İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ŞEHİR TİYATROLARI

ÇALIKUŞU

REŞAT NURİ GÜNTEKİN
Yöneten : ENGİN GÜRMEN
Çeviren : NECATİ CUMALI
Oynayanlar : AHHAN ŞENER , ALİ GÖKMEN ALTUĞ , BERGEN COSKUN , BETÜL KIZILOK , BILGE ZOBU , CANDAN SABUNCU , ÇAĞLAR YİĞİTOĞULLARI , DEFNE GÜRMEN , ELÇIN ALTINDAĞ , EMRAH ÖZERTEM , ERKAN SEVER , EZGI SÜMER YOLCU , FERHA EYÜBOĞLU , FILIZ KUTLAR , GÜL AKELLI , İBRAHİM GÜNDOĞAN , İLAYDA KARAGÖZ , METIN ÇEKMEZ , NEVZAT ÇANKARA , ÖZGÜR KAYMAK , SAVAŞ BARUTÇU , SELIN İŞCAN , SEVTAP ÇAPAN , ŞENAY SAÇBÜKER , VILDAN TÜRKBAŞ , ZAFER KIRŞAN , ZÜMRÜT ERKIN
Sahne Tasarımı : TOMRİS KUZU
Kostüm Tasarımı : NİLGÜN GÜRKAN
Işık Tasarımı : MUSTAFA TÜRKOĞLU
Müzik Yönetmeni : ESİN ENGİN
Yönetmen Yardımcısı : ALİ GÖKMEN ALTUĞ
Asistan : DEFNE GÜRMEN
Dekor Asistanı :
KÜÇÜK YAŞLARDA ANNE VE BABASINI YITIRDIKTEN SONRA TEYZESININ YANINDA KALAN FERIDE YATILI OLARAK BIR FRANSIZ OKULUNA VERILIR. GITTIKÇE SERPILIP GÜZELLEŞEN FERIDE'YE TEYZESININ OĞLU KAMURAN AŞIK OLUR. TEYZESININ ONAYINI ALDIKTAN BIR SÜRE SONRADA BU HAYAT DOLU KIZLA NIŞANLANIR. BU SIRALARDA KAMURAN'IN BIR IHBAR SONUCU MÜNEVVER ADLI HASTA BIR KIZLA ILIŞKISI OLDUĞU ORTAYA ÇIKAR. TÜM DÜNYASI YIKILAN FERIDE EVDEN KAÇAR. YAŞLI SÜT ANNESININ YANINA SIĞINAN GENÇ KIZ BAŞVURUSU SONUCU ÖGRETMEN OLUR. AŞIRI VE GÖSTERIŞLI GÜZELLIĞI BAŞINA DERTLER AÇAN FERIDE, SIK SIK TAYINI CIKIP YER DEĞIŞTIRMEKTEDIR. SON TAYINLERINDEN BIRINDE, YAŞLI BIR BEKAR OLAN HAYRULLAH BEY'LE TANIŞIR. SEVIMLI BIR KIŞILIĞE SAHIP HAYRULLAH BEY, FERIDE'YI KIZI GIBI SEVMESINE KARŞIN, BAZI SÖYLENTILER NEDENIYLE GÜÇ DURUMDA KALIRLAR VE ÇEVRELERINDEKI DEDIKODULARI ÖNLEMEK AMACIYLA EVLENIRLER. GERÇEKTE ILIŞKILERI BIR BABA-KIZ BERABERLIĞININ ÖTESINE GEÇMEZ. ANCAK DEDIKODU ÇIKINCA, EVLENMEK ZORUNDA KALIRLAR. BIR GÜN HAYRULLAH BEY, FERIDE'NIN TUTTUĞU GÜNLÜKLERI ELE GEÇIRINCE ONUN KAMURAN'I HALA SEVDIĞINI ÖĞRENIR.

Çalıkuşu

Reşat Nuri Güntekin'in ölümsüz romanı Çalıkuşu'nun halkla ilk buluşması 1922 yılında Vakit gazetesinde yayınlanan tefrikasıyla başladı. Eseri, 1962-63 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatroları sahneledi. 1966'da sinemaya çekilen Çalıkuşu, 1986'da televizyon dizisi olarak TRT tarafından yayınlandı.

