Ali
Kırkar Eğitimci - Yönetmen
|

|
|
ANTİGONE |
 |
Soyu lanetlenmiş Kral Oidipus’un iki oğlu arasındaki savaş ikisin
de savaş meydanında can vermesiyle sonlanır. Kimbilir, kazananla
kaybedenin ayırt edilemediği kaçıncı savaştır bu. Bir yerde kıyımlar
tarihi olarak da adlandırılabilecek insanlık tarihinde kaçın kez
kardeş kanı su gibi akmaktadır ve kim bilir kimler kazançlı
çıkmaktadır bu işten... İki kardeşin ölümüyle tiranlığın tek erkek
varisi olan amca Kreon, tahta oturur. Ölen kardeşlerden haksız
bulduğu Polinekes’in cesedini, kurda kuşa yem olsun diye ortada
bıraktırır yeni kral. İktidarının, erkinin etkisini sınayan kral,
diğer kardeşi kahraman ilan edip devlet töreniyle gömerken
Polinekes’in gömülmesini ve onun için yas tutulmasını yasaklar.
Antigone, buyruğa karşı gelecek, kardeşinin cesedinin üstüne toprak
atacak, onunla beraber korkularına boyun eğen insanların utançlarını
da gömmek isteyecektir. |
|
Sophokles’in en ünlü tragedyasıdır Antigone. Bütün
dünya dillerinde oynanmış, hatta bir çok dilde yeniden yazılmıştır
Antigone’nin kavgası. Bu güzel direnç öyküsünü B. Brecht’in kendine
has dramaturgisiyle “Sophokles’in Antigone’si” adıyla yeniden
yazdığını, Kemal Demirel’in de tiyatro edebiyatımıza nefis bir
Antigone armağan ettiğini anımsatalım. İBŞT çevresinde süregelen
repertuar tartışmaları kapsamında yapıtı Macit Koper’in sahneye
koymak istediğini öğrenmiştik. Nihayet İstanbul seyircisiyle buluştu
Antigone... |
| |
|
Macit Koper, temiz, akıcı, tek ayrıntısını dahi es geçemediğimiz
bir oyun var etmiş. Yönetmenin zekası ve özeni, tragedyalara özgü,
seyri zorlaştıran ezinçli havanın kırılmış olmasında, daha doğrusu
böyle bir havanın yaratılmamış olmasında hemen kendini gösteriyor.
Bu günlerin Filistin’inden veya Türkiye’sinden bin yıllar öncesine,
Antigone’nin öyküsüne düşen çocuk metaforu, yarattığı zaman
kırılmasıyla bu başarıya katkı sağlayan bir simge. Koro,
tragedyalarda alışık olduğumuz statik hareket düzeninde değil.
Ulakların anlatıcıya dönüşmesi, koronun anlatılanları ‘gösteren’ bir
başka anlatım aracı olarak kullanılması, rejinin parlak
buluşlarından bir kaçı. Çok yalın ama amaca çok uygun ve işlevli
sahne düzeninin oyunun başarısına katkısı büyük.
Oyun boyunca, seyircinin dikkatinden, bilgisinden, anlağından
kaçırdıklarını sezgileriyle yakalamasını sağlayan bir sahneleme
becerisi var karşımızda. Güçsüz, yaşlı, acınacak haldeki Kreon’un,
halkın elinden –olurundan, onayından – geçen kuşağı sarındıkça
dinçleşip, güçlenmesi; Antione’yi yalnızlığa mahkum eden halkın
korku ifadelerini seslerken bir yandan da kendini tutsak eden ağı
örmesi... gibi örnekler oyunun etkili vuruşları. Ne var ki, bazı
sahnelerde komedya seyrettiğinizi düşündürecek ve Antigone’nin
davasını unutacak denli türe yabancılaşıyoruz. Özellikle Nöbetçi ve
Ulak tiplemelerinde oynayan Murat Garibağaoğlu, yolu yanlışlıkla
tragedyaya düşmüş bir Comedi Del’art tipini andırıyor -ki kendi
içinde düşünüldüğünde aslında başarılı-. Askerlerin halkla olan
oyunlarında da kullanılan komedi trükleri bunun bir tercih olduğunu
düşündürse de kanımca buralarda etki zayıflıyor. |
 |
|
Oyunculuklar ve rejinin
uyumu dikkat çekici. Sahnelemedeki epik yaklaşıma uygun olarak
‘gösterilen’ durumların yanında ‘içselleştirilen’ durumlar daha
etkili ulaşıyor seyirciye. Antigone ile İsmene’nin toprak dolu
çömleği çekiştirerek tartışmaları; Haimon’un babası Kreon’a karşı
gelmesi, çocukluk oyunlarının anımsanması gibi iç aksiyonun dışa
döndüğü ve/ya dönemediği durumlar çok etkileyici. Zaten Kreon
rolünde Taner Barlas, Antigone’de Aslı Öngören, Haimon rolünde
Hüseyin Köroğlu, Kahin Teiresias rolünde Ergün Işıldar ayakta alkışı
hak ediyorlar. Koro’yu oluşturan (Ayça Telırmak, Semah Tuğsel, Zeki
Yıldırım, Tolga Yeter, Eraslan Sağlam, Mahperi Mertoğlu) hem kendi
başlarına hem grup oyunlarında rollerini sindirmiş olmanın
rahatlığıyla oynuyorlar. |
 |
Bir kurban-kahraman olarak Antigone, üstüne düşeni
fazlasıyla yapıyor hatta bütün kurban - kahramanlar gibi
başkalarının yapması gerekenleri de üstleniyor. Bizim zeybek
havalarımızda mertliğe, yiğitliğe bulaşmış mutlaka ama mutlaka
duyumsanan bir hüzün vardır. Türküsü yakılacak kadar sevilen
her zeybek bir parça kurban – kahramandır çünkü. Oyunda
kullanılan ezgiler de Antigone’yi daha bir bizden kılıyor.
Sophokles’e, Antigone’ye ve onun tuttuğu aynada kendimizi
görmemizi sağlayanlara teşekkürler...
Ali KIRKAR |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|