalardan biri olan “kültür-sanat alanlarının
özelleştirilmesi” meselesini, bizzat kendi uygulamak
zorunda kalıyor.
Gerçekten kısmetli adammış, Öyle kolay kolay her
politikacıya nasip olmaz bu durum.
Ülkenin kültür sanat alanlarının özelleştirilmesine
öncülük edeceksin, tarihe geçersin.
İş nasıl olacak demeyin. Bu ülkede her şey mümkündür.
Bütün Kültür-sanat alanlarının, para edenleri öncelikli
olmak üzere, çok kolay satılır yada devredilebilirler.
Sihirli formüllere gerek yok. Niyettir önemli olan.
Kadroların yüzde 60-65’ini unutup her şeyi
yapabilirsiniz. Ellerinizdeki tüm olanakları da
devrettiniz mi tadına doyulmaz. Eee birde AB fonlarını
işlettiniz mi. Oh .
Böylelikle “devletin tiyatrosu, sanatımı olurmuş”
gerçeğini hayatla ve yandaşlarınla buluşturmuş olursun.
Onu ezer, daraltır. Sıkıştırır yok edersin.
Sanat alanlarını üzerindeki kamu hakkını hiçe sayarsın.
Olur biter.
Ben, şimdiden bu gelişmelere alkış tutanların çok
olacağını biliyorum. Hem de şaşırtıcı bir biçimde çok.
Ülke gerçekleri bunu gösteriyor.
Yine birileri kızacak ama, söylemek zorundayım.
Sahnelerinin yıkılmasına ses çıkarmayanlar, aynı
sahnelerin birilerine satılmasına hiç ses
çıkarmayacaklardır.
Bu bir ön yargı değildir. Gerçekliğimizdir.
Sistem, bir çok meslektaşımızı susturmayı
becerebilmiştir. Bu gerçekliği kabullenmek zordur
biliyorum, ancak gerçek budur. |
AKP gericiliği, sanat alanlarında, başka rant sahaları
oluşturmayı başarmış ve bir çok sanat insanını buralarda
istihdam ederek, kendileştirmeyi becerebilmiştir.
Şehir tiyatroları bünyesinde, Muhsin Ertuğrul Sahnesinin ve
AKM’nin yıkılmasına “dur” diyemeyen sanat insanları, Belediye
ile, giderek AKP ile, işçi-işveren ilişkilerini düşünmek
zorunda kalmışlar mıdır?
Peki, Devlet Tiyatrosunda, Opera, Bale ve Senfoni de durum
bundan farklı mıdır? Elbette değildir.
AKP, Elinin altındaki kurumlarda mekanizmaları iyi işletir
olmuştur.
Ses çıkarıp, meydana koşan dostlarımız ise, gerçek anlamı ile
ilkeli meslektaşlarımızdır.
Alkışçılar korosuna, medya alanlarından da “büyük katılım”
olacaktır. Kendi dümen suyuna akan gazeteler “zaten çok geç
kalındığını” dilendireceklerdir.
Bazı, çok bilmişler ise koronun solo sesleri olarak öne
çıkacaklardır.
Sayın bakan, işletilmiş bu mekanizmaların tam orta yerinde,
asıl neşteri çalmanın ilk adımını atan kişi olmuştur.
Şimdi anladınız mı yeni Anayasa taslağında niye 64. madde ya
da benzeri yok.
Sayın bakan gerçeğin bu olduğunu, AKP ye katıldığı andan beri
en iyi bilendir.
Sapanca toplantılarında Anayasa taslağını ilk görenlerden biri
de kendisidir.
Gerçeği sanat ve kültür insanlarından, halkından saklayan bir
yurttaş kültür bakanı olabilir mi?.
Benim ülkemde evet.
Gözlerinizi kapatınca o kahverengi resmi siz de göreceksiniz.
AB ülkelerinde konumlanmış çok uluslu şirketler toplulukları,
müzelerimizi “işletmeci olarak” almış olabilecekler.
Ortak kültürel ve sanatsal varlıklarımızın büyükçe bir
çoğunluğu, hiç birimize sorulmadan başkalarına devredilecek.
Sanatı ve kültürel değerlerimizi paraya tahvil eden
birilerine.
“Devlet tiyatrosunu kim alır.” Demeyin. Parası olan her şirket
alır. Sen kaça satıyorsun ondan haber ver. Alır.
Küçültür-büyültür, ekler-çıkartır “adam eder” ve hizmete
devam. Sahibine para kazandıran bir işletme olması hiçten
değildir.
Önemli olan hangi yasalar ile ve hangi koşullar ile
devredildiği yada satıldığıdır.
AB de yüzlerce örneği var. Örneklerin sağlıklı olup olmadığını
şöyle algılayabiliriz, AB ülkelerinde işsiz oyuncu, yazar ve
diğer yaratıcı sayısı bir önceki dönemlere göre artarak
sürmektedir.
Perdelerini kapatan tiyatroların hemen hepsi, dayatılan
“popüler” kültürün zararlarını gördüklerini açıklamışlardır.
Evrensel saldırılar, ulusal sanat örneklemelerini, tek
tiplileştirmeye götürmektedir. Bütün Avrupa ülkelerinde
sanatın önüne, “şov” denen çirkinlik dayatılmaktadır. Kamu
yararını gözeten sanatsal çalışmalar ise en zor koşullarda
üretilenlerdir ve ulaştırılması gereken alanlardan çok uzakta
durmalarına özel çabalar harcanmaktadır.
Demokratik toplumlardaki, kültür-sanat alanlarından eşit ve
özgür bir biçimde yararlanması ilkesi, AB sürecinde en önemli
yarayı almıştır.
Görüldüğü gibi, ülkemiz kültür-sanat alanları yeni bir alt-üst
oluşun eşiğine getiriliyor.
Birileri tüm yaratıcılardan habersiz kararlar alıp, uygulamaya
koyuyorlar.
İşlerinin kolay olmadığını anımsatmak isteriz.
oaydinoaydin@gmail.com |
|