Genel olarak toplumsal yanı ağır basan, özellikle Anadolu'nun sorunlarına değinen ve bu sorunlara çözüm getirmeye çalışan büyük yazarın en sevilen eserlerinden olan Çalıkuşu; kuzeni Kamran'a duyduğu büyük aşkı unutmak pahasına Nötre Dame de Sion Fransız Okulu'ndan aldığı diploma ile Anadolu'nun en ücra köyüne küçük çocukları eğitmek amacını kendine ilke edinen duygulu, iradeli, kültürlü ve güzel bir kız olan Feride'nin hayatı

Roman, Feride'nin hâtıra defteridir. Feride, kendisine ya­bancı bir şehirde, bir otel odasında hâtıralarını yazarken geriye dönerek, çocukluk ve ilk genç kızlık dönemlerini anlatır:

Kendi deyimiyle "bambaşka bir çocuk" olan Feride, bir sü­vari binbaşısının kızıdır. Pek küçükken önce annesini, birkaç yıl sonra da babasını kaybetmiş, Erenköy Kozyatağı'ndaki teyzesinin himayesi altında büyümüştür. Besime Teyze onu, Nötre Dame de Sion Fransız Kız Lisesi'nde okutmuştur.

Besime Teyzenin genç ve yakışıklı oğlu Kâmran, ciddî ve ağırbaşlı bir insandır. Feride'nin çekindiği ve tatsız şakalarına muhatap edemediği Kâmran, çalıkuşuna benzeyen bu canlı, cıvıl cıvıl haşarı kızı sever. Onu sık sık okulunda ziyaret eder. Feride'nin ya­ramazlıkları tarife sığar gibi değildir. Herkes ondan yaka silker ama yine ondan kimse vazgeçemez. Çalıkuşu adı onun bu yara­maz hallerinden dolayı takılmıştır. Kâmran, Feride'yle evlenmeyi aklına koymuştur, önce nişanlanırlar. Kâmran dört yıl için Avru­pa'ya gider. Bu arada Feride okulunu bitirir. Düğünden üç gün önce çarşaflı bir genç hanım, Feride'yi ziyaret ederek, İsviçre'de bulunduğu sırada Kâmran’ın Münevver adında hasta bir genç ka­dına evlenme vadinde bulunduğunu söyler. Kâmran'ın Münevver'e yazdığı mektupları verir. Münevver de Kâmran'ı sevmiştir. Bunun üzerine Feride köşkten kaçar. Herkes onun yeni bir delilik icat ettiğini sana dursun, emektar bir dadının evine sığınan Feride, lise diplomasından cesaret alarak Anadolu'da bir öğretmenlik is­ter. Bunu başarır da. B.. (Bursa) vilâyetinde bir okula tâyin edilir. O günden sonra da başından geçenleri bir mektup defterine not etmeğe başlar. Kasabada boş yer olmadığı için, Feride'yi Zeyniler Köyü denilen, hiç bir öğretmenin gitmeyi kabul etmediği kuş uç­maz kervan geçmez bir köye verirler. Orada, öğrencilerinden bir kaçı, küçük Vehbi ve bilhassa Munise, Feride'nin tesellisi olur. Bütün kız çocuklarının Ayşe ya da Zehra diye adlandırıldığı bu köyde Munise adı Feride'ye çok cana yakın gelmiştir. Kızı evlât edinmek ister. Munise, köylülerin sevmediği bir kötü kadının kızı­dır. Kadın, kocasından başka bir erkeği sevdiği için, Munise'nin babası, köyden başka bir kadınla evlenmiş ve anasını boşamıştır. Ara sıra gelip, kaçamak olarak kızını görmektedir. Çalıkuşu birçok zorluğu yenerek Munise'yi yanına almayı başarır.

