|

www.tiyatrom.com
Tiyatro Haber, Tanıtım sitesi

Orhan AYDIN
Nazım Hikmet
Kültür Merkezi
oaydinoaydin@gmail.com
ORHAN AYDIN TİYATROM YAZI ARŞİVİ
İlk yazısı
44 yıl sonra bu gün..
KAPI ARALIĞI
KIPIR KIPIR
Sezon öncesi…
Sevgili Ustam
TUNCER NECMİOĞLU
Taksim
Sahnesi tarihe karıştı..
Muhteremin acelesi var.
ARINMA..
Kara tuzak…
Kirlilik…
Sabrın sınırları…
Olabiliyor.
Becerebiliyoruz…
Talan ve yalan..
Bakla….
Küçümsemenin
hafifliği…
Ahlak bekçilerinin
ahlaksızlığı…
Ortalık toz duman…
Rant Avcıları İş
Başında
Yeni bir yılın
eşiğinde…
Bunu bu gün yapmak
istiyorum, Yeni yılın şu ilk gününde…
Mandal
Ortaya karışık…
Bezirgan….
Ahlaksızlık…
Gölgede kalan…
Sek sek…..
Boşunadır bu kara
kalkışma…
Yeniden...
Yeter artık…
|
Yeter artık…
Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin de içinde olduğu “kongre
vadisi” adı verilen projesinin inşaat çalışmaları için yıkım
başladı.
Bu durum birçok şeyi aynı anda su yüzüne çıkarıyor.
Birincisi, tüm İstanbul halkıyla ve ülke ile adeta dalga geçer
gibi, bu kentin en gözde alanı, göz göre göre talan ediliyor.
İkincisi, kentin orta yerinde dozerler yıkım yapıyor ama
ortada yapılan işlemin hiçbir yasal belgesi yok
AKP li Büyük Şehir Belediyesi yasaları ayaklar altına alıyor.
Kent suskun.
Sanat alanları suskun.
Yargı suskun.
Basın suskun.
AKP li başkan kendini adeta padişah ilan etmiş durumda.
Dediğim dedik deyip keyfi uygulamalar yapıyor.
Mimarlar odası, suç duyurusunda bulundu. İlgilenen yok.
Koruma kurulu başkanı Mete Tapan; “Bize sunulmuş bir proje
yok, yapılan inşaat neyin nesidir bilmiyoruz” diyor.
Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nın önündeki alanda, beş
ayrı büyüklükte dozer, böğür böğür böğürerek yıkım yapıyor.
Yapılan işin ne olduğunu anlatan tek tabela yok.
Yıkım alanı izole edilmiş.
Dışarıdan bakınca ne olduğunu anlamak zor. Ancak yüksek bir
alana çıkınca ne yapıldığını görebiliyorsunuz.
Bizde öyle yaptık.
Bedri Baykam ile birlikte Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin ikinci
katından olup bitenlere tanıklık ettik.
Alandaki “sevgi ve Barış” heykelinin kaidesi, dozer kepçesi
ile parçalanınca bir kez daha sanat düşmanlığının ne olduğunu
görerek tarihe tanıklık ettik.
Biz Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin ikinci katına çıkmadan önce,
Muhsin Hoca’nın koltuğunu işgal eden zat’ı arayıp olup
bitenleri sorduk.
Bol “maalesef” li yanıtlardan sonra o binaya girdik.
Elbette biz gittiğimizde beyefendi işgal ettiği makam da
yoktu.
Orada beyefendiyi bulsaydım, soracaklarım vardı.
Muhsin Hocanın odasından yıkım seyretmenin keyfini soracaktım
mesela!
Mesleki etik değerleri ayaklar altına almanın ne demek
olduğunu da soracaktım.
AKP’nin, bu beyefendiyi oraya neden sanat yönetmeni olarak
atadığının şimdi daha iyi anlaşılmış olması gerekiyor.
Susacak, sürece seyirci kalacak, olup bitenlere göz yumacak
bir kuklaya ihtiyaçları vardı. Bulmakta zorlanmadılar.
Türkiye Tiyatrosu’nun bazı aymazları ve işbirlikçi baronları
hin akıllıdırlar.
Bu beyler, neyin nasıl olması gerektiğine de karar verir ve
uygulatırlar.
Bazı genel müdür atamaları, kurul üyelerinin seçimi hatta
oynanacak sezon oyunlarına kadar belirleyici olurlar.
Bu kokuşmuş ilişkiler, her yıl yazılan tiyatro günü
bildirisinin kimin tarafından yazılacağına da karar
veriyorlar.
Tesadüfe bakın ki bu yılki Ulusal Bildirinin yazarı, son
günlerin tanınmış adamı bir zat.
AKP’nin yeni yıldızı, İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları
Sanat Yönetmeni!
Sormak gerekiyor, bu adamın Türkiye Tiyatrosu ile ilişkisi
hastalıklı değil midir?
Peki, bu adama bu görevi kim veriyor?
Refik Erduran denen bir başka hastalıklı adam mı?
Bu beyefendi için “her dönemin cambazı” adını ben koymadım.
Yoksa başka baronlar, dükler ve düşesler mi var?
Kenan Işık efendinin bu işte parmağı var mı, yok mu?
Bu nasıl pisliktir böyle.?
Yeter artık.
Açıkça sormak gerekiyor.
Siz kim oluyorsunuz da Türkiye Tiyatrosu adına karar
veriyorsunuz?
Tiyatro yaratıcıları susmamalıdır.
Tiyatro örgütleri susmamalıdır.
Hiç kimse bu çirkinliğin arkasında duramaz.
Bu efendinin yazacağı bildiri Türkiye Tiyatrosunu temsil
edemez.
Bu ülkenin namuslu tüm yaratıcıları bu saygısızlığa hayır
demelidirler.
AKP tüm kurumlarda yaptığını, bizim alanımızda da yapmanın
keyfini süreceğini sanıyorsa aldanıyor.
Orhan Alkaya efendiye, Ulusal bildiriyi yazdıranlar bu
tarihsel işbirlikçiliğin unutulacağını sanıyorlarsa,
aldanıyorlar.
Türkiye Tiyatrosunun sistem tarafından düşman ilan edildiği,
salonlarının yıkıldığı, oyuncuları hakkında soruşturmaların
açıldığı, hak edilmiş tüm hakların budandığı, tiyatroyu
yasaklayan Vali ve Emniyet müdürleri’nin ödüllendirildiği bir
süreçte, bu kara adamlarla işbirlikçilik yapan bir sanat
esnafı’nın “sanatçı” kimliği sorguya alınmalıdır.
AKP’nin, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve “kongre vadisi”
ilan ettiği alandaki hukuk tanımazlığı bitirilmelidir.
Mahkemeler ve yargıçlar görevlerini yapmalıdırlar.
Bu izinsiz ve ruhsatsız inşaat bir an önce durdurulmalıdır.
Kent insanı kentine sahip çıkmalı talana hayır demelidir.
Ulusal Tiyatro Bildirisi denen, ısmarlama metin yazarlığı
rezaleti sonlanmalıdır.
Kanunsuz uygulamaların baş sorumlusu, Kadir Topbaş istifa
etmelidir.
AKP işbirlikçisi Orhan Alkaya istifa etmelidir.
oaydinoaydin@gmail.com
|