www.tiyatrom.com

Tiyatro Haber, Tanıtım sitesi

Orhan AYDIN

Nazım Hikmet Kültür Merkezi

oaydinoaydin@gmail.com


ORHAN AYDIN TİYATROM YAZI ARŞİVİ

İlk yazısı

44 yıl sonra bu gün..

KAPI ARALIĞI

KIPIR KIPIR

Sezon öncesi…

Sevgili Ustam  TUNCER NECMİOĞLU

Taksim Sahnesi tarihe karıştı..

Muhteremin acelesi var.

ARINMA..

Kara tuzak…

Kirlilik…

Sabrın sınırları…

Olabiliyor. Becerebiliyoruz…

Talan ve yalan..

Bakla….

Küçümsemenin hafifliği…

Ahlak bekçilerinin ahlaksızlığı…

Ortalık toz duman…

Rant Avcıları İş Başında

Yeni bir yılın eşiğinde…

Bunu bu gün yapmak istiyorum, Yeni yılın şu ilk gününde…

Mandal

Ortaya karışık…

Ortaya karışık…

Omurgasız olursa bir insan, bazı şeylerin sonu yok.
Bunlardan biri hırs.
Bir kez hırslandın mı, kendini kanıtlamak için her şeyi yaparsın.
Hele içinde erk olma duygusu varsa kendi onuruna bile yenik düşersin.

Hani ortalama bir tanımlama vardır “her yol mubah”. Ne gerekiyorsa yapmak zorundasındır. Çaren yoktur.
İnsani tüm değerleri atarsın çöpe ve pür-ü pak çıkarsın yola!
Artık, o andan sonra bakmazsın kimsenin gözünün yaşına.

Harcanacakları bir çırpıda harcarsın olur biter.

Toplumsal değermiş, siyasi ahlakmış, sanatsal namusmuş boş ver gitsin.
Bu ülkede her işin bir kuralı var.

İşe eski arkadaşlarına ve birlikte yol yürüdüğün siyasi yandaşlarına, çaktırmadan sırtını dönmekle başlarsın. Daha dün savunduğun tüm toplumsal değerlerin, seni yanlış yönlendirdiğini fısıldarsın. Toplumsal ve siyasal değerleri ayaklar altına aldığın an, kabul görmüşsündür.

Böylelikle ilk adımını atmış olursun. Ama ne adım!

Hemen bir demeç vermek durumundasın.

Ben bunu neden yaptım, Neden döndüm ey yurttaş, diye başlarsın günahlarını, sevaplarını bir bir anlatmaya.
Bu sihirli sözcük olan “dönme” ile birlikte dil çözüldü mü, yürek de çözülür akılda. Beş numara iplikle örülmüş kazak gibi, tel tel sökülmeye başlarsın!

Geçmişte yaşadığın ve yaptığın her şeyi inkar edersin.
Sonunda,“aklın yolu seni hakkın yoluna” getirdiği için mutlusundur.

Anlattıklarına şaşa kalır seni tanıyanlar.

Bir tek sen inanırsın ağzından çıkanlara, birde seni devşirenler.

Kimileri ise pişmiş kelle gibi sırıtır.

Seni destekleyen demeçler vermeye başlarlar. “Solun sonu yok. Bize katılanlar namusları ile akıl ve iman yoluna geliyorlar”.
“Kendisi bizim için saygıdeğerdir.”

Açıklama yapılırken boynunu kırar oturursun.
Mahcup mu, ezik mi belli değil durumun. Ama bir utanmazlık yaşamaya başlarsın ki, sorma.
Parmak uçların titrer. Ellerin donar belki!

Bu tür anlarda, yüzü kızaran az olur benim memleketimde. Seninki de kızarmaz. Çatlamıştır ar damarı bir kere. Ne yapsan çare yok.

Seni birazcık olsun tanıyan halk, kendini hançerlenmiş hisseder. Canı acır fena halde. Bu yüzdende unutmaz, kimlerin, kimleri nasıl yağlayıp yıkadığını.

Anlıkta olsa gözünü kapattığında, hiç alışık olmadığın o en tuhaf sözcüklerle, yüzüne tüküren binlerce yüz görürsün nedense!

Sonra, önceleri sana güvenenler, kalın siyah bir şerit gibi önünden geçerler. Hepsinin gözleri deli gözleri. Gözünü açarsın utancın geçer.
Ya da sen öyle sanırsın. Durumun vahametinden de olsa gerektir.
Aklın delik kalır oysa.

Dönüp bakar mısın ardına bilmem. Ama hiç tavsiye etmem.
Zaten sunulanlar öylesine caziptir ki aklını alır insanın
Anlarsın. Önüne bakarsan hayatın tüm renklerini göreceksindir!. Sana sunulan ne varsa hepsi önündedir.
Vekillik mi, al sana vekillik. Bakanlık mı, al sana bakanlık. Danışmanlık mı, al sana danışmanlık. Genel sanat yönetmenliği mi al sana… Sonu yok sunulanların. Önündeki sunak zengin.

Erk duygularını tatmin etmeye başlarsın. Tam zamanıdır her şeyin. İlk gün erken uyanırsın yatağından. İçinde tuhaf ekşi bir acı. Canın mı yanıyor ne!

Karar verip kurtulursun mutsuzluktan. Adın “muhalif”tir senin. İşine bakarsın.

“Ben çağdaşlığımı yitirmeden”, dersin inananın olmaz. “Ben ülkemin geleceğini düşünüyorum”, dersin inananın olmaz.

Ve içlerinden eli sanata düşen sen, gerim gerim gerinip “benim projelerim var, bu projeler sayesinde genel sanat yönetmeni oldum”.dersin, inanan olmaz.

Önemi yok. Utanmaz olmuşsundur. Ne de olsa, yıkılmasına göz yumduğun sahnenin orta yeridir durduğun yer. Aldırmazsın doğru söze.
Oturursun Muhsin hocanın koltuğuna. Tebrikleri kabule başlarsın.

Gazetelerin yayın yönetmenleri, TV genel müdürleri, Bakanlar, yüzlerce vekil, seni o koltuğa oturtan siyasi partinin genel başkanı yani başbakan, tebrik yağmuruna tutarlar. Hepsi hayır dualı.

Bir ikindi vakti, duyduğun ilk ezanla utanmazlığın minare boyuna ulaşır.

Ve artık, onurun cebine koyduğun zarfın içinde seninle dolaşmaya çıkmıştır. Farkına bile varamazsın.


oaydinoaydin@gmail.com