İkisi mesut bir ömür sürmeye başlarlar. O günlerde bir posta soygunu olur. Eşkıya ile jandarma arasında çıkan çatışmada yaralanan bir zabiti köy odasına getirirler. Feride orada yaşlı bir askerî doktorla tanışır. Hayrullah Bey adındaki bu doktor, böyle bir yerde, aklından bile geçmeyecek böyle bir öğretmen bulmuş olmaktan o derece şaşırır ki, işin içinde bir sır olduğunu anlar ve Feride'nin daha iyi bir yere nakledilmesi için el altından gerekli te­şebbüslere girişir. Bir teftiş sonunda Feride'nin okulu kapatılır. Ve Çalıkuşu, Zeyniler'den ayrılmak zorunda kalır. Vilâyet merkezin­deki Darülmuallimat'a Fransızca öğretmeni tâyin edilir. Burada Şeyh Yusuf u tanır. Veremli, hassas, musikişinas bir insandır Şeyh Yusuf... Bu Şeyh Yusuf, Feride'yi ölesiye sever. Zaten veremli olan Yusuf Efendi bu ümitsiz aşkın acılarına dayanamaz ve ölür. Bu ölümden kendisini sorumlu tutan Feride, artık orada kalamayacağını anlar, yeni bir yere nakledilmesini ister. Bu sefer onu Ç.-(Çanakkale) Rüştiyesi'ne tâyin ederler.

 

 

 

 

Ç., de geçirdiği günlerden sonra, bir vapurla İzmir'e gelir. İzmir'de Reşit Bey adında zengin birisinin çocuklarına mürebbiyelik eder. Bunlar da sıkıntılı ve acı günlerdir. Bir tesadüf eseri, Re­şit Bey'in uzaktan akrabası olduğunu öğrenir. Bir albümde Kâmran'ın resmini görmüştür. Reşit Bey'in kızı Sabahat, Kâmran'ın Münevver Teyzesinin kocası olduğunu söyler. Kâmran, uzun za­man kendi "Çalıkuşu"nu beklemiş, o dönmeyince Münevver'le evlenmiştir. Feride'nin, her gittiği yerde güzelliği bir takım olaylara sebep olduğundan burada da barınması güçleşmiştir. Böylece bir­kaç yer dolaşıp birkaç evlenme teklifini reddederek nihayet Kuşadası'na gelir. Doktor Hayrullah Bey de emekliye ayrılmış, orada yerleşmiştir. Yaşlı dost, kızın elinden tutar. Ona yardım eder, onu korur. Munise bu arada iyice büyümüş, süsüne düşkün bir kız ol­muştur. Doktorun bir uzak köye hastaya gittiği sırada hastalanır. Nezle zannedilen hastalık giderek şiddetlenir ve Munisecik kuşpalazından ölür.

Kader, Feride'yi sanki bütün sevdiklerinden ayırmaya ah­detmiştir. Munise'den sonra çevrenin baskısı, dedikodusu o kadar artar ki Hayrullah Bey hiç olmazsa görünüşü kurtarmak maksa­dıyla Feride'yi alır, onunla kâğıt üzerinde evlenir. Bir müddet ge­çince Hayrullah Bey de zaten yaşlı olduğundan, ölür. Yalnız, ölmeden önce Feride'nin ailesinin yanına döneceğine dair söz al­mıştır. Onun defterini okumuş, başına gelenlerin sebeplerini öğ­renmiştir. Feride'nin kaybolduğunu sandığı defteri, Hayrullah Bey tarafından bir zarfa konularak, Kâmran'a mahsus bir emanet hali­ne getirilmiştir. Feride, rahmetli kocasının vasiyetini yerine getir­mek için verdiğinin ne olduğunu bilmeden bu emaneti Kâmran'a teslim eder.

Feride'nin dönüşünden en çok memnun olan Kâmran'ın babası Aziz Bey'dir. O, bu dönüşte hayırlı bir alâmet görür. Feride birkaç günlüğüne izinli olarak gelmiştir. Kendisine kalırsa, mutlaka yine görevine gidecektir. Kâmran, vaktiyle verdiği söze bağlı kal­mış, Münevverle evlenmiştir. Ama kadın zaten hasta olduğundan kısa bir süre sonra ölmüştür. Kâmran, kız kardeşi Müjgân’la bir ge­ce sabaha kadar Feride'nin defterini okuduktan sonra Hayrullah Bey'in yazılı tavsiyesini yerine getirmeyi, Feride'yi bir daha ne olursa olsun hiç bir sebeple kaçırmamaya karar verir. Nitekim, Feride'nin gideceği gün, bütün hazırlıklar tamamdır. Kâmran güya onu almak için gelen arabadan iner ve Feride'ye kalbini açar. Ay­nı sersemliği iki defa tekrarlamayacağını söyleyerek gitmesine engel olur