|
ANTİGONE
İstanbul
Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, bu sezon Sophokles'in
ölümsüz tragedyası "Antigone"yi Macit Koper'in rejisi ile
seyirciyle buluşturuyor.
6-10 Ekim haftası Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde seyirci ile
buluşacak olan Antigone, mevcut, yanlı yasalar karşısında bir
kadının isyanını ve yürekli baş kaldırışını anlatıyor. Güngör
Dilmen'in dilimize çevirdiği oyunun dekor tasarımı Özhan
Özdil'e, kostüm tasarımı Nihal Kaplangı'ya, ışık tasarımı
Murat İşçi'ye ait.
Oyunda Aslı Öngören, Taner Barlas, Esin Umulu, Hüseyin Köroğlu,
Murat Garipağaoğlu, Ergün Işıldar, Bora Akkaş, Mahperi
Mertoğlu, Ayça Telırmak, Semah Tuğsel, Zeki Yıldırım, Tolga
Yeter, Erarslan Sağlam, Ümit İmer ve Selim Can Yalçın rol
alıyor.
Oyunun konusu kısaca şöyle: "Ben dünyaya kini değil aşkı
bölüşmeye geldim' diyen Antigone, tahta yeni geçen Kreon'un
buyruklarını hiçe sayarak, vicdanının sesine kulak verir.
Kreon, çıkardığı yasayla, Antigone'nin savaşta yenişemeyip
ölen iki kardeşinden birini şehit kabul ederken diğerini vatan
haini ilan edip, ölüsünü gömmeyi yasaklar. Komşu ülkeden
yardım isteyen kardeş, hain damgasını yemiştir. Ve Kreon'a
göre düşman, ölse de düşmandır. Bu durum karşısında Antigone,
vicdanının sesini dinlemekle Kreon'un yasalarına boyun eğmek
arasındadır." |
|
 |
|
|
TEBAİ
PRENSESİ ANTİGONE
Yaşar Atan
/ yatan@ngi.de Evrensel
Prenses Antigone; iyi yürekli halkının kendini çok sevdiği kral
Oidipus’un yiğitliği ve soylu kişiliğiyle ünlü kızıdır. İçi hepten
aşk dolu, ama tanrıların ve kralların zorba yasalarına karşı,
kendini hiçe sayarak giriştiği o çetin savaşımlarla; Yunan ve dünya
tragedya kahramanlarının en cana yakını ve yaşamı en dokunaklı
olanıdır.
Tanrıların tuzaklarla dolu oyunları yüzünden Oidipus; daha ilk
delikanlılığı çağında bilmeden, kral olan öz babasını öldürmüş; gene
bilmeden öz anası olan kraliçe İokaste ile evlenmiştir.
Haliyle tanrısal yazgının bir cilvesi olarak, hem karısı hem anası
olan kraliçe İokaste ile Oidipus; yıllarca Tebai (Thebai)’yi hep
barış içinde ve halklarını rahatlık ve bollukla soluklandırarak
yönetmişlerdir. Bu arada iki oğlan çocuğu ve kızları Antigone ile
İsmene büyüyüp serpilmişlerdir.
Oidipus’un yazgısı
Ülkeyi saran veba salgınına karşı çareler arayan kral Oidipus’a bir
gün, ünlü bilici Teyresyas (Teiresias), altından kalkılamaz birtakım
açıklamalarda bulundu. Böylece kendi anasıyla arasındaki ürkünç
gerçeği öğrenen kral; tanrıların dayattığı bu acıyazgı karşısında,
isyanının bir belirtisi olarak gözlerini kör etti.
İlençli bir kral olarak, o kör haliyle ülkesinden ayrılmak zorunda
kaldı. Ama kızı Antigone; bazı çevrelerin bilinçsiz tepkisine ve
tanrıların haksız yazgısına karşın, babasının elinden tuttuğu gibi,
ona sığınacak bir yurt bulabilme amacıyla ülke ülke dolaştı.
Her yerde babasını savundu. Sonunda Kolonos halkı ve kralına,
babasının masumluğunu ve tanrıların kurduğu tuzakların kurbanı
olduğunu kabul ettirebildi.
