Ayaktakımı Arasında

Yazan: Maksim Gorki  Reji: Mustafa Avkıran  Dekor Tasarımı: Ali Cem Köroğlu  Işık Tasarımı: Yüksel Aymaz  Dans Düzeni: Övül Avkıran

Oyuncular:  Macit Sonkan   Müge Arıcılar   Güneş Hayat   Özgür Erkekli   İsmail Hakkı  Sunat  Murat Karasu  Gülen Çehreli  Merih Atalay  Ayşe Tunaboylu  Ergun Akvuran  Payidar Tüfekçioğlu   Ali Sürmeli  Alptekin Serdengeçti  Engin Cezzar  Kemal Topal  Saydam Yeniay  Edward Aris

   

Maxim Gorki'nin bu eseri Türkiye'de ilk kez Vâlâ Nurettin'in Türkçeleştirmesiyle 1936-37 Şehir Tiyatrolarında sahnelenmişti. O yıllardan bir fotoğraf karesi

 

   

Milliyet

 

Düzenin en dibinde!

İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda "Ayaktakımı Arasında"yı sahneliyor.
 

14.02.2003

ILGIN SÖNMEZ

      Ayaktakımı Arasında / Yazan: Maksim Gorki / Yöneten: Mustafa Avkıran / Oyuncular: Engin Cezzar, Payidar Tüfekçioğlu, İsmail Hakkı Sunat...

Yönetmen Mustafa Avkıran, metalin soğukluğundan, suyun neminden, aşınmış dokumalardan ve kirden incelikli bir dip kurgusuna imza atan dekor kostüm tasarımcısı Ali Cem Köroğlu, eş duyum sahibi müzisyen Cenap Oğuz, fotoğraf anları yaratmaktaki becerisiyle sivrilen koreograf Övül Avkıran, ışık tasarımcısı Yüksel Aymaz ve ‘inanan’, ‘sanatçı’ oyuncularla öylesine bütünlüklü bir takım oluşturmuş ki, ‘düşmüş’ insanlar ve ‘tutunamayanlar’ üzerine bir proje olarak Maksim Gorki’nin "Ayaktakımı Arasında" adlı oyunu, üçüncü milenyumda, klasik metinlere sadık kalınarak ne derece çağdaş yorumlar çıkarılabileceğine nefis bir örnek oluşturmuş. Avkıran, meselesi diri bir metinden, zamanlar ve uluslar üstü bir yapım çıkarmış. ‘Zorba’lara ve çağdaş Marie Antoinette’lere, gerçeği, en iyi konuştuğu dil tiyatroyla burunlarına sokarak başkaldırmış. Yüz yıl önce kaleme alınan repliklerle, alenen küreselleşen adaletsizliğin portresini çizmiş.
Serseri ve suçluların ‘karanlık’ dünyalarına ilgi duyan bir yazar olarak Gorki, Mustafa Avkıran açısından pek de şaşırtıcı olmayan bir seçim. Küçük burjuva düşüncesinin, kurşun işlemez bir vampir gibi sürekli  diri kalarak içine alamadığına hayatı zindan etmesi meselesi, arka sokaklar ve alt katlardaki ‘acı’, hiç bir zaman geçmişte kalmıyor. Hayat, sosyal, politik ve ekonomik olarak öylesine gaddarca dizayn ediliyor ki, artık ‘masum’ yok. Yüzeye çıkmak ve orada kalmak için insanlık dışı bedeller ödeniyor. Avkıran, ‘diptekilerin’ gerçeğini anlatırken teatral anlatımda ‘gerçekçilik’ meselesiyle de yönetmen olarak yeniden hesaplaşıyor.

Yönetmen, neredeyse iki on yıldır sahneye çıkmayan ‘efsane’ Engin Cezzar’ı, hoşgörünün iyi niyetli, avutucu ancak gerçeklerden uzaklaştırıcı temsilcisi Luka karakteri / tipi aracılığıyla genç tiyatro seyircisine tanıtıyor. Engin Cezzar, gerçekten de büyük ve sakin bir aktör. Ama.. Ama bir anda gürleyen bir jaguara dönüşebilmek gibi çok nadir bir özelliği de var. Devlet Tiyatrosu oyuncularının seslerini öne çekerek, yüksek perdeden kurdukları ekolün oldukça dışında kalıyor.
Bir buluşma noktası gibi algılayın "Ayaktakımı Arasında"yı. Metindeki soyut avunmalar öneren aziz Luka yaklaşımının kontrastını oluşturan Satin’in dediği gibi. İnsanlar gerçeklerle yaşamalıdır.
Yer altında, yoksulların, düşmüşlerin ve aylakların kaldığı bir barınakta geçen çok karakterli / tipli oyunun yorumunda, aileden hırsız, içli ve vicdan sahibi jön rolünde İsmail Hakkı, sürekli demir döven işsiz çilingirde Murat Karasu, içkinin çökertiği başarısız aktörde Ali Sürmeli’nin performansları özellikle etkileyici. Ama tabii iki oyuncu, olgun yorumlar ve yarattıkları anlarla öne çıkıyor: Engin Cezzar ve Payidar Tüfekçioğlu.

 Not: Yönetmen Mustafa Avkıran’ın yüzünü merak edenler! Kanal D’de yayınlanan "Kınalı Kar" dizisine, Cabbar Ağa karakterine göz atıveriniz!
AKM Gişe: 0212 245 25 90