Böylece yiğit Antigone, babası ölünceye dek onunla birlikte bu
ülkede kaldı. Ölümünden sonra da Tebai’ye döndü.
Taht kavgası
Antigone ülkesine döndüğünde, Oidipus’tan boşalan tahtın kavgası
daha yeni bitmişti. Kardeşlerden biri, komşu ülke kralından askeri
yardım istemişti. Gene de karşılıklı ordularla yenişemeyen iki
kardeş; sonunda teke tek giriştikleri bir dövüşte birbirlerini
öldürdüler.
Bunun üzerine tahta kurulan Kreon; ayağının tozuyla , -üstü kapalı
olarak ama doğrudan Antigone’yi hedefleyen - bir ferman yayınladı.
Bu kısa fermanda kral Kreon; birbirini öldüren iki kardeşten birinin
vatan haini sayılmasını, ötekinin de vatanı savunurken şehit düşen
bir kahraman olarak kabul edilmesini istiyordu halktan.
Bu keyfi ferman gereğince; “Şehit olarak sunulan kardeş anlı şanlı
devlet törenleriyle gömülecek; ikinci kardeşin ölüsü de, bir vatan
haini olarak, kurda kuşa yem olmak üzere bir bayıra atılacaktır. Her
kim ki bu ölüyü gömmek ister, cezası kesinlikle ölüm olacaktır.”
İşte bütün tragedyanın örgüsü, fermanın bu keyfi dayatmasında
düğümlenmektedir. Ve gene hem Sofoles’in ölümsüzleştirdiği
Antigone’nin tragedyası, hem de binyıllar öncesinin o aşk ve ışık
dolu mesajı, bütün görkemiyle bu düğümde saydamlaşmaktadır.
Antigone ve vicdanın yasası
Evet Antigone; kralın fermanını hiçe sayarak, kendi vicdanından
kaynaklanan yasa uyarınca, ölüsü kurda kuşa yem olarak bırakılmış
kardeşini kendi elleriyle gömmüştür.
Bu olaydan sonra kral Kreon, Antigone’ye kardeşini kimin gömdüğünü
sorar; o da bunu kendinin yaptığını açıkça söyler. “Peki bu işi
yasak eden fermanımı bilmiyor muydun?” diye sorgular kral.
“Biliyordum tabii. Hem nasıl bilmem? Bu ferman herkese duyuruldu!”
“Demek buna karşın benim buyruklarıma karşı gelme cüretini
gösterdin?”
Antigone fermandaki buyruğun keyfi bir dayatma olduğunu, yalnızca
sınırlı bir zaman içinde geçerli olabileceğini söyler.
Buna karşın insanın vicdanına kazınmış, ama yazılı olmayan, bununla
birlikte her zaman geçerli yasaların bulunduğunu anlatmaya çalışır.
Haliyle kendisi kralın yasalarına değil, vicdanındaki yazılı olmayan
yasalara uyduğunu açıklar.
Aşkı bölüşmek için...
Daha sonra da kral; iki kardeşten birinin vatanı korumak için
öldüğünü, ötekininse düşman bir ülkeden yardım aldığını söyleyince
Antigone; “Olsun,” der. “Tanrı Hades, ikisi için de aynı mezar
hakkını tanır.” Buna yanıt olarak kral, düşmanın ölümünden sonra
bile düşman olarak kaldığını söyleyince Antigone, bir çığlık gibi:
“ Ben dünyaya kini değil, aşkı bölüşmeye geldim!” yanıtını verir.
(*)
Kreon, Antigone’yi diri diri bir kayalığa kapatır. Kral Kreon’un
oğlu ve Antigone’nin yavuklusu Haymon da kendini öldürür. Annesi
kraliçe, oğlunun acısına dayanamayıp o da kendini hançerler. Kral
artık yapayalnızdır; yıkılmıştır...
“Ben dünyaya kini değil, aşkı bölüşmeye geldim!” diyen isyancı
Antigone’nin kişiliğindeki bu ateş ve onun bu aşk dolu evrensel
çığlığı; diliyoruz ki, bulaşıcı bir hastalık gibi bütün insanlığa
bulaşsın.
(*) Bkz; “İnsan ve Tragedya”, André Bonnard. Çev.: Yaşar Atan -
Evrensel Basım Yayın
|
|